Bulgur Palas ya da özgün adıyla Bolulu Habip Bey Konağı, Fatih'te Cerrahpaşa semtinde, büyük bir konak ve onu çevreleyen müştemilatlar grubundan oluşan ikonik bir sivil mimarlık yapı grubudur.
Birinci Ulusal Mimarlık üslubu örneklerindendir. Konut olarak inşa edilen bina, anıtsal tuğla cephesi ve kendine özgü yapısal özellikleriyle dönemin tasarım ilkelerine ışık tutar. Günümüzde kültür merkezi olarak kullanılır.
Tarihçe
Osmanlı İmparatorluğu'nda asker ve II. Meşrutiyet döneminde mebus olan Mehmet Habip Bey tarafından yaptırılmıştır. İhtişamlı bir konut olarak tasarlanan yapının inşaatı, I. Dünya Savaşı yıllarında başladı. Habib Bey, savaş döneminde resmî imtiyazlarını kullanarak edindiği büyük servet sebebiyle "Bulgur Kralı” veya "Bulgur Palas Habib Bey" olarak anılmaktaydı. Savaş şartlarında başlattığı konak inşaatı sansasyon yarattmış; ihtişamıyla göze batan yapı, halk arasında "Bulgur Palas" olarak anılmıştır.
Uzun zaman yapının İtalyan mimar Giulio Mongeri'ye tasarlatıldığı düşünülmüştür; ancak 2025 yılında yayımlanan bir araştırma ile mimarının İtalyan asıllı Levanten mimar Alessandro Valeri olduğu ortaya konmuştur.
Habib Bey, I. Dünya Savaşı'nın ardından Maltasürgünleri olarak bilinen 145 İttihatçı arasında yer aldı. Habib Bey'in sürgün edilmesiyle Bulgur Palas'ın inşaatı yarım kaldı ve ailenin bütün itirazlarına rağmen konağa Harbiye Nezareti tarafından el koydu. Yarım kalan inşaatın tamamlanarak konağın malul gazilere tahsis edilmesi planlanmıştı. Habib Bey 1921 yılında serbest bırakılıp İstanbul'a geri dönünce aile mülklerinin kontrolünü eline aldı ancak yaşadığı ekonomik zorluklar nedeniyle Bulgur Palas inşaatı bitirilemedi.
Habip Bey'in 1926 yılındaki ani ölümünden sonra, Bulgur Palas, ailenin borçlarına karşılık olarak Osmanlı Bankası'na devredildi. Uzun süre banka tarafından arşiv olarak kullanıldı Osmanlı Bankasına ait 1856 ile 1996 yılları arasındaki yüzbinlerce belgenin depolandığı bina, arşivin dağılmasını önledi. Konağın müştemilatları ise banka çalışanları için lojman olarak kullanılmaktaydı. 1996'da lojmanlar boşaltıldı ve evrak deposuna dönüştürüldü.
Bulgur Palas, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 3 Ekim 1973 tarihinde tescillendi. Binanın mülkiyeti, 1996'da Osmanlı Bankası'nın Garanti Bankası'na katılması üzerine Garanti Bankası'nın mülkiyetine geçti.
2021 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bulgur Palas'ı satın aldı. Bina, bir belge merkezi, arşiv, kütüphane, sergi salonu ve kafe olarak hizmete sunulmak üzere restore edildi. 28 Şubat 2024'te ziyarete açıldı.
Mimarisi
2026 yılından bir görünüm
Bulgur Palas, geniş bir bahçenin merkezindeki bir konak ile müştemilatlar grubundan oluşan bir yapı grubudur. İtalyan asıllı Levanten mimar Alessandro Valeri tarafından tasarlanmıştır. Yapıda Birinci Ulusal Mimarlık Akımı izleri görülmektedir.
Merkezdaki ana konak 481 metrekare zemine oturur. Üç tam kat ve bir yarım kattan oluşmaktadır.
Bulgur Palas'a giriş, Kargı Sokak'taki anıtsal Selamlık Kapısı'ndan sağlanır. Bu kapı ile Bulgur Palas'ın müştemilat avlusuna girildikten sonra ikinci bir portal ile iç avluya geçilir. İç avluya açılan kapının iki tarafında Güvenlik Kulübeleri bulunur.
Müştemilat avlusundaki diğer yapılar, "Çinili Müştemilat" denilen iki katlı kâgir bir yapı, ahır olduğu düşünülen ve üst katında seyislerin konakladığı bir diğer bina ile ortadaki süs havuzudur.
Bulgur Palas (Haziran 2015)
Restorasyon sonrası (2024)Restorasyon esnasında (Eylül 2023)