| 1857 Hint Ayaklanması | ||||||
|---|---|---|---|---|---|---|
1857 Hint Ayaklanmasında önemli çatışmaları gösteren Kuzey Hindistan haritası | ||||||
| ||||||
| Taraflar | ||||||
|
|
| |||||
| Komutanlar ve liderler | ||||||
|
|
Hindistan Başkomutanı:
|
1857 Hint Ayaklanması, 10 Mayıs 1857'de Meerut şehrinde bulunan Britanya Doğu Hindistan Şirketi ordusuna bağlı olan Sepoy askerlerinin isyanı ile başladı. Bu ayaklanma, İngilizlerin kontrolü altındaki Yukarı Ganj Ovası, Orta Hindistan ve diğer bölgelerdeki askerler ile sivil halk arasında hızla yayıldı. Esas askeri çarpışmalar günümüzdeki Hindistan eyaletleri olan Uttar Pradeş, Bihar, Kuzey Madhya Pradeş ve Delhi'de yaşandı.
Bu süreç, Britanya İmparatorluğu'nun Hindistan'da ana idare yetkilisi görevini yapan Doğu Hindistan Şirketi'nin, özellikle Yukarı Ganj ile merkezî Hindistan bölgesine yayılmış olan iktidarını şiddetli bir şekilde sarsıntıya uğrattı.
1857'deki olayların en önemli niteliği; olayların ciddiyeti, büyüklüğü ve yaygınlığı sebebiyle kısa bir süreliğine Britanya İmparatorluğu'nun Büyük Ganj Nehri Ovası üzerindeki siyasi hakimiyetini tehlike altına sokmasıdır.
Ayaklanma, 20 Haziran 1858'de Britanyalıların Gwalior kentini zapt etmesinin ardından kontrol altına alınabilmiştir.
Fakat gerçekte Hindistan'ın; Doğu Hindistan Şirketinin doğrudan doğruya idaresi altında olan kısımları, Bengal Hükümeti, Bombay Hükümeti, Madras Hükümeti bölgeleri ve Sih prenslerinin hükümdarlığı altında bulunan Pencab bölgeleri, Britanya Şirketi'ni hem askerî bakımdan hem de moral bakımından desteklemekteydiler. Hindistan'da bulunan büyük prenslik devletleri, yani Haydarabad Devleti, Mysore Krallığı, Travancore ve Keşmir Rajalıkları ile Rajputana gibi küçük devletler de ayaklanmaya katılmamışlardı. Öte yandan Hindistan'ın bazı bölgelerinde, özellikle Avadh devletinde ayaklanma, Avrupalıların ve özellikle İngilizlerin Hindistan'daki sömürgeci varlığına karşı gelişen bir millî direniş olarak görülmüştür. Ayaklanmanın gerçekleşmesinden 50 yıl sonra Hindistan'da gelişen Hint milliyetçiliği ve bağımsızlık hareketi için bu süreçte büyük rol oynayanlar, özellikle Jhansi Ranisi Lakshmibai, bir millî kahraman olarak kabul edilmeye başlandı. Ama bu millî kahramanlar, o dönem yeni bir Hindistan devleti için uygun ve düzenli bir ideoloji ortaya koyamadıkları gerekçesiyle eleştirilmişlerdir. Buna rağmen ayaklanma, Hindistan'ın Britanya tarafından idare edilmesinde bir devrim yaratmıştır. 1858 yılında Doğu Hindistan Şirketi kapatılmış ve Britanya devleti bu şirketin bütün yetkilerini kendi üzerine almıştır. Bu tarihten sonra Hindistan tümüyle resmen Britanya Krallığı hükûmetine bağlanmıştır ve bölge, krala bağlı devlet olarak yeni bir adla, Britanya Rajı olarak isimlendirilmiştir. Britanya devleti; Hindistan askeri sisteminden, devletin malî kontrol sistemine, merkezî ve yerel hükûmet alanlarına kadar derinlemesine etkisi olacak reformlar uygulamıştır.
1857'de Hindistan'da meydana gelen gelişmeler, farklı tarih yazımları tarafından farklı biçimlerde adlandırılmaktadır. İngiliz ve Avrupalı tarihçilerin önemli bir bölümü bu olayları görece sınırlı ve yerel gelişmeler olarak kabul etmekte ve yaşanan süreci “Sepoy İsyanı” veya “1857 Hint İsyanı” şeklinde adlandırmaktadırlar. Buna karşılık Hint tarihçilerin büyük çoğunluğu, söz konusu gelişmeleri sömürgeci güçlere karşı yürütülen örgütlü bir bağımsızlık mücadelesi olarak değerlendirmekte ve bu nedenle olayı “Birinci Hint Bağımsızlık Savaşı”, “1857 Bağımsızlık Mücadelesi” ya da “Büyük Ayaklanma” şeklinde, daha ulusalcı anlamlar yükleyerek adlandırmaktadırlar.
Britanya Doğu Hindistan Şirketi'nin Hindistan'da genişleyip yayılması
Britanya Doğu Hindistan Şirketi Hindistan'a ilk girdiği zaman, ticaret maksadı ile kurulan "fabrika alanları"nı işletmekle uğraşmaktaydı. Ama şirketin kurduğu özel ordu ile 1757'de Plassey Muharebesi'ni kazandıktan sonra Doğu Hindistan'da bir devlet konumunu aldı. Şirketin bu yeni şekli, Şirket'in özel ordusunun 1764'te Bihar'da Buxar Muharebesi'ni kazandıktan sonra daha da pekişmiş oldu. Bu muharebede ordusu yenik düşen Babür İmparatorluğu İmparatoru II. Şah Alem, Şirket'e Bengal, Bihar ve Orissa eyaletlerinde "vergi toplama imtiyazı" vermek zorunda kaldı. Bundan sonra Şirket yayılarak kontrolü altında tuttuğu Hindistan arazilerine liman üsleri olan Bombay ve Madras etrafındaki geniş bölgeleri de ilhak etti. 1766-1799 döneminde Doğu Hindistan Şirketi, İngiliz-Mysore Savaşları ve 1772-1818 döneminde İngiliz-Maratha Savaşları ile Hindistan'da Narmada Nehri güneyinde bulunan çok büyük toprakları kontrolü altına aldı.
Şirketin bu yayılıp genişlemesine, kontrolü altına aldığı Hindistanlı halk direniş göstermemiş değildi. 1806'da Vellore Ayaklanması sırasında Doğu Hindistan Şirketi'nin ordusunda bulunan hem Hint hem de Müslüman sepoy askerler, İngiliz kumanda heyetinin yeni üniformalar giyme kuralları koymasına tepki göstermiş ve isyan etmişlerdi.
19. yüzyılın başlarında, Britanya Doğu Hindistan Şirketi'nin topraklarında genel vali olarak görev yapan Birinci Wellesley Markisi Richard Wellesley, şirketin hâkimiyeti altındaki bölgeleri daha hızlı genişletmek amacıyla yeni bir strateji ve politika uygulamaya koydu. Yaklaşık yirmi yıl boyunca sürdürülen bu politika sonucunda, şirketin kontrolü altındaki topraklar hızla artarak Hindistan'ın büyük bölümünü kapsar hâle geldi. Bu stratejinin uygulanmasında iki temel yöntem izlenmekteydi: İlkinde, Şirket ile yerel yönetimler arasında imzalanan “bağımlı ittifak antlaşmaları” aracılığıyla Şirket'in üstün konumunun tanınması sağlanıyordu. İkinci yöntemde ise doğrudan askeri müdahale, işgal ve ilhak yoluna başvuruluyordu. "Alt-üst hükümdarlık tanımı antlaşması" imzalanması ile Şirketin üst hükümdarlığının kabul edilmesi politikası ile bir sıra Hindu mihraceler ve Müslüman nevablar tarafından idare edilen "Yerli Devletler" veya "Prenslik Devletleri" ortaya çıkartıldı. Buna karşılık Pencap Bölgesi, Puştun Kuzey-Batı Sınırlar Vilayeti ve Keşmir'de 1849'da yapılan İkinci İngiliz-Sikh Savaşı sonunda Şirket ordusunun askeri galibiyeti neticesi olarak bu bölgeler Şirketin doğrudan doğruya idare ettiği arazilerine ilhak edildi. Ancak 1850'de yapılan bir antlaşma ile önceden ilhak edilmiş Keşmir arazileri, Jammu bölgesinde hüküm süren Dogra Hanedanı'na satıldı ve Keşmir, böylece Şirketin üst hükümdarlığı altında bir alt Prenslik Devletine dönüştü. 1801'de ortaya çıkan Nepal ile Şirket arasındaki sınır anlaşmazlıkları gittikçe ciddileşerek 1814-1816 İngiliz-Nepal Savaşları'na yol açtı. Bu savaşta Şirket ordularının galibiyeti, sonradan Britanya ve Hindistan koloni ordusunda çok özel rol oynayacak askerler olan Gurkhaların Britanyalılar kontrolü altına geçmesine neden oldu. 1854'te Berar Bölgesi Şirket arazilerine ilhak edildi ve iki yıl sonra Avadh devleti arazileri de Şirket topraklarına katıldı. Böylece pratikte Britanya Doğu Hindistan Şirketi, Britanya'dan imtiyaz almış olan bir şirket olmaktan çok ileri giderek, Hindistan'ın hemen hemen hepsini kontrol eden özel hükûmetli bir devlet haline gelmiş oldu.
Ayaklanmanın nedenleri
Genel görünüm
1857 Hindistan Ayaklanması, tek bir olay neticesinde değil, zaman içinde birçok faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıkmıştır.
Sepoylar, Şirket'in silahlı kuvvetleri için çoğunluğu Hindu ve Müslüman olan, yerel bölgeden toparlanmış askerlerdi. Ayaklanmadan hemen önce bu Şirket silahlı kuvvetlerinde 50.000 Britanya asıllı askerin yanında, 200.000 sayıda "sepoy" askeri mevcut bulunmaktaydı. Bu Şirket silahlı kuvvetleri üç "Başkanlık Ordusu"na bölünmüş idi: Bombay Başkanlık Ordusu, Madras Başkanlık Ordusu ve Bengal Başkanlık Ordusu. "Bengal Başkanlık Ordusu"na alınan Sepoy askerleri Lucknow şehri civarındaki "Avadh" ve Bihar bölgesinde yaşayanlardan kontrat ile toplanmaktaydı. Askere alınacak kişilerde Hint kast sistemi içinde "Brahmin" ve "Rajput" gibi yüksek kastlara bağlı olmaları şartı aranmaktaydı. Hatta bu konu hakkında bir genelge yayınlanmış ve asker toplayıcılarının bu genelge şartlarına çok sıkı olarak uymaları sağlanmıştı. Buna karşılık Bombay ve Madras Başkanlık Ordularında bu kast kuralı uygulanmadığı için her türlü kasttan olan Hindistanlı sepoy askeri kabul edilmişti. "Bengal Ordusu"nda kast sisteminin büyük rol oynaması, ilk sepoy isyanlarında önemli etkenlerin başında gelmiştir. Bu orduya katılan sepoy askerlerde sadece belirli yüksek kasta dahil olma niteliği aranmaya başlanmıştı.
Warren Hastings 1772'de ilk defa "İngiltere Hindistanı Genel Valisi" olarak görevlendirildiği zaman ele aldığı ilk siyasi tedbir Şirket Silahlı Kuvvetlerinin gücünü hızla artırmak olmuştu. Fakat Warren Hastings ve Britanyalılar, Plassey Muharebesi ve Buxar Muharebesi'nde Britanyalılara karşı cesaretle direnip savaşmış olan Rajput, Awadh ve Biharlı olan yüksek kastlı kişileri Bengal ordusuna almaktan çekinmeye başlamışlardı. Warren Hastings'in idaresinin ilk yıllarından başlayarak, onu takip eden yaklaşık yetmiş beş yıl boyunca Britanyalılar, Bengal Ordusu için asker toplarken çoğunlukla Hindistan'ın batısında bulunan bölgelerden ve yüksek kastlara mensup kişilerden sepoy askerler seçmeyi tercih ettiler. Ancak bu askerler arasında sosyal gerilimlerin ortaya çıkmasını önlemek amacıyla, Doğu Hindistan Şirketi, askeri uygulamaların askerlerin dini inanç ve ibadetleriyle çatışmamasına özel bir özen göstermekteydi. Bu doğrultuda farklı din ve kastlardan gelen askerler için ayrı yemekhaneler ve farklı iaşe sistemleri oluşturulmuş, yüksek kastlara mensup askerlerin “dinsel kirlenme” yaşamalarını engellemek için ise bu askerlerin Hindistan dışına gönderilmemesi tercih edilmişti. Bu koşul, asker alım sözleşmelerinde de açık bir biçimde yer almaktaydı. Ayrıca Bengal Ordusu, Hindu askerlerin dini bayram ve festivallerini kutlamalarını resmi olarak tanımıştı.
Bu ayrıcalıklarla güçlenen yüksek kast mensubu sepoy askerler, söz konusu imtiyazlarının geri alınması ya da ihlal edildiğini düşündükleri her yeni askeri düzenlemeye karşı çıkmaya başlamış; bu tepkiler zaman zaman şiddetli protestolara, hatta doğrudan askeri isyanlara dönüşmüştür.
1856'da Doğu Hindistan Şirketi'nin Awadh'ı ilhak ederek kendi yönetimine bağlaması, bu bölgeden gelen sepoy askerleri arasında huzursuzluğa yol açtı. Toprak sahibi sınıflardan gelen bu askerler, sahip oldukları imtiyazların zayıflayacağından, vergi yükünün artırılacağından veya mevcut vergilerin daha sıkı bir şekilde toplanmasıyla daha yüksek ödemeler yapmak zorunda kalacaklarından endişe duymaktaydılar.
Bazı tarihçiler ise sepoy askerlerinin, İngiltere'den gelen Hristiyan misyonerlerin ordu komutanları üzerindeki etkisini görerek, artan misyoner faaliyetlerini Britanyalıların Hindu ve Müslüman askerleri Hristiyanlığa dönüştürme hazırlığı olarak algıladıklarını ifade etmektedir. Nitekim 1830'larda William Carey ve William Wilberforce gibi misyonerler, dul kadınların kocalarının cesediyle yakılmasını yasaklamak gibi bazı sosyal reformların uygulanmasında etkili olmuşlardı. Ancak bu reformların, sepoy askerleri arasında Hristiyanlığa geçişe yol açtığını gösteren bir kanıt bulunmamaktadır. Buna rağmen, Britanyalı misyonerler Hindistan'ın Hristiyanlaştırılması hedefinden vazgeçmemişlerdir.
Fakat bu genel gelişmeler yanında sepoy askerini etkileyen daha önemli askeri özel uygulama etkenleri ve askerleri tedirgin eden profesyonel askeri faaliyetler bulunmaktaydı. Doğu Hindistan Şirketi askerlerinin, tarafından çok yabancı görülen bölgelerde (örneğin 1856 Britanya-Burma Savaşı ile Burma'da veya Çin'de) faaliyet göstermesi gerekmekteydi. Açıkça bir "yabancı ülke" hizmeti olan bu askeri faaliyetler için Şirket, "daha önce yaptıkları gibi" "yabancı ülke hizmeti" primlerini ve ekstra maaşları vermekteydi. Ama Şirket'in askeri başarılarından ve arazi ilhaklarından sonra buralarda kullandığı sepoy askerlerine bu ekstra ödemeleri yapmaktan kaçınmaya başlamışlardı. Hâlbuki sepoy askerleri bu ekstra ödeme ve maaşın kendilerinin bağlı oldukları kontrata göre "hukuki hakkı" olduğuna inanmaktaydılar.
Askeri tedirgin eden diğer bir mali uygulama ise yeni "Genel Hizmet Kanunu" dolayısıyla ortaya çıktı. Bu yeni kanuna göre Şirket, yeni olarak silaha aldığı askerlere emekli oldukları zaman "emeklilik maaşı" vermemeyi kararlaştırmıştı. Britanyalı idareciler bu "emeklilik maaşından imtina" kurallarının sadece yeni alınan askerlere uygulanacağını belirtmekteydiler. Ama Britanyalı idarecilerin daha önce Hindistanlılara karşı gösterdikleri "sözlerini tutmama" tutumlarından dolayı, Şirket idarecilerinin bu uygulamayı genelleştirip eskiden alınmış sepoy askerine de emekli maaşı vermekten imtina edeceklerine sepoy askerleri arasında yaygın olarak inanılmaktaydı.
Diğer taraftan Bengal Başkanlığı Ordusu askerleri maaşlarının, Şirket'in diğer orduları olan "Madras Ordusu" ve "Bombay Ordusu" askerlerine verilen maaşların altında olduğu gerçekti. Bu haksızlığı uygulayan Britanyalı idarecilerin diğer maaş haksızlıkları da uygulayacakları (örneğin tüm emeklilik maaşlarını vermekten çekinecekleri) sepoy askerleri arasında yaygın inanç haline gelmişti.
Sepoy askerleri arasında çıkan önemli bir şikayet konusu ise Britanyalıların 25 Temmuz 1856'da yeniden yürürlüğe getirdikleri "Genel Hizmet Asker Alma Kanunu" oldu. Bengal Ordusu'na alınan askerler için o zamana kadar sadece yürüyerek gidebilecekleri bölgelerde hizmet görecekleri bir asker alma kontratı şartı var idi. Bu kontrata göre alınan sepoy askerlerinin yabancı ve denizaşırı ülkelerde hizmet görmeleri gerekmemekteydi. Britanyalılar, Bengal Ordusunda bulunan 6 "Genel Hizmet" Taburu için alınan askerlerle yapılan kontratlarda "denizaşırı hizmet" öngörmüştü ve ona göre değişik maaş ve bu hizmet için özel prim almaktaydılar. Yine Bengal Ordusu yanında daha küçük olan "Madras Ordusu" ve "Bombay Ordusu" için alınan askerlerin denizaşırı hizmet görmeleri hizmet kontratlarında bulunmaktaydı. Fakat "Doğu Hindistan Şirketi" ancak denizden gidilebilen Burma'ya ve Çin'e kolonici ve istismarcı elini uzatmış ve buralarda eline geçirdiği menfaat ve imtiyazlarını korumak üzere bu bölgelere Hindistan'da bulunan silahlı kuvvetlerinden birlikler göndermişti. Bu birlikler arasında Bengal Ordusu birliklerinin bulunması bu ordunun asker alma şartlarına göre imkânsızdı. 1848-1856 döneminde Hindistan Genel Valisi olan "James Broun-Ramsay; 1. Dalhousie Lordu" bu ayrımı uygunsuz görüp İngiltere'deki Şirket merkezinden de pozitif yanıt alıp yeni bir "Genel Hizmet Asker Alma Kanunu" hazırlatmış ve bu kanun 1856'da yeni Genel Vali "Charles Canning" tarafından imzalanıp yürürlüğe girmişti. Bundan böyle Bengal Ordusu'na alınacak sepoy askerlerinin deniz aşırı bölgelerde de hizmet görmesi askere alma şartları arasına alınmıştı. Bu tarihten önce alınan sepoy askerlerinin bu yeni şartlara uymaları gerekmediği açıklanmıştı. Ama Britanyalı idarecilerinin Hindistanlılara verdikleri sözlerini hiç tutmadıklarını gayet iyi bilen sepoy askerleri, bunda da Britanyalı idarecilere inanmamaktaydılar.
Bengal ordusu sepoy askerlerinin bir diğer korkusu da eskisi gibi baba ve oğulların geleneksel olarak Hindistan Bengal Ordusu askeri olmasını Britanyalı idarecilerinin uygulamayacağı ve oğulları ve onların oğullarının eski geleneksel Bengal Ordusu hizmetine giremeyecekleri idi.
Sepoy askerlerinin bir son şikayeti ise Bengal Ordusu içinde, hizmet yılına bağlı olan, terfi meselesi idi. Bu orduya asker yazılanlar yıllar boyunca hizmet gördükçe uygun ve düzgün bir şekilde asker ve subay rütbeleri arasında terfi etmeleri öngörülmüştü ve sepoy askerleri bunun uygulanacağını düşündükleri için asker yazmayı kabul etmekteydiler. Fakat 19. yüzyıl ortasında Şirket idarecileri ordularına özellikle birçok Avrupa asıllı subay almışlar ve Hindistan asıllı terfi sırası gelmiş olan Hindistanlı asker ve subayların terfilerini geciktirmeye başlamışlardı. Bu gelişim sadece Hindistanlı sepoy askerlerinin rütbe terfilerinin geciktirilmesi ile kalmamakta, bu sepoy askerlerinin yüksek rütbeye geçme imkânlarının da önünü almaktaydı. Buna ek olarak birçok emekli edilen sepoy askeri düşük rütbelerden emekli oldukları için aldıkları emeklilik maaşları da beklediklerinden daha düşük olmaktaydı.
Sivil halkın hoşnutsuzluğu
Bu ayaklanmaya katılan sivil halkın da Britanyalılar idaresinde büyük hoşnutsuzlukları bulunmaktaydı. Bu konu büyük tartışmalara ve "taraflılık" ithamlarına yol açmaktadır. İngiltere ve sömürgeci tutumlarını kabul edenler için 1857 Hint Ayaklanması sadece bir askeri isyandır ve çeşitli açıklamalar yapılarak Hindistan sivil halkının hoşnutsuzluğu ya hiç ele alınmamaktadır veya hoşnutsuzluklar özel şahsi garez olarak açıklanmaktadır. Diğer taraftan Hindistan milliyetçileri ve Marksist politikacı ve tarihçiler bu ayaklanmayı bir halk hareketi, bir sınıf savaşı, bir ülkenin sömürgecilere karşı direnmesi ve bağımsızlık kazanması içinde bir büyük aşama olarak görmektedirler. Burada tarafsızlık prensiplerinin uygulanmasına mümkün olduğu kadar çalışılacaktır. Gerçek veriler incelenirse 1857 Hint Ayaklanmasına sivil halkın katılmasının coğrafi olarak homojen olmadığı görülür. Örneğin birbirine komşu olan "Muzaffarnagar" ile "Meerut" bölgeleri verilebilir. "Muzaffarnagar" bölgesinde Şirket tarım altyapısına destek verip sulama tesisleri yaptırmıştı; bu nedenle bölgedeki halk nispeten zengindi, Şirket idaresinden memnundu ve bu bölgede ayaklanma sırasında hiçbir çatışma olmamıştı. Ama bu arazilere komşu olan Meerut bölgesi ayaklanmanın nüvesini sağlamıştı.
Özellikle isyana katılan hoşnutsuz sivil halk üç değişik kısımda ele alınabilir:
- Devlet idarecilerinin ve soyluların hoşnutsuzlukları.
- Kırsal alanlarda büyük toprak sahiplilik hakları olanlar.
- Köylüler.
İsyana katılan devlet idarecileri
İsyana katılan sivil devlet idarecileri Şirket'in "Hindistan Genel Valisi" Dalhousie tarafından ortaya konulan "Hak Kaybetme Doktrini (Doctrine of Lapse)" uygulanmasından çok şikayetçilerdi. Bu doktrine göre Şirket bir bölgeyi arazisine ilhak ettiği zaman veya bir antlaşma ile Doğu Hindistan Şirketi bir üst idareci devlet olarak kabul edildiği zaman eski veraset usulleri uygulanması genel olarak sona ermekte ve haklar Doğu Hindistan Şirketi eline geçmekte idi.
Bu hakların kaybedilmesi özellikle bir devlet idarecisinin erkek oğul varisi olamadığı hallerde, yani doğrudan baba-çocuk arasında veraset ile mirasçı olmazsa Şirketin o devlete ait topraklar üzerindeki idarecinin haklarını ve devlet idaresini eline geçirmesiydi. Bu çok şikayet doğurmakta idi. Hindistan'da geleneksel olarak doğrudan doğruya varisi olmayan devlet idarecileri idarecilik haklarını evlatlık olarak edindiklerine geçirmekte idiler. Bu yeni doktrinle Hindistanlı idareciler ülkelerinin idaresini miras olarak verme ve devretme haklarını kaybeşmekte idiler. Şirket bu yeni doktrini kullanarak prenslik devletleri olan Satara (1848); Jaipur ve Sambalpur (1849); Nağpur ve Jhansi (1854); Thanjavur Maratha Krallığı (1855); Arcot (1855) ve Udaipur (1856) devletlerini ilhak etmişti.
Ayrıca Şirket, Avadh devletini 1856'da hükümdarın yönetim gücünü kötüye kullandığı iddiasıyla "Hak Kaybetme Doktrini"ni kullanarak işgal edip ilhak etmişti. Şirketin bu doktrini kullanarak eline geçirdiği arazilerden yıllık 4 milyon sterlin ekstra gelir kazanmayı başardığı belgelenmiştir.
Birinci Hint Ayaklanması'nın baş idarecilerinden olan Nana Sahib, Maratha Konfederasyonu Devleti'nin Peşva adlı devlet başkanı olan II. Baji Rao'nun resmi evlatlığı olup onun mirasçısı idi. Britanyalı Şirket bu devlet arazilerini ilhak etmiş, bunlara karşılık olarak Peşva olan II. Baji Rao'ya yılda £80.000 emeklilik maaşı taahhüt edip onu sürgüne göndermişti. Fakat II. Baji Rao sürgünde ölünce varisi olan Nana Sahib'e ne Şirket'in eline geçirdiği toprak hakları verilmişti ne de bunlara karşılık Şirket'in vermeyi taahhüt ettiği yıllık emeklilik maaşı ödenmişti.
Diğer bir soylu ayaklanma idarecisi Jhansi devletinin "Rana" adlı hükümdarının karısı olan Rana Lakshmi Bai idi. Bu kadın Jhansi Mihracesi olan Gangadhar Rao ile evlenmiş; çocukları öldükten sonra Mihrace'nin kuzeninin oğlu olan Damodar Rao'yu evlat edinmişler ve onu mihrace varisi olarak kabul etmişlerdi. Mihrace ölünce Şirket bu veraseti "Hak Kaybetme Doktrini"ni kullanarak kabul etmemiş; Damodar Rao'yu mihrace yapmamış ve bu devleti ilhak etmişti. Şirket, mihracenin dul karısı olan Rana Lakshmi Bai'nin de mihracenin resmi ikameti olan kale ve saraydan ayrılmasını emretmiş ve ona yıllık 40.000 rupi maaş vermeyi kabul etmişti.
Şirketin Awadh devletinin idarecisini kötü idarecilik ile itham ettikten sonra bu doktrini uygulayıp Awadh ülkesini kendi askerleri ile işgal edip devleti ilhak etmesi ise bütün Hindistan prenslik devlet idarecilerini büyük endişeye sokmuştu. Awadh ülkesinde Şirketin bu politikası bu ülkedeki sadece devlet idarecilerinin değil; tüm soyluların ve toprak üzerinde hakları olanların ayaklanmaya katılmasına yol açmıştı.
Kırsal alanlarda büyük toprak sahiplilik hakları olanlar
Köylüler
Bengal Ordusu
1857'de patlak veren Hint Ayaklanması öncesinde Bengal Ordusu, İngiliz Doğu Hindistan Şirketi'nin üç başlı ordusunun (Bengal, Madras ve Bombay) en büyüğüydü. Yaklaşık 139.000 kişiden oluşan ordunun 120.000'i yerli "sipahi" askerlerden meydana gelmekteydi. Bengal Ordusu'nda subay kadrolarının neredeyse tamamı Avrupalılardan oluşuyor, yerli askerler üst düzey görevlere getirilmiyordu.
Askerlerin maaşları, terfi imkânları ve rütbe farkları konusundaki adaletsizlikler uzun süredir huzursuzluk yaratmaktaydı. Ayrıca uzak bölgelerde görev yapmaları gerektiğinde aldıkları “yabancı hizmet primi”nin kesilmesi de tepkilere yol açtı. Tüm bu faktörler, Bengal Ordusu'nun diğer iki orduya göre çok daha yüksek bir isyan potansiyeline sahip olmasına neden olmuştur.
Ayaklanmanın başlaması
Mangal Pandey

Mangal Pandey (19 Temmuz 1827 – 8 Nisan 1857), Bengal Ordusu'nda görev yapan bir Hintli sipahidir ve 1857 Hint Ayaklanması'nın ilk kıvılcımını ateşleyen kişi olarak kabul edilir. 29 Mart 1857'de Barrackpore kışlasında, yeni Enfield tüfeklerinin kartuşlarının domuz ve inek yağıyla yağlandığına dair söylentiler üzerine öfkeye kapılarak İngiliz subaylarına ateş açtı. Pandey kısa süre sonra yakalandı, yargılandı ve 8 Nisan 1857'de asılarak idam edildi. Onun eylemi, Meerut'taki isyanın başlamasına ve kısa sürede tüm Kuzey Hindistan'a yayılmasına ilham verdi. Günümüzde Hindistan'da Pandey, “bağımsızlık mücadelesinin ilk şehidi” olarak anılmaktadır.
Meerut ve Delhi
Ayaklanmanın kitlesel bir isyana dönüşmesi 10 Mayıs 1857'de Meerut'ta başladı. Burada bulunan Bengal Ordusu askerleri, Enfield tüfeklerinin kartuşlarının inek ve domuz yağıyla yağlandığı söylentilerinden dolayı huzursuzdu. İngiliz subayların disiplini sağlamaya yönelik cezalandırmaları isyanı tetikledi; yüzlerce sipahi kışlaları ateşe vererek İngilizleri öldürdü. İsyancılar ertesi gün Delhi'ye yürüyerek Kızıl Kale'yi ele geçirdiler ve yaşlı II. Bahadur Şah'ı sembolik lider ilan ettiler. Bu olay, kuzey Hindistan genelinde geniş çaplı bir ayaklanmanın habercisi oldu.
Ayaklanmaya destek verenler ve aleyhtarları
Ayaklanmaya Hindistan'ın kuzeyindeki birçok prenslik, eski soylu aile ve köylü kesimi destek verdi. Özellikle Avadh (Oudh), Delhi, Jhansi, Gwalior ve Kanpur bölgelerinde yerel yöneticiler İngilizlere karşı isyancıların safında yer aldı. Jhansi Kraliçesi Lakshmi Bai ve Delhi'deki II. Bahadur Şah isyanın simgesi haline geldi. Buna karşın, Pencap, Haydarabad ve güneydeki prenslikler İngiliz yönetimine sadık kaldı. Birçok Hint yönetici, İngilizlerin yenilmesi durumunda kendi güçlerinin daha da zayıflayacağından çekindiği için tarafsız kalmayı tercih etti. Bu sebeple, ayaklanmanın ülke genelinde birleşik bir devrim haline dönüşmesi engellendi.
Ayaklanma
Ayaklanmanın ilk safhaları
Delhi kuşatması
Delhi, isyancılar tarafından ele geçirildikten sonra stratejik ve sembolik merkez haline geldi. İngiliz kuvvetleri şehri geri almak için Haziran 1857'de kuşatmayı başlattı. Yaklaşık dört ay süren çatışmalarda her iki taraf da büyük kayıplar verdi. Delhi'nin surları, İngiliz topçusunun sürekli bombardımanı altında ağır hasar gördü.
Eylül 1857'de İngiliz kuvvetleri Delhi'ye girmeyi başardı. Şehir düştü, II. Bahadur Şah yakalandı ve Babür Hanedanı fiilen sona erdi. Kuşatma, isyancılar için büyük bir moral kaybı yaratarak ayaklanmanın dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir.
Kanpur kuşatması
Kanpur kuşatması, ayaklanmanın en kanlı ve tartışmalı olaylarından biriydi. İsyancılar, Nana Sahib önderliğinde şehri ele geçirdiler ve İngiliz garnizonunu kuşattılar. Yaklaşık üç hafta süren kuşatmanın ardından İngilizler teslim oldu; ancak daha sonra esirlerin çoğu öldürüldü. Olay, Britanya kamuoyunda büyük infiale yol açtı.
Lucknow kuşatması
Merkezi Hindistan kampanyası
Diğer Hindistan bölgeleri
İsyan Hindistan'ın tamamına yayılmadı. Bombay, Madras ve güneydeki prensliklerdeki askerler İngilizlere sadık kaldı. Pencap ve Sind gibi bölgelerde ise İngilizler yerel liderlerle ittifak kurarak ayaklanmanın yayılmasını engelledi. Bazı tarihçiler, bu durumun Hindistan'ın bölgesel, dilsel ve toplumsal farklılıklarından kaynaklandığını belirtir.
Ayaklanmanın bastırılması ve sonuçları
Ayaklanmanın bastırılması 1858 yılı ortalarına kadar sürdü. Britanya, Doğu Hindistan Şirketi'nin yetkilerini tamamen kaldırarak Hindistan'ı doğrudan kraliyet yönetimi altına aldı.

Hindistan
Ayaklanmanın başarısızlığı, Hint toplumu üzerinde derin bir psikolojik etki bıraktı. İngiliz yönetimine karşı direnişin bastırılması, uzun süreli bir korku ve sessizlik dönemi yarattı. Bununla birlikte, 1857 olayları ilerleyen yıllarda ulusal bağımsızlık düşüncesinin temel taşlarından biri haline geldi.
Britanya
Ayaklanma, Britanya kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Olayların ardından Hindistan'daki yönetim anlayışı tamamen değişti. Kraliçe Victoria, 1858'de yayımladığı deklarasyonla Hindistan halkına dini özgürlük, hukuki eşitlik ve yönetime katılım vadetti. Ancak pratikte, bu vaatlerin çoğu yerine getirilmedi ve Britanya'nın coğrafyadaki yönetimi daha merkeziyetçi hale geldi.
Sivil reorganizasyon
Ayaklanmadan sonra İngilizler, yönetim kadrolarını yeniden düzenledi. Doğu Hindistan Şirketi lağvedildi. Bölgedeki yetkiler ise Kraliçe'nin temsilcisi olan Genel Vali'ye devredildi. Eyalet idaresinde Avrupalı memurların sayısı artırıldı, Hintlerin üst düzey görevlere atanması daha da zorlaştırıldı. Bu durum, bölgede 19. yüzyılın sonlarında modern milliyetçi hareketlerin yükselmesine zemin hazırladı.
Askeri reorganizasyon
İsyan sonrasında Hint ordusu köklü bir biçimde yeniden yapılandırıldı. Yerli askerlerin oranı azaltıldı ve İngiliz subayların kontrolü artırıldı. Ayrıca farklı etnik ve dini gruplardan askerlerin aynı birliklerde görev yapmaları engellendi; böylece benzer çapta bir isyanın tekrar etmesi önlenmeye çalışıldı.
Tarihçilerin bakışları
Bazı tarihçiler isyanın geniş çaplı olmamasını ve tüm Hindistan'a yayılmamasını coğrafyanın bölgesel, dilsel ve toplumsal farklılıklarından kaynaklandığını belirtir. Bununla birlikte bazı yerel yöneticiler kişisel çıkarlarını gözettiklerinden İngiliz taraftarı tutum sergilemiştir.
Kaynakça
- ^ Bose ve Jalal (2003) say. 88–103
- ^ a b c Bandyopadhyay (2004), say. 169–172; Bose ve Jalal (2003), say. 88–103; Brown (1994), say. 85–87 ve Metcalf ve Metcalf (2006), say. 100–106
- ^ a b Spear (1990), say. 147–148
- ^ Bandyopadhyay (2004) say. 177; Bayly (2000) say. 357
- ^ Brown (1994) say. 94
- ^ Bayly (1990) say. 194–197
- ^ Pati, Biswamoy, (Ed.) (25 Şubat 2010). The Great Rebellion of 1857 in India. Routledge. ISBN 978-1-135-22514-8.
- ^ http://www.hindu.com/mag/2006/08/06/stories/2006080600360400.htm 10 Mayıs 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. The Hindu Ağustos-2006
- ^ Ludden (2002), say. 133
- ^ a b Mazumder, Rajit K. (2003), The Indian Army and the Making of the Punjab, Delhi: Permanent Black, ss. 7-8, ISBN 81-7824-059-9
- ^ Gregory Fremont-Barnes (2007), The Indian Mutiny 1857–1858, Essential histories, Osprey, s. 25 (İngilizce)
- ^ Philip Mason, A Matter of Honour – an Account of the Indian Army, its Officers and Men, ISBN 0-333-41837-9, s. 261
- ^ James Lunt (ed) From Sepoy to Subedar – Being the Life and Adventures of Subedar Sita Ram, a Native Officer of the Bengal Army, ISBN 0-333-45672-6, s. 172 (İngilizce)
- ^ Brown (1994) s. 92
- ^ Wolpert, Stanley. (1989) A New History of India (3rd ed), s. 226-28. Oxford University Press.
- ^ [1] Kanpor olayları ve başlıca nedenleri hakkında websitesi
- ^ Bandyopadhyay (2004) s. 172; Bose (2003), s. 91; Brown (1994) s. 92
- ^ a b Metcalf, Thomas R., The Aftermath of Revolt: India, 1857–1870, Princeton University Press, 1965
- ^ Embree, Ainslie T., Encyclopaedia Britannica, “Bengal Army (Indian history)”, erişim tarihi = 1 Kasım 2025, https://www.britannica.com/topic/Bengal-Army
- ^ Wolpert, Stanley, A New History of India, Oxford University Press, 2009, s. 197.
- ^ David, Saul, The Indian Mutiny: 1857, Penguin Books, 2003.
- ^ Ward, Andrew, Our Bones Are Scattered: The Cawnpore Massacres and The Indian Mutiny of 1857, John Murray, 1996
- ^ "Mangal Pandey (British Indian soldier)". Encyclopaedia Britannica. 18 Ağustos 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Kasım 2025.
- ^ David, Saul. The Indian Mutiny: 1857, Penguin Books, 2003.
- ^ a b Wolpert, Stanley. A New History of India, Oxford University Press, 2009
- ^ Embree, Ainslie T., Encyclopaedia Britannica, "Indian Mutiny", erişim tarihi=1 Kasım 2025, https://www.britannica.com/event/Indian-Mutiny 14 Mayıs 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
- ^ Metcalf, Thomas R., Aftermath of Revolt, s. 22–24.
- ^ Ward, Andrew, Our Bones Are Scattered: The Cawnpore Massacres and The Indian Mutiny of 1857, John Murray, 1996, s. 67–70.
- ^ David, Saul. The Indian Mutiny: 1857
- ^ a b David, Saul. The Indian Mutiny: 1857, Penguin Books, 2003
- ^ Embree, Ainslie T., Encyclopaedia Britannica, "Cawnpore (Kanpur)", erişim tarihi=1 Kasım 2025.
- ^ a b c Metcalf, Thomas R., Aftermath of Revolt
- ^ a b Bayly, C. A., Indian Society and the Making of the British Empire, Cambridge University Press, 1988
- ^ a b The Government of India Act, 1858, London Parliamentary Records.
- ^ a b Chandra, Bipan. India’s Struggle for Independence
- ^ Bayly, C. A., Indian Society and the Making of the British Empire
Ayrıca bakınız
- Britanya Doğu Hindistan Şirketi
- Sepoy
- Sömürgecilik
- Babür İmparatorluğu
- Britanya İmparatorluğu
- Kraliçe Victoria
Dış bağlantılar
- Mughal-Rajput wars
- Mâlvâ'nın Babürlüler tarafından fethi
- Gucerât'ın fethi
- Safevî-Babür Savaşı (1622-1623)
- Safevî-Babür Savaşı (1649-1653)
- Suppression of Tilpat rebellion
- Ahom–Mughal conflicts
- Tibet–Ladakh–Mughal war
- Mughal–Maratha wars
- Babür-İngiliz Savaşı
- Karnatik Savaşları
- Bengal Savaşı
- 1857 Hint Ayaklanması
- Mughal–Portuguese conflicts
