Selam Tevhid örgütü

Tevhid-Selam veya Tevhid-Selam Kudüs Ordusu, Türkiye'de faaliyet gösteren ve İran İslam Devrimi'ni model alan bir siyasal düzen kurmayı amaçlayan örgüt. 2007 yılında yapılan açıklamada Türkiye'de aktif durumda olan örgütler arasında sayılmıştır.

Yargıtay kararları ve Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre örgüt, 1985 yılından itibaren İstiklal, Şehadet ve Tevhid dergileri ile Zamana Selam ve Selam gazetesi çevresinde oluşmuş; Selam Kültür ve Dayanışma Vakfı ile bağlantılı bir yapı sergilemiştir. Yargı kararlarında, örgütün bazı mensuplarının İran'a giderek askeri bir kuruluş olarak bilinen Kudüs Ordusu ve İran gizli istihbarat birimi Sawama mensuplarıyla ilişki kurdukları, bu kapsamda askerî ve örgütsel eğitim ile silah desteği aldıkları, Türkiye'de bulunan bazı yabancı ülke vatandaşları ile Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy ve Ahmet Taner Kışlalı'ya yönelik silahlı eylemler dahil 18 ayrı saldırıyı gerçekleştirdikleri belirtilmiştir.

Amacı

Yargı kararları ve resmî güvenlik birimlerinin değerlendirmelerine göre Tevhid-Selam (Tevhid-Selam/Kudüs Ordusu), Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasal düzenini ortadan kaldırmayı ve İran İslam Devrimi'ni model alan teokratik bir yönetim kurmayı amaçlayan silahlı bir örgüt olarak tanımlanmıştır. Örgütün, 1980'li yılların ortalarından itibaren yayımlanan İstiklal, Şehadet ve Tevhid dergileri ile Zamana Selam ve Selam gazetesi çevresinde şekillendiği; Selam Kültür ve Dayanışma Vakfı etrafında örgütsel bir yapı oluşturduğu belirtilmiştir.

Anayasa Mahkemesi ve ceza yargılamalarına yansıyan tespitlerde, örgütün ideolojik olarak İran'daki devrim sonrası siyasal modeli benimsediği, bu doğrultuda bazı mensuplarının İran'a giderek Kudüs Ordusu ve İran istihbarat birimleriyle temas kurduğu, askerî ve örgütsel eğitim aldığı ifade edilmiştir. Yargı kararlarında, örgütün yalnızca ideolojik faaliyetlerle sınırlı kalmadığı; diplomatik temsilcilikler, yabancı ülke görevlileri ve kamuoyunda tanınmış kişi ve kurumlara yönelik silahlı eylemleri, bu amaç doğrultusunda bir yöntem olarak benimsediği değerlendirilmiştir. Mahkeme kararlarında ayrıca, örgütün Türkiye'de ve uluslararası düzeyde farklı hedeflere yönelik eylemlerinin, İran merkezli bölgesel politikalarla uyumlu biçimde şekillendiği; bu yönüyle örgütün, yabancı istihbarat ve güvenlik yapılarıyla bağlantılı hareket ettiği iddialarının dosya kapsamındaki delillerle desteklendiği belirtilmiştir.

Operasyon süreci

İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından Hizbullah İlim Grubu'na yönelik 17 Ocak 2000 tarihinde İstanbul'un Beykoz ilçesinde bulunan hücre evine yapılan operasyonda Hizbullah örgütüne ait birçok dijital malzeme (hard diskler, CD ve disketler) ile doküman elde edildi. Bulunan dijital malzemelerin çözümünde Tevhid-Selam, Kudüs Ordusu isimleri altında o güne kadar ortaya çıkarılmamış yeni bir yapılanmaya rastlanıldı. Bu doğrultuda yapılan çalışmalar sonucunda yakalanan kişilerin alınan beyanlarında bazı faili meçhul olaylarla irtibatlı oldukları anlaşıldı. Yapılan operasyonlarda bir kısım şüphelilerin yer göstermeleri neticesinde Tevhid-Selam örgütüne ait çok sayıda silah, mühimmat, patlayıcı madde ve patlayıcı yapımında kullanılan malzemeler ele geçirildi. Yapılan soruşturmalar neticesinde Türkiye gündemini uzun süre meşgul eden Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy ve Ahmet Taner Kışlalı cinayetleri dahil olmak üzere birçok faili meçhul cinayet ve yaralama olaylarının faillerine ulaşıldı.

Yargı süreci

Yapılan soruşturmalar sonucunda Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı'nca 11 Temmuz 2000 tarihinde 9'u hakkında idam talepli olmak üzere 17 şüpheli hakkında Ankara 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde dava açıldı. Daha sonra yakalanan şüpheliler ile yakalama kararı ile aranmakta olan şüpheliler hakkında yeni iddianameler düzenlendi. Bu davalar da aynı mahkemede birleştirildi.

Tevhid-Selam/Kudüs Ordusu yapılanmasına ilişkin iddialar, kamuoyunda Umut Davası olarak bilinen yargılama kapsamında ele alındı. Dava, 1990'lı yıllarda Türkiye'de bazı aydınlara ve yabancı uyruklu kişilere yönelik silahlı saldırı ve suikast girişimleriyle bağlantılı olarak açıldı. Soruşturma ve yargılama sürecinde, örgütün İran İslam Devrimi'ni model alan bir devlet kurmayı amaçladığı, İran İstihbaratı ve askeri birimleriyle ilişki içinde olduğu ve bazı üyelerinin yurt dışında askerî ve örgütsel eğitim aldığı ileri sürüldü.

İddianamede, örgütün yayın faaliyetleri (İstiklal, Şehadet ve Tevhid dergileri; Selam Gazetesi) ve Selam Kültür ve Dayanışma Vakfı çevresinde örgütlendiği, bu yapı aracılığıyla kadro temin ettiği ve silahlı eylemler gerçekleştirdiği iddia edildi. Yargılama sürecinde sanıklar hakkında anayasayı ihlal, Tevhid-Selam/Kudüs Ordusu Terör Örgütü yöneticisi veya üyesi olmak, patlayıcı bulundurmak, adam öldürmek gibi suçlardan mahkûmiyet kararları verildi.

Dava süreci, uzun yargılama süreleri, delil değerlendirmeleri ve örgüt tanımına ilişkin tartışmalar nedeniyle kamuoyunda ve hukuk çevrelerinde eleştirilere konu oldu. Yargılamaya ilişkin bazı kararlar daha sonraki yıllarda yeniden ele alınmış, bireysel başvurular kapsamında dosya Anayasa Mahkemesi'nin önüne taşınmıştır. Anayasa Mahkemesi, kararlarında Tevhid-Selam/Kudüs Ordusu yapılanmasına ilişkin resmî kurum değerlendirmelerine ve Yargıtayın örgütün niteliğine dair tespitlerine yer vermiştir.

Umut Davası, Selam Tevhid yapılanmasına ilişkin en kapsamlı yargı süreci olarak değerlendirilmekte olup, örgütün hukuki statüsü ve faaliyetlerine ilişkin tartışmalar bu dava çerçevesinde şekillenmiştir.

Bu dava kapsamında;

Ankara 2 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce verilen 7 Ocak 2002 tarihli mahkûmiyet kararı Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 12 Kasım 2002 tarihli kararı ile onandı. Bu davada Yargıtay sanık Ferhan Özmen hakkında Anayasayı ihlal sucundan verilen karar yönünden ise bozma kararı verdi.

Muammer Aksoy'u silahla öldürdüğü, Uğur Mumcu ile Ahmet Taner Kışlalı'nın araçlarına konulan bombaları hazırladığı ve Bahriye Üçok'un ölümüne neden olan bombalı paketi gönderdiği iddiasıyla yargılanan sanık Ferhan Özmen hakkında yapılan ikinci yargılama sonucunda Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce anayasayı ihlal suçundan ağırlatılmış müebbet hapis cezası verildi ve karar Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 8 Kasım 2006 tarihli kararı ile onandı.

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen üçüncü davada bazı sanıklar Tevhid-Selam Kudüs Ordusu Terör Örgütü yöneticisi olmak suçundan cezalandırıldı, bazı sanıklara ise örgüt üyesi olmak suçundan ceza verildi. Bu karar, Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 31 Mart 2014 tarihli kararı ile onandı.

Yargı kararlarına yansıyan eylemleri

Tevhid-Selam/Kudüs Ordusu yapılanmasına, çeşitli yargı kararlarında ve iddianamelerde 1988–1999 yılları arasında gerçekleştirildiği belirtilen çok sayıda silahlı eylem atfedilmiştir. Bu eylemler arasında, diplomatik temsilciliklere yönelik bombalı saldırılar ile bazı akademisyen, gazeteci ve aydınlara yönelik suikastlar yer almaktadır. Söz konusu eylemlerin bir bölümü, kesinleşmiş yargı kararlarında örgütle ilişkilendirilmiştir.

Yargı kararlarına yansıyan eylemler kronolojik olarak şöyledir:

  • 10 Mart 1988 – İstanbul Harbiye'deki Suud-Amerikan Bankası'na bomba konulması,
  • 25 Ekim 1988 – Suudi Arabistan Büyükelçiliği görevlisi Abdulgani Bedevi'nin silahla öldürülmesi,
  • 2 Nisan 1989 – İngiltere Büyükelçiliği görevlisi Hüseyin Osman'a ait araca ve Türk-İngiliz Kültür Derneği oto garajı önüne bomba konulması,
  • 16 Ekim 1989 – Suudi Arabistan Büyükelçiliği görevlisi Abdurrahman el-Silebi'ye ait araca bomba konulması,
  • 14 Ocak 1990 – Suudi Arabistan Büyükelçiliği görevlisi Abdurrezzak Keşmiri'ye ait araca bomba konulması,
  • 18 Haziran 1990 – Türkiye Diyanet Vakfı Kitap Satış Mağazası'na bomba konulması,
  • 31 Ocak 1990 – Prof. Dr. Muammer Aksoy'un silahla öldürülmesi,
  • 6 Ekim 1990 – Prof. Dr. Bahriye Üçok'un bombalı paketle öldürülmesi,
  • 26 Mart 1991 – Irak Büyükelçiliği görevlisi Kayıs Ali Hüseyin'e ait araca bomba konulması,
  • 28 Ekim 1991 – ABD vatandaşı Victor Marwick'in aracına bomba konularak öldürülmesi; aynı gün Mısır Büyükelçiliği görevlisi Abdullah Hüseyin Kurabi'ye ait araca bomba konulması,
  • 30 Aralık 1991 – Hürriyet Gazetesi Ankara bürosu önüne bomba konulması,
  • 12 Aralık 1991 – Hindistan Büyükelçiliği görevlisi Yash Palkumar'a ait araca bomba konulması,
  • 7 Mart 1992 – İsrail Büyükelçiliği görevlisi Ehud Sadan'ın aracına bomba konulması,
  • 24 Ocak 1993 – Gazeteci Uğur Mumcu'nun aracına bomba konularak öldürülmesi,
  • 19 Nisan 1994 – Yugoslavya Konsolosluğu görevlisi Zivarov Simiç'e ait araca bomba konulması,
  • 7 Haziran 1995 – Yuda Yürüm'e ait araca bomba konulması,
  • 14 Temmuz 1999 – Ankara Çankaya'da elektrik trafosuna bomba konulması,
  • 21 Ekim 1999 – Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'nın aracına bomba konularak öldürülmesi.

Bu eylemler, çeşitli yargı kararlarında ve dosya kapsamlarında Tevhid-Selam/Kudüs Ordusu yapılanmasıyla ilişkilendirilmiştir.

Günümüzde

2010'lu yıllarda Tevhid-Selam/Kudüs Ordusu adı, örgütün 1990'lı yıllardaki silahlı eylemlerinden bağımsız olarak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında yeniden kamuoyunun gündemine geldi. Bu soruşturma, K.Y. isimli kişinin 8 Ağustos 2010 tarihinde Bursa M. Sencer Polis Merkezi'ne giderek, eşi H.A.Y. hakkında bazı konularda ihbarda bulunmasının ardından verdiği ifade ve belgeler üzerine başlatıldı. Bursa ve İstanbul Emniyet Müdürlüklerinin yaklaşık 8 ay süren istihbari çalışmalarından sonra, Selam Tevhid örgütünün İran adına casusluk faaliyeti yürüttüğü gerekçesiyle dosya İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na (kapatılan CMK'nın 250. Maddesi ile yetkili) iletildi ve 2011/762 soruşturma numarasıyla soruşturmaya devam edildi.

Soruşturma, söz konusu örgütle bağlantılı olduğu iddia edilen kişi ve yapılar hakkında iletişimin tespiti tedbirleri uygulanması nedeniyle basında geniş yankı uyandırdı. 17-25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu'nun ardından farklı medya organlarında yer alan haberlerde, binlerce kişinin "Selam Tevhid terör örgütü" soruşturması gerekçesiyle yıllar boyunca dinlendiği ileri sürüldü. Soruşturmayı yürüten savcılardan Adnan Çimen ve Adem Özcan ise, basına yaptıkları açıklamalarda söz konusu iddiaları reddetti. Savcılar, dosyada yer almayan kişilerin dinlendiği yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını, Tevhid-Selam/Kudüs Ordusu Örgütü'nün daha önce Yargıtay kararlarıyla silahlı terör örgütü olarak kabul edildiğini, yürütülen soruşturmanın ise bu örgütün güncel yapılanmasına yönelik olduğunu ve yalnızca sınırlı sayıda (230) şüpheli hakkında mahkeme kararları doğrultusunda iletişimin tespiti tedbiri uygulandığını savundu.

Bu tartışmaların ardından soruşturma dosyası savcı İrfan Fidan'a devredildi. 21 Temmuz 2014 tarihinde savcı İrfan Fidan tarafından 251 şüpheli hakkında takipsizlik kararı verildi ve soruşturma sona erdi. İstanbul Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada soruşturma kapsamında görev alan emniyet mensupları hakkında ayrı bir soruşturma başlatıldığı duyuruldu.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ↑ "Türkiye'de 12 aktif terör örgütü var". Cnn Türk. 24 Aralık 2007. 18 Aralık 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Temmuz 2014. 
  2. 1 2 3 "Umut Davasında 8 sanığın cezaları onandı". Yeni Şafak. 10 Nisan 2014. 27 Temmuz 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Temmuz 2014. 
  3. ↑ "Yargıtay 'Umut Davası'nda cezaları onadı". Al Jazeera Türk. 10 Nisan 2014. 11 Ağustos 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Temmuz 2014. 
  4. 1 2 3 4 5 6 "Anayasa Mahkemesi Yusuf Karakuş ve Diğerleri Kararı, B.No: 2014/12002". 4 Kasım 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Ocak 2026. 
  5. 1 2 3 4 5 6 7 "Umut Davası'nda gerekçeli karar açıklandı". 3 Mart 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Mart 2024. 
  6. ↑ "Uğur Mumcu Suikastı İçin 4 Kişiye Dava Açıldı". Erişim tarihi: 1 Ocak 2026. Arşivlenmesi gereken bağlantıya sahip kaynak şablonu içeren maddeler (link)
  7. 1 2 3 "'Umut Davası'nda Yeniden Yargılama". 16 Aralık 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Ocak 2026. 
  8. ↑ "Umut Operasyonu Davası'nda 4 tahliye". Erişim tarihi: 1 Ocak 2026. Arşivlenmesi gereken bağlantıya sahip kaynak şablonu içeren maddeler (link)
  9. 1 2 3 4 "Selam Tevhid soruşturmasında sanıklara takipsizlik polislere gözaltı". Radikal. 22 Temmuz 2014. 24 Temmuz 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Temmuz 2014. 
  10. 1 2 3 4 5 "Uğur Mumcu cinayeti: Bazı tuğlalar çekildi ancak kalın duvarlar yıkılmadı". 29 Ekim 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Mart 2024. 
  11. 1 2 "Uğur Mumcu Cinayeti". 21 Nisan 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Ocak 2026. 
  12. 1 2 3 "Umut Operasyonu'nun tarihçesi". 22 Ekim 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Mart 2024. 
  13. ↑ "Mumcu Öldürüleli 15 Yıl Oldu; Davasında Tek Tutuklu Var". Erişim tarihi: 1 Ocak 2026. Arşivlenmesi gereken bağlantıya sahip kaynak şablonu içeren maddeler (link)
  14. 1 2 "Umut davasından 3 idam kararı çıktı". 18 Şubat 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Mart 2024. 
  15. ↑ "14 soruda Muammer Aksoy cinayeti: 32 yıl geçti, yanıtlar hâlâ yok". 30 Ocak 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Ocak 2026. 
  16. ↑ "Yargıtay'dan "Umut Davası" kararı". 3 Mart 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Ocak 2026. 
  17. 1 2 "Savcı: Tevhid-Selam bir terör örgütü, 7 bin kişi değil 230 kişi dinlendi". 7 Mayıs 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Ocak 2026. 
  18. 1 2 "Dinlenenlerin adı listelerde yok". 14 Ağustos 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Ocak 2026. 
  19. 1 2 "A'dan Z'ye Selam Tevhid soruşturması". 4 Mart 2026 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Ocak 2026. 
  20. ↑ "Başsavcılık'tan operasyon açıklaması". Erişim tarihi: 14 Ocak 2026. Arşivlenmesi gereken bağlantıya sahip kaynak şablonu içeren maddeler (link)
  21. ↑ "Selam-tevhid davasında 251 kişiye takipsizlik". 18 Ocak 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Ocak 2026. 

Dış bağlantılar