| Siyaset serisinin bir parçası |
| Siyaset |
|---|
| Siyaset serisinin bir parçası |
| Hükûmet biçimleri |
|---|
|
Hükûmet biçimleri listesi Yönetim biçimlerine göre ülkeler listesi |
Rekabetçi otoriteryanizm (İngilizce: competitive authoritarianism), biçimsel demokratik kurumların, özellikle seçimlerin, var olduğu ve bu kurumların iktidara ulaşmanın başlıca yolu olarak yaygın biçimde görüldüğü, ancak iktidardakilerin devlet olanaklarını sistematik biçimde kötüye kullanarak rakiplerine karşı önemli bir avantaj elde ettiği bir hibrit rejim türüdür. Terim, siyaset bilimciler Steven Levitsky ve Lucan Way tarafından 2002'de yayımlanan bir makaleyle ortaya atılmış, 2010 tarihli Competitive Authoritarianism: Hybrid Regimes After the Cold War (Rekabetçi Otoriteryanizm: Soğuk Savaş Sonrası Hibrit Rejimler) adlı kitapla ayrıntılı bir çerçeveye oturtulmuştur. Kavram, seçim otokrasisi, illiberal demokrasi ve yarı otoriteryanizm gibi terimlerle birlikte demokrasi ile otoriteryanizm arasındaki "gri bölgeyi" adlandırmak için kullanılır.
Rekabetçi otoriter rejimlerde seçimler, yasama organı, yargı ve bağımsız basın gibi kurumlar yalnızca göstermelik değildir; muhalefet bunları iktidara meydan okumak için gerçekten kullanabilir ve zaman zaman seçim kazanabilir. Bununla birlikte iktidarın devlet kaynaklarına, medyaya ve hukuka erişimdeki sistematik üstünlüğü "oyun alanını" kendi lehine eğdiğinden rejim tam anlamıyla demokratik sayılmaz. Muhalefetin ciddi biçimde yarışabilmesi bu rejimleri seçimlerin göstermelik olduğu tam otoriter rejimlerden ayırır; oyun alanının eşitsizliği ise onları demokrasiden uzaklaştırır. Levitsky ve Way, Linz'e dayanarak bu rejimleri demokrasinin kusurlu bir biçimi değil, otoriteryanizmin kısılmış bir biçimi olarak niteler. Yazarlar ayrıca rejimlerin zaman içindeki gidişatını başlıca iki değişkenle açıklar: Batı'yla bağ ve iktidarın örgütsel gücü.
Levitsky ve Way, 1990-1995 arasında rekabetçi otoriter olan otuz beş rejimi karşılaştırmıştır. Kavram daha sonra çağdaş vakalara da uygulanmıştır. Yaygın biçimde benimsenmekle birlikte kavram, bu rejimlerin istikrarı açısından eleştirilmiş, hibrit rejim türleri arasındaki sınırların bulanıklığı ise rejimlerin sınıflandırılmasını baştan beri tartışmalı kılmıştır.
Tanım
Levitsky ve Way rekabetçi otoriteryanizmi şöyle tanımlar:
Rekabetçi otoriter rejimler, biçimsel demokratik kurumların var olduğu ve iktidara ulaşmanın başlıca yolu olarak yaygın biçimde görüldüğü, ancak iktidardakilerin devleti kötüye kullanmasının onları rakipleri karşısında önemli bir avantaj konumuna yerleştirdiği sivil rejimlerdir. Bu rejimler, muhalefet partilerinin iktidar için ciddi biçimde yarışmak üzere demokratik kurumları kullanması bakımından rekabetçidir; ancak oyun alanı iktidar lehine ağır biçimde eğildiği için demokratik değildir.
— Steven Levitsky ve Lucan Way, Competitive Authoritarianism (2010)
Levitsky ve Way'e göre bu "eşitsiz oyun alanı" (İngilizce: uneven playing field) üç boyutta belirir: muhalefet ile iktidarın kaynaklara, medyaya ve hukuka erişimindeki eşitsizlik. Bu eşitsizlik nedeniyle seçimler biçimsel olarak yapılsa da adil değildir. Larry Diamond ve Andreas Schedler gibi araştırmacılar da aynı dönemde benzer olguları "hibrit rejimler" ve "seçimsel otoriteryanizm" kavramlarıyla ele almış; rekabetçi otoriteryanizm bu daha geniş hibrit rejim ailesinin bir alt türü olarak konumlandırılmıştır.
Kavramın kökeni

Soğuk Savaş'ın sona ermesinin ardından, ne tam demokratik ne de tam otoriter olarak sınıflandırılabilen çok sayıda rejim ortaya çıktı. Bu dönemde çok sayıda araştırmacı benzer olguları farklı kavramlarla ele aldı: Larry Diamond bunları "hibrit rejimler" başlığı altında sınıflandırırken, Thomas Carothers otoriterlikten uzaklaşan her ülkenin demokrasiye ilerlediğini varsayan "geçiş paradigmasını" eleştirerek bu ülkelerin çoğunun ne diktatörlük ne de demokrasiye yönelen kalıcı bir "gri bölgede" bulunduğunu ileri sürmüştür. Levitsky ve Way, 2002'de Journal of Democracy'de yayımlanan "The Rise of Competitive Authoritarianism" başlıklı makalelerinde, bu rejimlerin bir bölümünü demokrasiye geçiş sürecindeki geçici oluşumlar olarak görmenin yanıltıcı olduğunu savundu. Onlara göre bu rejimler, kendine özgü dinamikleri olan ve onlarca yıl sürebilen istikrarlı bir rejim türü oluşturuyordu; dolayısıyla bunların er ya da geç demokrasiye evrileceği varsayımıyla incelenmemeliydi. Yazarlar 2010 tarihli kitaplarında kavramı, 1990-1995 arasında rekabetçi otoriter olan ya da bu niteliği kazanan otuz beş vakayı karşılaştırarak sistematik bir kurama dönüştürdüler.
Diğer rejim türlerinden farkı
Levitsky ve Way'e göre rekabetçi otoriter rejimler demokrasinin üç tanımlayıcı niteliğinden en az birini ihlal eder: serbest seçimler, temel hak ve özgürlüklerin geniş biçimde korunması ve makul ölçüde eşit bir oyun alanı. Rekabetçi otoriterliğin diğer rejim türlerinden farkı üç ölçütte belirginleşir. Levitsky ve Way, Linz'e dayanarak bu ölçütlerin rekabetçi otoriteryanizmi demokrasinin kusurlu bir biçimi değil, otoriteryanizmin kısılmış bir alt türü olarak konumlandırdığını vurgular.
Tam otoriteryanizmden farkı
Rekabetçi otoriter rejimlerde seçimler gerçek ve ciddidir, muhalefet ilke olarak seçimle iktidara gelebilir. Bu yönüyle rejim, muhalefeti tümüyle dışlayan ve seçimleri bir gösteriye indirgeyen kapalı otoriter rejimlerden ayrılır.
Demokrasiden farkı
Seçimler yapılsa da oyun alanı eşit değildir. İktidarın devlet kaynaklarına, medyaya ve yargıya erişimde muhalefetin sahip olmadığı avantajları bulunduğundan, rekabet biçimsel olarak sürse de adil değildir.
Hegemonik seçimli otoriteryanizmden farkı
Andreas Schedler, seçimsel otoriteryanizmi "rekabetçi" ve "hegemonik" olmak üzere ikiye ayırır. Rekabetçi olanında iktidardakiler kendini güvende hissetmez ve seçim arenası iktidar mücadelesinin gerçek bir alanıdır. Hegemonik olanında ise iktidar yenilmez konumdadır, seçimler de iktidarın kendini temsil ettiği bir sahneye indirgenir.
İlgili kavramlar
Rekabetçi otoriteryanizm, demokrasi ile otoriterlik arasındaki gri bölgeyi adlandırmak için önerilen başka kavramlarla da ilişkilidir. Andreas Schedler, seçimlerin otoriter iktidarın meşrulaştırma aracına dönüşebildiği rejimleri "seçimsel otoriteryanizm" başlığı altında toplamıştır. Wolfgang Merkel benzer rejimleri, demokrasinin kısmi rejimlerinden birinin işlemediği "kusurlu demokrasiler" olarak kavramsallaştırmış ve bunların zorunlu olarak geçici olmadığını vurgulamıştır. Guillermo O'Donnell ise seçilmiş liderin yatay denetimlerden büyük ölçüde bağımsız biçimde yönettiği "delegatif demokrasi" kavramını önermiştir.
Kuramsal çerçeve
Levitsky ve Way rekabetçi otoriter rejimleri, muhalefetin iktidarla mücadele ettiği arenalar üzerinden tanımlar. Bu rejimlerin zaman içindeki gidişatını ise iki değişkenle açıklar: Batı'yla bağ ve iktidarın örgütsel gücü. Batı'nın demokratikleştirici baskısına açıklık anlamında kaldıraç ise bağın da örgütsel gücün de zayıf olduğu vakalarda çoğu kez belirleyici olan üçüncü etkendir. Kavram sonraki ampirik çalışmalarda da geliştirilmiştir; Marc Morjé Howard ve Philip Roessler, rekabetçi otoriter rejimlerde muhalefetin seçim yoluyla iktidarı devraldığı durumları "liberalleştirici seçim sonucu" olarak kavramsallaştırmıştır.
Rekabetin arenaları
Levitsky ve Way, muhalefetin iktidara meydan okuyabildiği, onu zayıflatabildiği ve ara sıra yenebildiği dört temel "demokratik mücadele arenası" tanımlar; ancak muhalefet bu arenaların her birinde sistematik olarak dezavantajlıdır:
- Seçimler yapılır ve rekabetçidir, ancak iktidar seçmen kütükleri, seçim yönetimi, kampanya finansmanı ve devlet olanaklarının kullanımı üzerinden avantaj sağlar.
- Muhalefet mecliste temsil edilir ve zaman zaman iktidarı zorlayabilir, fakat yürütme yasama organını büyük ölçüde etkisizleştirebilir.
- Biçimsel olarak bağımsız mahkemeler bulunur, ancak iktidar atama, terfi ve baskı yoluyla yargıyı denetim altında tutmaya çalışır.
- Bağımsız basın yasaldır ve etkili olabilir, ne var ki iktidar mülkiyet yapısı, reklam dağıtımı, davalar ve düzenleyici baskı yoluyla medya alanını daraltır.
Bu arenaların varlığı muhalefete periyodik olarak gerçek fırsatlar tanıyarak rejimi salt bir diktatörlükten ayırır. Her arenadaki yapısal eşitsizlik ise iktidarın olağan koşullarda üstünlüğünü korumasını sağlar.
Batı'yla bağ ve kaldıraç
Levitsky ve Way'in çerçevesinde Batı'yla bağ, ülkeyi Batı'ya bağlayan ekonomik, siyasi, diplomatik, toplumsal ve örgütsel ilişkilerin yoğunluğunu anlatır; kaldıraç ise ülkenin dış demokratikleştirici baskıya açıklığıdır. Yazarlara göre Batı'yla bağın güçlü olduğu ülkelerde demokratikleşme daha olası iken, bağın zayıf olduğu yerlerde rejimler otoriter kalmaya ya da daha da otoriterleşmeye eğilimlidir.
İktidarın örgütsel gücü
Çerçevenin ikinci değişkeni iktidardaki elitin örgütsel gücü, yani devlet aygıtının ve iktidar partisinin kapsamı ile bütünlüğüdür. Yazarlara göre Batı'yla bağın zayıf olduğu yerlerde rejimin kaderini asıl bu değişken belirler. Devlet ve parti örgütleri güçlü ve bütünlüklüyse iktidar elit içi çatlakları yönetebilir, seçim sonuçlarına müdahale edebilir ve sokak hareketlerini bastırabilir, böylece ciddi muhalefet girişimlerini bile boşa çıkarır. Bu vakalarda rejim istikrarlı biçimde otoriter kalır ve iktidar ya da onun seçtiği ardıllar yerinde kalmayı sürdürür. Örgütler gelişkin değilse ve bütünlükten yoksunsa iktidar elit kaçışlarını önlemekte, seçim çalmakta ve protestoyu bastırmakta yetersiz kalır, dolayısıyla görece zayıf bir muhalefet karşısında bile kırılgandır. Yazarların istikrarsız rekabetçi otoriterlik dediği bu durumda iktidar el değiştirebilir, ancak bu değişim çoğu kez demokratikleşmeyle sonuçlanmaz.
Örnekler
Levitsky ve Way, 2010 tarihli çalışmalarında 1990-1995 arasında rekabetçi otoriter olan ya da bu niteliği kazanan otuz beş rejimi beş bölgede inceler:
- Amerika: Dominik Cumhuriyeti, Guyana, Haiti, Meksika, Peru ve Nikaragua
- Doğu Avrupa: Arnavutluk, Hırvatistan, Makedonya, Romanya, Sırbistan ve Slovakya
- Asya: Kamboçya, Malezya ve Tayvan
- Eski Sovyet coğrafyası: Ermenistan, Belarus, Gürcistan, Moldova, Rusya ve Ukrayna
- Afrika: Benin, Botsvana, Kamerun, Gabon, Gana, Kenya, Madagaskar, Malavi, Mali, Mozambik, Senegal, Tanzanya, Zambiya ve Zimbabve
Yazarlara göre bu rejimlerin izlediği yollar birbirinden ayrışmıştır. Batı'yla bağın yoğun olduğu Doğu Avrupa ve Amerika kıtasında hiçbir otoriter iktidar 2008'e kadar yerinde kalamamış ve iktidar devirlerinin neredeyse tamamı demokrasiyle sonuçlanmıştır. Bağın zayıf olduğu Afrika ve eski Sovyet coğrafyasında ise sonucu iktidarın örgütsel gücü belirlemiştir. Devlet ve parti yapılarının güçlü olduğu Malezya ve Zimbabve gibi ülkelerde rejim istikrarlı biçimde otoriter kalmıştır. Örgütsel gücün zayıf olduğu yerlerde iktidar el değiştirmiş, ancak bu değişim yalnızca Benin, Mali ve Ukrayna gibi birkaç vakada kırılgan demokrasiler doğurmuştur; Gürcistan, Malavi ve Zambiya gibi örneklerde eski iktidarın yerini yeni otoriter yönetimler almıştır. Levitsky ve Way, 1995'ten sonra ortaya çıkan Nijerya ve Venezuela gibi örnekleri çalışmalarının kapsamı dışında bırakmıştır.
Peru
Peru, Levitsky ve Way'in kavramı geliştirirken temel aldığı arketip vakalardan biridir. 1990'da seçilen Alberto Fujimori, 1992'de gerçekleştirdiği bir autogolpe ile parlamentoyu kapatıp anayasayı askıya almış, ardından seçimleri ve kurumları yeniden işletmiştir; ancak istihbarat şefi Vladimiro Montesinos aracılığıyla yargı, medya ve seçim organları üzerinde örtülü bir denetim kurmuştur. Bu dönemde özel televizyon kanalları, muhalefete ilişkin haberleri sınırlamaları karşılığında devlet istihbaratından aylık ödemeler almıştır. Eylül 2000'de gizli bir kayıt kamuoyuna sızmıştır: muhalefet milletvekili Alberto Kouri, hükûmet safına geçmesi karşılığında Montesinos'tan on beş bin dolar rüşvet almaktadır. Halk arasında vladivideo adıyla anılan bu görüntü rejimin özenle kurulmuş hukukilik cephesini yıkmış, Fujimori'yi yeni seçim çağrısına ve ardından istifaya sürüklemiş, rejim böylece çökmüştür.
Rusya
Rusya, Levitsky ve Way'in örneklemindeki otuz beş rejimden biridir. Yazarlar ülkedeki rekabetçi otoriter dönemin 1991'de başladığını ve incelemenin kapandığı 2008'de sürmekte olduğunu kaydeder. Boris Yeltsin döneminde muhalefete ve medya çoğulculuğuna gösterilen görece hoşgörü, yazarlara göre Vladimir Putin yönetiminde gelen otoriter sertleşmeyi engellememiştir. Putin döneminde devlet aygıtı yeniden güçlendirilmiş, bağımsız medya denetim altına alınmış ve muhalefetin hareket alanı daralmıştır. Yazarlar Rusya'yı, iktidarın örgütsel gücünün yüksek, Batı'nın kaldıracının ise düşük olması nedeniyle rejimin istikrar kazandığı vakalar arasında değerlendirir. Aynı çalışmada Kamboçya ve Zimbabve'yle birlikte Putin dönemi Rusya'sını, yaygın baskının rejimleri tam otoriterliğin eşiğine ittiği örnekler arasında anar. Levitsky ve Way, örneklemin izini 2019'a kadar sürdükleri 2020 tarihli değerlendirmelerinde Rusya'yı artık rekabetçi otoriter saymaz. Yazarlara göre otuz beş rejimden yalnızca beşi 2019 itibarıyla hegemonik ya da kapalı otokrasi sayılabilir. Rusya da Belarus, Kamboçya, Kamerun ve Nikaragua ile birlikte bu gruptadır; yani rekabetçi otoriterlikten tam otoriterliğe sertleşen örnekler arasında anılır.
Sırbistan

Slobodan Milošević yönetimindeki Sırbistan, rekabetçi otoriterliğin muhalefetin seçim yoluyla iktidarı devirebildiği klasik örneklerinden biridir. Seçimler düzenli biçimde yapılmakla birlikte medya ve devlet kaynakları iktidar lehine işlemiştir. Buna karşın muhalefet 2000 seçimlerinde Milošević'i yenmiş, iktidarın sonuçları değiştirme girişimi kitlesel protestolarla karşılanınca rejim Ekim 2000'de devrilmiştir.
Malezya
Malezya, rekabetçi otoriterliğin 1990-2008 boyunca istikrarlı biçimde sürdüğü vakalardan biridir. Levitsky ve Way bu sonucu iki etkenle açıklar: birincisi, iktidarın örgütsel gücünün yüksek olması; ikincisi, Batı'yla bağın ve kaldıracın zayıf kalması sayesinde iktidardaki Birleşik Malay Ulusal Örgütü (PEKEMBAR) hükûmetlerinin baskı ve örgütlenme kapasitelerini muhalefetin girişimlerini boşa çıkarmak için serbestçe kullanabilmesidir. PEKEMBAR iktidarı ülkenin 1957'de kazandığı bağımsızlığa kadar uzanır. Parti Malay tabanlı olmakla birlikte kurduğu Barisan Nasional koalisyonu çok etniklidir. Anayasal düzenin askıya alındığı 1969-1971 dışında PEKEMBAR ve müttefikleri seçim yoluyla, üstelik çoğu kez üçte iki çoğunlukla iktidarda kalmayı sürdürmüştür.
Zimbabve
Zimbabve, Levitsky ve Way'in yüksek örgütsel güce sahip Afrika vakaları arasında ele aldığı ülkelerden biridir. Bu ülkelerde iktidar partisi şiddetli bir kurtuluş savaşından bütünlüklü biçimde çıkmış ve rejim 2008'e kadar istikrarını korumuştur. Yazarlara göre Zimbabve'de demokratikleşme koşulları bölgedeki diğer ülkelerden daha elverişliydi. Ülkenin seçim rekabetine ve yargı bağımsızlığına dayanan bir geçmişi, görece güçlü bir sivil toplumu ve 1990'ların sonundan itibaren örgütlü ve birleşik bir muhalefeti vardı. Buna karşın rekabetçi otoriterlik 2008'e kadar sürmüştür. Şubat 2000'de yapılan anayasa referandumunda seçmenlerin yaklaşık yüzde 55'i "hayır" oyu vermiş ve iktidar partisi ilk seçim yenilgisini almıştır. Yaklaşan parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimleri karşısında iktidarı kaybetme olasılığıyla yüzleşen Robert Mugabe hükûmeti, savaş veteranlarının ve işsiz gençlerin yürüttüğü şiddetli toprak işgalleriyle desteklenen kapsamlı bir toprak reformu programıyla karşılık vermiştir.
Türkiye
Siyaset bilimciler Berk Esen ve Şebnem Gümüşçü, 2016 tarihli çalışmalarında Adalet ve Kalkınma Partisi yönetimindeki Türkiye'yi rekabetçi otoriter bir rejim olarak değerlendirir. Esen ve Gümüşçü'ye göre Türkiye'de seçimler rekabetçi olmayı sürdürmüş ve muhalefet önemli oy oranlarına ulaşabilmiştir; ancak zaman içinde oyun alanı iktidar lehine giderek eşitsizleşmiştir. Yazarlar bu değerlendirmede özellikle medya sahipliğindeki yoğunlaşmayı ve basın üzerindeki baskıyı, yargının bağımsızlığına yönelik müdahaleleri, devlet kaynaklarının parti yararına dağıtılmasını, kamu ihalesi bekleyen iş çevrelerinin partiye ve parti yanlısı vakıflara bağış yapmasını ve muhalefetin örgütlenme olanaklarının daralmasını öne çıkarır. Koray Çalışkan da Adalet ve Kalkınma Partisi yönetimindeki Türkiye'yi rekabetçi otoriter bir rejim olarak çözümlemiş, 2017 anayasa değişikliği referandumu ile başkanlık sistemine geçilmesinden sonra rejimin tam otoriterliğe doğru kaydığını, bunun seçimleri rekabetçi olmaktan çıkarabileceğini ileri sürmüştür.
Levitsky ve Way de 2020 tarihli değerlendirmesinde Türkiye'yi demokrasiden rekabetçi otoriterliğe gerileyen ülkeler arasında sayar. Yazarlara göre yargı bağımsızlığının ve hukuk devletinin görece yerleşik, özel sektörün ve sivil toplumun gelişkin, muhalefetin güçlü olduğu ülkelerde oyun alanını eğmek daha çok beceri ve çok daha geniş bir halk desteği gerektirir. Türkiye bu gruptadır. Adalet ve Kalkınma Partisi söz konusu desteği, ağır ekonomik bunalım koşullarında yerleşik siyasi elite yönelik birikmiş hoşnutsuzluğu harekete geçiren popülist bir söylemle devşirmiştir.
Macaristan
Macaristan, kavramın 2010'lardan sonra uygulandığı çağdaş vakalardan biridir. Levitsky ve Way, 2020 tarihli bir değerlendirmede Macaristan'ı demokrasiden rekabetçi otoriterliğe gerileyen ülkeler arasında sayar ve 2019 itibarıyla rekabetçi otoriter saydıkları rejimler listesine dahil eder. Yazarlara göre Fidesz hükûmeti 2010'da elde ettiği parlamento üstünlüğünü oyun alanını kendi lehine eğmek için kullanmıştır. Macaristan yazarlar için aynı zamanda, Batı'yla bağı güçlü bir ülkede bile otoriterleşmenin cezasız kalabildiğini, yani Avrupa Birliği'nin demokratikleştirici etkisinin zayıfladığını gösteren örnektir.
Etienne Hanelt ve Attila Vincze, on yılı aşan demokratik gerileme sonucunda ülkenin rekabetçi otoriter bir rejime dönüştüğünü savunur. Onlara göre Macaristan'da seçimler yarışmalıdır ve büyük ölçüde serbesttir, ancak adil değildir. Yazarlar mahkemeler üzerindeki denetimin resmî kuralları değiştirmekten çok, mahkeme başkanlarının takdir yetkisiyle sadık yargıçları ödüllendirip direnenleri cezalandırdığı gayriresmî bir kayırma ağı üzerinden kurulduğunu gösterir.
Siyaset bilimciler András Bozóki ve Dániel Hegedűs ise 2018 tarihli çalışmalarında Viktor Orbán yönetimindeki Macaristan'ı "dışarıdan sınırlanan hibrit rejim" olarak nitelendirir. Yazarlara göre Avrupa Birliği üyeliği rejimin genişlemesini sınırlarken, aktardığı kaynaklar ve sağladığı meşruiyet yoluyla aynı zamanda onun ayakta kalmasına katkıda bulunur. İktidar elitinin kamu kaynaklarını kendine mal etmesi de bu rejim tipinin tanımlayıcı öğelerinden biridir.
Amerika Birleşik Devletleri
Kavramı yaratan Steven Levitsky ve Lucan Way, 2025'te Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminde Amerika Birleşik Devletleri'nin rekabetçi otoriterliğin eşiğinde olduğunu ileri sürmüştür. Yazarlara göre ülke bu dönemde liberal demokrasi ölçütlerini karşılamayı bırakacak, ancak ortaya çıkacak düzen faşizm ya da tek parti diktatörlüğü değil, partilerin seçimlerde yarıştığı ama iktidarın yetkisini kötüye kullanarak oyun alanını muhalefet aleyhine eğdiği bir sistem olacaktır. Yazarlar yönetimin devlet kurumlarını muhaliflere karşı silah olarak kullanmaya çoktan başladığını belirtir ve meslekten memurların iş güvencesini kaldıran düzenlemeyi, Macaristan ile Polonya'da kamu görevlilerinin partili kadrolarla değiştirilmesinin Amerika Birleşik Devletleri'ndeki karşılığı olarak gösterir. Onlara göre iktidarın sınırlı kamuoyu desteği ve kaçınılmaz hataları demokratik güçlere fırsat yaratacaktır; ne var ki muhalefet yalnızca oyunda kaldığı sürece kazanabilir.
Eleştiriler
Rekabetçi otoriteryanizm kavramı yaygın biçimde benimsenmiş olsa da tartışmasız değildir. Christopher Carothers, 2018 tarihli çalışmasında rekabetçi otoriter rejimlerin sanılandan daha istikrarsız olduğunu, bu rejimlerin tam otokrasilere kıyasla iktidar değişimine ve çöküşe daha açık olduğunu ileri sürer. Rejimleri bu kategorilere yerleştirmek de baştan beri tartışmalı bulunmuştur. Diamond, hibrit rejim türleri arasındaki sınırların bulanık ve çekişmeli olduğunu, liberal demokrasi ile seçimsel demokrasi ya da rekabetçi ile hegemonik seçimsel otoriteryanizm arasındaki ayrımların güç ve tartışmaya açık değerlendirmeler gerektirdiğini belirtir.
Ayrıca bakınız
Notlar
- ^ Akademisyenler tam otokrasi ile tam demokrasi arasındaki rejimleri adlandırmak için rekabetçi otoriteryanizmin yanı sıra seçim otokrasisi, yarı otoriteryanizm, illiberal demokrasi ve melez rejim gibi çeşitli terimler kullanır.
Kaynakça
- ^ a b c Levitsky & Way 2010, s. 5.
- ^ Levitsky & Way 2010, ss. 5-6.
- ^ a b c d Diamond, Larry (2002). "Thinking About Hybrid Regimes". Journal of Democracy. 13 (2): 21-35. doi:10.1353/jod.2002.0025.
- ^ Carothers, Thomas (2002). "The End of the Transition Paradigm". Journal of Democracy. 13 (1): 5-21.
- ^ Levitsky, Steven; Way, Lucan (2002). "The Rise of Competitive Authoritarianism". Journal of Democracy. 13 (2): 51-65. doi:10.1353/jod.2002.0026. ISSN 1086-3214.
- ^ a b Levitsky & Way 2010, s. 4.
- ^ Levitsky & Way 2010, s. 7.
- ^ Levitsky & Way 2010, s. 15.
- ^ a b Schedler, Andreas (2002). "The Menu of Manipulation". Journal of Democracy. 13 (2): 36-50.
- ^ Merkel, Wolfgang (2004). "Embedded and Defective Democracies". Democratization. 11 (5): 33-58. doi:10.1080/13510340412331304598.
- ^ O'Donnell, Guillermo (1994). "Delegative Democracy". Journal of Democracy. 5 (1): 55-69.
- ^ a b Levitsky & Way 2010, ss. 23-25.
- ^ Howard, Marc Morjé; Roessler, Philip G. (2006). "Liberalizing Electoral Outcomes in Competitive Authoritarian Regimes". American Journal of Political Science. 50 (2): 365-381. doi:10.1111/j.1540-5907.2006.00189.x.
- ^ a b Levitsky & Way 2010, s. 20.
- ^ Levitsky & Way 2010, ss. 23-24.
- ^ Levitsky & Way 2010, ss. 24-25.
- ^ Levitsky & Way 2010, s. 32.
- ^ Levitsky & Way 2010, s. 165.
- ^ Cameron 2006, s. 275.
- ^ Cameron 2006, ss. 271, 278.
- ^ Levitsky & Way 2010, s. 21.
- ^ Levitsky & Way 2010, s. 82.
- ^ Levitsky & Way 2010, ss. 196-201.
- ^ Levitsky & Way 2010, s. 186.
- ^ Levitsky & Way 2010, s. 9.
- ^ a b c Levitsky, Steven; Way, Lucan (2020). "The New Competitive Authoritarianism". Journal of Democracy. 31 (1): 51-65. doi:10.1353/jod.2020.0004.
- ^ Levitsky & Way 2010, ss. 106-113.
- ^ Levitsky & Way 2010, ss. 318-319.
- ^ Levitsky & Way 2010, ss. 320-321.
- ^ Levitsky & Way 2010, s. 239.
- ^ Levitsky & Way 2010, ss. 242-243.
- ^ a b Esen, Berk; Gümüşçü, Şebnem (2016). "Rising competitive authoritarianism in Turkey". Third World Quarterly. 37 (9): 1581-1606. doi:10.1080/01436597.2015.1135732.
- ^ Çalışkan, Koray (2018). "Toward a new political regime in Turkey: From competitive toward full authoritarianism". New Perspectives on Turkey. 58: 5-33. doi:10.1017/npt.2018.10.
- ^ Hanelt, Etienne; Vincze, Attila (2024). "Managing courts in competitive authoritarian regimes: Co-optation, repression and resistance in Hungary". Zeitschrift für Vergleichende Politikwissenschaft. 18 (3): 381-400. doi:10.1007/s12286-024-00621-y.
- ^ Bozóki, András; Hegedűs, Dániel (2018). "An externally constrained hybrid regime: Hungary in the European Union". Democratization. 25 (7): 1173-1189. doi:10.1080/13510347.2018.1455664.
- ^ a b Levitsky, Steven; Way, Lucan A. (11 Şubat 2025). "The Path to American Authoritarianism: What Comes After Democratic Breakdown". Foreign Affairs (İngilizce). 104 (2). ss. 36-51. 5 Temmuz 2026 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Temmuz 2026.
- ^ Normand, François (19 Eylül 2025). "En route vers un « autoritarisme compétitif » aux États-Unis". Les Affaires (Fransızca). 20 Eylül 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Ağustos 2026.
- ^ Carothers, Christopher (2018). "The Surprising Instability of Competitive Authoritarianism". Journal of Democracy. 29 (4): 129-135. doi:10.1353/jod.2018.0068.
Bibliyografya
- Cameron, Maxwell A. (2006). "Endogenous Regime Breakdown: The Vladivideo and the Fall of Peru's Fujimori". Carrión, Julio F. (Ed.). The Fujimori Legacy: The Rise of Electoral Authoritarianism in Peru (İngilizce). University Park, PA: Pennsylvania State University Press. ss. 268-293. ISBN 0-271-02747-9.
- Levitsky, Steven; Way, Lucan A. (2010). Competitive Authoritarianism: Hybrid Regimes After the Cold War. Cambridge University Press. doi:10.1017/CBO9780511781353. ISBN 978-0-521-88252-1.
