
Kureyşan veya Koreşan ocağı, tarihsel kökleri Horasan’a dayanan, günümüzde ağırlıklı olarak Tunceli bölgesinde meskûn olan ve Alevi-Kızılbaş inancında "evlad-ı resul" kabul edilen bir aşiretidir. Osmanlı tahrir defterlerine göre Kureyş aşireti Mayıs 1584 tarihinde Akşehir'in İshaklı nahiyesinde iskan eden Oğuzların Beğdili boyundan olduğu ifade edilir. Yine 1500, 1518 ve 1521 yıllarına ait farklı belgelerde Konya, Karaman ve Akşehir'de dağınık hâlde yaşayan Kureyşler, Beğdili boyundan kaydedilmiştir. Ayrıca Kureyşanların ulu ataları olarak kabul ettikleri Seyyid Mahmûd-ı Hayrânî'nin türbesi de Akşehir'de bulunmaktadır.
13. yüzyılda Anadolu’ya göç ettikleri kabul edilen topluluk, inanç önderliğini 7. İmam Musa el-Kâzım soyundan geldiği rivayet edilen ve ocağa adını veren Seyyid Kureyş'ten (Mahmud-ı Kebir) alır.
Tarihsel kayıtlara göre ocağın varlığı Anadolu Selçuklu Devleti dönemine kadar uzanmaktadır. 1232 tarihli ve I. Alâeddin Keykubad onaylı en eski şecerelerden birine sahip olan ocak, Osmanlı döneminde de seyyidlik statülerini korumuş; ancak Safevi Devleti ile olan siyasi-dini bağları nedeniyle zaman zaman merkezi otoriteyle karşı karşıya gelmiştir. 16. yüzyıl tahrir defterlerinde İç Anadolu'da (Konya, Karaman, Ankara) "Kureyşan cemaati" adıyla kayıtlı olan grubun bir kolu, zamanla At Çeken oymakları içerisinde yer almıştır.
Ocağın ismi, yaygın bir yanlış algının aksine doğrudan Arap Kureyş kabilesinden değil; "Horasanlı" anlamına gelen Koreşan kelimesinden veya ocağın kurucu piri Seyyid Kureyş'in lakabından türemiştir. Günümüzde Tunceli'nin Nazımiye, Mazgirt ve Pülümür ilçeleri başta olmak üzere; Erzincan, Elazığ, Adıyaman ve Gaziantep gibi illerde varlıklarını sürdürmektedirler.
Ocağın/Oymağın Tarihi
Koreşan Ocağı/Oymağı
Bugün, Koreşan ocağı mensupları Türkmen olup inanç önderleri ise Seyyid Kureyşî Mahmud-ı Kebir'dir. Mahmud-ı Kebir ise 7. İmam Musa el-Kâzım aracılığı ile Ehl-i Beyt soyuna dayanmaktadır. Bunun kanıtı da, Alaeddin Keykubad'ın, Kureyş'i yanan fırında ateşle sınaması ve sonrasında elinde bulunan ve peygamber döneminde yazılan şecereye mühür basarak, Kureyş'in seyyidliğini kabul etmiş olmasıdır. Nitekim Osmanlı hükümdarları zamanında da şecereye mühür basma geleneği devam etmiştir. Şecereye eklenen sonraki asırlara ait yazılardan, Orhan Gazi'den I. Mahmud'a kadar pek çok padişahın bu şecereyi gördüğü anlaşılmaktadır. Bugün Tunceli’deki Koreşan ocağı, bu kollar ile bunlardan ayrılmış ve genişlemiş (Gazi, Süleyman, Gülabi vd.) kollardan oluşmaktadır. Kureyş isimli dervişten devam eden bir kol da, Gaziantep’in Yavuzeli ilçesinde bulunan Yukarı Kayabaşı köyüne dayanmaktadır. Bunun sebebi de, Kureyş’in Tunceli’deki mekândan gitmesidir. Yaklaşık 13. yüzyıl ortasında çok sayıdaki talibi ile birlikte buradan ayrılan Kureyş, hem Anadolu’yu hem de Suriye, Mısır gibi başka ülkeleri gezmiş ve en son Gaziantep’e yerleşmiş ve burada vefat etmiştir. Bugün Nazımiye'de Kureyş’in mekânı (yaşadığı ev) bulunurken, Yukarı Kayabaşı Köyü, Zırar/Zirali mevkiinde de türbesi bulunmaktadır. Kureyş’in türbesinin biraz uzağında da oğlunun türbesi vardır.
Koreşan Aşireti
Bugünkü Tunceli/Nazımiye ve Gaziantep/Yukarı Kayabaşı köyü kökenli Koreşan aşireti bu ismi, Muhammedʼin mensup olduğu Kureyş kabilesinden değil de, ataları olan ve yukarıda anlatıldığı üzere, 13. yüzyıl başında Kureyş aşiretiyle birlikte genç yaşta Anadolu'ya göç eden ve bu aşiretin bir mensubu olan Kureyş'in isminden dolayı almıştır. Bugün Tunceli’de bulunan ocakların çoğu, 13. yüzyıl başında buraya göç eden Kureyş aşiretine dayanmaktadırlar. Ancak bunlar hangi atadan geliyorlarsa onun ismini kullanmışlar, Kureyş aşiretinin ismini kullanmamışlardır. Mesela Baba Mansur da Kureyş aşiretin bir üyesi idi. Fakat bugün bu soydan gelenlere Kureyşliler değil, Baba Mansurlular denmektedir. Sözlü anlatılara göre, Nazımiye yöresine yerleştikten sonra evlenen Kureyş’in, 7 oğlu, 2 kızı (isimleri Haskar ve Zel) olur. Bunlardan Haydar ismindeki oğlu genç yaşta sır olur. Soyu diğer 6 oğlundan devam eder. Bu oğulların isimleri şöyledir: Mahmud (lakabı ‘şıh’), Ali, Kali, Mevali, Hüseyin, Kud (kötürüm olduğu için bu lakapla anılmış). Sayıca fazla olduğu için aynı zamanda aşiret olarak da anılmaktadır. Bu yörede de Sadır/Sadel isminde, Saatlik Kureyş de denilen bir oğlu olmuştur. Yine bugün, Yukarı Kayabaşı'nda ancak 5-6 Koreşanlı ev bulunurken, büyük çoğunluğu Adıyaman/Kındırali köyünene yerleşmiştir. Bu da sözlü anlatılara göre asırlar evvel yaşanan mecburi bir göçten kaynaklanmıştır. Tunceli’de ise Kureyş’in soyundan gelenler, hem Tunceli’nin geneline hem de diğer illere yayılmışlardır. Bugün Kureyş’in mekânının olduğu yere Deu Kureyş (Kureyş’in Köyü) denmektedir.
Koreşan Cemaati
Ocaklı Oymaktan farklı olarak, 13. yüzyılın ilk çeyreğinde İç Anadolu'ya göç eden Koreşan aşireti, 16. yüzyıldaki belgelerde Koreşan cemaati olarak karşımıza çıkmaktadır.
Cemaatin yayıldıkları yerler
Konya, Karaman, Ankara, Akşehir, Kütahya, Uşak gibi illerde gerek Koreşan cemaati, gerekse Koreşan yer isimlerine sıkça rastlanılmaktadır.
Arşiv Belgelerine Göre Kureyş Adlı Cemaatlerin Yaşadıkları Yöreler
Bir cemaat ismi olarak Kureyş adına ilk olarak, 16. yüzyılda yapılmış olan tahrire ait defterde rastlanılmaktadır. 906/1500-1501 tarihli Karaman Eyaletine'ne ait tahrir defterlerinde Kureyş cemaatinin adının geçtiği en eski tarihli kayıt yer almaktadır. Defterde vilâyete bağlı Eski İl Kazası'nda Kureyş Melikşah Cemaati adında bir cemaat bulunmaktadır. Yusuf Halaçoğlu bu cemaatin Beğdili Boyu'na mensup olduğunu belirtse de büyük olasılıkla Kureyş cemaati bu boyun topraklarında yayıldığı için onların arasında gösterilmiştir. Cemaatin isminde Melikşah adının olması ilginçtir. Belki de kendilerinin eskiden Büyük Selçuklu Devleti'ne bağlı olduklarını belirtmek için bu adı almışlardır. Ancak tahrir defterinin bir başka sayfasında Cemaat-i Kureyş maa Deveklik isminde sadece Kureyş ismini taşıyan bir başka cemaat de yer almaktadır. Bu cemaat Hicri: 924/Miladi: 1518-19 tarihinde ve Hicri: 928/Miladi: 1521-22 tarihinde yapılan başka tahrirlerde de yine Karaman Eyaleti sınırları içinde görünmektedir.
Koreş İsminin Kökeni
Osmanlı arşiv belgelerinde Kureyş kelimesi taratıldığında, bu adın hem şahıs, hem yer, hem de cemaat ismi olarak kullanıldığı görülecektir. Bu kelime belgelerde Kureyş, Kureş, Kırış, Kuriş, Koriş, Koraş gibi çeşitli şekillerde transkript edilmiştir. Bütün bu farklı okumalar, yazılan Osmanlıca kelimede ی (y/i) harfinin yazılıp yazılmamasından ve yanlış okumadan kaynaklanmaktadır. Mesela, 16. yüzyılda Karaman'a bağlı Kureyş Kazası'nın ismi bazı yerlerde ی) y/i) harfi ile yazılmış ve Kureyş olarak okunmuşken, ی) y) harfi olmadan yazıldığında ise Kuriş, Koriş vb. şekilde okunmuştur. Bazen de aynı defterin bir sayfasında y ile bir sayfasında da y olmadan yazıldığı olmuştur.
Koreşan isminin anlamı konusunda kaynaklarda farklı bilgiler yer almaktadır. Koreşan isminin ocağa adını veren Hacı Kureyş'ten geldiği, Kureyş kelimesinin ise Koreyşan/Horeysan/Horasan kelimesinin halk dilinde aldığı biçimlenmeden kaynaklandığı değişik kaynaklar tarafından ifade edilmektedir.
Koreşan ocağı mensupları, soylarını İslâm peygamberi Muhammed'e dayandırsa da ocağın ismi, Muhammed'in mensup olduğu Kureyş kabilesinden gelmemektedir. Koreşan; ismi Mahmud, lakabı Kureyş olan ve peygamber soyundan geldiği şecere ile tasdiklenmiş olan dervişten gelmektedir. Koreşan, Kureyş ismine getirilen Farsça çoğul yapma eki olan -an ekiyle oluşturulmuştur.
Öncelikle, Kureyş ve Seyyid soylu ocaklı oymak olarak tanımlayan Koreşan'ın isminin Kureyş'ten gelmesi mümkün değildir. Koreşan'la ilgili şu bilgiler verilir:
"Moğollar buradan ayrılıp Tanza üzerine yürümüş ve aynı zulümleri burada da uyguladıktan sonra Tanza yakınlarında bulunup "el-Kureyşiyye Vadisi" adıyla bilinen bir vadiye girmişlerdir. Bu bölgenin ve vadinin akasrsuları, kaynakları bir hayli bol, bahçeleri yoktu. Fakat yolları daracık olduğu için el-Kureyşiyye Vadis halkıyla Moğollar arasında meydana gelen çatışmalarda buranın yerlileri düşmanı daha da içeri germekten alıkoymuş, bunlar da öldürebildiklerini öldürüp oradan arzu ettiklerine ulaşamadan geri dönmüşlerdi."
— (İbn'ül Esir, 1987: 458)
Burada yer adı olan Tanza, Erzincan'dan Tunceli'ye giden Nazımiye Boğazı'na yakın bölgedir.
Yörede yaygın olarak belirtildiğine göre Zazaca bir kelime olarak Koreş: Horasan, Koraşan: Horasanlı anlamına gelmektedir. Koreşan kelimesinin bir başka anlamı ise Gur veya Kur kelimesinden Gur'lu anlamına, Afganistan'ın Gur bölgesinden gelenler anlamı çıkarılabilir. Çünkü aile içinde Kur ve Kurî ifadesinin sık sık geçtiği bilinmektedir. Bu kelimenin ilk harfi arka damak konsonantı olarak yörelere göre (g) olarak okunabildiği gibi gırtlak sesi ile birlikte (Kh) olarak da okunabilmektedir. Afganistan ve Türkistan bölgesinde etnik yapı çalışmaları yapan Rus ve İsveçli bilim adamları kendilerine Horasanlı adı verilen büyük bir oymak grubunun bulunduğunu aktarmaktadırlar. Bunların arasında Koreşan Oymağı'nın da bulunduğu belirtiliyor.
Bunlar dikkatle incelendiği zaman Koreşan Oymağı ile Kureyş Kabilesi sosyo-kültürel ve ekonomik bir benzerlik bulunmadığı görülür.
Koreşan Oymağının Anadolu'ya gelişi

Koreşan Ocaklı Oymağı yaşlılarının ısrarla durdukları noktalarında biri oymağın kesinlikle Horasan üzerinden geldiği yolundadır. Bazı yaşlılar ise daha da nokta bilgi vererek Afganistan Horasanı'ndan geldiklerini belirtmektedirler. Yaşlıların bir kısmı ise Nişabur üzerinden geldiklerini söylemektedirler ki Nişabur, Afganistan Horasanı ile Anadolu arasındaki önemli uğrak yerlerinden kültür merkezlerinden birisidir. Sözlü tarih verileri, Koreşan'ın Horasan üzerinden Tunceli, Nazımiye, Erzincan, Adıyaman, Gaziantep ve Elazığ bölgesine geldiklerini ortaya koyar.
Koreşan Oymağının Moğollarla Mücadelesi
Koreşan Oymağı'nın Moğollara karşı bir tutum içinde olduğunu gösteren önemli kanıtlardan biri, Nazımiye'de Moğol ordularının Anadolu'ya girmelerini engellediklerine dair İbnü'l-Esir'in yazdıklarıdır. Ancak Batı'ya doğru kaymalarının sebepleri arasında da bu dalgalar halinde gelen göçün etkisinin olduğunu rahatlıkla söylemek mümkündür. Eldeki verilerden bazılarına göre de Horasan'da kalan Koreşan Oymağı'nın bir kısmının daha sonra diğer oymaklarla birleşerek yeni bir oymaklar birliği oluşturdukları ve adının da Arsari (Ersari) Oymaklar Birliği'dir.
Buradan da anlaşılacağı gibi 1230'lu tarihlerde bölgede Koreşanlılar bulunuyordu ve yaşadıkları vadiye yazılış benzerliği sebebiyle Vadi-yi Kureyşiyye (Koreşan) deniliyordu. Bulundukları bölge Erzincan üzerinden Anadolu'ya giren Cumhuriyet dönemine kadar canlılığını sürdürmüş olan en eski kervan yolunu oluşturuyordu. Daha sonra Kızıldağ geçidinin yapılması sebebiyle bu yol eski önemini kısmen yitirmiştir. Büyük Selçuklu, Türkiye Selçuklu ve Beylikler döneminde bu boğazın güvenliğinin sağlanması, üzerinde güçlü menzillerin ve derbentlerin kurulması en önemli konular arasında yer alıyordu.
Ali Kaya'nın "Dersim Tarihi" kitabında da gelişleri hakkında şöyle bir paragraf mevcuttur;
"Kureyşanlılar'ın Horasan'ın Hazar Denizi'nin Güneyine ve Doğusuna uzanan Gur (Afganistan) bölgesinden geldikleri Dersim'e yerleştikleri bilinmektedir. Kureyşliler Ehl-i Bey'e bağlı olmaları nedeniyle, bu soydan geldikleri için bu soya benzer özelikler taşırlar. Kureyşanlıların Hacı Bektaş kanalıyla İbrahim-i Sani ve İmam Musa Kazım'a dayandığını belirtmektedir."
— (Kaya, 2010:151)
Bu bilgiler ışığında Koreşan kelimesinin Afganistan'dan geldikleri bölge olan Afganistan Türkistanı'nın eski adı olan Gur'dan da geldiği görüşün bir kere daha kanıtlamış oluyor. Bu yargıya varılmasının temel sebebi, "Kur Koreş", bazılarının ise "Seyyid Mustafay-ı Kur" olarak anılmasıdır.
Kirmanşah ya da Horasan'da yerleşik bir hayat süren ocak, Moğol İmparatorluğu'nun kurulması nedeniyle 13. yüzyılın başlarında Tunceli'ye göç etmiştir. Ocağın bir kısmı Anadolu'nun çeşitli bölgelerine yayılmış, bir kısmı da Mazgirt'te kalmıştır. Ocağın Anadolu'ya yayılan üyelerinin çoğu, o zamanlar Türkiye Selçuklu Devleti'nin başkenti olan Konya'ya gitmiş ve Karaman bölgesine yerleşmiştir. Eylül/Ekim 1747 tarihli I. Mahmud'un tuğrasını taşıyan şecere ile 10 Kasım 1721 tarihli III. Ahmed'in tuğrasını taşıyan şecereye göre ocağın yaşadığı Mazgirt yöresine Türkiye Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubad gelir ve kerametlerini duyduğu Kureyş'i sınar. Bunun üzerine dervişe istediği bir yere yerleşme hakkını verir. Böylece ocak üyelerinin bir kısmı, Hacı Kureyş'le birlikte Nazımiye yöresine yerleşir. Hacı Kureyş, daha sonra buradan ayrılmış ve en son Gaziantep Yukarı Kayabaşı'na yerleşip burada vefat etmiştir. Kureyş'in soyundan gelenler, Adıyaman Kındırali'ye göç etmişlerse de sonrasında Yukarı Kayabaşı'na geri dönmüşlerdir.
Koreşan ocağının kolları
- Hüseynan
- Gulnan
- Kalyan
- Valyon
- Aliyon
- Heman
- Süleymaniyan
- Çitan
- Gudan
- Seyhan
- Gaziyan
kollarıdır.
İç Anadolu’da Koreşanlılar ve At Çeken Oymağına Dahil Olmaları

Koreşan Ocağı ve Oymağı’nın Orta Anadolu bölgesindeki varlığına dair Tahrir kayıtları ve sözlü tarih verileri, topluluğun bölgedeki derin köklerini açıkça ortaya koymaktadır. 13. yüzyıldan itibaren Anadolu coğrafyasında varlık gösterdikleri İbnü’l-Esîr’in kayıtlarıyla sabit olan bu büyük oymak, Nişabur üzerinden Anadolu’ya geliş sürecinde Kara Melik Şah’ın liderliğinde hareket etmiştir. Bu tarihsel bağ, Konya ve çevresindeki tahrirlerde karşımıza çıkan "Melik Koreşan Cemaati" ve "Melikşah Koreşan" kayıtlarıyla desteklenmektedir; nitekim Selçuklu döneminde yaygın bir unvan olan "Melik", topluluğun o dönemdeki siyasi ve askeri nüfuzuna işaret eden "komutan" veya "bey" anlamlarını taşımaktadır.
Koreşanlılar, 16. yüzyılın sonlarına kadar Konya, Afyon ve Ankara bölgesinde varlıklarını sürdürürken, bu süreçte Orta Anadolu’nun en önemli idari ve ekonomik yapılarından biri olan At Çeken Oymaklar (Aşiretler) Birliği içerisinde yer almışlardır. 17. yüzyılın başlarına kadar bu konfederasyon çatısı altında Tahrir kayıtlarına geçen topluluk, birliğin zamanla işlevini yitirmesi ve bölgedeki toplumsal değişimler neticesinde diğer alt cemaat ve boylar gibi bu üst yapı içerisindeki kurumsal görünürlüğünü kaybetmiştir. Buna karşın, Erzincan-Çayırlı hattından başlayarak İç Anadolu’ya uzanan inanç ve maddi kültür unsurları, özellikle bölgedeki türbe ve yer adları üzerinden kültürel kimliğin muhafaza edildiğini göstermektedir.
Koreşan ocağı mensuplarının yerleştiği yerler
Koreşan ocağı mensupları; Erzincan, Pülümür, Tunceli, Mazgirt, Buğulu, Demirkapı, Çalga, Baylık, Doluküp, Kopuzlar, Atlantı, Aktuluk, Batman, Pülümür, Bozağa, Karabendi, Uzunkaya mezrası, Beyceköy'de; Nazımiye ilçesinin Dallıbahçe, Yazgeldi, Çevrecik, Ilısu, Ballıca, Güzelpınar, Turnayol, Eğribelen'de; Mazgirt ilçesinin Kalaycı, Ağaçerdi, Dazkaya, Tarlacık, Kızılcık köyü ve mezralarında; Hozat'ın Binalik, Ovacık köylerinde; Kiğı'nın Tekbaş, Dalbasan, Yavuztaş, Yazgünü ve Çayağzı köylerinde; ayrıca Karakoçan ilçesinin köylerinde yaşarlar.
Selçuklu döneminde Koreşan ocağı
Anadolu'daki mevcut seyyid ocaklarının içinde en eski tarihli şecerename bu ocağın elindedir. Veriliş tarihi 1232 olan şecereyi Selçuklu sultanı I. Alaeddin Keykubad onaylamıştır. Ocak, gerek Anadolu Selçuklu Devleti gerek Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk yıllarında hürmet görmüştür.
Osmanlı döneminde Koreşan ocağı
Osmanlı Devleti'nin İran'la giriştiği mezhepsel siyasî mücadele sırasında Yukarı Murat Havzası'ndaki Alevilerin dinî önderi olan Koreşanlılar, Safevî Devleti'ne yakınlıklarından ötürü Osmanlı'nın Sünni uleması tarafından dışlanmıştır. Şah Veli İsyanı ve Kalender Şah İsyanı'na destek vermişlerdir.
Tanınırlık
Eski Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun mensup olduğu ocaktır.
Kaynakça
- ^ Naşit Hakkı Uluğ (1939). Tunceli Medeniyete Açılıyor. s. 60.
- ^ TAŞ, Kibar (2018). Kureyşan Aşireti'nin/Ocağı’nın 16. Asırdaki Kureyş Cemaati ile Tarihsel Bağlamdaki Yakınlığı. Ankara: OTAM Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi. 17 Ağustos 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Şubat 2026.
- ^ Şahin, Tahir Erdoğan (2019). Erzincan tarihi. Berikan Yayınevi. s. 524.
- ^ Halaçoğlu, Yusuf. Anadolu'daki Aşiret, Cemaat, Oymaklar. ss. 1547,1548.
- ^ Özdemir, Ali Rıza. Kayıp Türkler. ss. 242, 243.
- ^ Kübra Taş 2018, s. 231.
- ^ a b Kübra Taş 2018, s. 232.
- ^ a b c d Kübra Taş 2018, s. 233.
- ^ Kübra Taş 2018, s. 234.
- ^ "Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi Sayı 23 (2002) - Alemdar Yalçın, Hacı Yılmaz". 27 Eylül 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Eylül 2016.
- ^ Alemdar Yalçın 2017, s. 27.
- ^ Kibar Taş (2019). Orta Asya'dan Anadolu'ya Uzanan Köklü Tarihi ile Kureyşan Ocağı. Berikan Yayınevi. s. 55.
- ^ Yalçın, Alemdar (2017). Bir Oymağın kültürel kodları Koreşanlılar. Ankara: Gece Kitabevi. s. 22. 10 Şubat 2026 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Şubat 2026.
- ^ Alemdar Yalçın 2017, s. 28.
- ^ a b Alemdar Yalçın 2017, s. 29.
- ^ a b c d e f g Alemdar Yalçın 2017, s. 35.
- ^ Alemdar Yalçın 2017, s. 363.
- ^ Taş, Kibar (1 Ocak 2018). "Kureyşan Aşireti'nin/Ocağı'nın 16. asırdaki Kureyş Cemaati ile tarihsel bağlamdaki yakınlığı". OTAM Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi (43): 229-246. ISSN 1019-469X. 30 Haziran 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi30 Haziran 2023.
- ^ a b Ali Kaya (2020). Dersim Tarihi. Pervane Yayınevi. s. 151.
- ^ a b Alemdar Yalçın 2017, s. 213-214.
- ^ "Kılıçdaroğlu'nun serüveni". NTV. 9 Şubat 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Temmuz 2023.
- ^ Ali Kemal Erdem (24 Ekim 2021). "Kılıçdaroğlu'nun kökleri Kirmanşah'a mı dayanıyor?". Independent Türkçe. 25 Ekim 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Temmuz 2023.
- ^ odatv4.com. "İlk kez Soner Yalçın yazdı: Kılıçdaroğlu Babaocağında". odatv4.com. 28 Ocak 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Temmuz 2023.
Alıntı
- TAŞ, Kibar (2018). Kureyşan Aşireti'nin/Ocağı’nın 16. Asırdaki Kureyş Cemaati ile Tarihsel Bağlamdaki Yakınlığı. OTAM Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi. ss. 231-232.
- Yalçın, Alemdar (2017). Bir Oymağın kültürel kodları Koreşanlılar. Ankara: Gece Kitaplığı.
Dış bağlantılar
- - Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, “Anadolu’da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar (1453-1650)” 21 Temmuz 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
- Kürdistan tarihinde Dêrsim - Nuri Dersimi
- Doğu aşiretleri ve emperyalizm - Mahmut Rişvanoğlu 2 Şubat 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
- Kızılbaş Alevi ocakları - Ali Yaman 2 Şubat 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
- Koreşan Ocağı
