Örümcek
Yaşadığı dönem aralığı: 319-0 myö
Pensilvaniyen-Günümüz
Farklı türde örümcekler.
Biyolojik sınıflandırma Bu sınıflandırmayı düzenle
Âlem: Animalia
Şube: Arthropoda
Alt şube: Chelicerata
Sınıf: Arachnida
Takım: Araneae
Clerck, 1757
Alt takımlar
Mesothelae
Opisthothelae
Çeşitlilik
138 familya, 53.881 tür
Örümcek vücudunun ayrıntıları:
dört çift yürüme bacağı (1), başla göğüs kaynaşmıştır (sefalotoraks, 2), karın (3). Örümceklerin, böceklerden farklı olarak anteni ve kanadı yoktur.

Örümcekler (Araneae takımı); sekiz bacağa, genellikle zehir enjekte edebilen dişler taşıyan keliserlere ve ipek salgılayan örü memelerine sahip, hava soluyan eklem bacaklılardır.

Örümceğimsiler (Arachnida) sınıfının en büyük takımıdır ve tüm organizma takımları arasında tür çeşitliliği bakımından yedinci sırada yer alır. Antarktika hariç dünya çapında her kıtada bulunurlar ve neredeyse tüm karasal habitatlara yerleşmişlerdir. Mayıs 2026 itibarıyla, taksonomistler tarafından 138 familyaya ait 53.881 örümcek türü kayıt altına alınmıştır. Bununla birlikte, familyaların nasıl sınıflandırılacağı konusunda bilim insanları arasında tartışmalar devam etmekte olup 1900 yılından bu yana 20'den fazla farklı sınıflandırma önerilmiştir.

Anatomik olarak örümcekler (tüm örümceğimsilerde olduğu gibi), standart vücut bölütlerinin sefalotoraks (veya prosoma) ve opistosoma (veya abdomen/karın) olmak üzere iki tagma hâlinde kaynaşması ve bu iki bölümün küçük, silindirik bir sapçık ile birbirine bağlanması bakımından diğer eklem bacaklılardan ayrılır. Bununla birlikte, örümceklerin geçmişte göğüs benzeri ayrı bir vücut bölümüne sahip olduklarına dair günümüzde ne paleontolojik ne de embriyolojik bir kanıt bulunmadığından kaynaşmış baş ve göğüs anlamına gelen "sefalotoraks" teriminin geçerliliğine yönelik itirazlar mevcuttur. Benzer şekilde, tüm örümceklerin opistosoması bir karın bölgesi için alışılmışın dışında organlar olan kalp ve solunum organlarını barındırdığından "karın" teriminin kullanımına karşı da argümanlar öne sürülebilmektedir.

Böceklerden farklı olarak örümceklerin antenleri bulunmamaktadır. En ilkel grup olan Mesothelae dışındaki tüm örümcekler, bütün gangliyonlarının sefalotoraksta tek bir kütle hâlinde kaynaşması nedeniyle tüm eklem bacaklılar arasındaki en merkezileşmiş sinir sistemine sahiptir. Çoğu eklem bacaklıdan farklı olarak örümceklerin uzuvlarında açıcı kaslar yer almaz; bunun yerine örümcekler, uzuvlarını hidrolik basınç yardımıyla açmaktadırlar.

Karın bölgeleri (abdomen), altı adede kadar farklı bez tipinden ipek salgılayan örü memelerine dönüşmüş uzantılar taşımaktadır. Örümcek ağları; boyut, şekil ve kullanılan yapışkan iplik miktarı bakımından geniş bir çeşitlilik göstermektedir. Günümüzde, sarmal çark ağların en eski ağ formlarından biri olabileceği düşünülmektedir ve dolanık ağlar ören örümcekler, çark ağı ören örümceklere kıyasla sayıca daha bol ve çeşitlidir. İpek üreten salgı uçlarına sahip örümcek benzeri örümceğimsiler (Uraraneida) yaklaşık 386 milyon yıl önce Devoniyen döneminde ortaya çıkmış olsalar da görünüşe göre bu hayvanlar örü memelerinden yoksun olmaktadırlar. Gerçek örümceklere 318 ila 299 milyon yıl öncesine ait Karbonifer dönemi kayaçlarında rastlanmıştır ve bu fosiller, günümüzde hayatta kalan en ilkel alt takım olan Mesothelae'ye büyük bir benzerlik göstermektedir. Modern örümceklerin ana grupları olan Mygalomorphae ve Araneomorphae ise ilk olarak 200 milyon yılı aşkın bir süre önce Triyas döneminde ortaya çıkmıştır.

Genellikle çok daha iri olan dişiler tarafından yenilmekten kurtulmak için erkek örümcekler, çeşitli ve karmaşık kur ritüelleri sergileyerek kendilerini potansiyel eş olarak tanıtmaktadırlar. Çoğu türün erkekleri, esas olarak kısa ömürleriyle sınırlı olmak üzere, yalnızca birkaç çiftleşme boyunca hayatta kalabilmektedir. Dişiler, her biri yüzlerce yumurta barındırabilen ipekten yumurta keseleri örmektedirler. Birçok türün dişisi yuvalarını üzerinde taşımak veya onlarla yiyecek paylaşmak gibi davranışlarla yavrularına bakım sağlamaktadırlar. Türlerin küçük bir azınlığı sosyal yaşam sürer ve birkaç bireyden 50.000'e kadar örümceği barındırabilen ortak ağlar inşa etmektedirler. Bu sosyal davranışlar, dul örümceklerinde görülen zoraki bir tahammülden, işbirlikçi avlanma ve yiyecek paylaşımına kadar çeşitlilik göstermektedir. Çoğu örümcek türü en fazla iki yıl yaşasa da tarantulalar ve diğer mygalomorf örümcekler 20 yıldan uzun süre yaşayabilmektedir.

Az sayıda türün zehri insanlar için tehlikeli olsa da bilim insanları günümüzde örümcek zehrinin tıpta ve çevreyi kirletmeyen pestisitler olarak kullanımını araştırmaktadır. Örümcek ipeği; hafiflik, sağlamlık ve esneklik açısından sentetik malzemelere kıyasla üstün bir kombinasyon sunmaktadır. Bu canlıların birer ipek fabrikası gibi kullanılıp kullanılamayacağını test etmek amacıyla örümcek ipeği genleri çeşitli memelilere ve bitkilere aktarılmıştır. Sergiledikleri geniş davranış yelpazesinin bir sonucu olarak örümcekler; sanat ve mitolojide sabır, acımasızlık ve yaratıcı gücün çeşitli kombinasyonlarını temsil eden yaygın semboller hâline gelmiştir. Örümceklere karşı duyulan irrasyonel korkuya ise araknofobi adı verilmiştir.

Güney Amerika'da yaşayan Goliath kuşyiyeni, 175 grama varan kütlesi ve 13 santimetreye ulaşan vücut uzunluğuyla dünyanın en büyük örümceğidir.

Dünyanın en büyük örümceği olan Goliath kuşyiyeni

Etimoloji

Örümcek sözcüğü Eski Türkçe örümçek ("küçük örücü") sözcüğünden gelir. Bu sözcük, aynı anlama gelen örümçi sözcüğünden Eski Türkçe +Ak ekiyle türetilmiştir. Örümçi ise yazılı örneği bulunmayan *örüm "örmek" sözcüğünden +çI ekiyle türetilmiştir.

Genel özellikleri

Cheiracanthium erkeğinin anatomisi
a) tırnaklar
b) tarsus
c) metatarsus
d) tibia
e) patella
f) femur
g) trochanter
h) coxa
i) palp
k) dikenler
m) prosoma (cephalothorax)
n) opisthosoma (abdomen)
o) örü memesi

Örümcekler yırtıcı hayvanlardır ve birbirlerine de saldırabilirler. Avları çok çeşitlidir. Çoğu böceklerle beslendiği için yararlı sayılır. Bazı tropikal türler amfibi, sürüngen, küçük kuş ve memeli gibi omurgalıları avlamaktadırlar. Örümceklerin hepsi avlarını yakalamak için ağ kurmaz. Bir kısmı avlarını kovalayarak veya üzerlerine sıçrayarak yakalamaktadır. Suda böcek, kurbağa ve balık avlayanlar da vardır. Örümcek, yakaladığı avı keliserlerine açılan zehir bezlerinin salgısıyla felce uğratır. Sonra ısırarak avının iç organlarına, eritici enzimler içeren tükürük salgısını akıtmaktadır. Kısa sürede avın iç organları eriyerek sıvı hâline gelir. Örümcek, emici midesini bir pompa gibi kullanarak bu sıvıyı emmektedir. Av, kısa bir sürede içi boş kabuğa dönmektedir. Örümcek bu boş kabuğu ya olduğu yere bırakır ya da başka bir yere atar. Böcekler ve küçük kuşlar bu avlar arasındadır.

Güney Amerika'da yaşayan, bacakları hariç 10 cm boyunda olan, toprak altı inlerinde barınan bazı türler, tavşan ve tavukların içini boşaltabilecek güçtedir. Örümceklerin özofagusları (yemek borusu) çok dar olduğundan böyle beslenmek zorundadırlar. Ayrıca, ağız parçaları da bir sineği bile parçalayacak güçte değildir. Zehir çengelleri, avı delmeye ve zehir akıtmaya yaramaktadır. Uçtaki iğneli kısımları, bir şırınga gibi birer yan delikle bitmektedir. Deliğin şırıngadaki gibi yanda bulunması, tıkanmayı önler.

İğne ava girince, zehir bu delikten sızmaktadır. Örümcekler iki keliseri birlikte kullanır; ısırık yerinde yan yana iki delik görülmesinin nedeni budur. Keliserler ayrıca delik açma ve küçük cisimleri taşıma işlerine de yaramaktadır.

Örümceklerin böceklerden ayrılan birçok özelliği vardır. Böceklerin çoğu kanatlı olduğu hâlde örümcekler kanatsızdır. Böceklerde 6 bacak olmasına karşılık örümceklerde 8 bacak vardır. Antenleri olmadığından, ağız önündeki pedipalpler bu görevi üstlenmektedirler. Dış görünüşleri bacağa benzediğinden bunlara duyu bacakları da denir. Üzerleri duyu tüyleriyle kaplıdır; dokunma, tat alma ve çevreyi koklayıp araştırma gibi görevler yapmaktadırlar. Erkeklerde pedipalpler, spermi biriktirip dişiye aktaran bir çiftleşme organı olarak da iş görür. Örümceklerin solunum organları, akreplerde olduğu gibi karın altında bulunan kitapsı akciğerlerdir. Bu organlar adını kitap yapraklarını andıran deri kıvrımlarından alır. Örümceklerde iki ya da dört kitapsı akciğer bulunur; iki tane olanlarda eksiklik trakealarla (solunum boruları) giderilir.

Örümceklerde, diğer eklem bacaklılarda olduğu gibi açık bir dolaşım sistemi bulunur; kılcal damarları yoktur.

Örümcek ağı

Örümcek ağı
Örümcek ağı
Yuvasından çıkan örümcek

Hemen her yerde rastlanan örümcek ağı, avlanmak amacıyla kurulan bir tuzaktır. Her örümcek türü ağ kurmaz; ancak bütün örümcekler ağ tellerinden yumurtalarının etrafını saran kozalar yapmaktadırlar. Bazı türler ipeği yaprakları yapıştırmak, yuvalarının içini döşemek ve açtıkları çukurun çevresini kapatmak gibi işlerde kullanır. Ağ kurmayan bu tür avcı örümcekler de, arkalarında ağdan bir iz bırakarak, rüzgârla sürüklenmekten korunmaktadırlar. Erkekler, dişileri bulmakta da bu izlerden faydalanmaktadırlar.

Karın altlarının arka taraflarında üç çift ağ organı bulunur. Her birinin dışarıya ayrı bir çıkışı vardır. Bezlerden meydana gelen yapışkan ve sıvı iplik maddesi, havayla temas edince sertleşmektedir. Her ağ memeciğinde 100 kadar ince ve küçük kanalcık bulunur. Bu ince kanalcıklardan sızan iplikçikler bir araya gelerek büküldükleri zaman tek iplik durumuna gelmektedirler. Esnek ve yapışkandırlar. Bir sinek ne kadar sert çarpsa da kopmamaktadırlar. Ağ yapmak isteyen örümcek, ağ organlarını bacaklarının bir kısmı ile bastırarak ağ maddesinin akışını başlatmaktadır. Örümcekler, iplik deliklerinden çıkan tellerin hepsini toplayıp tek bir tel hâlinde kullandıkları gibi bunlardan ayrı ayrı incecik tel de yapmaktadırlar.

Örümcek, düşerken bir yere tutturduğu ağ telini kendisi yere varıncaya kadar uzatabilir. Genç örümcekler ağ telleri sayesinde uzun mesafelere uçabilmektedir. Bunun için telin bir ucunu bir yere bağlayarak kendilerini hava akımlarına bırakmaktadırlar. Böylece yerlerinden havalanan örümcekler, karada 5 km, denizde ise yüzlerce km uzaklara savrulabilmektedirler. Okyanuslardaki ıssız adalarda yaşayan örümcekler, hep böyle havadan gelmişlerdir. Sonbaharda bol bol rastlanan ağ telleri de uçan genç örümceklerden kalmıştır.

Ağ yapacak olan bir örümcek, önce yüksekçe bir yere tırmanarak, ağın ucunu bulunduğu kısma yapıştırarak ipek iplik yardımıyla aşağı süzülmektedir. Gözüne kestirdiği bir dala ulaşarak bağlantı kurmaktadır. Sonra o iplik üzerinde gidip gelerek ağı kalınlaştırmaktadır. Daha sonra vücudundan çıkmakta olan ipliğin bir ucunu ilk ipliğe tutturarak kendini boşluğa bırakmaktadır. Ağa bağlı hâlde bir yere varınca, o ucu vardığı yere yapıştırmaktadır. Bu yolla birkaç gidiş gelişte ağın kaba iskeleti meydana gelmektedir. Bundan sonra iskeletin merkezi çevresinde dairesel halkalar yaparak ağı tamamlamaktadır.

Ağ örme çoğunlukla gece yapılır. Örülmesi en fazla 60 dakika almaktadır. Ağın ortasında spiral ve yapışkan bir yer vardır. Diğer iplikçikler kurudur. Bir sinek ağa konsa hemen yapışmaktadır. Kurtulmak için çırpındıkça daha da yapışmaktadır. İkaz iplikçiği ile avın yakalandığını anlayan örümcek gelerek avını zehirlemektedir. İkaz iplikçiğinin bir ucu ağa bağlı, diğer ucu ise daima kendindedir.

Ağlar genellikle yere dik konumdadır; amaç uçan arı ve sinekleri yakalamaktır. Her örümcek türünün, kendine has ağ örme stili vardır. Ağların hepsinde düzenli geometrik örüntüler görülür. Ağ örme, örümceklerde doğuştan gelen bir davranıştır. Küçük bir örümcek, daha önce hiç ağ görmemiş ve örmemiş olmasına rağmen büyüklere benzer ağlar örmektedir.

Düşmanlardan korunma

Bazı örümcekler düşmanlarından korunmak için çeşitli hilelere başvurmaktadırlar. Güneydoğu Asya'da bir örümcek türü yaptığı büyük ve dairesel ağının ortasında durmaktadır. Bu duruş örümcek yiyen kuşlar için kolay bir hedef oluşturur. Örümcek, düşmanlarını yanıltmak için, birkaç sahte ağ merkezi oluşturur. Yediği avlarının kalıntılarını da ağ merkezlerine takarak manken örümcekler kullanmaktadır. Başka bir örümcek çeşidi de diken ve ağaç kabuklarından manken örümcekler yapmaktadır. Örümcek ağlarının ipleri ipektir. Bu iplikler, aynı çaptaki çelik telden daha sağlamdır.

Örümcek ipeği, ipek böceğinin ipeğinden daha ince ve daha dayanıklıdır. Ancak örümcek ipeğinden ticari olarak ipek elde etmek çok pahalıya mal olmaktadır. Bunun başlıca sebebi, örümcekleri bir arada tutmanın zorluğudur. Çünkü bir arada bulunan örümcekler birbirini yiyebilmektedir.

Üreme

Yavrularını sırtında taşıyan örümcek (Lycosidae, Alopecosa fabrilis)

Örümcekler ayrı eşeyli canlılardır. Dişileri erkeklerden daha iridir. Bazı türlerde erkekler de ağ yapmaktadır. Örümceklerin çoğu yalnız yaşar; ancak bazı türlerin topluluklar hâlinde yaşadığı bilinmektedir. Erkekten daha iri olan dişiler, çiftleşme sonrası diğer örümceği yiyebilmektedirler. Erkeklerde duyu bacakları (pedipalpler) çiftleşme organı görevi görür. Erkek önce bir sperma ağı örerek üzerine bir damla sperm sıvısı bırakmaktadır. Sonra ters dönerek bu sıvıyı şırıngaya çeker gibi pedipalplerin şişkin kısmına doldurmaktadır. Bundan sonra dişiyi aramaya çıkmaktadır.

Örümceklerin çiftleşmesinde erkek örümcek, daima ölümle karşı karşıyadır. Çiftleşme zamanında erkek örümcekler, dişinin karşısında çeşitli hareketler yaparak onun avlanma dürtüsünü bastırmaya çalışır. Sıçramalarla yapılan bu hareketlere örümceğin sevgi dansı denir. Erkek, dans ederken yakalanmamak için dişiden uzak durmaya dikkat eder. Bazıları, çiftleşme öncesi dişi örümceğe bir böcek ikram ederek açlığını gidermektedir. Bir tehlike kalmadığını anlayınca dişiye yaklaşmaktadır. Dişi erkeği yiyebileceği için erkekler çiftleşmeden sonra hemen kaçmaktadırlar. Dişi aramaktan, danstan ve çiftleşmekten yorulan erkek, dişi için yakındaki bir protein kaynağıdır ve birçok erkek kaçmaya fırsat bulamadan dişiye yem olur. Bununla birlikte, dişi her çiftleşmeden sonra erkeği yemez.

Dişi örümcekler yumurtalarını, ağ ipiyle yaptıkları kokon adı verilen kozalara (torbalara) bırakmaktadırlar. Bir kozada bazen yüzlerce yumurta olabilmektedir. Genellikle yazın sonlarında döllenen yumurtalar, ilkbaharda yavru vermektedir. Yaz başlarında döllenen yumurtalardan 20-60 gün içinde yavru çıkmaktadır. Dişiler genellikle sarımsı beyaz renkli kokonlara bıraktıkları yumurtaları korusa da bazen yumurtaları veya yavruları yiyebilir. Bu durum yumurtaların döllenmemiş olduğunu gösterebilmektedir. Yumuşak ve çok küçük olan bu yumurtalarla dolu kozayı bir dala, taş altına, duvar yarığına, ağaç kovuğuna veya çalılıklar arasında güvenli bir yere yapıştırır. Kokon, anne örümcek tarafından çevrilerek alttaki yavruların da hava alması sağlanır. İlkbaharda doğan yavrular ergin örümceklere benzer. Doğduktan birkaç gün sonra iyi bir ağ kurup kendi kendilerine beslenmektedirler. Çoğu türde yavrular erişkin olduğunda babaları çoktan ölmüştür; çünkü erkek örümcekler erişkinlikten sonra birkaç yıl yaşamaktadırlar.

Avrupa'daki durumu

2012 sayılarına göre Avrupa'da yabancı türler hariç 4491 yerli örümcek türü bulunmakta ve bunların 2041'i endemik ya da tek bir yerden kayıtlıdır. Avrupa'daki örümcek türlerinin (alt türler ve yabancı türler hariç) kesinleşmiş familyalara göre dağılımı 2012 yılı itibarıyla şöyledir:

Familya Yerli türler Endemik türler (yüzdesi)
Bütün Avrupa türleri 4491 2041 (%45,4)
Agelenidae 200 93 (%50,0)
Araneidae 150 56 (%40,0)
Dysderidae 331 227 (%70,5)
Gnaphosidae 480 178 (%41,3)
Linyphiidae 1366 534 (%42,4)
Lycosidae 303 124 (%44,1)
Nemesiidae 62 36 (%61,0)
Philodromidae 106 38 (%41,8)
Salticidae 400 136 (%39,4)
Theridiidae 258 72 (%30,2)
Thomisidae 193 64 (%36,2)
Zodariidae 111 60 (%55,0)

Türkiye'deki durumu

Örümceklerin Türkiye'de 2023 rakamlarına göre 350'den fazla cinsi ve 1200'den fazla türü bulunmaktadır.

Türkiye'deki örümcek familyaları göz sayısına göre altı ya da sekiz gözlü olarak ikiye ayrılır.

Kaynakça

  1. ^ "Araneae". paleobiodb.org. 9 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Temmuz 2021. 
  2. ^ a b "World Spider Catalog". Natural History Museum Bern. 24 Ağustos 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Mayıs 2026. 
  3. ^ Cushing, P.E. (2008). "Spiders (Arachnida: Araneae)". Capinera, J.L. (Ed.). Encyclopedia of Entomology. Springer. s. 3496. doi:10.1007/978-1-4020-6359-6_4320. ISBN 978-1-4020-6242-1. 
  4. ^ Selden, P.A.; Shear, W.A. (Aralık 2008), "Fossil evidence for the origin of spider spinnerets", PNAS, 105 (52), doi:10.1073/pnas.0809174106, PMC 2634869 Özgürce erişilebilir, PMID 19104044 
  5. ^ Sebastin, P.A.; Peter, K.V., (Ed.) (2009). Spiders of India. Universities Press/Orient Blackswan. ISBN 978-81-7371-641-6. 
  6. ^ Foelix, Rainer F. (1996). Biology of spiders. 2. ed. New York: Oxford Univ. Pr. ISBN 978-0-19-509593-7. 
  7. ^ Shultz, Stanley; Shultz, Marguerite (2009). The Tarantula Keeper's Guide. Hauppauge, New York. s. 23. ISBN 978-0-7641-3885-0. 
  8. ^ "örümcek". Nişanyan Sözlük. 19 Haziran 2026 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Mayıs 2026. 
  9. ^ Peter J. van Helsdingen (2012), Spiders in Fauna Europaea: dual use of the database 10 Temmuz 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Arachnologische Mitteilungen 43 Nuremberg, July 2012
  10. ^ Danışman, T., Kunt, K.B., Özkütük, R.S. and Coşar, İ (2023). "Checklist". The Checklist of the Spiders of Turkey (Araneae; Arachnida). Version 2023. 27 Kasım 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Eylül 2024. 
  11. ^ Nentwig W, Blick T, Bosmans R, Gloor D, Hänggi A, Kropf C (2023). "Europe - Species numbers". Spiders of Europe. Version 12.2023. 7 Aralık 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Eylül 2024. 

Dış bağlantılar