Para politikası, hükûmetin, merkez bankasının ya da para otoritesinin, ekonomiye, para arzı yönetimi ya da döviz piyasası işlemlerini kullanmak yoluyla yön vermesidir. Para teorisi, ekonomi için en uygun (optimal) para politikasının belirlenmesini sağlar.

Para politikasına, genellikle, "genişletici" ya da "daraltıcı" para politikası kavramlarıyla atıfta bulunulur. Genişletici para politikası, ekonomideki toplam para arzının artırılması anlamına gelirken, daraltıcı para politikası, genişletici para politikasının tersine, ekonomideki toplam para arzının azaltılması anlamına gelmektedir. Genişletici para politikası genellikle, ekonomideki durgunluk (resesyon) dönemlerinde ortaya çıkan işsizliği (para arzının artması sonucunda artan para miktarının, "paranın fiyatı" olan faizi düşüreceği varsayımından hareketle) yenmek amacıyla uygulanırken; daraltıcı para politikası, enflasyon oranını (para arzındaki azalışın, paranın fiyatı olan faizleri yükselteceği, yükselen faizin de insanların marjinal tüketim eğilimini azaltıp, marjinal tasarruf eğilimini artıracağı varsayımından hareketle) düşürmek amacıyla uygulanmaktadır.

Para politikası türleri

Enflasyon hedeflemesi

Enflasyon hedeflemesi, ekonominin genel değişkenlerinin ve verilerinin dikkate alınarak belirli bir dönem için kabul edilebilir bir enflasyon oranının belirlenmesi ve para politikalarının belirlenen orana ulaşacak şekilde yürütülmesidir.

"Enflasyon hedeflemesi kendi içinde 'enflasyon oranı hedeflemesi' ve 'fiyat düzeyi hedeflemesi' olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bazen ikisi de dönüşümlü olarak kullanılabilmektedir. Bu iki uygulama arasındaki farklılıklar nedeniyle enflasyonun mu yoksa fiyat seviyesinin mi hedefleneceği konusunda farklı görüşler vardır. Enflasyon oranı hedeflemesi ya da fiyat düzeyi hedeflemesi arasında bir seçim yapmak, sonuçları açısından, farklılıklar göstermektedir. Para politikasının hedefi, fiyat seviyesi istikrarını sağlamak ise fiyat seviyesi hedeflemesi eğer amaç düşük ve durağan bir enflasyon oranı sağlamak ise enflasyon hedeflemesi rejimi kullanılır. Bu karar verilirken de enflasyon hedeflemesi rejiminin fiyat seviyesinde baz kaymasına (base drift) neden olacağı göz önünde tutulur. Enflasyon hedefli rejimde, geçmiş enflasyon başarısızlıkları gelecek politika faaliyetlerini etkilememektedir. Dolayısıyla enflasyon hedefli politikadaki bu özellik baz kaymasına yol açmaktadır. Bu iki uygulama arasındaki en önemli farkı ise şu şekilde açıklamak mümkündür: Eğer her bir yıla ait hedef, enflasyon oranı ise merkez bankasından önceki yıllardaki hedefine ulaşmadaki başarısızlığını telafi etmesi talep edilmez. Eğer hedef, fiyat düzeyi ya da fiyat düzeyi konusunda izlenecek bir politikaya ait ise o zaman merkez bankası önceki yıllara ait hedeflerde meydana gelen sapmaları telafi etmeye çalışmak zorunda kalacaktır."

Fiyat seviyesi hedeflemesi

Fiyat seviyesi hedeflemesi, merkez bankasının belirli bir enflasyon oranı yerine, önceden belirlenmiş bir fiyat seviyesi yörüngesini (trendini) hedef almasıdır.

Enflasyon hedeflemesi ileriye dönük bir yaklaşım sergilerken, fiyat seviyesi hedeflemesi geriye dönük bakışlıdır; yani geçmiş dönemdeki fiyat verilerini temel alarak gelecekteki hedefi belirler. Bu iki rejim arasındaki en temel fark, geçmiş sapmaların telafi edilip edilmemesidir: Enflasyon hedeflemesinde bir yıla ait hedeften sapma sonraki yıllarda telafi edilmek zorunda değilken, fiyat seviyesi hedeflemesinde merkez bankası geçmiş sapmaları düzeltmek zorundadır. Bu özelliğin bulunmaması, enflasyon hedeflemesi rejiminde "baz kayması" (base drift) olarak adlandırılan bir soruna yol açmaktadır.

Fiyat seviyesi hedeflemesinin tarihte ilk uygulandığı örneklerden biri, İsveç'in 1931-1945 yılları arasındaki deneyimidir. İsveç, 1930'ların başındaki büyük deflasyon ve İngiltere'nin sterlin-altın konvertibilitesini genişletmesi sonucu ortaya çıkan spekülatif baskılara karşı bu politikayı benimsemiştir.

Literatürde fiyat seviyesi hedeflemesinin en önemli avantajı olarak, uzun vadeli enflasyon konusunda daha fazla belirlilik sağlaması ve zaman tutarsızlığı (time inconsistency) sorununa karşı daha güvenilir bir çerçeve sunması gösterilmektedir. Buna karşılık, bu rejimin kısa dönemde enflasyon ve üretim değişkenliğini artırabileceği yönünde eleştiriler de bulunmaktadır.

Sabit kur

Sabit kur, yerel para biriminin değerinin, başka bir para biriminin veya para birimleri sepetinin değerine veya altın gibi başka bir değere bağlandığı kur düzenidir. Ölçü alınan bu değerler yükselip düştükçe bunlara bağlanmış olan yerel para biriminin de değeri değişir. Kur değeri alt ya da üst limit çizgisini geçerse kura müdahale edilir. Sabit kur uygulaması için ülke döviz rezervlerinin yeterli düzeyde ve sürekli dış finans kaynaklı olması gerekir. Serbestçe başka para birimlerine çevrilebilir (konvertibl) para birim değerinin başka değerlere sabitlenmesi, merkez bankasının alım ve satım işlemleri ile sağlanır. Buna göre merkez bankası yerel para birimiyle ilgili olası arz veya talep kaymalarını, bunları karşılayacak işlemler yaparak dengeler ve yerel para biriminin hedeflenen seviyede (veya aralıkta) kalmasını sağlar. Sabit kur düzeninin tersi dalgalı kur düzenidir.

Yönetilen dalgalı kur

Resmi bir kur hedefi olmaksızın döviz kurlarının serbest olarak piyasada belirlendiği, ancak otoritelerin piyasaya döviz satmak ya da piyasadan döviz almak suretiyle kurlara müdahale edebildiği kur rejimidir.

Para politikası söylemi

1990'lı yıllardan itibaren merkez bankalarının yalnızca faiz kararlarıyla değil, kullandıkları söylem (iletişim) yoluyla da piyasa beklentilerini yönlendirdiği kabul edilmeye başlanmıştır. Bu yaklaşım literatürde "merkez bankası iletişimi" (central bank communication) olarak adlandırılmaktadır.

Blinder ve diğerlerine göre, merkez bankası iletişimi finansal piyasaları hareket ettirme, para politikası kararlarının öngörülebilirliğini artırma ve makroekonomik hedeflere ulaşmaya katkı sağlama potansiyeline sahip, önemli bir politika aracıdır. Bu bağlamda merkez bankalarının basın açıklamaları, toplantı tutanakları, komite üyelerinin konuşmaları ve ileriye dönük yönlendirme (forward guidance) uygulamaları akademik literatürde sistematik olarak incelenmektedir.

Araştırmalar, merkez bankası şeffaflığının artmasının para politikası kararlarının öngörülebilirliğini büyük ölçüde iyileştirdiğini; ancak komite üyelerinin birbiriyle çelişen açıklamalar yapmasının bu öngörülebilirliği zayıflatabileceğini göstermektedir.

Kaynakça

  1. ^ Lindsey, D.E., Wallich, H.C. (2018). Monetary Policy. In: The New Palgrave Dictionary of Economics. Londra: Palgrave Macmillan. KB1 bakım: Birden fazla ad: yazar listesi (link)
  2. ^ "Federal Reserve Board - Monetary Policy: What Are Its Goals? How Does It Work?". Board of Governors of the Federal Reserve System (İngilizce). 29 Temmuz 2021. 18 Mart 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Ağustos 2023. 
  3. ^ Jahan, Sarwat. "Inflation Targeting: Holding the Line". International Monetary Funds, Finance & Development. 9 Kasım 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Aralık 2014. 
  4. ^ Dr. Nuran ÇAKIR Sosyal Bilimler Dergisi 2007, (1), 17-29
  5. ^ a b c d e Çakır, Nuran (2007). "Enflasyon Hedefli Politikanın Bir Sonraki Adımı: Fiyat Seviyesi Hedeflemesi". Sosyal Bilimler Dergisi, (1), s. 17-29.
  6. ^ a b c d Blinder, Alan S. vd. (2008). "Central Bank Communication and Monetary Policy: A Survey of Theory and Evidence". Journal of Economic Literature, 46(4), s. 910-945.