Mavi Bilye, Apollo 17 (7 Aralık 1972) | ||||||||||||||||
| Belirtmeler | ||||||||||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
Alternatif adlar | Yer, Yerküre, Yeryüzü | |||||||||||||||
| Sıfatlar | Dünyevi, karasal, dünyalı | |||||||||||||||
| Sembol | ||||||||||||||||
| Yörünge özellikleri | ||||||||||||||||
| Günöte | 152.097.597 km | |||||||||||||||
| Günberi | 147.098.450 km | |||||||||||||||
| 149.598.023 km | ||||||||||||||||
| Dış merkezlik | 0,0167086 | |||||||||||||||
| 365,256363004 gün (1,00001742096 yj) | ||||||||||||||||
Ortalama yörünge hızı | 29,7827 km/s | |||||||||||||||
| 358,617° | ||||||||||||||||
| Yörünge eğikliği |
| |||||||||||||||
| -11,26064° – J2000 ekliptik | ||||||||||||||||
| 3 Ocak 2026 | ||||||||||||||||
| 114,20783° | ||||||||||||||||
| Uyduları | 1, Ay | |||||||||||||||
| Fiziksel özellikler | ||||||||||||||||
Ortalama yarıçap | 6.371,0 km | |||||||||||||||
| Ekvatoral yarıçap | 6.378,137 km | |||||||||||||||
Kutupsal yarıçap | 6.356,752 km | |||||||||||||||
| Basıklık | 1/298,257222101 (ETRS89) | |||||||||||||||
| Çevresi |
| |||||||||||||||
| ||||||||||||||||
| Hacim | 1,08321×1012 km3 | |||||||||||||||
| Kütle | (5,97217±0,00028)×1024 kg | |||||||||||||||
Ortalama yoğunluk | 5,513 g/cm3 | |||||||||||||||
| 9,80665 m/s2 (tam olarak 1 g0) | ||||||||||||||||
Atalet momenti faktörü | 0,3307 | |||||||||||||||
| 11,186 km/s | ||||||||||||||||
1,0 gün (24sa 00 d 00s) | ||||||||||||||||
0,99726968 gün (23sa 56 d 4,100s) | ||||||||||||||||
Ekvatoral dönme hızı | 1674,4 km/sa | |||||||||||||||
| 23,4392811° | ||||||||||||||||
| Albedo | ||||||||||||||||
| Sıcaklık | 255 K (-18 °C; -0,4 °F) (siyah cisim sıcaklığı) | |||||||||||||||
| ||||||||||||||||
Yüzey Eşdeğer doz hızı | 27 µSv/sa | |||||||||||||||
| −3,99 | ||||||||||||||||
| Atmosfer | ||||||||||||||||
Yüzey basıncı | 101,325 kPa (ODS'de) | |||||||||||||||
| Bileşimleri | Kaynak: | |||||||||||||||
| |
Dünya, Güneş Sistemi'nde Güneş'e en yakın üçüncü gezegen olup şu an için üzerinde yaşam ve sıvı su barındırdığı kesin olarak bilinen tek astronomik cisimdir. Radyometrik tarihleme ve diğer kanıtlara göre 4,55 milyar yıldan fazla bir süre önce oluşmuştur. Dünya'nın yer çekimi, uzaydaki diğer nesnelerle, özellikle Güneş'le ve tek doğal uydusu Ay'la etkileşime girer. Dünya'nın Güneş'in etrafındaki yörüngesi, 365,256 güneş günü, yani bir yıldız yılı sürer. Bu süre içerisinde Dünya, kendi ekseni etrafında 366,265 kez döner.
Dünya'nın dönme ekseni, yörünge düzlemine göre eğik olup bu eğiklik mevsimlerin oluşmasına neden olmaktadır. Dünya ile Ay arasındaki kütleçekimsel etkileşim; Dünya'nın eksenindeki yönelimi sabitler, gelgitlere neden olur ve dönmesini kademeli olarak yavaşlatır. Katı ya da kaya ağırlıklı yapısı nedeniyle üyesi bulunduğu yer benzeri gezegenler grubuna adını veren Dünya, bu gezegen grubunun kütlece ve hacimce en büyük üyesi olmasının yanı sıra Güneş Sistemi'ndeki en yoğun gezegendir.
Litosfer (taşküre) olarak adlandırılan Dünya'nın en dış katmanı, milyonlarca yıldır hareket hâlindeki rijit tektonik levhalardan oluşmaktadır. Dünya yüzeyinin yaklaşık %29'u, kıtalar ve adaların meydana getirdiği kara iken; suyla kaplı olan kalan %71'lik bölüm ise okyanuslar, göller, akarsular ve diğer tatlı suların oluşturduğu hidrosfer (suküre) olarak adlandırılır. Günümüzde Dünya'nın kutup bölgelerinin çoğu buzla kaplıdır. Dünya'nın iç kısmı ise merkezde yer alan katı demir ve nikelden meydana gelen hâlâ etkin durumundaki iç çekirdek, gezegenin manyetik alanını oluşturan sıvı hâldeki dış çekirdek ve tektonik levhaların hareket etmelerine yol açan mantodan meydana gelmektedir.
Tarihinin ilk birkaç milyar yılı içerisinde okyanuslarda başlayan yaşam, atmosferi ve yeryüzünü etkileyerek, oksijensiz solunum yapan canlıların çoğalmasına, oksijen düzeylerinin artışının ardından da oksijenli solunum yapan canlıların ortaya çıkmasına yol açtı. Bazı yerbilimsel kanıtlara göre Dünya'da yaşam, yaklaşık 4,1 milyar yıl önce başladı. O zamandan beri, Dünya'nın Güneş'e olan uzaklığı, fiziksel özellikleri ve yerbilimsel tarihi, canlıların evrimleşmelerini ve gelişmelerini sağladı. Dünya'daki yaşamın tarihi süresince canlı çeşitliliği zamanla artarken, zaman zaman kitlesel yok oluşlar da yaşandı. Gezegende yaşamış olan türlerin %99,9'undan fazlasının soyu tükendi. Günümüzde varlığını sürdüren türlerin sayısı için ayrı tahminler bulunmaktayken bazı türler ise tanımlanmamıştır. Dünya'da yaşayan 8 milyardan fazla insanın hayatta kalması, gezegenin biyosferi ve doğal kaynaklarına bağlıdır. Siyasi bakımdan dünyada 200'ün üzerinde bağımsız devlet bulunmaktadır.
Etimoloji ve isimlendirme
Dünya, Arapçada yeryüzü anlamına gelen ve dnw köküne dayanan dunyāˀ (دُنْياء) sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük "daha aşağıda veya beride olan" manasındaki Arapça adnā (أدنَى) kelimesinin fuˁlāˀ vezninde sıfat dişilidir. Bu sözcük ise danī "aşağı, beride" sözcüğünün kıyas hâli olup "öte taraf" ile bir karşıtlığı ima etmesi bakımından İslam dini kökenli bir kavramdır. Kelimenin bir Türki dilde kaydedilmiş en eski kullanımı 11. yüzyıla tarihlenen Kutadgu Bilig'e dayanmaktadır.
Yer, Eski Türkçe yeryüzü, dünya, zemin anlamına gelmiş yér kelimesi kökenlidir. Sözcüğün en eski kullanımı, 8. yüzyıla tarihlenen Orhun Yazıtları'nda "üze kök teŋri asra yagız yir kılındukda" (üstte mavi gök, altta kara yer yaratıldığında) söz öbeği içerisinde kaydedilmiştir. Yeryüzü kelimesinin yazılı ilk kullanımı ise 1330 senesinde, Âşık Paşa'nın Garibnâme eserinde geçmektedir.
Arz, yerküre anlamına gelen başka bir sözcüktür. Kelime Arapçada yeryüzü, ülke veya genişlik anlamlarına gelebilen arḍ (أرض) sözcüğünden alıntı olmaktadır. Âlem ve cihan, biri Arapça diğeri İrani kökenli sözcükler olup hem yerküreyi hem de evreni tanımlamak için kullanılabilirler.
Dünya anlamında yüre sözcüğü de bulunmaktadır.
Doğa tarihi
Oluşum

Güneş Sistemi'nde saptanan en eski malzeme 4,5682+0,0002
-0,0004 Ga (milyar yıl) öncesine tarihlenmektedir. Yaklaşık 4,54±0,04 Ga önce ise ilkel Dünya oluşmuştur. Güneş Sistemi'ndeki gök cisimleri, Güneş ile birlikte meydana gelmiş ve evrimleşmiştir. Kuramsal olarak bir Güneş bulutsusu, kütleçekimsel çöküş sonucunda devasa bir moleküler buluttan ayrılarak dönmeye başlar. Bu bulutsu zamanla düzleşerek bir yıldız çevresi diskine dönüşür ve gezegenler de Güneş ile birlikte bu diskin içinde büyür. Bir bulutsu; gaz ve buz taneciklerinin yanı sıra ilksel nüklitleri de içeren kozmik toz barındırır. Bulutsu hipotezine göre gezegenimsiler yığılma yoluyla meydana gelmiştir; ilkel Dünya'nın oluşumunun ise yaklaşık 70-100 milyon yıl sürdüğü tahmin edilmektedir.
Ay'ın yaşına ilişkin tahminler 4,5 milyar yıl ile bundan belirgin derecede daha genç tarihler arasında değişmektedir. Bu konu hakkındaki önde gelen hipotez, Dünya kütlesinin yaklaşık %10'una sahip Mars büyüklüğündeki Theia adlı bir gök cisminin Dünya ile çarpışması sonucunda Dünya'dan kopan maddelerin yığılmasıyla Ay'ın meydana geldiğini öne sürer. Bu cisim Dünya'ya teğet geçmiş ve kütlesinin bir kısmı Dünya ile kaynaşmıştır. Yaklaşık 4,0 ile 3,8 milyar yıl arasında gerçekleşen Geç Dönem Ağır Bombardıman sırasındaki sayısız asteroit çarpması, Ay'ın ve dolayısıyla Dünya'nın yüzey ortamında önemli değişikliklere yol açmıştır.
Oluşum sonrası
Dünya'nın atmosferi ve okyanusları volkanik faaliyetler ve gaz çıkışı sonucunda meydana gelmiştir. Bu kaynaklardan çıkan su buharı yoğuşarak okyanusları oluşturmuş; asteroitler, ön gezegenler ve kuyruklu yıldızlardan gelen su ve buz kütleleri de bu sürece katkıda bulunmuştur. Okyanusları doldurmaya yetecek miktardaki su, oluşumundan itibaren Dünya'da mevcut olmuş olabilir. Bu modelde, yeni oluşmakta olan Güneş'in mevcut ışıma gücünün yalnızca %70'ine sahip olduğu dönemde atmosferdeki sera gazları, okyanusların donmasını engellemiştir. Yaklaşık 3,5 milyar yıl önce oluşan Dünya'nın manyetik alanı, atmosferin Güneş rüzgârı tarafından süpürülüp yok edilmesini önlemeye yardımcı olmuştur.

Dünya'nın eriyik dış katmanı soğudukça bileşiminin mafik yapıda olduğu düşünülen ilk katı yer kabuğunu oluşturmuştur. Bileşimi daha felsik olan ilk kıtasal kabuk ise bu mafik kabuğun kısmi erimesiyle meydana gelmiştir. Batı Avustralya'da bulunan ve 4,4 milyar yıl öncesine kadar uzanan Hadeen yaşlı zirkon tanecikleri, gezegen yüzeyine ait en eski doğrudan kanıtı sunmakta, felsik kıtasal kabuğun ve sıvı suyun gezegenin oluşumundan sonraki 140-160 milyon yıl içinde var olduğunu göstermektedir. Bu ilk küçük kıtasal kabuk hacminin günümüzdeki bolluğa nasıl ulaştığına dair iki temel model bulunmaktadır: İlki, küresel ölçekteki kıtasal kabuğun radyometrik yaş tayiniyle desteklenen ve günümüze kadar nispeten istikrarlı bir büyüme öngören modeldir. İkincisi ise zirkonlardaki hafniyum ve tortul kayaçlardaki neodimyum izotop verileriyle desteklenen, günümüzdeki kıtasal kabuğun büyük kısmının Arkeen dönemindeki hızlı bir hacim artışıyla oluştuğunu öne süren modeldir. Bu iki model ve dayandıkları veriler, özellikle Dünya tarihinin erken evrelerinde kıtasal kabuğun büyük ölçekli bir kabuk çevrimi sürecinden geçmesiyle bağdaştırılabilmektedir.
Yeni kıtasal kabuk, Dünya'nın iç kısımlarındaki sürekli ısı kaybının yönlendirdiği levha tektoniği sonucunda oluşur. Yüz milyonlarca yıllık süreçte tektonik kuvvetler, kıtasal kabuk alanlarının bir araya gelerek süperkıtaları oluşturmasına ve ardından bunların parçalanmasına neden olmuştur. Bilinen en eski süperkıtalardan biri olan Rodinya, yaklaşık 750 milyon yıl önce parçalanmaya başlamıştır. Kıtalar daha sonra 600–540 milyon yıl önce yeniden birleşerek Panotyayı, son olarak da yaklaşık 180 milyon yıl önce parçalanmaya başlayan Pangeayı meydana getirmiştir.
En son buzul çağı döngüsü yaklaşık 40 milyon yıl önce başlamış, ardından yaklaşık 3 milyon yıl önce Pleistosen sırasında şiddetlenmiştir. Yüksek ve orta enlem bölgeleri o tarihten bu yana yaklaşık her 21.000, 41.000 ve 100.000 yılda bir yinelenen buzullaşma ve çözülme evrelerinden geçmiştir. Son Buzul Çağı, kıtaların büyük kısımlarını orta enlemlere kadar buzla kaplamış ve yaklaşık 11.700 yıl önce sona ermiştir.
Yaşamın kökeni ve evrim

Yaklaşık dört milyar yıl önce gerçekleşen kimyasal tepkimeler kendi kendini kopyalayabilen ilk molekülleri ortaya çıkarmıştır. Bundan yarım milyar yıl sonra ise tüm güncel yaşamın son ortak atası meydana gelmiştir. Fotosentezin evrimi, Güneş enerjisinin yaşam formları tarafından doğrudan kullanılabilmesini sağlamıştır. Açığa çıkan moleküler oksijen (O
2) atmosferde birikmiş ve Güneş'ten gelen morötesi radyasyonla etkileşime girerek üst atmosferde koruyucu bir ozon tabakası (O
3) meydana getirmiştir. Küçük hücrelerin daha büyük hücrelerin içine girmesi, ökaryot adı verilen karmaşık hücrelerin gelişmesiyle sonuçlanmıştır. Koloniler içindeki hücrelerin giderek özelleşmesiyle gerçek çok hücreli organizmalar oluşmuştur. Ozon tabakasının zararlı morötesi ışınları soğurması sayesinde yaşam Dünya yüzeyine yayılmıştır. Yaşama dair en eski fosil kanıtları arasında Batı Avustralya'daki 3,48 milyar yıllık kum taşında bulunan mikrobiyal mat fosilleri, Batı Grönland'daki 3,7 milyar yıllık metasedimanter kayaçlarda saptanan biyojenik grafit ve Batı Avustralya'daki 4,1 milyar yıllık kayaçlarda tespit edilen biyotik madde kalıntıları yer almaktadır. Dünya üzerindeki en eski doğrudan yaşam kanıtı ise Avustralya'da bulunan ve mikroorganizma fosilleri barındıran 3,45 milyar yıllık kayaçlarda mevcuttur.
1000 ila 539 milyon yıl önceki Neoproterozoyik döneminde Dünya'nın büyük kısmı buzla kaplanmış olabilir. Kartopu Dünya olarak adlandırılan bu hipotez, çok hücreli yaşam formlarının karmaşıklığının belirgin biçimde arttığı Kambriyen patlamasının hemen öncesinde gerçekleştiği için özel bir öneme sahiptir. Yaklaşık 535 milyon yıl önce yaşanan Kambriyen patlamasını en az beş büyük kitlesel yok oluş ve çok sayıda küçük çaplı yok oluş izlemiştir. Günümüzde sürdüğü öne sürülen Holosen yok oluşu bir yana bırakılırsa, bunların en sonuncusu 66 milyon yıl önce gerçekleşmiştir. Bu olayda bir asteroit çarpması, kuş olmayan dinozorların ve diğer büyük sürüngenlerin neslinin tükenmesini tetiklemiş ancak böcekler, memeliler, kertenkeleler ve kuşlar gibi küçük hayvanların büyük ölçüde hayatta kalmasını sağlamıştır. Geçtiğimiz 66 milyon yıl boyunca memeliler çeşitlenmiş, birkaç milyon yıl önce ise Afrikalı bir insansı türü dik durma yeteneği kazanmıştır. Bu durum alet kullanımını kolaylaştırmış ve daha büyük bir beyin için gereken beslenmeyi ve uyarımı sağlayan iletişimi teşvik ederek insanın evrimine yol açmıştır. Tarımın ve ardından uygarlıkların gelişmesi, insanın günümüze kadar süregelen Dünya üzerindeki etkisine ve diğer yaşam biçimlerinin doğasını ve miktarını belirlemesine zemin hazırlamıştır.
Gelecek

Dünya'nın öngörülen uzun vadeli geleceği, Güneş'in geleceğine doğrudan bağlıdır. Önümüzdeki 1,1 milyar yıl içinde Güneş'in ışıma gücü %10, sonraki 3,5 milyar yıl içinde ise %40 oranında artacaktır. Dünya'nın artan yüzey sıcaklığı inorganik karbon döngüsünü hızlandıracak ve yaklaşık 100–900 milyon yıl içinde atmosferdeki CO
2 derişimini mevcut bitkiler için ölümcül derecede düşük seviyelere (C4 fotosentezi için 10 ppm) indirebilecektir. Bitki örtüsünün yok olması atmosferdeki oksijenin kaybolmasına yol açarak mevcut hayvan yaşamını imkansız kılacaktır. Güneş'in artan ışıma gücü nedeniyle Dünya'nın ortalama sıcaklığı 1,5 milyar yıl içinde 100 °C (212 °F) değerine ulaşabilir ve tahminen 1,6 ila 3 milyar yıl içinde tüm okyanus suları buharlaşıp uzaya kaçarak kaçak sera etkisini tetikleyebilir. Güneş kararlı ve ebedi kalsa bile, Dünya'nın çekirdeği yavaşça soğudukça okyanus ortası sırtlarından çıkan buhar salımının azalması sebebiyle modern okyanuslardaki suyun önemli bir kısmı mantonun derinliklerine inecektir.
Güneş yaklaşık 5 milyar yıl içinde evrimleşerek bir kırmızı deve dönüşecektir. Modeller, Güneş'in mevcut yarıçapının yaklaşık 250 katına çıkarak kabaca 1 AU (150 milyon km; 93 milyon mi) genişleyeceğini öngörmektedir. Dünya'nın akıbeti ise daha belirsizdir. Güneş kırmızı dev aşamasında kütlesinin yaklaşık %30'unu kaybedecektir. Gelgit etkileri hesaba katılmazsa yıldız azami yarıçapına ulaştığında Dünya, Güneş'ten 1,7 AU (250 milyon km; 160 milyon mi) uzaklıktaki bir yörüngeye çekilecektir. Aksi takdirde, gelgit etkileri hesaba katıldığında Güneş'in atmosferine girerek buharlaşabilir ve daha ağır elementler ölmekte olan yıldızın çekirdeğine batabilir. 2026 yılında yayımlanan yeni bir çalışma, Dünya'nın Güneş'in asimptotik dev kolu evresinden sağ çıkmasının muhtemel olduğunu öne sürmüştür.
Fiziksel özellikleri
Şekli
Dünya'nın üzerindeki topoğrafik oluşumlar ve kendi ekseni etrafındaki eksantrik hareketi nedeniyle düzgün bir geometrisi yoktur. Geoibs bir biçimdedir fakat Ekvator'daki yarıçapı kutuplardaki yarıçapından fazladır. Bu kutuplarından basık, ekvatordan şişik özel küresel geometrik şekil geoit (Latince, Eski Yunanca Geo "dünya") yani "Dünya şekli" diye adlandırılır. Referans küremsinin ortalama çapı 12.732 km'dir (~40.000 km/π). Yerin ekseni etrafında dönmesi ekvatorun dışarı doğru biraz fırlamasına neden olduğu için ekvatorun çapı, kutupları birleştiren çaptan 43 km daha uzundur. Ortalamadan en büyük sapmalar, Everest Dağı (deniz seviyesinin üstünde 8.848 m) ve Mariana Çukuru'dur (deniz seviyesinin altında 10.924 m). Dolayısıyla ideal bir elipsoide kıyasla Yer'in %0,17'lik toleransı vardır. Ekvator'un şişkinliği yüzünden Yer'in merkezinden en yüksek nokta aslında ekvatordadır.
Katmanları
Dünya 5 farklı katmandan oluşur:
| Katman | Yapısı | Türü |
|---|---|---|
| Su küre | Dünya zemininin %75'ini kapsar.
Büyük bölümü okyanuslardan oluşur. |
Görünür. |
| Taş küre | Dünya zemininin %25'ini kapsar.
Büyük bölümü yeşilliklerden oluşur. |
Görünür. |
| Hava küre | Dünya'nın büyük bir bölümünü oluşturur.
Çoğu azottan oluşur. |
Görünmez, hissedilir. |
| Ateş küre | Depremlerin çoğu onun yüzünden gerçekleşir.
Lavlı bir yapısı vardır, çekirdeğin yakınlarındadır |
Görünmez. Depremlerden hissedilir. |
| İç Çekirdek ve Dış Çekirdek | Dünya'nın merkezidir. | Görünmez. Dünya'nın merkezine inildikçe hissedilebilir. |
İç yapısı
Yerin içi, diğer gezegenler gibi, kimyasal olarak tabakalardan oluşur. Yerin silikattan oluşmuş bir kabuğu, yüksek viskoziteli bir mantosu, akışkan bir dış çekirdeği ve katı halde bir iç çekirdeği vardır.
Yerin tabakaları aşağıda belirtilen derinliklerdedir:

| Derinlik (Km) | Tabaka |
| 0–60 | Litosfer (5 ila 200 km arası değişir) |
| 0–35 | Kabuk (5 ila 70 km arası değişir) |
| 35–60 | Manto|Üst Manto |
| 35–2890 | Manto |
| 100–700 | Astenosfer |
| 2890–5100 | Dış çekirdek |
| 5100–6378 | İç çekirdek |

Dünya'nın dış kabuğu ile bu kabuğun üzerindeki atmosfer (hava) ve hidrosfer (okyanuslar ve denizler) katmanları doğrudan gözlemle incelenebilir. Oysa Dünya'nın iç bölümlerine ulaşarak yapısını doğrudan inceleme olanağı yoktur. Dünya'nın iç yapısına ilişkin bütün bilgiler depremlerin incelenmesinden ve Dünya'nın içinde var olduğu düşünülen maddeler üzerindeki deneylerden elde edilmiştir. Yanardağların varlığına ve yer kabuğunun yüzeyindeki ısı akışı ölçümlerine dayanarak Dünya'nın iç bölümlerinin çok sıcak olduğunu biliyoruz. Yer kabuğunun derinliklerine doğru indikçe kayaçların sıcaklığı her kilometrede 30 °C kadar yükselir. Böylece kabuğun en alt katmanlarının çok daha üstünde yer alan kayaçlar kızıl kor haline dönüşür. Aslında Dünya'nın büyüklüğüne oranla yer kabuğu çok incedir. Eğer Dünya'yı bir futbol topu büyüklüğünde düşünürsek kabuğu da ancak topun üzerine yapıştırılmış bir posta pulu kalınlığındadır. Kabuğun altında kalan kayaçlar ise akkor sıcaklığına kadar ulaşır.
Depremlerin nedeni, yer kabuğundaki bir kırıkla birbirinden ayrılan iki büyük kütlenin (levhanın) birdenbire harekete geçerek üst üste binmesi ya da uzaklaşması sonucunda yer kabuğunun şiddetle ileri geri sarsılmasıdır. Büyük bir depremde bazı titreşimler Dünya'nın öbür yüzündeki dairesel bir alanda "odaklanır". Buna karşılık bazı titreşimler çekirdeği aşıp öbür yana geçmez. Böylece Dünya'nın öbür yüzünde hiçbir titreşimin duyulmadığı halka biçiminde bir "gölge" belirir. Bu gölgenin boyutları ölçülerek çekirdeğin büyüklüğü hesaplanabilir. Ayrıca deprem titreşimlerinin yayılma hızı saptanarak içinden geçtikleri maddelerin yoğunluğu, dolayısıyla bileşimi belirlenebilir. Eritilmiş kayaçlarla yapılan laboratuvar deneyleri bu çalışmalara büyük ölçüde ışık tutar. Dünya'nın yüzeyi, kalınlığı 6 ile 70 km arasında değişen bir "kabuk" katmanıyla örtülüdür. Yerkabuğu denen bu katman daha ağır maddelerden oluşan ve 2.865 km derine inen çok kalın "manto" katmanının üzerine oturur. Mantonun bittiği yerde Dünya'nın merkezine kadar 3.473 km boyunca uzanan "çekirdek" başlar. Jeologlara göre, içteki manto katmanı çok büyük kabarma hareketleri sonucunda yerkabuğunu iterek birçok yerde yüzeye çıkmıştır. Ayrıca normal olarak yerkabuğunun yapısında bulunmayan bazı kayaçlar da yanardağı hareketleri nedeniyle Dünya'nın yüzeyine ulaşmıştır. Jeologlar bu verilere dayanarak mantonun üst kesimlerinin "ültrabazik" korkayaçlardan oluştuğunu ileri sürerler. Bir yanda asit kayaç olarak nitelenen granitin yer aldığı kayaç sınıflandırmasının öbür ucunda bulunan bu ültrabazik kayaçlar ağır demir ve magnezyum silikatlardan oluşur. Mantonun alt bölümlerinin de aynı yapıda, ama daha ağır ve yoğun olduğu sanılmaktadır. Çekirdeğin yapısındaki maddeler ise hem mantodakilerden daha ağır, hem de hiç değilse çekirdeğin dış bölümünde sıvı haldedir. Buna karşılık çekirdeğin içinin manto ve kabuk gibi katı olduğu sanılıyor. Yer çekirdeğinde olağanüstü bir basınç vardır. Bilinen elementlerin çoğu böylesine büyük bir basınç altında çok yoğunlaşmış olarak bulunabilir; ama jeologların genel kanısı, bazı demirli göktaşları (meteoritler) gibi çekirdeğin de metal halindeki nikel ve demirden oluştuğudur.
Yer kabuğu

Yer kabuğu mantoya oranla daha hafif maddelerden oluşmuştur ve bu iki katman arasındaki geçiş bölgesi neredeyse kesadamin bir sınır çizer. Bu geçiş bölgesi, böyle bir sınırın varlığını ilk kez saptayan Yugoslav bilim insanı Andrija Mohoroviçiç'in (1857-1936) adıyla "Mohoroviçiç süreksizliği" kısaca "M-süreksizliği" ya da "moho" olarak anılır. Bu sınırın varlığını gösteren en önemli kanıt yer kabuğundaki deprem titreşimlerinin süreksizlik bölgesinden geçip mantoya ulaştığında birdenbire hızlanmasıdır.
Yer kabuğu okyanusların ve denizlerin altında uzandığı zaman "okyanus kabuğu" kıtaları oluşturduğu zaman da "kıta kabuğu" olarak adlandırılır. Okyanus kabuğunun kalınlığı 6–8 km arasındadır. Oysa ortalama kalınlığı 40 kilometreyi bulan kıta kabuğu yüksek sıradağların altında 60-70 kilometreye ulaşır.
Okyanus kabuğu üç katmandan oluşur. En alt katman, yerin derinlerindeki erimiş maddelerin (magmanın) katılaşmasıyla oluşan korkayaçlardır. Orta katman yanardağ lavlarından, üst katman ise temel olarak kum ve çamur gibi tortullardan oluşur. Okyanus kabuğu sürekli hareket halindedir. Bu nedenle kabukta okyanus sırtları boyunca çatlaklar oluşur ve bu çatlakların arasından yüzeye çıkan erişmiş maddelerin sertleşmesiyle okyanus kabuğuna yeni katmanlar eklenir. Bu yeni kabuk sertleştikten sonra yılda 1 ile 10 cm kadar ilerleyerek yavaş yavaş okyanus sırtından iki yana doğru yayılır. Böylece okyanus sırtları suyun altında yüksek sıradağlar oluşturur.
Yerkabuğu çok sayıda eğri levhanın yan yana dizilmesiyle oluşan bir bütün olarak düşünebilir. Bu levhalar mantonun oldukça yumuşak üst katmanına oturduğu için sağa sola hareket edebilir. Okyanus sırtları, okyanus çukurları ve bazı uzun kırıklar yalnızca levhaların kenarlarında oluşur; bu kırıkların olduğu yerlerde de levhalar kayarak birbirinin üstüne binebilir. Levhalardan çoğunun üzerinde bu levhalarla birlikte hareket eden bir ya da birkaç kıta bulunur. Nitekim, bir zamanlar iki kıtaya ayıran okyanus kabuğunun çökmesiyle kıtalar bazı yerde birbirine iyice yaklaşmış, hatta üst üste binmiştir. Örneğin aralarındaki okyanus kabuğu çökmesi sonucunda Hindistan ile Asya kıtası çarpışmış ve iki karanın kenarları yükselerek Himalaya Dağları'nı oluşturmuştur. Büyük ve şiddetli depremlerin hemen hepsi bu levhaların kenarlarında, bir levhanın öbürünün altına girmesiyle olur. Aynı biçimde, en etkin yanardağlar da okyanus kabuğunun ya İzlanda'da olduğu gibi yükselerek sırta dönüştüğü ya da Andlarda olduğu gibi çökerek kıtaların altına girdiği yerlerde bulunur.
Okyanus tabanının yanlara doğru yayılarak genişlemesi çok çarpıcı bir biçimde kanıtlanmıştır. Bu kanıtlamanın en önemli dayanak noktası da Dünya'nın manyetik alanının yukarıda anlatıldığı gibi zaman zaman yön değiştirmesidir. Yerkabuğunun derinliklerindeki erimiş magma yüzeye çıkarak kristalleşirken bazı mineral parçacıkları mıknatıslanır. Böylece her biri Dünya'nın manyetik kutuplarını gösteren küçük birer mıknatısa dönüşür. Jeologlar yaşları bilinen lav katmanlarının, yapılarındaki mıknatıslanmış parçacıklar bazen kuzey, bazen güney manyetik kutbuna yönelecek biçiminde yan yana yerleştiğini saptamışlardır. Bunun nedeni, bir katmandaki mıknatıslanmış parçacıkların kuzey ve güney kutuplarının Dünya'nın manyetik kutuplarına uygun olarak dizilmesi, sonra manyetik kutuplar yön değiştirdiğinde üstteki yeni katmanda bulunan parçacıkların bir önceki katmandakilere ters yönde yerleşmesidir. Kısacası okyanus kabuğu manyetik bantlı dev bir kayıt aleti, yani bir teyp gibi Dünya'nın manyetik alanındaki bütün değişiklikleri bir bir kaydetmiştir.
Tektonik levhalar
Levha hareket teorisine (tektonik levha teorisi olarak da bilinir) göre Yer'in en dış kısmı iki tabakadan oluşur: kabuğu da kapsayan litosfer ve mantonun katılaşmış dış kısmı. Litosferin altında astenosfer bulunur, bu mantonun yüksek viskoziteli olan iç kısmıdır.
Litosfer, astenosferin üzerinde, tektonik levhalara ayrılmış bir halde yüzmektedir. Bu plakalar belli temas noktalarında üç tür hareketten birini gösterirler: yaklaşma, uzaklaşma veya yan yana kayma. Bu temas noktalarında depremler, volkanik faaliyetler, dağ oluşumları ve okyanus dibi hendekler oluşur.
Ana levhalar şunlardır:
- Afrika levhası, Afrika'yı kapsar.
- Antarktika levhası, Antarktika'yı kapsar.
- Hint-Avustralya levhası, Avustralya'yı kapsar. (Hint plakası ile 53 milyon yıl önce birleşmiştir)
- Avrasya levhası, Asya ve Avrupa'yı kapsar.
- Kuzey Amerika levhası, Kuzey Amerika ve kuzey-doğu Sibirya'yı kapsar.
- Güney Amerika levhası, Güney Amerika'yı kapsar.
- Pasifik levhası, Büyük Okyanus'unu kapsar.
Yüzeyi
Dünya'nın yüzölçümü 509.200.000 km²dir. Bunun %70'i 360.600.000 km² ile denizleri, %30'u 148.600.000 km² ile karaları oluşturur. Kuzey kutup çevresinde karalarla çevrilmiş bir deniz, güney kutup çevresinde denizlerle çevrelenmiş bir kara parçası vardır ve bu kara parçası ayrı bir kıta olarak kabul edilir.
| İsim | Uzaklık | Dönüşü |
|---|---|---|
| Ay | 386.694 km | 27 gün, 7 saat, 43,7 dakika |
| 238.700 mi |
Aşınma
Kıtaları oluşturan güç, levha hareketlerinin motoru olan Yer'in iç enerji kaynağıysa, çok daha büyük bir dış enerji kaynağı, kıtaları aşındırarak yok etme sürecinde etkili olur: Güneş enerjisi. Atmosfer hareketlerini ve su döngüsünü sürdürmek için gerekli enerjiyi sağlayan güneş ışınları, su ve rüzgâr aşındırması ile kıta yüzeylerinden koparılan minerallerin yine bu iki araç yardımıyla okyanus tabanlarına taşınarak çökmesine yardımcı olur. Bu mekanizma ile okyanus kabuğu üzerinde gittikçe kalınlaşarak biriken tortul kaya katmanı, dalma-batma mekanizması sırasında yerküre içlerine taşınarak yeniden erir.
Aşınma mekanizması, suyun yer çekimi etkisi altındaki hareketlerini izler, yüksek dağların aşınarak alçalmasına, okyanus derinliklerinin dolarak yükselmesine yol açar, sonuçta yer yuvarlağının girinti ve çıkıntılarının törpülenerek çekim etkisi ile belirlenmiş ideal geoit biçimine yaklaşması yönünde çalışır.
Yörünge ve dönme

Sürekli olarak hareket eden Dünya'nın iki çeşit hareketi vardır. Bu hareketlerden birisi kendi ekseni etrafında olur ve batıdan doğuya doğrudur. Dünya bu dönmeyi 23 saat, 56 dakika, 4,098903691 saniyede tamamlar. Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki bu dönmesi ile birlikte olan ikinci hareketi Güneş etrafındadır. Güneş etrafında Dünya, elips şeklinde çok geniş bir yörünge üzerindeki hareketini de 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 9 saniye, 763.545,6 mikro saniyede yani bir yılda tamamlar. Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki ve Güneş etrafındaki bu iki hareketi, iki önemli olaya sebep verir. Kendi ekseni etrafında dönmesi ile gece ve gündüz, Güneş çevresinde 23 derece, 27 dakika eğiklikle dönmesi mevsimleri oluşturur ve mevsimlerin ardalanmasını sağlar.
Notlar
- ^ Yerküre, Yeryüzü veya Yer de denir.
- ^ Bir yıl içindeki yıldız günlerinin sayısı, güneş günlerinin sayısından daha fazladır (Dünya'nın kendi ekseni etrafında tam olarak 360 derece dönmesi için geçen süre), çünkü bir yıldız günü, bir güneş gününden yaklaşık 236 saniye daha kısadır. Bu tutarsızlık, bir yıldan fazla süredir süren tam bir yıldız günü demektir.
- ^ yerberi = a × (1 + e); günberi = a × (1 – e), burada a yarı büyük eksen ve e dış merkezliktir. Dünya'nın günberisi ve yerberisi arasındaki fark 5 milyon kilometredir.—Wilkinson, John (2009). Probing the New Solar System. CSIRO Publishing. s. 144. ISBN 978-0-643-09949-4.
- ^ Dünya'nın çevresi neredeyse tam olarak 40.000 km'dir, çünkü metre bu ölçüme dayanarak kalibre edilmiştir—daha spesifik olarak, kutuplar ile ekvator arasındaki mesafenin 10 milyonda biri olarak tanımlanmıştır.
- ^ Doğal dalgalanmalar, buz sahanlıklarına ilişkin belirsizlikler ve dikey veriler için haritalama standartları nedeniyle, kara ve okyanus örtüsüne ait kesin değerler anlamlı değildir. Vektor Haritası ve Global Landcover 26 Mart 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. veri setlerinden elde edilen bilgilere göre, göl ve akarsu örtüsünün Dünya yüzeyindeki oranı %0,6 ile %1,0 arasında değişmektedir. Antarktika ve Grönland buz tabakaları kara olarak sayılır, fakat bu buz tabakalarını destekleyen kayaların büyük bir kısmı deniz seviyesinin altında yer alır.
Kaynakça
- ^ Liungman, Carl G. (2004). "Group 29: Multi-axes symmetric, both soft and straight-lined, closed signs with crossing lines". Symbols – Encyclopedia of Western Signs and Ideograms. New York: Ionfox AB. ss. 281-282. ISBN 978-91-972705-0-2.
- ^ a b Simon, J.L.; Bretagnon, P.; Chapront, J.; Chapront-Touzé, M.; Francou, G.; Laskar, J. (Şubat 1994). "Numerical expressions for precession formulae and mean elements for the Moon and planets". Astronomy and Astrophysics. 282 (2). ss. 663-83. Bibcode:1994A&A...282..663S.
- ^ a b Staff (7 Ağustos 2007). "Useful Constants". International Earth Rotation and Reference Systems Service. 28 Haziran 2002 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Eylül 2008.
- ^ a b c d e f g h i j k Williams, David R. (16 Mart 2017). "Earth Fact Sheet". NASA/Goddard Space Flight Center. 19 Aralık 1996 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Temmuz 2018.
- ^ Allen, Clabon Walter; Cox, Arthur N. (2000). Allen's Astrophysical Quantities. Springer. s. 294. ISBN 978-0-387-98746-0. Erişim tarihi: 13 Mart 2011.
- ^ Various (2000). David R. Lide (Ed.). Handbook of Chemistry and Physics (81. bas.). CRC. ISBN 978-0-8493-0481-1.
- ^ "Selected Astronomical Constants, 2011". The Astronomical Almanac. 26 Ağustos 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Şubat 2011.
- ^ a b Dünya Jeodezi Sistemi (WGS-84). Available online 11 Mart 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Ulusal Jeouzamsal İstihbarat Ajansı'ndan.
- ^ International Earth Rotation and Reference Systems Service (IERS) Working Group (2004). "General Definitions and Numerical Standards" (PDF). McCarthy, Dennis D.; Petit, Gérard (Ed.). IERS Conventions (2003) (PDF). IERS Technical Note No. 32. Frankfurt am Main: Verlag des Bundesamts für Kartographie und Geodäsie. s. 12. ISBN 978-3-89888-884-4. 12 Ağustos 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 29 Nisan 2016.
- ^ Humerfelt, Sigurd (26 Ekim 2010). "How WGS 84 defines Earth". Home Online. 24 Nisan 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Nisan 2011.
- ^ Pidwirny, Michael (2 Şubat 2006). "Surface area of our planet covered by oceans and continents.(Table 8o-1)". University of British Columbia, Okanagan. 18 Mart 2004 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Kasım 2007.
- ^ "Planetary Physical Parameters". Jet Propulsion Laboratory. 2008. 27 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2022.
- ^ The international system of units (SI) (PDF) (2008 bas.). ABD Ticaret Bakanlığı, NIST Special Publication 330. s. 52. 3 Haziran 2016 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Mart 2020.
- ^ Williams, James G. (1994). "Contributions to the Earth's obliquity rate, precession, and nutation". The Astronomical Journal. Cilt 108. s. 711. Bibcode:1994AJ....108..711W. doi:10.1086/117108. ISSN 0004-6256.
- ^ Allen, Clabon Walter; Cox, Arthur N. (2000). Allen's Astrophysical Quantities. Springer. s. 296. ISBN 978-0-387-98746-0. Erişim tarihi: 17 Ağustos 2010.
- ^ Arthur N. Cox, (Ed.) (2000). Allen's Astrophysical Quantities (4. bas.). New York: AIP Press. s. 244. ISBN 978-0-387-98746-0. Erişim tarihi: 17 Ağustos 2010.
- ^ "Atmospheres and Planetary Temperatures". American Chemical Society. 18 Temmuz 2013. 27 Ocak 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Ocak 2023.
- ^ "World: Lowest Temperature". WMO Weather and Climate Extremes Archive. Arizona State University. 16 Haziran 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Ağustos 2010.
- ^ Jones, P. D.; Harpham, C. (2013). "Estimation of the absolute surface air temperature of the Earth". Journal of Geophysical Research: Atmospheres (İngilizce). 118 (8). ss. 3213-3217. Bibcode:2013JGRD..118.3213J. doi:10.1002/jgrd.50359
. ISSN 2169-8996.
- ^ "World: Highest Temperature". WMO Weather and Climate Extremes Archive. Arizona State University. 4 Ocak 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Ağustos 2010.
- ^ United Nations Scientific Committee on the Effects of Atomic Radiation (2008). Sources and effects of ionizing radiation. New York: United Nations (2010 tarihinde yayınlandı). ISBN 978-92-1-142274-0. 16 Temmuz 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Kasım 2012.
- ^ "dünya". Nişanyan Sözlük. 15 Haziran 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi.
- ^ "yer". Nişanyan Sözlük. 21 Nisan 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi.
- ^ "arz". Nişanyan Sözlük. 15 Mayıs 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi.
- ^ "cihan". Nişanyan Sözlük. 29 Haziran 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi.
- ^ "âlem". Nişanyan Sözlük. 28 Haziran 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi.
- ^ "PAÜ İngilizce Sözlük". 2 Mart 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Aralık 2020.
- ^ Eş ve Yakın Anlamlı Kelimeler Sözlüğü
- ^ Bulmaca Sözlüğü
- ^ Bu sözcük TDK BSTS'de "her noktası, merkez denilen bir iç noktadan eşitleyin uzak bir eğri yüzeyle çevrilmiş bir katıydır." anlamında verilmiştir. Bu tanım TDK GTS'deki küre sözcüğünün tanımına uymaktadır: "1. mat. Bütün noktaları merkezden aynı uzaklıkta bulunan bir yüzeyle sınırlı cisim. 2. Yeryüzü, dünya" Yüre sözcüğünün küre sözcüğüne öz Türkçe karşılık olarak bulunduğu görülmektedir (Türk Dili Tetkik Cemiyeti, Türk Dili Dergisi, 21.-26. sayılar, (1937): s. 36, 43 ve 64).
- ^ Bouvier, Audrey; Wadhwa, Meenakshi (Eylül 2010). "The age of the Solar System redefined by the oldest Pb–Pb age of a meteoritic inclusion". Nature Geoscience. 3 (9): 637-641. Bibcode:2010NatGe...3..637B. doi:10.1038/ngeo941.
- ^ Bakınız:
- Dalrymple, G. Brent (1991). The Age of the Earth. California: Stanford University Press. ISBN 978-0-8047-1569-0.
- Newman, William L. (9 Temmuz 2007). "Age of the Earth". Publications Services, USGS. 23 Aralık 2005 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Eylül 2007.
- Dalrymple, G. Brent (Ocak 2001). "The age of the Earth in the twentieth century: a problem (mostly) solved". Geological Society, London, Special Publications. 190 (1): 205-221. Bibcode:2001GSLSP.190..205D. doi:10.1144/GSL.SP.2001.190.01.14.
- ^ Righter, K.; Schonbachler, M. (7 Mayıs 2018). "Ag Isotopic Evolution of the Mantle During Accretion: New Constraints from Pd and Ag Metal–Silicate Partitioning". Differentiation: Building the Internal Architecture of Planets. 2084: 4034. Bibcode:2018LPICo2084.4034R. 6 Kasım 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi25 Ekim 2020.
- ^ Tartèse, Romain; Anand, Mahesh; Gattacceca, Jérôme; Joy, Katherine H.; Mortimer, James I.; Pernet-Fisher, John F.; Russell, Sara; Snape, Joshua F.; Weiss, Benjamin P. (2019). "Constraining the Evolutionary History of the Moon and the Inner Solar System: A Case for New Returned Lunar Samples". Space Science Reviews (İngilizce). 215 (8): 54. Bibcode:2019SSRv..215...54T. doi:10.1007/s11214-019-0622-x
. hdl:1721.1/125329
. ISSN 1572-9672.
- ^ Reilly, Michael (22 Ekim 2009). "Controversial Moon Origin Theory Rewrites History". Discovery News. 9 Ocak 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Ocak 2010.
- ^ Canup, R.; Asphaug, E. I. (2001). "Origin of the Moon in a giant impact near the end of the Earth's formation". Nature. 412 (6848): 708-712. Bibcode:2001Natur.412..708C. doi:10.1038/35089010. PMID 11507633.
- ^ Meier, M. M. M.; Reufer, A.; Wieler, R. (4 Ağustos 2014). "On the origin and composition of Theia: Constraints from new models of the Giant Impact". Icarus. 242: 5. arXiv:1410.3819
. Bibcode:2014Icar..242..316M. doi:10.1016/j.icarus.2014.08.003.
- ^ Claeys, Philippe; Morbidelli, Alessandro (2011). "Late Heavy Bombardment". Gargaud, Muriel; Amils, Prof Ricardo; Quintanilla, José Cernicharo; Cleaves II, Henderson James (Jim); Irvine, William M.; Pinti, Prof Daniele L.; Viso, Michel (Ed.). Encyclopedia of Astrobiology. Springer Berlin Heidelberg. ss. 909-912. doi:10.1007/978-3-642-11274-4_869. ISBN 978-3-642-11271-3.
- ^ "Earth's Early Atmosphere and Oceans". Lunar and Planetary Institute. Universities Space Research Association. 8 Temmuz 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Haziran 2019.
- ^ Morbidelli, A.; ve diğerleri. (2000). "Source regions and time scales for the delivery of water to Earth". Meteoritics & Planetary Science. 35 (6): 1309-1320. Bibcode:2000M&PS...35.1309M. doi:10.1111/j.1945-5100.2000.tb01518.x
.
- ^ Piani, Laurette; ve diğerleri. (2020). "Earth's water may have been inherited from material similar to enstatite chondrite meteorites". Science (İngilizce). 369 (6507): 1110-1113. Bibcode:2020Sci...369.1110P. doi:10.1126/science.aba1948. PMID 32855337. 18 Kasım 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi1 Kasım 2025.
- ^ Guinan, E. F.; Ribas, I. (2002). Benjamin Montesinos, Alvaro Gimenez and Edward F. Guinan (Ed.). Our Changing Sun: The Role of Solar Nuclear Evolution and Magnetic Activity on Earth's Atmosphere and Climate. ASP Conference Proceedings: The Evolving Sun and its Influence on Planetary Environments. San Francisco: Astronomical Society of the Pacific. Bibcode:2002ASPC..269...85G. ISBN 978-1-58381-109-2.
- ^ Staff (4 Mart 2010). "Oldest measurement of Earth's magnetic field reveals battle between Sun and Earth for our atmosphere". Phys.org. 27 Nisan 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Mart 2010.
- ^ Trainer, Melissa G.; ve diğerleri. (28 Kasım 2006). "Organic haze on Titan and the early Earth". Proceedings of the National Academy of Sciences. 103 (48): 18035-18042. doi:10.1073/pnas.0608561103
. ISSN 0027-8424. PMC 1838702
. PMID 17101962.
- ^ McDonough, W.F.; Sun, S.-s. (Mart 1995). "The composition of the Earth". Chemical Geology. 120 (3–4): 223-253. Bibcode:1995ChGeo.120..223M. doi:10.1016/0009-2541(94)00140-4.
- ^ Harrison, T. M.; Blichert-Toft, J.; Müller, W.; Albarede, F.; Holden, P.; Mojzsis, S. (Aralık 2005). "Heterogeneous Hadean hafnium: evidence of continental crust at 4.4 to 4.5 ga". Science. 310 (5756): 1947-1950. Bibcode:2005Sci...310.1947H. doi:10.1126/science.1117926
. PMID 16293721.
- ^ Rogers, John James William; Santosh, M. (2004). Continents and Supercontinents. Oxford University Press US. s. 48. ISBN 978-0-19-516589-0.
- ^ Hurley, P. M.; Rand, J. R. (Haziran 1969). "Pre-drift continental nuclei". Science. 164 (3885): 1229-1242. Bibcode:1969Sci...164.1229H. doi:10.1126/science.164.3885.1229. PMID 17772560.
- ^ Armstrong, R. L. (1991). "The persistent myth of crustal growth" (PDF). Australian Journal of Earth Sciences. 38 (5): 613-630. Bibcode:1991AuJES..38..613A. doi:10.1080/08120099108727995. 8 Ağustos 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF)24 Ekim 2017.
- ^ De Smet, J.; Van Den Berg, A.P.; Vlaar, N.J. (2000). "Early formation and long-term stability of continents resulting from decompression melting in a convecting mantle" (PDF). Tectonophysics. 322 (1–2): 19-33. Bibcode:2000Tectp.322...19D. doi:10.1016/S0040-1951(00)00055-X. hdl:1874/1653. 31 Mart 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi25 Ağustos 2019.
- ^ Dhuime, B.; Hawksworth, C.J.; Delavault, H.; Cawood, P.A. (2018). "Rates of generation and destruction of the continental crust: implications for continental growth". Philosophical Transactions A. 376 (2132). Bibcode:2018RSPTA.37670403D. doi:10.1098/rsta.2017.0403. PMC 6189557
. PMID 30275156.
- ^ Bradley, D.C. (2011). "Secular Trends in the Geologic Record and the Supercontinent Cycle". Earth-Science Reviews. 108 (1–2): 16-33. Bibcode:2011ESRv..108...16B. doi:10.1016/j.earscirev.2011.05.003.
- ^ Kinzler, Ro. "When and how did the ice age end? Could another one start?". Ology. American Museum of Natural History. 27 Haziran 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Haziran 2019.
- ^ Chalk, Thomas B.; ve diğerleri. (12 Aralık 2007). "Causes of ice age intensification across the Mid-Pleistocene Transition". Proc Natl Acad Sci U S A. 114 (50): 13114-13119. doi:10.1073/pnas.1702143114
. PMC 5740680
. PMID 29180424.
- ^ Staff. "Paleoclimatology – The Study of Ancient Climates". Page Paleontology Science Center. 4 Mart 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Mart 2007.
- ^ Turney, Chris S.M.; Fifield, L. Keith; Hogg, Alan G.; Palmer, Jonathan G.; Hughen, Konrad; Baillie, Mike G.L.; Galbraith, Rex; Ogden, John; Lorrey, Andrew; Tims, Stephen G.; Jones, Richard T. (Aralık 2010). "The potential of New Zealand kauri (Agathis australis) for testing the synchronicity of abrupt climate change during the Last Glacial Interval (60,000–11,700 years ago)". Quaternary Science Reviews. 29 (27–28): 3677-3682. Bibcode:2010QSRv...29.3677T. doi:10.1016/j.quascirev.2010.08.017.
- ^ "Earth-Moon Dynamics". Lunar and Planetary Institute. 7 Eylül 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Eylül 2022.
- ^ Doolittle, W. Ford; Worm, Boris (Şubat 2000). "Uprooting the tree of life" (PDF). Scientific American. 282 (6): 90-95. Bibcode:2000SciAm.282b..90D. doi:10.1038/scientificamerican0200-90. PMID 10710791. 15 Temmuz 2011 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi.
- ^ Zimmer, Carl (3 Ekim 2013). "Earth's Oxygen: A Mystery Easy to Take for Granted". The New York Times. 3 Ekim 2013 tarihinde kaynağından
arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Ekim 2013.
- ^ Berkner, L. V.; Marshall, L. C. (1965). "On the Origin and Rise of Oxygen Concentration in the Earth's Atmosphere". Journal of the Atmospheric Sciences. 22 (3): 225-261. Bibcode:1965JAtS...22..225B. doi:10.1175/1520-0469(1965)022<0225:OTOARO>2.0.CO;2
.
- ^ Burton, Kathleen (29 Kasım 2002). "Astrobiologists Find Evidence of Early Life on Land". NASA. 11 Ekim 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Mart 2007.
- ^ Noffke, Nora; Christian, Daniel; Wacey, David; Hazen, Robert M. (8 Kasım 2013). "Microbially Induced Sedimentary Structures Recording an Ancient Ecosystem in the ca. 3.48 Billion-Year-Old Dresser Formation, Pilbara, Western Australia". Astrobiology. 13 (12): 1103-1124. Bibcode:2013AsBio..13.1103N. doi:10.1089/ast.2013.1030. PMC 3870916
. PMID 24205812.
- ^ Ohtomo, Yoko; Kakegawa, Takeshi; Ishida, Akizumi; ve diğerleri. (Ocak 2014). "Evidence for biogenic graphite in early Archaean Isua metasedimentary rocks". Nature Geoscience. 7 (1): 25-28. Bibcode:2014NatGe...7...25O. doi:10.1038/ngeo2025. ISSN 1752-0894.
- ^ Borenstein, Seth (19 Ekim 2015). "Hints of life on what was thought to be desolate early Earth". Excite. Yonkers, NY: Mindspark Interactive Network. Associated Press. 18 Ağustos 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Ekim 2015.
- ^ Bell, Elizabeth A.; Boehnike, Patrick; Harrison, T. Mark; Mao, Wendy L. (19 Ekim 2015). "Potentially biogenic carbon preserved in a 4.1 billion-year-old zircon". Proc. Natl. Acad. Sci. U.S.A. 112 (47): 14518-4521. Bibcode:2015PNAS..11214518B. doi:10.1073/pnas.1517557112
. ISSN 1091-6490. PMC 4664351
. PMID 26483481. İlk baskı, basılmadan önce çevrimiçi olarak yayınlandı.
- ^ Tyrell, Kelly April (18 Aralık 2017). "Oldest fossils ever found show life on Earth began before 3.5 billion years ago". University of Wisconsin–Madison. 31 Mart 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Aralık 2017.
- ^ Schopf, J. William; Kitajima, Kouki; Spicuzza, Michael J.; Kudryavtsev, Anatolly B.; Valley, John W. (2017). "SIMS analyses of the oldest known assemblage of microfossils document their taxon-correlated carbon isotope compositions". PNAS. 115 (1): 53-58. Bibcode:2018PNAS..115...53S. doi:10.1073/pnas.1718063115
. PMC 5776830
. PMID 29255053.
- ^ Brooke, John L. (2014). Climate Change and the Course of Global History. Cambridge University Press. s. 42. ISBN 978-0-521-87164-8.
- ^ Cabej, Nelson R. (2019). Epigenetic Mechanisms of the Cambrian Explosion. Elsevier Science. s. 56. ISBN 978-0-12-814312-4.
- ^ Stanley, S. M. (2016). "Estimates of the magnitudes of major marine mass extinctions in earth history". Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America. 113 (42): E6325-E6334. Bibcode:2016PNAS..113E6325S. doi:10.1073/pnas.1613094113
. PMC 5081622
. PMID 27698119.
- ^ Gould, Stephen Jay (Ekim 1994). "The Evolution of Life on the Earth". Scientific American. 271 (4): 84-91. Bibcode:1994SciAm.271d..84G. doi:10.1038/scientificamerican1094-84. hdl:10437/2412
. PMID 7939569.
- ^ Daver, G.; Guy, F.; Mackaye, H. T.; Likius, A.; Boisserie, J. -R.; Moussa, A.; Pallas, L.; Vignaud, P.; Clarisse, N. D. (Eylül 2022). "Postcranial evidence of late Miocene hominin bipedalism in Chad". Nature. 609 (7925): 94-100. Bibcode:2022Natur.609...94D. doi:10.1038/s41586-022-04901-z. PMID 36002567.
- ^ Wilkinson, B. H.; McElroy, B. J. (2007). "The impact of humans on continental erosion and sedimentation". Bulletin of the Geological Society of America. 119 (1–2): 140-156. Bibcode:2007GSAB..119..140W. doi:10.1130/B25899.1.
- ^ a b c Sackmann, I.-J.; Boothroyd, A. I.; Kraemer, K. E. (1993). "Our Sun. III. Present and Future". Astrophysical Journal. 418: 457-468. Bibcode:1993ApJ...418..457S. doi:10.1086/173407
.
- ^ Britt, Robert (25 Şubat 2000). "Freeze, Fry or Dry: How Long Has the Earth Got?". Space.com. 5 Haziran 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi.
- ^ Li, King-Fai; Pahlevan, Kaveh; Kirschvink, Joseph L.; Yung, Yuk L. (2009). "Atmospheric pressure as a natural climate regulator for a terrestrial planet with a biosphere" (PDF). Proceedings of the National Academy of Sciences. 106 (24): 9576-9579. Bibcode:2009PNAS..106.9576L. doi:10.1073/pnas.0809436106
. PMC 2701016
. PMID 19487662. 4 Temmuz 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF)19 Temmuz 2009.
- ^ Ward, Peter D.; Brownlee, Donald (2002). The Life and Death of Planet Earth: How the New Science of Astrobiology Charts the Ultimate Fate of Our World. New York: Times Books, Henry Holt and Company. ISBN 978-0-8050-6781-1.
- ^ a b Mello, Fernando de Sousa; Friaça, Amâncio César Santos (2020). "The end of life on Earth is not the end of the world: converging to an estimate of life span of the biosphere?". International Journal of Astrobiology (İngilizce). 19 (1): 25-42. Bibcode:2020IJAsB..19...25D. doi:10.1017/S1473550419000120
. ISSN 1473-5504.
- ^ Bounama, Christine; Franck, S.; Von Bloh, W. (2001). "The fate of Earth's ocean". Hydrology and Earth System Sciences. 5 (4): 569-575. Bibcode:2001HESS....5..569B. doi:10.5194/hess-5-569-2001
.
- ^ Schröder, K.-P.; Connon Smith, Robert (2008). "Distant future of the Sun and Earth revisited". Monthly Notices of the Royal Astronomical Society. 386 (1): 155-163. arXiv:0801.4031
. Bibcode:2008MNRAS.386..155S. doi:10.1111/j.1365-2966.2008.13022.x
.
See also Palmer, Jason (22 Şubat 2008). "Hope dims that Earth will survive Sun's death". NewScientist.com news service. 15 Nisan 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Mart 2008. - ^ Esseldeurs, M.; Mathis, S.; Decin, L. (Haziran 2026), "The fate of Earth during the Sun's giant phases – New constraints from ab initio tidal modelling and AGB mass loss", Astronomy & Astrophysics, cilt 710, s. L26, arXiv:2606.19575
, Bibcode:2026A&A...710L..26E, doi:10.1051/0004-6361/202660576
.
- ^ a b "Lüzumlu sabiteler". 3 Kasım 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Nisan 2010.
Kategori
Her ok (→) "içinde" veya "parçası" olarak okunabilir.
