Roma İmparatorluğu
Latince: Imperium Romanum
Grekçe: Βασιλεία Ῥωμαίων
MÖ 27 - MS 395 (birleşik)
MS 395 - 476/480 (Batı)
MS 395-1453 (Doğu)
{{{arma_açıklaması}}}
Vexilloid "Roma Kartalı" ve SPQR
Roma İmparatorluğu'nun en geniş sınırları
Roma İmparatorluğu'nun en geniş sınırları
BaşkentRoma (MÖ 27 - MS 476)
Konstantinopolis (330-1453)
Yaygın dil(ler)Latince (genel), Yunanca (bölgesel)
HükûmetMutlak otokrasi
Tetrarşi (293'ten sonra kısa bir dönem geçerli olmuştur.)
İmparator 
• MÖ 27 - 14
Augustus
• 20 Kasım 284 - 286 (tek başına); 286 - 1 Mayıs 305 (Doğu'nun Augustus'u olarak, Batı'nın Augustus'u Maximian ile birlikte)
Diocletianus
• 475 - 476/
1449 - 1453/
1453 - 1461
Romulus Augustus / XI. Konstantinos / David Komnenos
Yasama organıRoma Senatosu
Tarihçe 
285
330
• Büyük Theodosius'un ölümü
395
Yüzölçümü
• Toplam
2.750.000 km2
Nüfus
• Sayılan
56.800.000
Para birimiQuadrans, Semis, As, Dupondius, Quinarius, Sestertius, Denarius, Aureus, Solidus
Öncüller
Ardıllar
Roma Cumhuriyeti
Ptolemaios Hanedanı
Daçya
Mauretanya
Doğu Roma İmparatorluğu
Batı Roma İmparatorluğu

Roma İmparatorluğu, Roma Cumhuriyeti döneminde, Augustus'un cumhuriyeti tek başına yönetebilecek yetkiler alması ve cumhuriyet döneminde kimseye verilmemiş haklara sahip olmasıyla oluşan Antik Roma dönemidir. Augustus, MÖ 2 yılına kadar cumhuriyeti kendinden sonra da tek bir kişinin yönetebilmesini sağlayacak anayasal reformlar gerçekleştirdi ve Roma İmparatorluğu tam anlamıyla oluşmuş oldu.

Klasik dönemde Roma İmparatorluğu; Akdeniz'i ve Avrupa'nın, Batı Asya'nın ve Kuzey Afrika'nın büyük bir bölümünü kontrol ediyordu. Romalılar bu toprakların çoğunu Cumhuriyet döneminde fethettiler ve MÖ 27'de Augustus'un iktidara gelmesinden sonra Roma senatosu daha geri plana çekildi ve Roma uygarlığı daha çok imparatorlar tarafından yönetilmeye başladı. MS 4. yüzyıl boyunca imparatorluk batı ve doğu olmak üzere ikiye ayrıldı. Batı İmparatorluğu MS 476'da çökerken, Doğu İmparatorluğu 1453'te İstanbul'un Fethi'ne kadar varlığını sürdürdü.

Uzun yıllar Akdeniz çevresinde hüküm süren imparatorluk, 375 yılındaki Kavimler Göçü'yle başlayan iç karışıklıklardan sonra 395 tarihinde doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrıldı, kuruluşundan ikiye ayrılışına kadar süper güç olarak kaldı. İmparatorluğun batıdaki kısmı olan Batı Roma İmparatorluğu Kavimler Göçü'yle Avrupa'ya gelen Hunların baskılamasıyla hareketlenen Cermen kavimlerinin Roma topraklarına saldırıları sonucu 476 yılında yıkılmış, doğu kısmıysa varlığını Doğu Roma İmparatorluğu veya Bizans İmparatorluğu olarak 1453'te Osmanlı İmparatorluğu'nun yedinci Padişahı II. Mehmet'in İstanbul'u fethine kadar sürdürmüştür.

"Roma İmparatorluğu" ünlü Latince Imperium Romanum'un Türkçesidir. Bu deyişte imperium sözcüğü bir bölge, vilayet anlamında kullanılmaktadır. Roma İmparatorluğu Avrupa'nın Romalıların egemenliği altında kalan kısmı için kullanılan bir isimdi, denilebilir. Aslında Roma kent sınırlarının aşılması ve yayılma politikası imparatorluk döneminden çok önce başlamıştı. Roma İmparatorluğu en geniş sınırlarına İmparator Trajan döneminde ulaşmış ve imparatorluk toprakları yaklaşık 5.900.000 km² büyüklüğündeydi. Avrupa tarihinin Klasik Antik Çağ'daki en geniş imparatorluğuydu.

Augustus'un hükümdarlığından yüzyıllar önce Roma (Roma Krallığı ve Roma Cumhuriyeti) zaten İtalyan Yarımadası'nı aşmış, önemli rakiplerini yenilgiye uğratmıştı. Augustus'un reformları Roma Devleti'ni bir imparatorluğa çevirmiş, 3. yüzyılın sonlarındaki Diokletian reformuna kadar sistem büyük oranda değişmeden devam etmiştir. Diokletian reformu imparatorluğu tetrarşiye dönüştürmüştür. Her ne kadar Diokletian'ın sunduğu politik sistem kısa bir süre boyunca varlığını korusa da, imparatorluğun ikiye bölünmesine yol açmıştır. Bu da Roma'nın egemenliğinin iki yüzyıl boyunca daha Doğu ve Batı Roma İmparatorluğu olarak sürdürmesine olanak sağlamıştır.

Batı Roma İmparatorluğu'nun geleneksel çöküş tarihi 4 Eylül 476'dır. Yaklaşık bin yıl sonra, 1453'te, daha çok Bizans İmparatorluğu olarak anılan Doğu Roma İmparatorluğu Osmanlı Türklerinin egemenliğine geçmiştir. Augustus'tan Batı Roma imparatorluğu'nun çöküşüne kadar Roma, Batı Avrasya'da egemen olmuş, nüfusun yarısını barındırmıştır.

Tarihçe

Cumhuriyetten İmparatorluğa Geçiş

Prima Portalı Augustus

Roma, MÖ 6. yüzyılda Roma Cumhuriyeti'nin kuruluşundan kısa bir süre sonra genişlemeye başlamış olsa da MÖ 3. yüzyıla kadar İtalyan Yarımadası dışına çıkmamıştır. Cumhuriyet, modern anlamda bir ulus-devlet olmanın aksine (yönetim açısından Senato'dan farklı düzeylerde bağımsızlığa sahip) kendi kendini yöneten şehirler ağı ve askeri komutanlarca idare edilen eyaletlerden oluşmaktaydı. Devlet, Senato ile eş güdümlü olarak, yıllık seçilen magistralar (en başta da Roma konsülleri) tarafından yönetiliyordu. MÖ 1. yüzyıl, nihayetinde imparatorların yönetimine yol açacak olan siyasi ve askeri çalkantıların yaşandığı bir dönemdi. Konsüllerin askeri gücü, Roma hukukunda "komuta" (genellikle askeri anlamda) manasına gelen imperium yetkisine dayanıyordu. Zaman zaman başarılı konsüllere veya generallere onursal imperator (komutan) ünvanı verilirdi. Bu ünvanın erken dönem imparatorlarına süresiz verilmesi nedeniyle "imparator" kelimesinin kökeni de buraya dayanır.

Geleneksel olarak tarihçiler, imparatorluğu Principatus ve Dominatus olarak iki döneme ayırırlar. Principatus Augustus'un iktidara gelmesinden Üçüncü Yüzyıl Krizi'ne kadarki dönemi, Dominatus ise Diocletianus'tan batı imparatorluğunun yıkılışına kadarki dönemi kapsar. Bu ayrıma göre Principate (Latince "birincil vatandaş" anlamına gelen princeps kelimesinden gelir) döneminde mutlakıyetin gerçekleri resmî olarak cumhuriyetçi yapının ardında saklanırken Dominate (Latince "sahip" ya da "efendi" anlamına gelen dominus kelimesinden gelir) döneminde altın taçlar ve ihtişamlı imparatorluk törenleriyle açıkça gözler önüne serilmiştir. Daha yakın dönemlerde tarihçiler aradaki farkın daha ince olduğuna karar vermişlerdir. Bazı tarihi yapılar bin yıldan uzun süre devam ederek Doğu Roma dönemine kadar sürmüş ve emperyal ihtişamın görüntüsü imparatorluğun ilk günlerinden itibaren yaygın olmuştur.

Roma, İtalya dışındaki gücünü büyük ölçüde genişletirken bir yandan da MÖ 2. yüzyılın sonlarından itibaren uzun süren iç karışıklık, komplo ve iç savaş dönemi yaşamıştır. MÖ 44'te Jül Sezar, gücü kendi elinde toplamasına karşı çıkan bir grup tarafından suikasta uğramadan önce kısa bir süreliğine ömür boyu diktatör olmuştur. Suikastı düzenleyen grup, Roma'dan sürülmüş ve MÖ 42'de Filippi Muharebesi'nde Mark Antony ve Sezar'ın evlatlık oğlu Oktavianus Augustus tarafından mağlup edilmiştir. Antony ve Oktavianus, Roma topraklarını kendi aralarında paylaşmışlarsa da Oktavianus'un yükselişiyle bu durum uzun sürmemiştir. Oktavianus'un kuvvetleri, MÖ 31'de Aktium Muharebesi'nde Mark Antony ve Kleopatra'nın kuvvetlerini yenilgiye uğratmıştır. MÖ 27'de Senato, Oktavianus'a Augustus ("kutsal/yüce") ünvanını vermiş ve prokonsüller onu imperium yetkisiyle princeps ("önde gelen") ilan ederek İmparatorluk döneminin ilk dönemi olan Principatus'u başlatmıştır. Cumhuriyet ismi kağıt üzerinde kalsa da tüm yetki Augustus'un elindeydi. Augustus'un 40 yıllık yönetimi boyunca yeni bir anayasal düzen ortaya çıkmış, böylece ölümü üzerine Tiberius, yeni de facto monark olarak onun yerini almıştır.

Pax Romana

Augustus'un yönetimiyle başlayan 200 yıllık dönem, geleneksel olarak Roma Barışı (Latince: Pax Romana) olarak adlandırılır. İmparatorluğun toprak bütünlüğü, Roma'nın daha önce hiç deneyimlemediği derecedeki bir sosyal istikrar ve ekonomik refahla pekişmiştir. Eyaletlerdeki isyanlar nadirleşmişti ve "acımasız ve hızla" bastırılıyordu. Augustus'un hanedanlık veraset sistemini kurmadaki başarısı, birçok yetenekli varis adayından daha uzun yaşamasından dolayı çok başarılı olmamıştır. Julius-Claudius Hanedanı, yerini MS 69'daki çatışmalarla dolu Dört İmparator Yılı'na bırakana kadar Tiberius, Caligula, Claudius ve Nero olmak üzere dört imparator daha çıkarmıştır. Yönetim krizinden Vespasian galip olarak çıkmıştır. Vespasian, kısa süren Flavius Hanedanı'nın kurucusu olmuş, ardından "Beş İyi İmparator" olarak anılan imparatorları (Nerva, Trajan, Hadrian, Antoninus Pius ve Marcus Aurelius) yetiştiren Nerva-Antoninus Hanedanı gelmiştir.

"Beş İyi İmparator" arasında Hadrian (MS 117-138), özellikle sınırları sağlamlaştırması ve eyaletler genelinde inşa projelerine girişmesiyle anılmaktadır. Yahudilerin o dönem yaşadığı Yahudiye'de (Judaea), onun saltanatı belirleyici bir dönüm noktası olmuştur. Roma yönetimine karşı daha önceki Yahudi isyanlarından sonra Hadrian, MS 129/130 yıllarında bölgeyi ziyaret etmiş ve Kudüs'e, kendi ailesinin adını vererek Aelia Capitolina adlı bir Roma kolonisi olarak yeniden yapılandırmıştır. Bu yeniden yapılandırma, yıkılan geçici Yahudi yerleşiminin üzerine yeni bir Roma şehir planı getirmiş ve eski Yahudi Tapınağı'nın bulunduğu yere bir Jüpiter Tapınağı'nı inşa ettirmiştir. Geç dönem gelenekleri ve arkeolojik kanıtlar, ayrıca Kutsal Kabir Kilisesi yakınlarında bir Venüs Tapınağı'nın varlığına işaret eder.

Hadrian'ın bu önlemleri, Yahudi ibadetlerine getirilen kısıtlamalarla birleşince Bar Kohba İsyanı'nı (MS 132-135) patlak vermiştir. İsyanı bastırdıktan sonra Roma kuvvetleri Yahudileri Kudüs'ten sürmüş, belirli günler dışında girişlerini yasaklamış ve şehri imparatorluk gücünün bir simgesi olarak yeniden inşa etmiştir. Çoğu bilim insanı, Hadrian dönemi Aelia'sının sursuz olduğunu, sürekli bir savunma hattından ziyade (bugünkü Şam Kapısı'nın altındaki kuzey kapısı gibi) bağımsız kapı komplekslerine sahip bir şehir olduğunu düşünmektedir.

"Beş İyi İmparator" olarak anılan imparatorlar, MS 96–180
Nerva (MS 96-98)
Trajan (MS 98-117)
Hadrian (MS 117-138)
Antoninus Pius (MS 138-161)
Marcus Aurelius (MS 161-180)

Klasik Antik Çağ'dan Geç Antik Çağ'a Geçiş

Barbar istilaları, (esas olarak) antik Cermen halklarının Roma topraklarına hareketinden oluşuyordu. Tarihsel olarak bu olay, Klasik Antik Çağ ile Orta Çağ arasındaki geçişi işaret eder.

Modern Yunan tarihçi Cassius Dio'ya göre, MS 180 yılında Commodus'un tahta çıkışı, "altın bir krallıktan pas demir krallığa" geçişi simgeler. Bu yorum, başta Edward Gibbon olmak üzere bazı tarihçilerin Commodus'un saltanatını İmparatorluğun çöküşünün başlangıcı olarak görmelerine yol açmıştır.

MS 212'de, Caracalla döneminde, Roma vatandaşlığı imparatorluğun tüm hür doğmuş sakinlerine verilmiştir. Severus Hanedanı son derece istikrarsız bir dönemdi; imparatorların saltanatı çoğu zaman suikast ya da idamla sona erdi. Hanedanın çöküşünün ardından İmparatorluk; istilalar, iç çatışmalar, hiperenflasyon ve veba ile dolu bir dönem olan Üçüncü Yüzyıl Krizi'ne sürüklenmiştir. Dünya tarihi dönemleri tanımlanırken bu kriz, bazen Klasik Antik Çağ'dan Geç Antik Çağ'a geçişi işaret eder. Aurelianus, imparatorluğu askeri olarak istikrara kavuşturmuş, Diocletian ise MS 285'te imparatorluk yapısını yeniden düzenleyerek büyük ölçüde eski hâline getirmiştir. Diocletian'ın saltanatı, imparatorluğun Hristiyanlık tehdidine karşı en koordineli çabası olan "Büyük Zulüm"ü beraberinde getirmiştir.

Diocletian, imparatorluğu her biri ayrı bir tetrarh tarafından yönetilen dört bölgeye ayırmıştır. Roma'yı kasıp kavuran düzensizliği düzelttiğinden emin olarak, ortak imparatoruyla birlikte tahttan çekilmiş ancak kurduğu Tetrarşi kısa süre sonra çökmüştür. Düzen nihayet, Hristiyanlığa geçen ilk imparator olan ve Konstantinopolis'i Doğu İmparatorluğu'nun yeni başkenti olarak kuran Büyük Konstantin tarafından yeniden tesis edilmiştir. Konstantin ve Valentinianus hanedanlarının hüküm sürdüğü on yıllar boyunca imparatorluk, Konstantinopolis ve Roma merkezli ikili bir güç yapısıyla doğu-batı ekseninde bölünmüştür. Danışmanı Mardonius'un etkisiyle Geleneksel Roma dini ve Helenistik dini canlandırmaya çalışan Julianus, Hristiyan imparatorların silsilesini yalnızca kısa süreliğine kesintiye uğratmıştır. Hem Doğu hem de Batı üzerinde hüküm süren son imparator olan I. Theodosius, Hristiyanlığı devlet dini yaptıktan sonra 395 yılında ölmüştür.

MS 476 itibarıyla batı ve doğu bölümleriyle Roma İmparatorluğu
MS 395'te Roma İmparatorluğu'nun idari bölümleri

Batı Roma'nın Çöküşü ve Doğu Roma'nın Devamlılığı

Batı Roma İmparatorluğu, 5. yüzyılın başlarında dağılmaya başlamıştır. Romalılar, en ünlüsü Attila'nın komutanı olduğu Hun İmparatorluğu olmak üzere, tüm istilacıları geri püskürtmüştür ancak Kavimler Göçü sonucu bölgeye yerleşen grupların siyasi hakimiyet kurmaya başlamasıyla imparatorluk kendi kendini parçalamaya başlamıştır. Çoğu tarihsel kronoloji, Batı Roma İmparatorluğu'nun sonunu, Romulus Augustulus'un Cermen savaş lordu Odoacer tarafından tahttan indirilmeye zorlandığı MS 476 yılı olarak kabul eder.

Odoacer, Zeno'yu tek imparator ilan ederek ve kendisini Zeno'nun yardımcısı konumuna getirerek Batı İmparatorluğu'na son vermiştir ve topraklarını Doğu Roma'ya bağlamıştır. Fiiliyatta ise İtalya yalnızca Odoacer tarafından yönetiliyordu. Ardıl ve modern tarihçilere göre Bizans İmparatorluğu olarak adlandırılan Doğu Roma İmparatorluğu, son Roma imparatoru olan XI. Konstantinos'un saltanatına kadar devam etmiştir. Konstantinos, 1453 yılında İstanbul'un Fethi sırasında Fatih Sultan Mehmed ve Osmanlı Türk kuvvetlerine karşı savaşırken ölmüştür. Fatih Sultan Mehmed, Roma İmparatorluğu'nun halefliği iddiasıyla Kayser-i Rûm ünvanını kullanmıştır. Onun bu iddiası kısa süre sonra Konstantinopolis Patrikhanesi tarafından tanınmış ancak çoğu Avrupalı monark tarafından kabul edilmemiştir.

Coğrafya ve demografi

Roma İmparatorluğu; Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Doğu boyunca uzanan mütevasıl topraklarıyla tarihin en büyük imparatorluklarından biri konumundaydı. Latince "sonsuz imparatorluk" (Latince: imperium sine fine) ifadesi, ne zamanın ne de mekânın İmparatorluğu sınırlandıramayacağı ideolojisini dışa vurmaktaydı. Vergilius'un Aeneis eserinde, bu sınırsız imparatorluğa sahip olma yetkisinin Romalılara bizzat Jüpiter tarafından bahşedildiği rivayet edilir. Evrensel egemenlik iddiası, İmparatorluk 4. yüzyılda Hristiyanlığı benimsediğinde de varlığını sürdürmüştür. Romalılar, geniş bölgeleri ilhak etmenin yanı sıra, ormanları bütünüyle yok etmek gibi müdahalelerle bazı coğrafyaları doğrudan dönüştürmüşlerdir.

Roma'nın genişlemesi büyük ölçüde Cumhuriyet döneminde tamamlanmış olsa da Avrupa, Afrika ve Asya'daki Roma kontrolü 1. yüzyılda Kuzey Avrupa'nın bir kısmının daha fethiyle pekişmiştir. Augustus döneminde, antik çağdan günümüze ulaşan en kapsamlı siyasi coğrafya çalışması olan Strabon'un Geographica eseriyle eş zamanlı olarak, "bilinen dünyanın küresel bir haritası" Roma'da ilk kez halka açık şekilde sergilenmiştir. Augustus öldüğünde, başarılarının özetlendiği kayıtlar (Res Gestae), İmparatorluğun coğrafi bir dökümünü de ihtiva etmekteydi. Coğrafi veriler ve titizlikle tutulan yazılı kayıtlar, Roma İmparatorluk idaresinin temel uğraşları arasında yer almaktaydı.

Kuzey İngiltere'de Crag Lough'a bakan Hadrian Duvarı kalıntılarının bir kısmı

İmparatorluk, Trajan (MS 98-117) döneminde 5 milyon km2lik bir alanı kapsayarak en geniş sınırlarına ulaşmıştır. Nüfus tahminlerine göre İmparatorluk, 55–60 milyon arasındaki nüfusuyla toplam dünya nüfusunun altıda biri ile dörtte biri arasındaki bir kesimi barındırmaktaydı. Bu durum, Roma'yı 19. yüzyılın ortalarına kadar Batı'daki en kalabalık devlet kılmıştır. 21. yüzyılda yapılan demografik çalışmalar, nüfusun zirve noktasında 70 milyon ile 100 milyonun üzerine çıktığını ileri sürmektedir. İmparatorluğun en büyük üç şehri olan Roma, İskenderiye ve Antakya'nın her biri, 17. yüzyılın başındaki herhangi bir Avrupa şehrinin neredeyse iki katı büyüklüğündeydi. Tarihçi Christopher Kelly durumu şöyle betimlemektedir:

İmparatorluk o dönemde, çiselemeyle ıslanan Kuzey İngiltere'deki Hadrian Duvarı'ndan, Suriye'de güneşin kavurduğu Fırat kıyılarına; Avrupa'nın verimli ve düz topraklarını aşarak Felemenk'den Karadeniz'e kadar kıvrılan devasa Ren-Tuna nehir sisteminden Kuzey Afrika kıyılarının zengin ovalarına ve Mısır'daki Nil'in bereketli çıkıntılarına kadar uzanıyordu. İmparatorluk Akdeniz'i tamamen kuşatmıştı... Akdeniz'in Fatihleri burayı Mare Nostrum 'bizim denizimiz' olarak adlandırıyordu.

İmparatorluk döneminde Roma şehirleri

Trajan'ın halefi Hadrianus, imparatorluğu genişletmek yerine mevcut sınırları koruma politikasını benimsemiştir. Bu süreçte sınırlar (fines) belirlenmiş ve hudutlar (Limes) devriyelerle denetlenmiştir. En yoğun tahkim edilen bölgeler, genellikle istikrarın en düşük olduğu sınırlardı. Roma dünyasını her an mevcut görülen barbar tehdidinden ayıran Hadrian Duvarı, bu çabanın günümüze ulaşan en temel göstergesidir. Doğu eyaletlerinde ise kırsal idare, arazileri sınırlandırmak ve vergilendirmeyi düzenlemek amacıyla sıklıkla yazıtlı sınır taşlarına başvurmuştur.

Diller

Latince ve Grekçe imparatorluğun temel dilleriydi ancak imparatorluk çok dilli bir yapı arz etmekteydi. Tarihçi Andrew Wallace-Hadrill bu durum için "Roma hükûmetinin temel arzusu kendisini anlaşılır kılmaktı" ifadesini kullanmaktadır. İmparatorluğun başlangıcında Grekçe bilmek eğitimli bir soylu kabul edilmek için gerekliyken, Latince bilgisi ise askerî, idari veya hukuki bir kariyer için oldukça faydalıydı. İki dilli yazıt kalıntıları, bu iki dilin gündelik hayatta iç içe geçtiğine işaret etmektedir.

Latince ve Grekçe'nin karşılıklı dilbilimsel ve kültürel etkileşimi karmaşık bir konudur. Grekçeye Latince kelimeler dahil edilmesi, erken imparatorluk döneminde özellikle askerî, idari ve ticari konularda sıkça karşılaşılan bir durumdu. Grekçe dil bilgisi, edebiyat, şiir ve felsefe; Latinceyi ve Roma kültürünü derinden şekillendirmiştir.

Cicero'nun bir söylevinin paralel Latince-Grekçe metnini gösteren 5. yüzyıldan kalma bir papirüs.

İmparatorlukta Latince hiçbir zaman yasal bir zorunluluk olmamış, ancak dil belirli bir statüyü temsil etmiştir. Latincenin yüksek standartları, yani Latinitas (Klasik Latince), Latin edebiyatının doğuşuyla birlikte başlamıştır. İmparatorluğun esnek dil politikası nedeniyle, diller arasında doğal bir rekabet ortaya çıkmış ve bu durum, Latinceyi Grekçenin güçlü kültürel etkisine karşı savunmak amacıyla Latinitas dönemini tetiklemiştir. Zamanla Latincenin kullanımı, gücü ve yüksek sosyal sınıfı yansıtmak adına bir araç hâline gelmiştir. İmparatorların çoğu bilingual olmasına karşın, siyasi nedenlerle kamusal alanda Latinceyi tercih etmişlerdir. Bu teamül ilk olarak Pön Savaşları sırasında başlamıştır. Jüstinyen'e kadar farklı imparatorlar, yönetimin çeşitli kademelerinde Latince kullanımını zorunlu kılmaya çalışmışlarsa da erken imparatorluk döneminde bir "dil emperyalizmine" varlığına dair herhangi bir kanıt bulunmamaktadır.

Roma vatandaşlığının, 212 yılındaki Constitutio Antoniniana ile imparatorluğun tüm hür doğmuş sakinlerine verilmesinde pek çok Roma vatandaşı henüz Latince konuşamıyordu. Koine Grekçesinin yaygın olması, Hristiyanlığın yayılmasını mümkün kılmış ve bu dilin imparatorluğun ilerleyen döneminde Akdeniz'in lingua francası (ortak dil) olma rolünü yansıtmıştır . MS 3. yüzyıldaki Diocletianus reformlarının ardından, Batı'da Grekçe kullanımında bir gerileme yaşanmıştır. İmparatorluğun batısının çökmesinin ardından MS 7. yüzyılda konuşulan Latince bölge bölge ayrılmış ve bu durumla birlikte, ilk Latin dillerinin oluştuğu süreç başlamıştır.

Latince ve Grekçenin okuryazar seçkinler arasındaki mutlak hâkimiyeti, imparatorluk sınırları içerisinde konuşulan diğer dillerin sürekliliğini maskelemektedir. Konuşma dilindeki hâliyle Halk Latincesi olarak adlandırılan Latince, zaman içerisinde Kelt dillerinin ve İtalik dillerin yerini almıştır.

Toplum

Pompeii'den bir duvar resminde betimlenen çok kuşaklı bir ziyafet (MS 1. yüzyıl)

İmparatorluk, bünyesindeki farklı halkları barındırırken aynı zamanda ortak bir kimlik oluşturma noktasında "bütünleştirme kapasitesine" sahip, çok kültürlü ve kaynaştırıcı bir yapıdaydı. Forumlar, amfitiyatrolar, yarış pistleri ve hamamlar gibi kamuya açık ve ortak alanlar, bir "Romalılık" duygusunun gelişmesine yardımcı olmaktaydı.

Roma toplumu, iç içe geçmiş çok katmanlı sosyal hiyerarşilere sahipti. Augustus'tan önceki iç savaş dönemi büyük bir kargaşaya yol açmış olsa da servetin ve sosyal gücün anında yeniden dağıtılmasına neden olmamıştır. Alt sınıfların perspektifinden bakıldığında mevcut sosyal piramidin tepesine sadece yeni bir zirve eklenmişti. hamilik (patronaj), dostluk (amicitia), aile ve evlilik gibi kişisel ilişkiler siyasette etkili olmaya devam etmekteydi. Nero dönemine gelindiğinde ise, hür doğmuş bir vatandaştan daha zengin olan eski bir köle veya bir senatörden daha fazla güce sahip olan bir equestrian (atlı sınıf mensubu) görmek alışıldık hâle gelmişti.

Cumhuriyet döneminde toplumsal hiyerarşilerin katılığını yitirmesi, bireylerin toplum içinde hem yükselmesini hem de gerilemesini mümkün kılmış; bu durum, Roma'daki toplumsal hareketliliğin, iyi belgelenmiş diğer tüm antik toplumlara kıyasla çok daha belirgin olmasına yol açmıştır. Kadınlar, azatlılar ve köleler daha önceleri kendilerine kapalı olan yollarla kazanç sağlama ve nüfuz kurma fırsatları yakalamışlardır. Özellikle maddi imkânları sınırlı olan kesimler için sosyal hayat; meslek ve ticaret loncaları, gazi birlikleri, dinî cemaatler, yeme-içme kulüpleri, gösteri toplulukları ve defin cemiyetleri (collegium) gibi gönüllü örgütlenmelerin yaygınlaşmasıyla güçlenmiştir.

Hukuki statü

Hukukçu Gaius'a göre Roma'daki kişiler hukukunun temelini, insanların ya özgür (liberi) ya da köle (servi) olmaları yönündeki ayrım oluşturuyordu. Özgür kişilerin hukuki konumu ise vatandaş olup olmamasına göre belirlenmekteydi. Vatandaşların büyük bölümü ius Latinum gibi sınırlı haklara sahip olsa da, vatandaş olmayanların yararlanamadığı hukuki koruma ve ayrıcalıklardan faydalanıyordu. Roma dünyasında yaşamakla birlikte vatandaş sayılmayan özgür kişiler peregrini olarak tanımlanıyordu. MS 212 yılında yayımlanan Constitutio Antoniniana ile imparatorluk sınırları içindeki tüm özgür doğmuş kişilere Roma vatandaşlığı tanınması, vatandaşlar ile vatandaş olmayanlar arasında yapılan ayrımlara dayanan mevcut hukuk düzeninin kapsamlı biçimde yeniden düzenlenmesini zorunlu kılmıştır.

Roma hukukunda kadınlar

Özgür doğan Romalı kadınlar vatandaş kabul edilmekteydi ancak oy kullanamaz, siyasi makamlarda bulunamaz veya orduda görev alamazlardı. Ex duobus civibus Romanis natos ("iki Roma vatandaşından doğan çocuklar") ifadesinde belirtildiği üzere, annenin vatandaşlığı çocuklarının statüsünü de belirlemekteydi. Romalı bir kadın, hayatı boyunca kendi aile adını (nomen) kullanırdı. Bazı istisnalar dışında çocuklar genellikle babanın adını almaktaydı. İmparatorluk döneminde kadınlar mülk edinebilir, sözleşme yapabilir ve ticari faaliyetlerde bulunabilirlerdi. İmparatorluğun çeşitli bölgelerinde bulunan yazıtlar, kamusal yapıların finansmanına katkı sağlayan hayırsever bazı kadınları onurlandırmakta ve bu da kadınların önemli ölçüde servet sahibi olabildiklerini göstermektedir.

Kadının kocasının otoritesine tabi olduğu arkaik manus evliliği imparatorluk dönemine gelindiğinde büyük ölçüde kullanılmamaya başlanılmıştı. Evli bir kadın, evliliğe getirdiği her türlü mülkün sahipliğini korumaktaydı. Teknik olarak kocasının evine taşınsa bile babasının hukuki otoritesi altında kalmaya devam eder, babası öldüğünde ise hukuken özgürleşirdi. Bu düzenleme, Roma kadınlarının modern döneme kadar birçok kültüre kıyasla görece daha bağımsız bir konuma sahip olmasında etkili olmuştur. Kadınlar hukuki meselelerde babalarına bağlı olmakla birlikte, günlük yaşamlarında onun sürekli denetimi altında değildi ve kocalarının da üzerlerinde doğrudan bir hukuki yetkisi bulunmuyordu. Yalnızca bir kez evlenmiş olmak (“univira”) toplumsal bir erdem sayılmakla birlikte, boşanma ya da dul kalındıktan sonra kısa sürede yeniden evlenme ciddi bir toplumsal damgalamaya yol açmıyordu. Babalarının vasiyet bırakmadan ölmesi hâlinde kız çocukları, erkeklerle eşit miras hakkına sahipti. Ayrıca annelerin mülk edinme, mülklerini tasarruf etme ve vasiyet şartlarını belirleme hakları, onların çocukları üzerindeki etkisini yetişkinlik döneminde dahi sürdürmelerini sağlıyordu.

Bir rahibenin ya da gelinin giydirilmesi, Herkulaneum'dan bir Roma freski, İtalya (MS 30–40)

Augustus döneminde geleneksel ahlak ve toplumsal düzeni yeniden tesis etmeyi amaçlayan yasalarla aile yapısı güçlendirilmek istenmiştir. Bu kapsamda zina suç sayılmış ve geniş biçimde tanımlanmıştır. Evli bir kadın, yalnızca kocasıyla cinsel ilişki kurabilirdi; buna karşılık evli bir erkeğin fahişelerle ya da toplumun marjinal kesimleriyle ilişki yaşaması zina olarak değerlendirilmezdi. Doğurganlık teşvik edilmiş, üç çocuk doğuran kadınlara simgesel onurlar ve daha geniş hukuki serbestlik tanınmıştır.

Köleler ve hukuk

Augustus döneminde Roma İtalyası'ndaki insanların yaklaşık %35'i köleydi. Bu durum Roma'yı, kölelerin nüfusun en az beşte birini oluşturduğu ve ekonomide kilit rol oynadığı tarihteki beş "köleci toplumdan" biri hâline getirmekteydi. Köleler kentlerde öğretmenlik, hekimlik, aşçılık ve muhasebecilik gibi uzmanlık gerektiren işlerde çalışabildiği gibi, tarım, değirmen işletmeciliği ve madencilik gibi alanlarda da yoğun biçimde kullanılıyordu. İtalya dışında kölelerin nüfusa oranının ortalama %10 ila %20 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Bu oran Roma Mısırı'nda daha az, bazı Yunan bölgelerinde ise daha yoğundu. Roma'nın işlenebilir arazilere ve sanayiye yönelik artan mülkiyeti, eyaletlerdeki mevcut kölelik uygulamalarını da etkilemiştir. Kölelik, üçüncü ve dördüncü yüzyıllarda gerilemiş gibi görünse de, imparatorluk ekonomisinin çözülmeye başladığı altıncı ve yedinci yüzyıllara kadar Roma toplumunun ayrılmaz bir parçası olmaya devam etti.

Efendisi için yazı tabletlerini tutan bir köle (4. yüzyıl lahdinden bir kabartma)

Köleliğe ilişkin yasalar karmaşık bir yapıdaydı. Köleler mülk olarak kabul edilirlerdi ve hiçbir hukuki kişilikleri yoktu. Vatandaşlara normalde uygulanmayan bedensel cezalara, cinsel sömürüye, işkenceye ve yargısız infaza maruz bırakılabilirlerdi. Hukuken bir köleye tecavüz edilemezdi; bir köleye tecavüz eden kişi, Lex Aquilia uyarınca mülke zarar vermekten sahibi tarafından dava edilmek zorundaydı. Kölelerin conubium adı verilen yasal evlilik hakkı yoktu ancak birliktelikleri bazen tanınabiliyordu. Bir köle teknik olarak mülk sahibi olamazdı; ancak iş yürüten bir köleye, sahibiyle arasındaki güven ve iş birliği derecesine bağlı olarak kullanabileceği bireysel bir fon (peculium) tahsis edilebilirdi. Bir hane veya iş yeri içinde, bir kölenin diğerlerinin amiri olarak hareket ettiği bir köle hiyerarşisi de kurulabiliyordu. Bu yolla yetenekli köleler özgürlüklerini satın alacak kadar büyük bir peculium biriktirebilir veya hizmetlerinden dolayı azat edilebilirlerdi. Azat etme eylemi o kadar yaygınlaşmıştı ki, MÖ 2 yılında çıkarılan bir yasa (Lex Fufia Caninia), bir sahibin vasiyetiyle özgür bırakabileceği köle sayısına sınırlama getirmiştir.

Cumhuriyet dönemindeki Roma Köle Savaşları'nın ardından Augustus ve halefleri döneminde çıkarılan yasalar iş sınıflarının büyüklüğünü sınırlayarak isyan tehdidini kontrol altına alma çabasına girişmiştir. Köleler zamanla, efendilerine karşı şikayette bulunma hakkı da dahil olmak üzere artan hukuki güvenceler edinmişlerdir. Bir kölenin satış sözleşmesinde, antik Roma'da fahişelerin çoğu köle olduğu için, kölenin fuhuşta çalıştırılamayacağını belirten bir hüküm yer alabilmekteydi. 1. yüzyılın sonlarında yaygınlaşan hadım ticaretinin sonucu olarak, kölelerin "şehvet veya kazanç için" rızası dışında hadım edilmesini yasaklayan yasal düzenleme çıkartılmıştır.

Roma köleliği ırk temelli değildi. Genel olarak İtalya'daki köleler yerli Latin olmayan İtalyanlardan oluşmaktaydı. Yabancıların kölelikte oranı, sayılarının en yüksek olduğu başkentte bile en yoğun olduğu dönemde toplamın %5'i olarak tahmin edilmektedir. Yabancı kölelerin ölüm oranları daha yüksek, doğum oranları ise yerlilerden daha düşüktü ve bazen toplu sınır dışı edilebiliyorlardı. Roma şehrindeki köleler için kaydedilen ortalama ölüm yaşı on yedi buçuktu (erkekler için 17,2; kadınlar için 17,9).

Köleliğin yaygınlaştığı Cumhuriyet genişleme döneminde savaş esirleri, temel bir köle kaynağıydı. Kölelerin arasındaki etnik çeşitlilik, Roma'nın savaşta yendiği orduların çeşitliliğini bir dereceye kadar yansıtmaktaydı ve Yunanistan'ın fethi, beraberinde çok sayıda yüksek vasıflı ve eğitimli köle getirmiştir. Köleler ayrıca pazarlarda olur ve bazen Kilikya korsanları tarafından satılırdı. Bebek terk etme ve yoksullar arasında kendi kendini köleleştirme diğer köle kaynakları arasındaydı. Vernae ise hane, mülk veya çiftlik içindeki kadın kölelerden doğan kölelerdi. Özel bir hukuki statüleri olmasa da, vernae'sine kötü davranan veya bakımını ihmal eden bir sahip toplumsal kınama ile karşılaşırdı çünkü bu köleler hane halkının bir parçası olarak kabul edilirdi ve bazı durumlarda ailenin özgür erkeklerinin çocukları olabilirlerdi.

Azatlılar

Azatlı Tiberius Claudius Chryseros ve muhtemelen eşi ve kızı olan iki kadın için hazırlanmış kül vazosu

Roma, azat edilmiş kölelerin vatandaş olmasına izin vermesiyle Yunan şehir devletlerinden ayrılmaktaydı. Azatlıdan doğan çocuklar tam vatandaşlık haklarıyla, hür olarak doğarlardı. Azat edildikten sonra, bir Roma vatandaşına ait olan köle, oy kullanma hakkı da dahil olmak üzere aktif siyasi özgürlüğe (libertas) kavuşurdu. Eski efendisi artık onun hamisi (patronus) olurdu ve bu ikili arasında örfi ve hukuki yükümlülükler devam ederdi. Erken imparatorluk döneminde azatlılar hükûmet bürokrasisinde o kadar kilit roller üstlenmişlerdir ki, Hadrianus yasayla yönetime katılımlarını sınırlandırmıştır. Başarılı azatlıların siyasi nüfuz veya servet yoluyla toplumda yükselmesi, erken imparatorluk toplumunun karakteristik bir özelliğidir. Yüksek başarı gösteren bir grup azatlı kesimin refahı, İmparatorluk genelindeki yazıtlar ile belgelenmiştir.

Nüfus sayımındaki sınıflar

Roma nüfus sayımının amaçlarından biri, bir kişinin hangi ordo'ya ait olduğunu belirlemekti. Roma'daki en üst iki ordo (çoğulu Latince: ordines; tam bir karşılığı olmaksızın "sınıf, rütbe, mertebe" gibi kavramlarla çevrilebilir), senatörlük ve süvari (equestrian) sınıflarıydı. Roma dışındaki şehirler veya kolonilerde ise yönetim, curiales olarak da bilinen yöneticiler tarafından yürütülürdü.

III. Gordianus ve diğer senatörleri betimleyen bir lahit parçası (3. yüzyıl)

Antik Roma'da "senatör" olmak, seçimle kazanılan bir görev değildi. Bir kişi, önce seçimle bir yürütme makamına gelip en az bir dönem görev yaptıktan sonra Senato'ya kabul edilirdi. Senatör olabilmek için ayrıca en az 1 milyon sestertius değerinde bir mal varlığına sahip olma şartı da aranırdı. Ordo senatoriusa girmeye hak kazanan her erkek, mutlaka bir Senato koltuğu almak istemezdi; zira bunun için Roma'da yasal olarak ikamet etmek gerekiyordu. İmparatorlar, 600 üyeli bu meclisteki boş koltukları çoğu zaman doğrudan atama yoluyla dolduruyordu. Bir senatörün oğlu ordo senatoriusun bir üyesi sayılırdı, fakat Senato'ya kabul edilebilmesi için bu hakkı kendi liyakatiyle kazanması gerekiyordu. Ahlaki standartları ihlal eden bir senatör görevden alınabilirdi.

Nero döneminde senatörlerin büyük çoğunluğu hâlâ İtalya kökenliydi. Sonraları bunlara İber Yarımadası ve Güney Fransa'dan gelenler de eklenmişti. Yunanca konuşulan doğu eyaletlerinden gelen kişilerin senatörlüğe kabulü ise Vespasianus döneminde başlamıştır. En doğudaki eyalet olan Kapadokya'dan gelen ilk senatör ise Marcus Aurelius döneminde göreve kabul edilmiştir. Severus hanedanı dönemine (193-235) gelindiğinde, İtalyanlar Senato'nun artık yarısından azını oluşturuyordu. 3. yüzyıl boyunca Roma'da ikamet etmek giderek güçleşti. Yazıtlar, dönemin senatörlerinin siyasette ve hayır işlerinde kendi memleketlerinde (patria) etkin olduğunu göstermektedir.

Senatörler, cursus honorum adı verilen siyasi kariyer basamaklarından yükselerek gelen geleneksel yönetici sınıfı oluştururken, süvari (equestrian) sınıfı mensupları çoğu zaman daha fazla servete ve siyasi güce sahipti. Süvari sınıfına kabul edilmek mal varlığına bağlıydı. Roma'nın erken döneminde equites (atlılar/şövalyeler), bizzat atlı savaşçı olarak hizmet edebilme yetenekleriyle öne çıkarken İmparatorluk döneminde bu statü askeri bir görevden ziyade idari bir sınıfa dönüştü. En az 400.000 sestertius değerinde mal varlığına sahip olmak ve üç nesildir özgür doğmuş bir aileden gelmek, kişiye süvari sınıfına girme hakkı tanıyordu. MÖ 28 yılındaki nüfus sayımı bu şartları karşılayan çok sayıda kişiyi belirlemişti. MS 14 yılına gelindiğinde ise yalnızca Cádiz ve Padova şehirlerinde toplam bin süvari kaydedilmişti. Süvariler, tres militiae adı verilen bir askeri kariyer basamağından yükselerek İmparatorluk yönetiminde üst düzey prefekt ve procurator gibi görevlere gelebiliyordu.

Taşra kökenli kişilerin senatörlük ve süvarilik sınıflarına yükselmesi, erken İmparatorluk döneminde toplumsal hareketliliğin bir görünümüdür. Roma aristokrasisi rekabete dayanıyordu; daha sonraki Avrupa soyluluğundan farklı olarak bir Roma ailesi, konumunu yalnızca soyundan gelen bir unvan ya da topraklara sahip olarak koruyamazdı. Üst ordineslere kabul edilmek kişiye itibar ve ayrıcalıklar getirse de beraberinde sorumluluklar da getiriyordu. Antik dönemde bir şehir, kamu eserlerini, etkinliklerini ve hizmetlerini finanse etmek için (Latince: munera) ileri gelen vatandaşlarına muhtaçtı. Kişinin rütbesini koruyabilmesi, büyük kişisel harcamalar yapmasını gerektiriyordu. Decurionlar, şehirlerin işleyişi için o denli hayati bir konumdaydı ki, geç İmparatorluk döneminde şehir meclislerinin üye sayısı azaldıkça, Senato'ya yükselmiş kişiler kent yaşamını sürdürebilmek amacıyla memleketlerine geri dönmeye teşvik edilmiştir.

Geç İmparatorluk döneminde, senatörlük ve süvarilik rütbelerinin getirdiği dignitas ("itibar") statüsü, vir illustris ("seçkin kişi") gibi unvanlar ihdas edilerek daha katı ve ayrıntılı bir hiyerarşiye kavuşturulmuştur. Clarissimus (Yunancası lamprotatos) sıfatı, belirli senatörlerin ve kadınlar da dahil olmak üzere en yakın aile üyelerinin dignitasını belirtmek için kullanılıyordu. Süvarilik statüsünün "dereceleri" ise zamanla giderek çoğalmıştır.

Yasa önünde eşitsizlik

Arenada bir leoparın saldırdığı mahkûm (Tunus'tan 3. yüzyıla ait bir mozaik)

Cumhuriyet döneminin vatandaşların yasa önünde eşitliği ilkesi zamanla önemini yitirdikçe, üst sınıfların sahip olduğu simgesel ve toplumsal ayrıcalıklar, Roma toplumunun gayriresmî biçimde daha yüksek onur kazanmış kişiler (honestiores) ile sıradan halk (humiliores) olarak ikiye bölünmesine yol açtı. Genel olarak honestiores sınıfı, belirli askeri subaylarla birlikte üç üst "sınıfın" mensuplarından oluşuyordu. 212 yılında evrensel vatandaşlığın tanınması, üst sınıflar arasında özellikle yargı sistemi içinde üstünlüklerinin teyit edilmesine yönelik rekabetçi eğilimi daha da artırmış görünmektedir. Verilecek ceza, yargılamayı yürüten görevlinin sanığın göreceli "değeri"ni (dignitas) nasıl takdir ettiğine bağlıydı: bir honestior, bir humiliorun aynı suç için kırbaçlanma ile cezalandırılabileceği bir durumda, para cezası ödeyerek kurtulabilirdi.

Cumhuriyet döneminde özgür yurttaşlara nadiren verilen idam cezası, honestiores mensuplarına hızlı ve nispeten acısız yöntemlerle uygulanırken, humiliores daha önce yalnızca kölelere uygulanan çarmıha germe ve vahşi hayvanlara atılma gibi işkenceli ölüm biçimlerine maruz kalabiliyordu. Erken İmparatorluk döneminde, Hristiyanlığa geçen kişiler -özellikle dini yükümlülüklerini yerine getirmeyi reddettiklerinde honestior statülerini kaybedebiliyor ve böylece ölüme varan cezalara maruz kalabiliyorlardı.

Siyasi yapı

Roma'ya göre cumhuriyet, bir araya gelmiş küçük bir soylu grubunun kralı tahttan indirmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu cumhuriyetçi dönemde toplum iki gruba ayrılmıştır: patriciler (varlıklı olan kesim) ve plebler (halk). Bu iki gruptan biri olan patriciler siyasi boyutta yer alıp söz sahibi olabiliyorken pleblerin böyle bir hakkı bulunmamakta, plebler senatodan yer almamakta, kişinin senatoda yer alması için siyasi bir görevde çalışmış olması şartı aranmaktaydı.

Zamanla çıkan ayaklanmalar sonucunda plebler bir meclis oluşturarak yasa çıkarma hakkına sahip oldular. Bu meclis, halktaki farklı kesimleri temsili yüz kişiden oluşmaktaydı. Mecliste zengin toprak sahipleri ve orta hâlli çiftçilerin oranı daha yüksekken zanaatkar ve yoksul olan sınıf daha düşük bir orana sahipti.

Diğerlerine oranla daha varlıklı olan plebler, yeni bir sınıf oluşturarak eski patrisyen ailelerle cumhuriyeti yönetmeye başladı. İlerleyen süreçte Augustus, cumhuriyet yönetimine son vererek imparatorluk yönetimini uygulamaya koydu. Bu süreçte soyluların ve seçilmişlerin katılımıyla oluşmuş danışma meclisi olan senatonun ön planda olduğu görülmektedir. Roma'nın hâkimiyeti altına alınmış olan yerlere valiler, komutanlar atandı ve bu atamalar, senato tarafından gerçekleştirildi.

Ayrıca bakınız

Notlar

  1. ^ Augustus, antik Roma kralları ile herhangi bir ilişkilendirmeden kaçınmıştır. Augustus, ilk adını Julius Caesar tarafından düzenli olarak kullanılan bir unvan olan Imperator ile değiştirerek Imperator Caesar Augustus olmuş ve böylece unvanı konumuyla daha fazla ilişkilendirmiştir. Imperator sözcüğü 1. yüzyılın sonlarına kadar "hükümdar" anlamını kazanmamıştır. Hem Caesar hem de Augustus zamanla resmi unvanlara dönüşmüş; ilki varisi, ikincisi ise monarkı ifade eder hâle gelmiştir. Caesar ismi Almancada (Kaiser) ve bazı Slav dillerinde (Tsar) olduğu gibi bazı dillerde "imparator" kelimesinin kökeni olmuştur.
  2. ^ Özellikle Prudentius (348–413), şiirlerinde bu temayı Hristiyanlaştırmıştır. Ancak Aziz Augustinus, De Civitate Dei eserinde seküler Roma ile ebedî Roma arasında bir ayrım yapmıştır. Fears, J. Rufus (1981), "The Cult of Jupiter and Roman Imperial Ideology", Aufstieg und Niedergang der römischen Welt, II (17.1), s. 136 , Bang, Peter Fibiger (2011), "The King of Kings: Universal Hegemony, Imperial Power, and a New Comparative History of Rome", The Roman Empire in Context: Historical and Comparative Perspectives, John Wiley & Sons  ve Yunanca küreselleşme kavramı (oikouménē).
  3. ^ Bu durum bir iki dillilik (bilingualizm) hali olarak adlandırılsa da, bu durum halk için olmayıp sadece eğitimli kesim için geçerliydi. Bu durum genelde iki dillilik olarak adlandırılır; ancak bu tanım esasen eğitimli kesimler için geçerlidir. Bu yüzden Bruno Rochette, bunun daha çok bir diglossia durumu olduğunu söyler. Yine de bu kavramın da yeterli olmadığını belirtir; çünkü burada Yunanca yüksek statülü bir dilken, Latince ondan bile daha üstün bir konumdadır. Latince, MÖ 2. yüzyıldan itibaren özellikle Batı eyaletlerinde yayılma süreci yaşamış; ancak Doğu eyaletlerinde aynı etkiyi gösterememiştir. Doğu'da, imparatorluk öncesi Helenistik dönemden miras kalan Grekçe her zaman hâkim dil olmayı sürdürmüştür.
  4. ^ Civis (vatandaş) kavramı, yabancı ya da Romalı olmayan kadın anlamına gelen peregrina ile açık bir karşıtlık içindedir. Conubium olarak adlandırılan hukuki evlilik türünde çocuğun hukuki statüsü babanın statüsüne bağlıydı; ancak bu evliliğin geçerli olabilmesi için her iki eşin de özgür Roma vatandaşı olması gerekiyordu. Örneğin bir askerin hizmette bulunduğu süre boyunca evlenmesi yasaktı; ancak eyaletlerde görev yaparken yerel bir kadınla kalıcı bir birliktelik kurmuşsa, terhis edildikten sonra onunla yasal olarak evlenebilirdi. Bu evlilikten doğan çocuklar vatandaş soyundan kabul edilir, bu durum da fiilen kadına geriye dönük vatandaşlık tanınması anlamına gelirdi. Söz konusu evlilik yasağı Augustus döneminden itibaren uygulanmış ve MS 197 yılında Septimius Severus tarafından kaldırılmıştır.
  5. ^ Diğerleri Antik Atina ile modern çağda Brezilya, Karayipler ve Amerika Birleşik Devletleri'dir.
  6. ^ "600 kişilik standart üye sayısı değişkendi. Örneğin her yıl görev yapan yirmi quaestor, boş koltuk olup olmadığına bakılmaksızın Senato'ya kabul edilirdi."
  7. ^ Söz konusu senatör Tiberius Claudius Gordianus idi
  8. ^ Süvari sınıfının "kamu atı" ile ve Roma'daki süvari geçit törenleri ile gösterileriyle (örneğin Lusus Troiae) ilişkisi karmaşıktır; ancak bu tür etkinliklere katılanların, Lex Roscia theatralis uyarınca tiyatroda üst sınıfa özgü (ve oldukça sınırlı sayıda) koltuklara sahip olan equites olduğu görülmektedir. Senatörler "kamu atına" sahip olamazdı.
  9. ^ Roma İspanyası'ndaki antik Gades (bugünkü Cádiz) ile İtalya'nın Kelt kökenli kuzeyindeki Patavium (bugünkü Padova), sıra dışı biçimde zengin şehirlerdi; bir şehirde 500 süvarinin bulunması olağan dışı bir durumdu.

Kaynakça

Özel
  1. ^ Davis, Paul K. (1999). 100 decisive battles: From ancient times to the present. New York: Oxford University Press. s. 63. ISBN 978-0195143669. OCLC 45102987. 
  2. ^ a b Bury (1923), ss. 312–313.
  3. ^ Potter (2009), s. 179.
  4. ^ Nicolet (1991), ss. 1, 15.
  5. ^ a b Hekster, Olivier; Kaizer, Ted (16–19 Nisan 2009). "Preface". Frontiers in the Roman World: Proceedings of the Ninth Workshop of the International Network Impact of Empire. Brill: viii. 
  6. ^ Lintott, Andrew (1999). The Constitution of the Roman Republic. Oxford University Press. s. 114. ; Eder, W. (1993). "The Augustan Principate as Binding Link". Between Republic and Empire. University of California Press. s. 98. ISBN 0-5200-8447-0. 
  7. ^ Richardson, John (2011). "Fines provincial". Frontiers in the Roman World. Brill. s. 10. 
  8. ^ Richardson (2011), ss. 1–2.
  9. ^ Hornblower, Simon; Spawforth, Antony; Eidinow, Esther (2012). "Imperator". The Oxford Classical Dictionary. ss. 728-729. doi:10.1093/acrefore/9780199381135.013.3268. ISBN 978-0-1995-4556-8. 
  10. ^ Syme, Ronald (1939). The Roman Revolution. Oxford University Press. ss. 3-4. 
  11. ^ Eck, Werner; Takács, Sarolta A. (2007), The Age of Augustus, Deborah Lucas Schneider tarafından çevrildi (2. bas.), Oxford: Blackwell Publishing, ss. 148-158, ISBN 978-1-4051-5149-8, 20 Eylül 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi20 Eylül 2024 
  12. ^ Boatwright, Mary T. (2000). Hadrian and the Cities of the Roman Empire. Princeton University Press. s. 4. 
  13. ^ "Five Good Emperors". www.britannica.com (İngilizce). 10 Haziran 2024. 2 Mayıs 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Ağustos 2024. 
  14. ^ a b "What was Hadrian's relationship with his Jewish subjects? | Britannica". www.britannica.com (İngilizce). 1 Temmuz 2026 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Eylül 2025. 
  15. ^ "Aelia Capitolina | Jerusalem, Roman Empire, Temple of Jupiter, Location, & Meaning | Britannica". www.britannica.com (İngilizce). 15 Şubat 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Eylül 2025. 
  16. ^
     
    "Aelia Capitolina". Encyclopædia Britannica. 1 (11. bas.). 1911. s. 256. 
  17. ^ "Jerusalem - Holy City, Ancient History, Conflict | Britannica". www.britannica.com (İngilizce). 20 Eylül 2025. 19 Şubat 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Eylül 2025. 
  18. ^ Magness, Jodi (2023). "Jerusalem's Northern Defences Under Hadrian". Palestine Exploration Quarterly. 155 (3): 204-216. doi:10.1080/00310328.2022.2030609. 
  19. ^ Dio Cassius, Roman History, Cary, E. tarafından çevrildi (Loeb Classical Library edition, 1927 bas.), s. 72.36.4 
  20. ^ Gibbon, Edward (1776), "The Decline And Fall in the West – Chapter 4", The History of the Decline And Fall of the Roman Empire, 24 Ağustos 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi27 Haziran 2017 
  21. ^ Goldsworthy (2009), s. 50.
  22. ^ Brown, Peter (1971). The World of Late Antiquity. Harcourt Brace Jovanovich. s. 22. ISBN 978-0-1519-8885-3. 
  23. ^ Goldsworthy (2009), ss. 405–415.
  24. ^ "Diocletian - Reorganization, Tetrarchy, Edict | Britannica". www.britannica.com (İngilizce). 4 Ağustos 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Ağustos 2024. 
  25. ^ Potter (2004), ss. 296–298.
  26. ^ Starr, Chester G. (1974). A History of the Ancient World (2. bas.). Oxford University Press. ss. 670-678. ISBN 978-0-1950-1814-1. 
  27. ^ Bury, John Bagnall (1923). History of the Later Roman Empire. Dover Books. ss. 295-297. 13 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Şubat 2021. 
  28. ^ a b Scholl, Christian (2017). Transcultural approaches to the concept of imperial rule in the Middle Ages (İngilizce). Peter Lang AG. ISBN 978-3-6530-5232-9. Odoacer, who dethroned the last Roman emperor Romulus Augustulus in 476, used neither the imperial insignia nor the colour purple; they were used exclusively by the emperor in Byzantium. 
  29. ^ a b Peter, Heather. "The Fall of Rome". BBC. 28 Mart 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Şubat 2020. 
  30. ^ a b Gibbon, Edward (1776). "Gothic Kingdom of Italy. – Part II.". Widger, David (Ed.). History Of The Decline And Fall Of The Roman Empire (İngilizce). Harper & Brothers. 30 Ağustos 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Şubat 2020 – Project Gutenberg vasıtasıyla. The patrician Orestes had married the daughter of Count Romulus, of Petovio in Noricum: the name of Augustus, notwithstanding the jealousy of power, was known at Aquileia as a familiar surname; and the appellations of the two great founders, of the city and of the monarchy, were thus strangely united in the last of their successors", "The life of this inoffensive youth was spared by the generous clemency of Odoacer; who dismissed him, with his whole family, from the Imperial palace.  Bilinmeyen parametre |bölümbiçimi= görmezden gelindi (yardım)
  31. ^ Gibbon, Edward (1776). "Gothic Kingdom of Italy. – Part II.". The Decline and Fall of the Roman Empire (İngilizce). 30 Ağustos 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Şubat 2020 – Project Gutenberg vasıtasıyla. The republic (they repeat that name without a blush) might safely confide in the civil and military virtues of Odoacer; and they humbly request, that the emperor would invest him with the title of Patrician, and the administration of the diocese of Italy. ...His vanity was gratified by the title of sole emperor, and by the statues erected to his honor in the several quarters of Rome; ...He entertained a friendly, though ambiguous, correspondence with the patrician Odoacer; and he gratefully accepted the Imperial ensigns. 
  32. ^ Ozgen, Korkut. "Mehmet II". TheOttomans.org. 30 Nisan 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Nisan 2007. ; Cartwright, Mark (23 Ocak 2018). "1453: The Fall of Constantinople". World History Encyclopedia. 12 Nisan 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Şubat 2020. 
  33. ^ Nicolle 2000, s. 85.
  34. ^ Kelly (2007), s. 3.
  35. ^ Nicolet (1991), s. 29.
  36. ^ Nicolet (1991), s. 29; Vergilius, s. 1.278; Mattingly, David J. (2011). Imperialism, Power, and Identity: Experiencing the Roman Empire. Princeton University Press. s. 15. ; Moretti, G (1993), "The Other World and the 'Antipodes': The Myth of Unknown Countries between Antiquity and the Renaissance", de Gruyter, Walter (Ed.), The Classical Tradition and the Americas: European Images of the Americas, s. 257 ; Southern, Pat (2001). The Roman Empire from Severus to Constantine. Routledge. ss. 14-16. ISBN 978-0-4152-3943-1. 
  37. ^ Mastrangelo, Marc (2008). The Roman Self in Late Antiquity: Prudentius and the Poetics of the Soul. Johns Hopkins University Press. ss. 73, 203. 
  38. ^ Mosley, Stephen (2010). The Environment in World HistorySınırlı deneme süresince özgürce erişilebilir, normalde ise abonelik gereklidir. Routledge. s. 35. 
  39. ^ Nicolet (1991), ss. 7, 8.
  40. ^ Nicolet (1991), ss. 9, 16.
  41. ^ Nicolet (1991), ss. 10, 11.
  42. ^ a b Southern (2001), ss. 14–16.
  43. ^ Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; "size" isimli refler için metin sağlanmadı (Bkz: Kaynak gösterme)
  44. ^ Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; "East-West" isimli refler için metin sağlanmadı (Bkz: Kaynak gösterme)
  45. ^ a b Kelly (2007), s. 1.
  46. ^ Morris & Scheidel (2009), s. 184.
  47. ^ Goldsmith, Raymond W. (2005). "An Estimate of the Size And Structure of the National Product of the Early Roman Empire". Review of Income and Wealth. 30 (3): 263-288. doi:10.1111/j.1475-4991.1984.tb00552.x. 
  48. ^ Scheidel, Walter (Nisan 2006). "Population and demography" (PDF). Princeton/Stanford Working Papers in Classics. s. 9. 13 Kasım 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 25 Temmuz 2009. ; Hanson, J. W.; Ortman, S. G. (2017). "A systematic method for estimating the populations of Greek and Roman settlements". Journal of Roman Archaeology (İngilizce). 30: 301-324. doi:10.1017/S1047759400074134. 
  49. ^ Boardman (2000), s. 721.
  50. ^ Hanson, J.W.; ve diğerleri. (2017). "Urbanism and the division of labour in the Roman Empire". Journal of the Royal Society, Interface. 14 (136). doi:10.1098/rsif.2017.0367. PMC 5721147 Özgürce erişilebilir. PMID 29142013. 
  51. ^ Woolf, Greg, (Ed.) (2003). Cambridge Illustrated History of the Roman World. Ivy Press. s. 340. ; Opper, Thorsten (2008). Hadrian: Empire and Conflict. Harvard University Press. s. 64. ; Fields, Nic (2003). Hadrian's Wall AD 122–410, which was, of course, at the bottom of Hadrian's garden. Osprey Publishing. s. 35. 
  52. ^ Marom, Roy (2025). "A Toponymic Reassessment of the Abil al-Qamḥ Diocletianic Boundary Stone: Identifying Golgol at al-Zūq al-Fauqānī". Jerusalem Journal of Archaeological Research. 8: 51-59. doi:10.52486/01.00008.3. 
  53. ^ Ecker, Avner; Leibner, Uzi (2025). "'Diocletian oppressed the inhabitants of Paneas' (ySheb. 9:2): A New Tetrarchic boundary stone from Abel Beth Maacah". Palestine Exploration Quarterly. 0: 1-13. doi:10.1080/00310328.2024.2435218. ISSN 0031-0328. 
  54. ^ Rochette (2018), s. 123.
  55. ^ Rochette (2012), ss. 562–563.
  56. ^ Rochette (2018), s. 108.
  57. ^ Millar, Fergus (2006). A Greek Roman Empire: Power and Belief under Theodosius II (408–450). University of California Press. s. 279. ISBN 0-5209-4141-1. ; Treadgold (1997), ss. 5–7
  58. ^ Rochette (2018), s. 117.
  59. ^ Wallace-Hadrill, Andrew (2010). Rome's cultural revolution (Repr. with corr bas.). Cambridge: Cambridge Univ. Press. s. 60. ISBN 978-0-5217-2160-8. 
  60. ^ Rochette (1997, 2010, 1996, 1998, 2000, 2007), J. N. Adams (2003), Kearsley ve Evans (2001), Binder (2000: 21–48), Rizakis (1995, 2008), Holford-Strevens (1993), Petersmann (1992), Dubuisson (1981, 1992a, 1992b), Millar (2006a: 84–93), Mullen (2011), Garcea (2019), Fournet (2019), Rapp (2019), Nocchi Macedo (2019), Pellizzari (2019), Rhoby (2019), Ghiretti (1996), García Domingo (1983), Zgusta (1980), Kaimio (1979a, 1979b), Hahn (1906), Mullen ve James (2012), Stein (1915: 132–186) kaynaklarından aktaran: Dickey, Eleanor (2023). Latin Loanwords in Ancient Greek: A Lexicon and Analysis (1. bas.). Cambridge University Press. s. 4. doi:10.1017/9781108888387. ISBN 978-1-1088-8838-7. 9 Şubat 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Ağustos 2023. 
  61. ^ Rochette (2012), s. 556; Adams (2003), s. 200.
  62. ^ Feeney, Denis (2016). Beyond Greek: The Beginnings of Latin Literature (İngilizce). Harvard University Press. ISBN 978-0-6744-9604-0. 4 Ekim 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Ağustos 2023. 
  63. ^ Dickey, Eleanor (2023). Latin Loanwords in Ancient Greek: A Lexicon and Analysis (İngilizce). Cambridge University Press. s. 651. ISBN 978-1-1088-9734-1. 4 Ekim 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Ağustos 2023. 
  64. ^ Batstone, William W. (2006). "Literature". Rosenstein, Nathan; Morstein-Marx, Robert (Ed.). A Companion to the Roman Republic (İngilizce) (1 bas.). Wiley. ss. 543-564. doi:10.1002/9780470996980.ch25. ISBN 978-1-4051-0217-9. 18 Temmuz 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Ağustos 2023. 
  65. ^ Freeman (2000), s. 438.
  66. ^ Cicero. In Catilinam. I 61 "recto" (Rylands Papyri bas.). s. 2.15. 
  67. ^ Adams 2003, ss. 188, 197; Freeman 2000, s. 394; Rochette 2012, s. 549
  68. ^ Bloomer, W. Martin (1997). Latinity and Literary Society at Rome (İngilizce). University of Pennsylvania Press. s. 4. ISBN 978-0-8122-3390-2. 4 Ekim 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Ağustos 2023. 
  69. ^ Rochette (2018), s. 122.
  70. ^ La Bua, Giuseppe (2019). Cicero and Roman education: the reception of the speeches and ancient scholarship. Cambridge (GB): Cambridge University Press. ss. 329ff. ISBN 978-1-1070-6858-2. 
  71. ^ Adams (2003), s. 205.
  72. ^ Rochette 2023, s. 263, 268; Rochette 2018, ss. 114–115, 118.
  73. ^ Rochette (2018).
  74. ^ Adams (2003), ss. 185–186, 205.
  75. ^ Treadgold (1997), ss. 5–7.
  76. ^ Rochette (2018), ss. 108–109.
  77. ^ Carlton, Charles Merritt (1973). A linguistic analysis of a collection of late Latin documents composed in Ravenna between A.D. 445–700. doi:10.1515/9783111636221. ISBN 978-3-1116-3622-1. 10 Mart 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Ağustos 2023. "page 37. According to Pei & Gaeng (1976: 76–81), the decisive moment came with the Islamic conquest of North Africa and Iberia, which was followed by numerous raids on land and by sea. All this had the effect of disrupting connections between the western Romance-speaking regions. 
  78. ^ Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; "miles" isimli refler için metin sağlanmadı (Bkz: Kaynak gösterme)
  79. ^ Rochette (2012), s. 550; Zimmer, Stefan (2006). "Indo-European". Celtic Culture: A Historical Encyclopedia. ABC-Clio. s. 961. 
  80. ^ Curchin, Leonard A. (1995). "Literacy in the Roman Provinces: Qualitative and Quantitative Data from Central Spain". The American Journal of Philology. 116 (3): 461-476 (464). doi:10.2307/295333. JSTOR 295333. 
  81. ^ Peachin (2011), s. 12.
  82. ^ Peachin (2011), s. 16.
  83. ^ Peachin (2011), s. 9.
  84. ^ Garnsey, Peter; Saller, Richard (2015). The Roman Empire: Economy, Society and Culture. University of California Press. ss. 107-111. 
  85. ^ Noreña, Carlos F. (2011). Imperial Ideals in the Roman West: Representation, Circulation, Power. Cambridge University Press. s. 7. 
  86. ^ Peachin (2011), ss. 4–5.
  87. ^ Winterling (2009), ss. 11, 21.
  88. ^ Saller, Richard P. (2002). Personal Patronage under the Early Empire. Cambridge University Press. ss. 123, 176, 183. ; Duncan, Anne (2006). Performance and Identity in the Classical World. Cambridge University Press. s. 164. 
  89. ^ Reinhold, Meyer (2002). Studies in Classical History and Society. Oxford University Press. ss. 25ff, 42. 
  90. ^ Boardman (2000), s. 18.
  91. ^ Carroll, Maureen (2006). Spirits of the Dead: Roman Funerary Commemoration in Western Europe. Oxford University Press. ss. 45-46. 
  92. ^ Peachin (2011), ss. 17, 20.
  93. ^ Millar (2012), ss. 81–82.
  94. ^ Frier & McGinn (2004), s. 14; Gaius, Institutiones 1.9 Digest 1.5.3.
  95. ^ Frier & McGinn (2004), ss. 31–32.
  96. ^ Potter (2009), s. 177.
  97. ^ Sherwin-White, A.N. (1979), Roman Citizenship, Oxford University Press, ss. 211, 268 ; Frier & McGinn (2004), ss. 31–32, 457
  98. ^ Phang, Sara Elise (2001). The Marriage of Roman Soldiers (13 B.C.–A.D. 235): Law and Family in the Imperial Army. Brill. s. 2. ; Southern, Pat (2006). The Roman Army: A Social and Institutional History. Oxford University Press. s. 144. 
  99. ^ Rawson (1987), s. 18.
  100. ^ Frier & McGinn (2004), s. 461; Boardman (2000), s. 733.
  101. ^ Woodhull, Margaret L. (2004). "Matronly Patrons in the Early Roman Empire: The Case of Salvia Postuma". Women's Influence on Classical Civilization. Routledge. s. 77. 
  102. ^ Frier & McGinn (2004), ss. 19–20.
  103. ^ Cantarella, Eva (1987). Pandora's Daughters: The Role and Status of Women in Greek and Roman Antiquity. Johns Hopkins University Press. ss. 140-141. ; Sullivan, J.P. (1979). "Martial's Sexual Attitudes". Philologus. 123 (1–2): 296. doi:10.1524/phil.1979.123.12.288. 
  104. ^ Frier & McGinn (2004), ss. 19–20, 22.
  105. ^ Rawson (1987), s. 15.
  106. ^ Severy (2002), s. 12.
  107. ^ Treggiari, Susan (1991). Roman Marriage: 'Iusti Coniuges' from the Time of Cicero to the Time of Ulpian. Oxford University Press. ss. 258-259, 500-502. ISBN 0-1981-4939-5. 
  108. ^ Johnston, David (1999). "3.3". Roman Law in Context. Cambridge University Press. ; Frier & McGinn (2004), Ch. IV; Thomas, Yan (1991). "The Division of the Sexes in Roman Law". A History of Women from Ancient Goddesses to Christian Saints. Harvard University Press. s. 134. 
  109. ^ McGinn, Thomas A. J. (1991). "Concubinage and the Lex Iulia on Adultery". Transactions of the American Philological Association. 121: 335-375 (342). doi:10.2307/284457. JSTOR 284457. ; Mussbaum, Martha C. (2002). "The Incomplete Feminism of Musonius Rufus, Platonist, Stoic, and Roman". The Sleep of Reason: Erotic Experience and Sexual Ethics in Ancient Greece and Rome. University of Chicago Press. s. 305. ; Fantham, Elaine (2011). "Stuprum: Public Attitudes and Penalties for Sexual Offences in Republican Rome". Roman Readings: Roman Response to Greek Literature from Plautus to Statius and Quintilian. Walter de Gruyter. s. 124. ; Cantarella, Eva (2002). Bisexuality in the Ancient World. Yale University Press. s. 104. ; Edwards (2007), ss. 34–35.
  110. ^ Severy (2002), s. 4.
  111. ^ Grace, Angela (28 Ağustos 2015). "Fecunditas, Sterilitas, and the Politics of Reproduction at Rome". York Space. 14 Ocak 2026 tarihinde kaynağından arşivlendi9 Şubat 2026. 
  112. ^ Bradley (1994), s. 12.
  113. ^ Harris (1999), ss. 62–75; Taylor, Timothy (2010). "Believing the ancients: Quantitative and qualitative dimensions of slavery and the slave trade in later prehistoric Eurasia". World Archaeology. 33 (1): 27-43. arXiv:0706.4406 Özgürce erişilebilir. doi:10.1080/00438240120047618. 
  114. ^ Harper, Kyle (2011). Slavery in the Late Roman World, AD 275–425. Cambridge University Press. ss. 10-16. 
  115. ^ Frier & McGinn (2004), s. 7.
  116. ^ McGinn, Thomas A.J. (1998). Prostitution, Sexuality and the Law in Ancient Rome. Oxford University Press. s. 314. ISBN 0-1951-6132-7. ; Gardner, Jane F. (1991). Women in Roman Law and Society. Indiana University Press. s. 119. 
  117. ^ Frier & McGinn (2004), ss. 31–33.
  118. ^ Frier & McGinn (2004), s. 21.
  119. ^ Gamauf, Richard (2009). "Slaves doing business: The role of Roman law in the economy of a Roman household". European Review of History. 16 (3): 331-346. doi:10.1080/13507480902916837. 
  120. ^ Bradley (1994), ss. 2–3.
  121. ^ Bradley (1994), s. 10.
  122. ^ Fuhrmann, C. J. (2012). Policing the Roman Empire: Soldiers, Administration, and Public Order. Oxford University Press. ss. 21-41. ISBN 978-0-1997-3784-0. 
  123. ^ McGinn (1998), ss. 288ff.
  124. ^ Abusch, Ra'anan (2003). "Circumcision and Castration under Roman Law in the Early Empire". The Covenant of Circumcision: New Perspectives on an Ancient Jewish Rite. Brandeis University Press. ss. 77-78. ; Schäfer, Peter (2003). The History of the Jews in the Greco-Roman World. Routledge. s. 150. 
  125. ^ Frier & McGinn (2004), s. 15; Goodwin, Stefan (2009). Africa in Europe: Antiquity into the Age of Global Expansion. 1. Lexington Books. s. 41. ISBN 978-0-7391-1726-2. Roman slavery was a nonracist and fluid system 
  126. ^ Santosuosso, Antonio (2001). Storming the Heavens: Soldiers, Emperors and Civilians in the Roman Empire. Westview Press. ss. 43-44. ISBN 0-8133-3523-X. 
  127. ^ Noy, David (2000). Foreigners at Rome: Citizens and Strangers. Duckworth with the Classical Press of Wales. ISBN 978-0-7156-2952-9. 
  128. ^ Harper, James (1972). "Slaves and Freedmen in Imperial Rome". American Journal of Philology. 93 (2): 341-342. doi:10.2307/293259. JSTOR 293259. 
  129. ^ Harris (1999).
  130. ^ Rawson (1987), ss. 186–188, 190; Bradley (1994), ss. 34, 48–50
  131. ^ Millar, Fergus (2002). The Crowd in Rome in the Late Republic. University of Michigan. ss. 23, 209. ISBN 0-4720-8878-5. 
  132. ^ Mouritsen, Henrik (2011). The Freedman in the Roman World. Cambridge University Press. s. 36. 
  133. ^ a b Berger, Adolf (1991). "libertus". Encyclopedic Dictionary of Roman Law. American Philological Society. s. 564. 
  134. ^ Lavan, Myles; Ando, Clifford (2021). Roman and Local Citizenship in the Long Second Century CE (İngilizce). Oxford University Press. ISBN 978-0-19-757390-7. 
  135. ^ Şablon:Cite EBO
  136. ^ Bowman, Garnsey & Rathbone (2000), ss. 217–8.
    ^ Syme, Ronald (1999). Provincial at Rome: and Rome and the Balkans 80 BC – AD 14. University of Exeter Press. ss. 12–13. ISBN 0-8598-9632-3. 
  137. ^ Bowman, Garnsey & Rathbone (2000), ss. 215, 221–2.
  138. ^ a b c Millar (1983), s. 88.
  139. ^ Bowman, Garnsey & Rathbone (2000), ss. 218–9.
  140. ^ Bowman, Garnsey & Rathbone (2000), s. 219.
  141. ^ MacMullen, Ramsay (1966). "Provincial Languages in the Roman Empire". The American Journal of Philology. 87 (1): 1–17. doi:10.2307/292973. JSTOR 292973. 
  142. ^ Wiseman (1970), ss. 78–79.
  143. ^ Wiseman (1970), ss. 71–72, 76.
  144. ^ Strabon 3.169, 5.213
  145. ^ Wiseman (1970), ss. 75–76, 78.
  146. ^ Fear, Andrew (2007). "War and Society". The Cambridge History of Greek and Roman Warfare: Rome from the Late Republic to the Late Empire. 2. Cambridge University Press. ss. 214–215. ISBN 978-0-5217-8274-6. ; Bennett (1997), s. 5.
  147. ^ Morris & Scheidel (2009), s. 188; Millar (2012), ss. 87–88.
  148. ^ Millar (1983), s. 96.
  149. ^ Liebeschuetz, Wolfgang (2001). "The End of the Ancient City". The City in Late Antiquity. Taylor & Francis. ss. 26–27. 
  150. ^ Millar (1983), s. 90, bunları "statü sıfatları" olarak adlandırır.
  151. ^ Millar (1983), s. 91.
  152. ^ Millar (1983), s. 90.
  153. ^ Verboven, Koenraad (2007). "The Associative Order: Status and Ethos among Roman Businessmen in Late Republic and Early Empire". Athenaeum. 95: 870–872. hdl:1854/LU-395187. 3 November 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi13 January 2017. ; Peachin (2011), ss. 153–154.
  154. ^ a b Peachin (2011), ss. 153–154.
  155. ^ Perkins, Judith (2009). Early Christian and Judicial Bodies. Walter de Gruyter. ss. 245–246. ; Peachin (2011), s. 475.
  156. ^ Coleman, K. M. (2012). "Fatal Charades: Roman Executions Staged as Mythological Enactments". Journal of Roman Studies. 80: 44–73. doi:10.2307/300280. JSTOR 300280. 
  157. ^ Peachin (2011), ss. 153–154; Robinson, O.F. (2007). Penal Practice and Penal Policy in Ancient Rome. Routledge. s. 108. 
Genel

Dış bağlantılar

İlgili filmler

İtalya arması
SiyasetCoğrafyaEkonomiToplum
AnayasaHükûmetMagistratus
HukukOrduEkonomiTeknolojiKültürToplumDil (Latince)YazarlarBüyük şehirlerListeler ve diğer
konular