Asur (Şerkat Kale)
UNESCO Dünya Mirası
Konum Irak
KriterKültürel: iii, iv
Referans113
Tescil2003 (27. oturum)
Tehlike2013 - Günümüz
BölgeArap ülkeleri
M.Ö. 2000'li yıllarda Mezopotamya

Asur (antik kent), Mezopotamya'nın kuzey kısmında, günümüzde Musul yöresinde, Dicle Irmağı'na bakan bir plato üzerinde kurulmuş antik bir kenttir. Bölgedeki arkeolojik kazılar kazılar, MÖ 3. binyılın başlarında burada bir yerleşim olduğunu göstermektedir. Ancak yayılma alanı ve diğer nitelikleri hakkında kesin bilgilere ulaşılamamıştır. Bugüne kadar tespit edilen yapı kalıntıları, antik Mezopotamya'da yapıldığı gibi, eski yapıların üstüne aynı tarzda inşa edilmiş olan bir İştar tapınağı altında kalmış temellerdir. Asur, Kalah ve Ninova kentleri Asur'un başlıca kentleridir.

Tarih

Bir hükümdarlık olarak Asur tarihi üç ayrı dönemde, imparatorluk olarak var olmuştur. Bu imparatorluklar; MÖ 2. binyılın ilk yarısı Eski Asur İmparatorluğu, MÖ 2. binyılın ikinci yarısı Orta Asur İmparatorluğu ve MÖ 1000-612 Yeni Asur İmparatorluğu'dur. Eski Asur İmparatorluğu Akadlı İluşuma tarafından kurulmuş, daha sonra Babil hükümdarı Hammurabi'nin çağdaşı olan Amurru I. Şamşi-Adad ile devam etmiştir. Eski Asur, I. Şamşi-Adad'ın hükümranlık döneminde Bereketli Hilal'de hâkimiyet alanı en geniş ve en güçlü devlet hâline gelmiştir. Anadolu'ya yönelen ticari girişimlerin canlandırdığı ekonomik durum, bu gelişmede belirleyici olmuştur.

Asur'un yükselişinde, kral İluşuma ve oğlu I. Erişum (MÖ 1939-1900) zamanlarında, bu iki kralın ticaret konusundaki politikaları büyük rol oynamıştır. İluşuma Güney Mezopotamya'dan gelen tüccara bir takım imtiyazlar tanımış, onları bu şekilde Asur'a çekmeyi başarmıştır. Aynı zamanda doğu ile yapılan kalay ticaretini de kontrol altına almayı başarmıştır. Böylece Güney Mezopotamyalı tüccar Asur'a gelip daha ucuz fiyattan kalay alabilmekte, çoğunluğu çoğunluğu Basra Körfezi üzerinden gelen bakırı satabilmekteydi. Güneyden gelen üç kervan yolu olduğu anlaşılmaktadır, Ur-Nippur-Asur, Dicle üzerinden ve Elam-Dicle doğusundaki Der-Asur yolları. İluşuma'nın oğlu Erişum ise altın, arpa, bakır, gümüş, kalay ve yün ticaretini vergiden muaf tutarak bu ticareti büyük ölçüde Asur üzerine çekmiştir. Asur'un ticari yönden sağladığı bu gelişme, söz konusu iki kralın hükümdarlık döneminin sahip olduğu bu avantaj önemlidir. Dönem bir yandan III. Ur Hanedanlığı'nın yıkıldığı dönemdir. Diğer yandan ise MÖ 2. binyıl başlarından itibaren Anadolu'da yaşanan gelişmeler bakımından önem taşır. Anadolu'da bu dönemde küçük köy toplulukları yerine yerel hükümdarların idaresindeki kentlerin gelişmeye başladığı görülmektedir. Bu kentler gelişen iş bölümü ve artan nüfuslarıyla önemli birer pazar hâline gelmiştir.

Kısa sürede Asur, konumunun da sağladığı avantajla diğer kentlerden çok daha önemli ve zengin bir kent hâline geldi. Bu denli hızlı gelişmede, başta Kaneş olmak üzere Anadolu'da yerel hükümdarların izniyle ve onlara vergi ödeyerek yapılan ticaretin payı büyüktür. Kaneş'deki Asurlu tüccarlar birkaç kuşak içinde antik çağların milyonerleri sayılabilecek kadar zenginleştiler. Üstelik Anadolu'yla olan ticaret bu tüccarlarla sınırlı kalmadığı, Anadolu'da yapılan kazılarda bulunan kil tabletlerden anlaşılmaktadır. Asur iş çevreleri, son derece gelişkin, bir o kadar da karmaşık, özgün bir finans düzeni oluşturmuşlardı. Anadolu'yla ticarette kullanılan sermayenin bir kısmı, bu ticaretin dışındaki bazı yatırımcılar tarafından, kârın sözleşmeyle belirlenmiş bir bölümü karşılığında sağlanan uzun vadeli yatırımlarla finanse etmekteydi. Ticaretle Asur'a akan kazanç, kentin imarı yanında büyümesini ve zenginleşmesini sağlamıştır.

Asur, krallığın merkezi oldu ve Asurlular MÖ 19. yüzyılda kurdukları devleti giderek genişlettiler. MÖ 1300'de Asur kralı I. Salamanasar, Kalde ve Asur ülkelerini birleştirdi. Sonra bir dönem Hititler'in egemenliğine giren Asurlular MÖ 14. yüzyıl ortalarına doğru yeniden egemenlik elde ettiler. Kral I. Tiglat-Pileser zamanında (MÖ 1100) Karadeniz ve Akdeniz'e kadar sınırlarını genişlettiler.

Kral 2. Sargon iki kez Babil'i ele geçirdi. Suriye ve Mısır'ı yendi. Asur devleti, Asurbanipal (MÖ 668-626) en parlak dönemini yaşadı. Nil Nehri ile Basra Körfezi arasındaki tüm ülkeleri egemenlik altına aldı. Fakat bu dönem uzun sürmedi. Asur devleti, Medler'in saldırısı sonunda yenilerek ortadan kalktı (MÖ 612).

Uygarlık

Asurlular, aslen Kuzey Irak'ta, Dicle kıyısında bulunan Aşur/Asur (Qalat Şarqat) şehri ve çevresinde yaşayan bir Sami toplulukken özellikle MÖ 2000 sonrası doğu-batı arası küresel ticaretten faydalanarak gelişmiş ve topraklarını genişleterek ülkelerini bir imparatorluğa dönüştürmüş İlk Çağ topluluğudur. Başkentleri Ninova'dır. Mutlak monarşi ile yönetilmişlerdir.

İlk Çağ'da, Orta Doğu'nun en büyük imparatorluklarından birinin merkezi olmuştur. MÖ 2. binyılın başından itibaren özellikle Anadolu'da koloniler kurmuş, Anadolu'ya yazıyı taşımışlardır. Asur ülkesi, önceleri Babil'e, MÖ 2. binyılın büyük bölümü boyunca Mitannilere bağımlı kalsalar da MÖ 14. yüzyılda bağımsızlıklarını kazanmış ve Fırat'a kadar topraklarını genişleterek buralara yerleşmişlerdir. Daha sonra Mezopotamya'da, Anadolu'nun güneydoğusunda, zaman zaman da Suriye'nin kuzeyinde büyük güç kazanmışlardır

Yıkılış

Asur Kralı Tukulti-Ninurta I'e ait kabartma. MÖ 13. yüzyıla tarihlenen bu eser, Asur'un gücünü ve hükmetme anlayışını simgeler

I. Tukulti-Ninurta'nın ölümünden (MÖ 1208) sonra gerileme dönemine girdi. MÖ 11. yüzyılda I. Tiglat-Pileser zamanında kısa süre yeniden eski gücüne kavuştuysa da, bunu izleyen dönemde hem Asur Krallığı, hem de düşmanları, yarı göçebe Aramilerin akınlarıyla yıprandı. MÖ 9. yüzyılda Asur kralları sınırlarını yeniden genişletmeye başladılar. MÖ 8. yüzyılın ortasından MÖ 7. yüzyılın sonuna değin III. Tukultī-Apil-Ešarra (III. Tiglath-Pileser), II. Šarru-Kinu (II. Şarrum-Ken, II. Sargon) ve Sin-Ahhe-Eriba (Sinahherib) gibi güçlü kralların önderliğinde Basra Körfezinden Mısır'a kadar uzanan toprakları egemenlikleri altında birleştirerek günümüzde Yeni Asur İmparatorluğu olarak adlandırılan bir imparatorluk kurdular.

Son büyük Asur kralı, Aššur-Bāni-Apli (Aššurbanipal)'di. Aššur-Bāni-Apli (Aššurbanipal) (Aššurbanapal, Ailein Halefi - Son Büyük Asur Kralı), Elam'ı ele geçirerek bölge halkını yok etmiştir.

Bu dönemde sanatta büyük bir gelişme olduğu bilinmekteyse de, hükümdarlığın son yılları ve MÖ 627'deki ölümünü izleyen dönemin olayları karanlıkta kalmıştır. Asur Krallığı MÖ 612-609'da Keldaniler'in ve Medler'in ortak saldırılarıyla yıkılmıştır.

İmparatorluğun çökmesiyle birlikte Asur halkı da tarihî kayıtlardan silinir. Son olarak Harran ve çevresinde yaşadıkları bilinmekle birlikte kayıtlarda yer almasa da eski imparatorluk topraklarında daha sonraki yüzyıllarda da yaşamlarını sürdürdükleri ve zamanla bölgenin diğer halkları içinde eriyip gittikleri aşikârdır.

Acımasızlıkları ve savaştaki atılganlıklarıyla tanınan Asurlular, anıtsal yapılar da bırakmışlardır. Ninive, Asur, Kalah (Nimrud), Dur Şarrukin (Horsâbad) ve başka yerlerde bulunan kalıntılar, Asurların mimarideki ustalığını göstermektedir. MÖ 612'de Med-Babil kuvvetleri tarafından Asur Devleti'ne son verilmiştir.

Günümüzde bazı Süryani toplulukları Asurluların soyundan geldiklerini iddia etmektedirler.

Arkeoloji

Aşur Zigguratı ve şehir surları

Asur, 1800'lerde Ninova'da çalışan Austen Henry Layard ve Hormuzd Rassam tarafından kısa süreliğine kazılmıştır. Rassam, 1850'ler ve 1870'lerde orada çalışmış ancak nadiren kazılarda bulunmuştur. Asur'daki ilk düzenli araştırmalar 1898'de Alman arkeologlar tarafından başlatıldı. İlk kazılar 1900 yılında Friedrich Delitzsch tarafından başlatıldı ve 1903-1914 yılları arasında önce Robert Koldewey, daha sonra Walter Andrae liderliğindeki Deutsche Orient-Gesellschaft ekibi tarafından sürdürüldü. Yılın 12 ayı boyunca, ağırlıklı olarak kuzeydeki şehrin kamusal yapılarının bulunduğu alanda çalışan ekip, Anu, Adad, Sin, Shamash, İştar, Nabu ve Aşur tapınaklarının yanı sıra Aşur/Enlil zigguratı ve Eski Saray'ı kazdı. Çivi yazısı içeren 16.000'den fazla kil tablet keşfedildi ve Berlin'deki Pergamon Müzesi'nde muhafaza altına alındı.Derin bir katmanda birkaç bin adet taş, cam ve seramik boncuklar bulundu. Bu boncuklardan ikisinin çok daha sonra Baltık kehribarı olduğu belirlendi. Yaklaşık 700 adet işlenmiş ve işlenmemiş kemik ve fildişi obje de bulundu. Bu kazılarla ilgili yayınlar, 1914'te I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesi nedeniyle o dönemde oldukça sınırlı kaldı.

Daha sonraki dönemlere ait büyük inşaat kalıntıları nedeniyle, tam bir stratigrafi çalışması yalnızca Nabu bölgesindeki İştar tapınağı alanında mümkün olmuştur. İştar tapınağı için sekiz temel yerleşim/inşaat seviyesi belirlenmiştir (A-H). "Sonraki tapınaklar" olarak adlandırılan en yeni katmanlar (A-C), I. Tukulti-Ninurta (1243-1207) tarafından inşa edilen tapınakla başlar. En eski seviyeler (D-H), Erken Hanedanlık döneminin en eski dönemleriyle başlar. Kazı ekibi, F seviyesinde tapınak bulunmayan bir yerleşim kalıntısı da olduğuna inanıyordu.

Iraklı arkeologlar 1979'dan sonra Asur'da aralıklı olarak çalıştılar. Esas olarak restorasyon çalışmaları ve kazı alanı temizliği yaptılar, ancak bazı kazı faaliyetleri de devam etti. Part dönemi mezarları kazıldı ve Tiglath-pileser'e ait sekizgen bir prizma ile Yeni Asur dönemine ait 52 tablet bulundu.

Daha yakın zamanlarda, Asur'da kazılar 1990 yılında Barthel Hrouda tarafından Münih LMU ve Bavyera Kültür Bakanlığı için gerçekleştirilmiştir. Ekip, sit alanının batı-orta kesiminde, Nabu Tapınağı'nın yaklaşık 120 metre güneyinde çalıştı. Aynı saha 1988 ve 1989 yıllarında Deutsche Forschungsgemeinschaft adına R. Dittmann tarafından kazılmıştı. 2000-2001 yıllarında bu alanda Peter A. Miglus tarafından kazılar yapılmıştır.

Kazı çalışmaları, Profesör Karen Radner liderliğindeki Iraklı ve Avrupalı ​​meslektaşlarından oluşan bir ekip tarafından Asur Kazı Projesi kapsamında 2023 yılında yeniden başlatıldı. Çalışmalar 2024 yılında da devam etti.

2024 yılında Iraklı ve Avrupalı ​​arkeologlar, İştar tapınağının temelinin altındaki en derin katmanlardan dört çekirdek örneği alarak, tapınağın kalın bir saf kum tabakası üzerine inşa edildiğini gösterdiler. Bu, Güney Mezopotamya'da standart bir uygulama olmakla birlikte, Asur'da daha sonra inşa edilen tapınaklarda nadir görülen bir durumdu. En erken yerleşim katmanından alınan bir kömür örneğinin radyokarbon tarihlemesi MÖ 2896-2702 olarak belirlendi. İlk kazı çalışması yapanlar İştar tapınağının kuruluşunu MÖ 3. binyılın başlarına tarihlendirmişti, ancak daha sonraki çalışmalar bunu Erken Hanedanlık III dönemine (MÖ 2600-2350) revize etti.

Kaynakça

  1. ^ a b Joshua J. Mark,
  2. ^ Arzu Ötümlü, sh.: 38
  3. ^ Amelie Kuhrt, sh.: 112, 113
  4. ^ Sırrı Tiryaki, sh.: 126
  5. ^ [1] Rassam, H., "Recent Assyrian and Babylonian research", Journal of the Transactions of the Victoria Institute 14, pp. 182–225, 1881
  6. ^ [2] 13 Ocak 2026 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Walter Andrae, "Der Anu-Adad-Tempel in Assur", JC Hinrichs, 1909, (1984 reprint 3-7648-1805-0)
  7. ^ [3] Walter Andrae, "Die Stelenreihen in Assur", JC Hinrichs, 1913, (1972 reprint 3-535-00587-6)
  8. ^ [4] Walter Andrae, "Die archaischen Ischtar-Tempel in Assur", JC Hinrichs, 1922, (1970 reprint 3-7648-1806-9)
  9. ^ Walter Andrae, "Hethitische Inschriften auf Bleistreifen aus Assur", JC Hinrichs, 1924
  10. ^ [5] 16 Temmuz 2026 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Walter Andrae, "Das wiedererstandene Assur", JC Hinrichs, 1938, (1977 reprint 3-406-02947-7)
  11. ^ Pedde, F., "The Assur Project: The Middle and Neo-Assyrian Graves and Tombs", Proceedings of the 7th ICAANE, London 1, pp. 93-108, 2010
  12. ^ Zettler, Richard L., "Der Sin-Samas-Tempel in Assur", The Journal of the American Oriental Society 130.3, pp. 458-460, 2010
  13. ^ Butcher, Kevin, "From Achaemenids to the Arsacids", in Regional History and the Coin Finds from Assur: From the Achaemenids to the Nineteenth Century, ed. by Kevin Butcher and Stefan Heidemann (Wiesbaden: Harrassowitz), pp. 7–48, 2017
  14. ^ Friedhelm Pedde, "The Assur-Project: A new Analysis of the Middle- and Neo-Assyrian Graves and Tombs", in: P. Matthiae – F. Pinnock – L. Nigro – N. Marchetti (Ed.), Proceedings of the 6th International Congress on the Archaeology of the Ancient Near East, May, 5th-10th 2008, Sapienza – Università di Roma. Harrassowitz, Wiesbaden Vol. 1, 913–923, 2010
  15. ^ Friedhelm Pedde, "The Assur-Project. An old excavation newly analyzed", in J.M. Córdoba et al. (Ed.), Proceedings of the 5th International Congress on the Archaeology of the Ancient Near East, Madrid, April 3–8, 2006. Universidad Autónoma de Madrid Ediciones, Madrid, Vol. II, 743–752, 2008
  16. ^ Steven Lundström, "From six to seven Royal Tombs. The documentation of the Deutsche Orient-Gesellschaft excavation at Assur (1903-1914) – Possibilities and limits of its reexamination", in J.M. Córdoba et al. (Ed.), Proceedings of the 5th International Congress on the Archaeology of the Ancient Near East, Madrid, April 3–8, 2006. Universidad Autónoma de Madrid Ediciones, Madrid, Vol. II, 445–463, 2008
  17. ^ "Excavations in Iraq, 1977-78", Iraq, vol. 41, no. 2, pp. 141–81, 1979
  18. ^ "Excavations in Iraq, 1979-80", Iraq, vol. 43, no. 2, pp. 167–98, 1981
  19. ^ "Excavations in Iraq, 1981-82", Iraq, vol. 45, no. 2, pp. 199–224, 1983

Yararlanılan kaynaklar