Gürcü kralları, kraliçeleri ve Katolikos Patriği, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Gelati Manastırı'ndaki Doğu Roma'dan etkilenilen bir freskte Doğu Roma elbisesileri ile tasvir ediliyor. | |
| Toplam nüfus | |
|---|---|
Yaklaşık 5 ~ 7 milyon
| |
| Önemli nüfusa sahip bölgeler | |
| 3.223.600 | |
| 250.000 | |
| 157.803-900.000 | |
| 100.000 | |
| 100.000 | |
| 91.500-1.500.000 | |
| 34.199 | |
| 23.159-300.000 | |
| 20.750 | |
| 14.000 | |
| 12.670 | |
| 12.000 | |
| 10.000 | |
| 9.900 | |
| 4.990 | |
| 3.500 | |
| 3.155 | |
| 2.400 | |
| 1.172 | |
| 1.050 | |
| 1.000 | |
| 974 | |
| ~500 | |
| Diller | |
| Din | |
| İlgili etnik gruplar | |
| Lazlar |
Gürcüler veya Kartveliler (Gürcüce: ქართველები Kartvelebi), günümüzde büyük bölümü Gürcistan’da yaşamakta olan Kafkasya halkı. Gürcüler ayrıca Azerbaycan, İran, Rusya, Türkiye, ABD ve Avrupa’nın bazı ülkelerine de dağılmıştır. Tarihsel antropoloji açısından Gürcüler; Svanlar, Lazlar ve Megreller ile aynı kökenden gelen bir Kartveli halkı olarak kabul edilir. Halkın büyük çoğunluğu bir Kartveli dili olan Gürcüce konuşmaktadır.
Gürcüler, Klasik Antik Çağ'ın İberya ve Kolhis medeniyetleri ile tarih sahnesine çıktılar; Kolhis, kültürel olarak Helen dünyasıyla bağlantılıyken İberya ise Büyük İskender, Ahameniş İmparatorluğu'nu ortadan kaldırana dek bu imparatorluktan etkilendi. Kapadokyalı Azize Nino tarafından Hristiyanlığın İberya'da yayılması ile birlikte 4. yüzyılda İsa'nın inancını benimseyen ilk milletlerden biri oldular ve günümüzde Gürcülerin büyük çoğunluğu Doğu Ortodoks Hristiyandır ve kendi milli otosefal kiliseleri olan Gürcü Ortodoks Kilisesi'ni takip ederler ayrıca Gürcü Katolik ve Müslüman topluluklar ve kayda değer sayıda dine bağlı olmayan Gürcüler de bulunmaktadır. Orta Çağlar Asya ve Avrupa'yı bir birine bağlayan bir köprü vazifesi gören Kafkasya'da 1008 yılında Gürcülerin birleşerek bir pan-Kafkas imparatorluğu olan birleşik Gürcistan Krallığı'nı kurmasına tanık oldu, daha sonraları Gürcü Altın Çağı'nın başlamasıyla birlikte ülke politik ve kültürel gücünün zirvesine ulaştı. Bu dönem Moğollar ve Timur'un istilaları, Kara Veba, Konstantinopolis'in Düşüşü ve aynı zamanda büyük Gürcistan krallarının sonuncusu V. Giorgi'nin 1346 yılında ölümünü takiben ortaya çıkan iç karışıklıklar gibi nedenlerin bir sonucu olarak krallığın zayıflaması ve daha sonra bölünmesine dek sürdü.
Bundan sonraki Erken Modern Çağ boyunca, Gürcüler politik olarak bölünmüştü ve Osmanlı İmparatorluğu ve İran'ın ardışık hanedanlarına bağlı krallıklar ve prenslikler dönemi başladı. Gürcüler müttefikler aramaya başladılar ve siyasi ufuktaki Rusları kayıp Bizans İmparatorluğu'nun yerine "Hristiyan inancı uğruna" olası bir müttefik olarak buldular. Gürcü kralları ve Rus çarları, 1783'te Doğu Gürcistan Kartli-Kaheti Kralı II. Erekle'nin Rus İmparatorluğu ile bir ittifak kurmasıyla sonuçlanan karşılıklı en az 17 elçi görevlendirdiler. Bununla birlikte Rus-Gürcü ittifakı, Rusya'nın 1801'de iç karışıklarla mücadele eden Doğu Gürcistan Kartli-Kaheti Krallığı'nı ve 1810'da Batı Gürcistan İmereti Krallığı'nı ilhak etmeye devam ederek antlaşmanın şartlarını yerine getirmemesi nedeniyle sona erdi. Devleti yeniden canlandırmak için birkaç ayaklanma ve harekât düzenlendi, bunlardan en önemlisi başarısızlığa uğrayan 1832 komplosuydu. Gürcistan üzerindeki Rus yönetimi İran, Osmanlı ve Rus İmparatorluğu'nun 19. yüzyıl boyunca parça parça ilhak ettiği geriye kalan Gürcü bölgeleri ile yapılan çeşitli barış antlaşmaları sonucu kabul edildi. Gürcüler, Rusya'dan bağımsızlıklarını 1918'den 1921'e kadar kısa süreliğine Birinci Gürcü Cumhuriyeti döneminde ve son olarak Sovyetler Birliği'nden 1991'de yeniden kazandılar.
Gürcü milleti, her biri kendine özgü gelenekleri, adetleri ve diyalektleri olan çeşitli coğrafi boylardan ve Svanlar ve Megreller gibi kendi bölgesel dilleri olan akraba halklardan oluşuyor. Kendine özgü yazı sistemi ve 5. yüzyıla kadar uzanan kadim yazılı geleneği ile Gürcü dili, Gürcistan'ın resmi dili olduğu kadar ülkede yaşayan tüm Gürcülerin eğitim dilidir. Gürcistan Diaspora Sorunları Devlet Bakanlığı'na göre, resmi olmayan istatistikler dünyada 5 milyondan fazla Gürcü olduğunu söylemektedir.
Adın kökeni
Gürcüler kendilerini Kartvelebi (Gürcüce: ქართველები), ülkelerini Sakartvelo (Gürcüce: საქართველო), dillerini Kartuli (Gürcüce: ქართული) olarak adlandırır. Gürcü kroniklerine göre Kartvelilerin atası, Kitabı Mukaddes’teki Yafes’in torunlarından Kartlos’tur. Ancak bilim insanları, kelimenin eski zamanlarda baskın bir grup olarak ortaya çıkan proto-Gürcü kabilelerinden biri olan Kartlar'dan türediği konusunda hemfikirlerdir.Strabon, Herodot, Plutarkhos, Homeros gibi Antik Yunan ve Titus Livius, Tacitus gibi Romalı yazarlar ülkenin doğusundakileri İberler (Bazı Eski Yunan kaynaklarında İberoi), batısındakilerini de Kolhlar olarak adlandırmışlardır.
Gezgin Jacques de Vitry dini temelli teorilere dayandırarak, ismin kökenini Gürcüler arasında ünlü olan Aziz Giorgi'nin ismi ile açıklıyor, gezgin Jean Chardin ise, "Gürcistan" kelimesinin Kolhis'e geldiklerinde gelişmiş bir tarım toplumuyla karşılaşarak etkilenen Yunanlarca Yunanca γεωργός (Georgios, "çiftçi") kelimesinden geldiğini düşünüyordu.
Prof. Aleksandre Mikaberidze'nin söylediği gibi, Gürcistan / Gürcüler kelimelerinin kökeninin bu asırlık açıklamaları, kelimenin kökeninin Farsça gurc / gurcān ("kurt") kelimesi olduğunu düşünen bilim camiası tarafından reddediliyor. Farsça kelime gurc / gurcān ile başlayan kelime, daha sonra Slav ve Batı Avrupa dilleri de dahil olmak üzere birçok başka dilde benimsendi. Bu terimin kendisi, Gorgan/Cürcan ("kurtların ülkesi") olarak anılan, Hazar'a yakın bölgenin antik İran ismiyle oluşturulmuş olabilir. Ancak söz konusu bu kaynaklarda Farsça "Gurc" (گرج) ile kurt anlamında gelen "gurg" (گرگ) kelimesinin birbirine karıştırıldığı görülmektedir. Farsça "Gurc" kelimesi, Türkçe "Gürcistan" anlamına gelir. Türkçede "Gürcü" olarak yerleşmiş olan kelimenin aslı ise, Farsça "Gurcî"dir (گرجی) ve Gurc ülkesinden olan demektir. "Gurc" ülkeyi ifade ettiği halde bu kelimeden ayrıca "istan" (ستان) sonekiyle "Gurcistan" (گرجستان) kelimesi türetilmiştir. "Gurcstan" kelimesi Türkçede Gürcistan biçiminde yerleşmiştir. Farsça "gurg" (گرگ) kelimesinin bir anlamı "kurt" olup Gürcü kralı Vahtang Gorgasali'nin adının bu kelimeyle ilişkili olduğu kabul edilir. Ne var ki, Latin harfli transliterasyonu üzerinden "gurg" (گرگ) ve "gurğ" (گرج) kelimeleri birbirine karıştırılmış ve Gürcistan'ın anlamı "kurtların ülkesi" biçiminde aktarılmıştır.
Kartveli adının bilimsel olarak kabul edilen ilk kullanımı Kudüs yakınlarındaki Umm Leysun köyünde bulunan 5-6. yüzyıla ait bir Asomtavruli yazıtında ႵႠႰႧႥႤႪႨ (Kartveli) şeklinde kaydedilmiştir.
Eski zamanlarda "Kartveli'" terimi, etnografik "Kartli" (İberya Krallığı) sakinlerini tanımlamaktaydı. Ülkenin "Kartli" adı altında varlığı yüzyıllardır süren etnogenetik sürecin bir sonucu olarak yaratılan mevcut kültürel ve politik durumunu tanımlamaya artık tekabül etmiyordu. 10. yüzyıldan itibaren ülkenin ismi Sakartvelo (Gürcistan Krallığı) ve sakinleri Kartveliler olarak adlandırılmaya başlandı. Etnogenez sürecinde, Kartveli etnosunun karakteristik özellikleri hem maddi hem de manevi kültürde olduğu kadar yaşam ve toplumsal bilinçde de şekillenir. Kartveli halkı, 11. ve 12. yüzyıllarda birleşik devlet dili, toprakları ve sıkı ekonomik bağlarıyla halihazırda oluşmuştu.
Hristiyanlığın Gürcistan'da 4. yüzyılda resmi din olmasından bu yana Gürcü Ortodoks Kilisesi, Kartveli halkının birleşmesine, kültürel ve toplumsal gelişimine önemli katkılarda bulunmuştur.
Köken

| Gürcistan tarihi საქართველოს ისტორია |
|---|
|
Antropologlar, arkeologlar ve dilbilimcilerin yanı sıra Gürcistan tarihçilerinin ve akademisyenlerinin çoğu, modern Gürcülerin atalarının Neolitik dönemden beri Güney Kafkasya ve Kuzey Anadolu'da yaşadığı konusunda hemfikirdir. Akademisyenler onları genellikle Proto-Kartveli (Kolhisliler ve İberyalılar gibi Proto-Güney Kafkasyalı) kabileleri olarak adlandırır.
Antik çağda Kartveliler, eski Yunanlılar ve Romalılar tarafından Kolhlar ve İberler olarak biliniyordu. Tibarenliler-İberyalıların Doğu Gürcü kabileleri krallıklarını MÖ 7. yüzyılda kurdular. Bununla birlikte, batı Kartvelileri (Kolhis kabileleri), doğuda İberya Krallığı kurulmadan çok daha önce (MÖ 1350 dolaylarında) ilk Kartveli devleti Kolhis'i kurmuşturlar. Gürcistan'ın çok sayıda bilim adamına göre, bu iki erken Kartveli krallığı olan Kolhis ve İberya'nın kuruluşu Kartveli ulusunun oluşması ve birleşmesi ile sonuçlandı.
Kafkas araştırmaları konusunda ünlü bilgin Cyril Toumanoff'a göre, Moshiler aynı zamanda ilk erken Kartveli devleti İberya'ya entegre olmuş erken proto-Kartveli kabilelerinden biriydi. Yahudi tarihçi Josephus Gürcülerden Thobel (Tubal) olarak da adlandırılan İberler olarak bahseder. David Marshall Lang, Tibar kökünün İber biçimini doğurduğunu ve bunun da Yunanların sonunda doğu Kartvelilerini adlandırmak için İber adını vermelerine neden olduğunu savundu.
Asur kaynaklarında Diaohi ve Yunancada Taohi Anadolu'nun kuzeydoğu kesiminde yaşıyordu. Bu eski kabile, birçok bilim adamı tarafından Gürcülerin ataları olarak kabul edilir. Modern Gürcüler, günümüz Türkiye'sine ait olan bu bölgeyi hala eski bir Gürcü krallığı olan Tao-Klarceti ismiyle çağırıyorlar. Bölge sakinlerinin bir kısmı hala Gürcüce konuşmaktadır.
Kolhlar İlk olarak I. Tiglat-Pileser'in Asur yıllıklarında ve Urartu kralı II. Sarduri'nin yıllıklarında bahsedilir ve doğu Kartveli boylarından Gürcüce konuşan Meshiler de bu devlete dahil idi.
Tiberler veya Tiberyalılar olarak da bilinen İberler, Doğu Gürcü İberya Krallığı'nda yaşadılar.
Hem Kolhlar hem de İberler, modern Kartveli ulusunun etnik ve kültürel oluşumunda önemli bir rol oynadılar.
Kafkas çalışmaları bilgini Cyril Toumanoff'a göre:
Kolhis, yeni gelenlerin teşkilatlandığı ilk Kafkas Devleti olarak görünüyor Kolhis haklı olarak bir Proto-Kartveli değil, bir Kartveli (Batı Kartveli) krallığı olarak kabul edilebilir. Kartveli toplumunun kökenini bu en eski Kartveli devleti olan Kolhis'te aramak doğal görünmektedir.
Doğu Gürcistan'da, MÖ 6. ve 4. yüzyıllar arasında, Kartli’deki Gürcü boyları Mtsheta merkezinde güçlerini birleştirerek I. Parnavaz yönetiminde Kartli Krallığı'nı (İberya Krallığı) kurmuş ve Parnavaziani hanedanı başa geçmiştir.
Tarih
İlk Kartvel Devletleri
Diaohi
Kartvel toplulukları ve kabile birlikleri eski uygarlık halklarıyla ilişki kurmuşlardırlar. MÖ 2 binli yıllarda Kartvel kabilelerinin yakın komşuları, Hititler, Mitanniler, daha sonraları Asurlular ve Urartular gibi uygarlıklardı. Kartvel kabileleri üzerine ilk bilgilere de bu halkların çivi yazılı yanıtlarında rastlanır. Asur ve Urartu kaynaklarına göre ilk Kartvel birliği, tarihsel Gürcistan'ın güneybatı kesiminde ortaya çıkan Diaohi'ydi (Dialeni). Eski Yunanlılar bu bölgede yaşayanları, daha sonra "Taohiler" olarak adlandırmışlardır. Tao (bölge), sonraki dönemlerde eski Gürcü eyaletinin adı kalmıştır. Taohiler, Transkafkasya'nın uzağında, Anadolu'nun siyasal yaşamında önemli rol oynarlar. Asur ve Urartu devletlerine karşı savaştılar; bu devletlerin istilasına uğradılar. Urartu kralları Menua ve I. Argişti, İÖ 9-8 yüzyıllarda Diaohi kralı Utupursi'yi yenerek vergiye bağladı. Halkın ayaklanıp bu bağlılıktan kurtulmasından bir süre sonra Urartular Diaohi'nin güney kesimlerini geçirdiler; kalan bölgeleri de ağır vergi vermek zorunda bıraktılar. Ama Diaohi'nin kuzey kesimini ele geçirme girişiminde başarılı olamadılar. Bu yöreyi Diaohi'nin kuzey komşusu Kolha (Kolhis) ele geçirdi. Urartu yazılarında Diaohi'den "güçlü ülke" olarak söz edilir.
Kolhis
Kolhis veya Kolha, ikinci büyük Kartvel birliğiydi. Karadeniz kıylarının güney ve doğu kesimlerini kapsıyordu. İÖ 9-8. yüzyıllarda ortaya çıkan Kolha, coğrafi olarak bir üçgeni andırıyordu. Yazılı kaynaklar ve arkeolojik veriler Kolha'da yüksek düzeyde bir üretimin yapıldığını, ticaretin geliştiğini ve "Kolhuri tetri" denen değerli gümüş paranın Kolha Krallığı'nda kullanıldığını ve krallığın sınırları dışında da geçerli olduğunu göstermektedir. Yunan kolonistleri Kolha'da, İÖ 7-6. yüzyıllarda Dioskuria (Sohum), Pazisi (Phasis, bugün Poti) gibi koloni kentleri kurmuşlardı. Miletoslu Yunanlılar bu bölgelerden altın, tarım ürünleri ve gemi yapım malzemeleri sağlıyorlardı. Herodot'un "Siyah Mısırlılar"ın ülkesi olarak tanımladığı Kolha, İÖ 6. yüzyılda Ahamenişlerin sözde vasalı durumundaydı. Kolha İÖ 1. yüzyılda Pontus kralı Mithradates'in, sonra da Roma'nın egemenliğine girdi. Daha sonraki dönemde bu bölge, Kolha'da içine alan Lazika Krallığı kurdu. Kolha, eski Yunan dünyasının ilgi alanının merkeziyiydi. Güneş tanrısı Helios'un oğlu Kolha kralı Ayeti'nin ülkesinde korunan Altın Post'un peşine düşen Argonotlar Kolha'ya Eukeinos Denizi'nden (Karadeniz) geçerek ulaşmışlardı. Yunan mitolojisinde, Pazisi (Phasis, bugün Rioni) Irmağı, Kolha'nin merkezi Aia, Kolha kralı Aieti'nin güzel ve akıllı kızı Medea üzerine bilgiler yer alır. Mitoloji, Yunanistan ve Kolha arasında kurulan canlı ilişkileri yansıtır. Tarihsel Batı Gürcistan'daki ilk erken dönem sınıflı toplum olan Kolha, aşağı yukarı bugünkü Gagra sınırından Çorohi (Çoruh) ağzına kadar uzanan bölgeyi kapsıyordu.
İberya Krallığı (Kartli)
Doğu Gürcistan'da sınıflı toplumun ortaya çıkışı da büyük olasılıkla aynı döneme rastlar. Gürcistan'da bu dönemden sonra küçük devletlerin sayısında bir artış görülür. Doğu Gürcistan'daki devletler İÖ 4. yüzyılda tek bir devlete dönerek Mtsheta'yı başkent edindiler. Genel kabule göre İberya ya da Kartli Krallığı'nın kurucusu Kral I. Parnavaz'dır. Kral Parnavaz'ın bilimleri yayılmasına büyük katkıda bulunduğu ve Gürcüce'yi Kartli Devleti'nin resmi dili olarak ilan ettiği kabul edilir. Kartli İÖ 3. yüzyılda büyük bir krallığa dönüştü. Arkeolojik kazıların sonuçları eski zamanlarda Mtsheta'nın zengin ve güçlü bir kent olduğunu göstermektedir. Yörede ortaya çıkarılan büyük akropolis ve mimari anıtlar, büyük bir ekonomik ve kültürel kalkınmışlığın kanıtlarıdır. Kolha ve Kartli, Yunanlılar, Ahamenişler, Selevkoslar ve Pontus Krallığı'yla yakın siyasal ve ekonomik ilişkiler kurmuşlardı. İÖ 8. yüzyıldan İS 4. yüzyıla değin Gürcü devletleri antik dünyada önemli rol oynamışlardır.
Gürcistan ve Antik Yunan İlişkileri
İÖ 7-6. yüzyıllarda Kolha topraklarında Yunan kolonileri ortaya çıkmıştı: Pazisi (bugün Poti), Dioskuria (Sohum), Gienosi (Oçamçire) ve diğerleri. Yunanlılar Kafkasyalıların varlığını mitolojik zamanlardan itibaren biliyordu. Mitolojik sık mitolojik kahramanların maceralarına sahne olmuştu. Argonotlar'ın Altın Post'u aramak için gittiği yer Kolha, ateş tanrısı Prometheus'un (Gürcücede Amirani) zincire vurulduğu yer Kafkas Dağları'nı. Helen dünyasını Uzakdoğu'ya, İran ve Hindistan'a bağlayan ticaret yolu genellikle Kafkaslar'dan, o dönemde Kolha (Kolhis), Kartli (İberia) ve Albanya olarak adlandırılan ülkelerden geçiyordu; Pazisi (Rioni) ve Kyros (Mtkvari, Kura nehri) ırmaklarını izleyerek Hazar Denizi kıyılarına ulaşıyordu. Yunanlılar Kolha'da ürünlerini Kafkas ve Asya mallarıyla değiştiriyor, Yunanlı tacirler İran ve Uzakdoğu'yu mallarını buradan taşıyorlardı. Kolhlarla Yunanlılar arasında, Karadeniz Havzası bir rekabet bölgesiydi. Kolhların yayılma alanı batıya doğru Karadeniz'in güney kıyıları boyunca uzanıyordu. Kuzeyde ise Kırım'a değin faaliyet gösteriyorlardı.
İÖ 1. yüzyıldan sonra Kolha ve Kartli krallıkları arasında, birbiri üzerinde egemenlik kurmayı amaçlayan sürekli savaşlar yaşandı. Bu savaşlar, sonunda Roma'nın müdahalesine yol açtı.
Gürcistan ve Roma İlişkileri
Romalılar Kafkasya'ya girdiğinde güneyde üç krallık bulunuyordu: Kolhis, İberya ve Albanya. Pompeius İÖ 1. yüzyılda Albanya'yı (67-66), Kartli'yi (65) ve sonunda Kolha'yı (64-63) fethetti. Kafkas krallıkları Roma'nın koruyuculuğunu kabul etmek zorunda kaldı. Roma ile Kolha ve Kartli arasında giderek dostluk ilişkileri gelişmeye başladı. İÖ 2. yüzyıllarda Roma imparatorları Kartli Devleti'nin gücünü tanımak zorunda kaldılar.
İÖ 35 yılında Part kralı Artaban, o dönemde Roma'ya bağlı Ermenistan'a girince Roma imparatoru Tiberius Kartli kralı I. Parsman'dan duruma müdahale etmesini istedi. Ermenistan'ın yönetimi önce Parsman'ın kardeşine, sonra oğluna verildi. Parsman Ermenistan'ı korumak için Partlara karşı birçok kez savaştı. Parsman'ın yerine Kartli kralı olarak Mitridates geçti. Mitridates döneminde Roma ve İberya arasındaki dostluk bağları daha da güçlendi. Bu dostluğun bir belirtisi olarak Mtsheta'da bir anıt dikildi. (Bu yazıt 1867'de bulunmuştur.) Kartli Devleti'nin sınırları özellikle İS 1-3. yüzyıllarda güneybatıda Çoruh Vadisini içine alarak güneydeki Ermenistan aleyhine genişledi. 2. yüzyıl ortalarına doğru (İmparator Antoninus Pius dönemi, 138-161) Kartli kralı II. Parsman ve maiyeti Roma'ya görkemli bir ziyaret yaptı ve büyük törenlerle karşılandı. Gürcü kralına Capitol'a bağışta bulunma onuru tanındı ve Roma'da İberya kralının heykeli dikildi. Roma imparatoru mevcut İberya sınırlarını da tanıdı.
İÖ 224 yılında İran'da Partların yerini Sasaniler aldı. Yayılmacı Sasanilere karşı bir süre direnen Kartli, sonunda Roma'ya yakınlaştı. Roma imparatoru Diocletianus'un Sasani imparatoru Narses'e yenilmesinden ve iki ülke arasında 298'de Nisibis Barış Antlaşması'nı imzalanmasından sonra Kartli kralı Mirian İran tehlikesi karşısında 381'de Roma'ya bağlılığını bildirdi.
Lazika (Egrisi) Krallığı
İS 2. yüzyılda Batı Gürcistan'da yerel siyasal birimler kesin biçimi aldı. Lazika, Apşilya (Apşileti) and Abasgia prenslikleri ortaya çıktı. Bunlardan Lazika giderek güçlendi ve 4. yüzyılda neredeyse bütün Batı Gürcistan'ı denetimi altına aldı; Apsillere, Abasglara ve Svanlara boyun eğdirdi. Lazika Krallığı Kolha'nın (Kolheti) mirasçısıydı. 5-6. yüzyıl Bizans tarihçileri Lazların Kolhların mirasçısı olduğunu, Kolha'nın da Lazika olduğunu yazmışlardır. Lazika 6. yüzyılda giderek zayıfladı ve bu yüzyılın sonunda Abasgia, Lazika'dan ayrılarak doğrudan Bizans'a bağlandı. 8. yüzyıla gelindiğinde artık Lazika Krallığı ortadan kalkmış, Batı Gürcistan'da yeni bir devlet olarak Abhazya Krallığı ortaya çıkmıştı.
Abhazya Krallığı
Abhazya Krallığı'nın nüfusu Lazlar, Svanlar, Kartlar (Gürcüler) ve Abhazlardan oluşuyordu. Bazı araştırmacılar Abhazya Krallığı'nın etnik anlamda bir Abhaz devleti olmadığını, aksine dil, yazı, kültür ve din bakımından bir Gürcü devleti olduğunu belirtirler. Abhaz prensi II. Leon 780'lerde, devletin sınırlarını Nikopsia'dan Çoruh Irmağına, Karadeniz'den Lihi Sıradağlarına değin genişletmişti. Kendini kral ilan eden Leon 8. yüzyılın sonunda Bizans egemenliğinden kurtuldu. Abhazya Krallığı en parlak dönemini 9-10. yüzyıllarda yaşadı. Bu dönemde krallığın kilise, saray ve yazı dili Gürcüceydi. Abhazya kilisesi Konstantinopolis'teki (İstanbul) Ortodoks kilisesinden ayrılıp Mtsheta'daki kiliseye bağlanmıştı. Abhazya Krallığı'nın yönetimi 10. yüzyılda Gürcü Bagratlı (Bagrationi) hanedanına geçtiği halde, hükümdarlar "Abhaz kralı" unvanını kullanmayı sürdürdüler. Bagratlıların Tao-Klarceti prensligi kolundan III. Bagrat, anne tarafından Abhaz kral ailesi soyundandı ve tahta çıktığında önce "Abhaz kralı", sonra "Abhaz ve Kartli kralı" unvanını aldı.
Hristiyanlığın Kabul Edilmesi
Gürcistan'da 1. yüzyıldan sonra feodal ilişkiler hızla gelişmeye, Hristiyanlık da yayılmaya başladı. Bazı kaynaklardan edinilen bilgilere göre Havarilerden Andreas Batı Gürcistan'da 1. yüzyıldan Hristiyanlığı yaymaya çalışmış, ama başarılı olamamıştır. Geleneksel tarih anlayışına göre Gürcistan'da Hristiyanlığın yayılması Azize Nino ile birlikte gerçekleşti. Kral Mirian 330'larda Hristiyanlığı Kartli'de devlet dini ilan etti. Batı Gürcistan'da da Egrisi (Lazika) Krallığı'nın Hristiyanlığı resmi dini olarak kabul etmesi de aşağı yukarı aynı döneme rastlar. Doğu Gürcistan'da Hristiyanlığın resmi din olarak kabul edilmesini çabuklaştıran nedenlerden biri de büyük olasılıkla İran'ın saldırısı olmuştur. İran Gürcistan'da siyasal egemenlik kurmak amacıyla Zerdüştlük inancını yerleştirmek ve yaymak istiyordu. Hristiyanlık, Gürcistan'ın dönemin kültürel alanda en ileri ülkelerinden biri olan Bizans'a biraz daha yakınlaştırdı ve Gürcistan'la çok sıkı kültürel bağlar kurdu.
Kral Vahtang Gorgasali: İranlılara Karşı Mücadele
Güney Kafkasya'nın Hristiyan halkları İranlı istilacılarla mücadele ettiler. Bu mücadelenin önemli evrelerinden birinde Kartli'nin (İberya Krallığı) ünlü hükümdarı Kral Vahtang Gorgasali (Kurt başlıklı) İran'la savaşmak için uzun hazırlıklar yaptı. Kuzey Kafkasya'ya bir sefer düzenledi. Kafkaslar'daki geçitleri ele geçirerek tahkim etti. Gürcistan'ın Daryal Boğazı tarafındaki sınırlarını güçlendirdi. Sınırlarını genişletmek için çalıştı ve Batı Gürcistan'ın önemli bir kısmını Kartli Krallığı'na bağladı. Kral Vahtang Gürcü Ortodoks Kilisesi'ni güçlendirmek için de bazı yeni önlemler alarak bu kurumun saygınlığını artırdı. Vahtang Gorgasal, iktidarını güçlendirdikten sonra Gürcistan'ın bağımsızlığını ciddi biçimde tehdit eden İranlılarla savaşa girdi. Çarpışmalarda orduyu bizzat yöneten Vahtang, savaş alanlarından her zaman zaferle ayrılıyordu. Ne var ki bir çarpışmada ihanete kurban giderek öldürüldü. Mtsheta'da kendi yaptırdığı Svetitshoveli Katedrali'ne gömüldü. 458'de başkenti Mtsheta'dan Tiflis'e (Tbilisi) taşıyan Gorgasal'ın ölümünden sonra yaşamıyla ilgili çeşitli efsaneler anlatıldı ve şiirler söylendi. Vahtang'ın savaşlarda taşıdığı beyaz bayrak Gürcistan'da uzun süre korundu.
7. yüzyılda Kartli İran'ın, Egrisi de Bizans'ın egemenliği altına girdi. Yabancı egemenliğine karşın ülke kendi gelişme çizgisini izledi. Gürcüstan 7. yüzyılda yeni olaylara sahne oldu. Doğu Gürcistan uzun süre Arap istilası altında kaldı. Gürcü halkı üç yüzyıl boyunca Arap istilalarıyla mücadele etti. Araplar ve Bizanslılarla yapılan savaşlar sonunda Gürcü toprakları yavaş yavaş kurtarıldı ve Abhazya'nın dışında yeni Gürcü prenslikleri (Kaheti, Hereti, Tao-Klarceti) ortaya çıktı. Ülkenin iktisadi ve kültürel açıdan gelişmesi, ulusal bilincin güçlenmesi ve dış düşmanlarla yapılan mücadeleler Gürcistan'ın birliği sorununu gündeme getirdi.
Birleşmeye Doğru
Gürcistan'da, kuzeybatıda Abhazya, güneybatıda Tao olmak üzere iki merkezde birleşme başladı. 746'da kral unvanı alan II. Leon, Abhazya'nın sınırlarını Kartli'ye değin genişletmişti. İkinci birleşmenin olduğu Çoruh bölgesini ise, Bagratlılar ailesinden prensler (eristavi) yönetiyordu. Bu aileden eristaviler, Gürcistan'ın güney eyaletlerinde (Tao-Klarceti ve diğerleri) hüküm sürüyorlardı ve Kartli'nin iç kesimlerine dein etkenlik gösteriyorlardı. Bagratlılardan Aşot (Büyük Aşot), Arap tehdidi karşısında Tao-Klarceti'ye çekilmek zorunda kalmıştı. O dönemde egemenliği altında bulunduğu Bizans imparatoru ona "Kuropalat" unvanı vermişti. Aşot zamanla Gürcistan'ın güneybatı kesiminin büyük bölümüne egemenliğini yayarak sınırlarını genişletti. Bagratlı hanedanının kökeni Tarihsel belgelere dayanan araştırmalarda, Bagratlıların (Bagrationi) Kartreli (Laz/Çan) soyundan geldiği ve İspirli olduğu belirtilir. Mesheti, Klarceti ve Cavaheti'yi birer prenslik olarak yöneten Bagratlılar daha sonra Kartli (İberya) kralları oldular. Bagratlı ailesi, asıl hüküm sündükleri İspir topraklarında Gürcü ve Ermeni olarak iki kola ayrıldı. Bagratlılardan II. Adarnase "Gürcülerin kralı" unvanıyla 888'de taç giydi. Adarnase, I. Davit Kuroplati'nin (ölümü 881) oğlu ve 809'da Tao-Klarceti krallığını kuran Büyük Aşot'un torunuydu. Ermenistan'ın ilk kralı Aşot ise, 862'de "İğanlar işhanı" (prenslər prensi) unvanını almış, Gürcü kralından iki yıl önce 886'da taç giymişti.
Tao-Klarceti Krallığı
Tao-Klarceti yalnızca Gürcistan'ın birleşmesinin siyasal merkezi değil, ulusal-kültürel canlanışın da merkeziydi. Gürcü keşişler inanılmaz bir azimle, istilacılardan korumak için terk edilmiş yerlerde manastırlar inşa ettiler ve oralara yerleştiler. Bu çabalarıyla bölge prenslerinin yakınlığını ve yardımlarını kazandılar; prenslerin de desteğiyle manastırlar, kültürel ve ekonomik etkinliklerin merkezleri durumuna geldi. Harap olan ülkenin birçok yerinde kültürel yaşam yeniden canlandı ve gelişti. Bu çalışmalar özellikle ülkenin güneybatı ve güney bölgelerine başarıya ulaştı. Kültürel gelişme, Tao-Klarceti'nde en yüksek düzeye ulaştı. Bu bölgedeki Bana Katedrali, Opiza, Oşki, Hahuli, İşhani, Ekeki, Kalmaki, Taos-Kari gibi manastırların hemen hepsi birer mimarlık anıtıydı. Gürcü edebiyatının en eski yapıları bu manastırlarda korundu. Gürcüler Bagratlıların yönetimi altında, III. Davit Kuropalati (ölümü 1001) döneminde yayılmaya başladılar ve bu Tamara dönemine (1184-1213) değin sürdü. Bu dönem Gürcistan'ın "Altın Çağı" oldu. Bu tarihlerden sonra Asya kökenli halkların istilaları Gürcistan'ın çöküşüne yol açtı.
Kültürel gelişme
Gürcistan'ın birleşmesinde ve ülkede feodal bir monarşi yaratılmasında kültürel gelişme de önemli rol oynadı. Hristiyanlığın kabul edilmesinden sonra Gürcü kültürü Hristiyan özellikler kazandı. Hristiyanlık, pagan Gürcü kültürünün önemli anıtlarını da ortadan kaldırdı. Gürcü yazısının en eski örnekleri Filistin'deki 11-13. yüzyıl Gürcü Kutsal Haç Manastırı yazıları ve Bolnisi yakınındaki 492 tarihli Sioni Kilisesi yazıtlarıdır. Feodal dönemin zengin Gürcü edebiyatı siyasal geleneklerini, dönemin toplumsal ve kültürel olaylarını yansıtır. Gürcü edebiyatının en eski yapıtı olan İakob Tsurtaveli'nin Şuşanik'in Çilesi önemli bir tarihsel ve biyografik yapıtıtır. Feodal dönemde azizlerin yaşamöykülerini aktaran yapıtların (İoane Sabanisdze'nin Abo'nun Çilesi, Giorgi Merçule'nin Grigol Handzteli'nin Yaşamı vb) yanında, Gürcistan'ın 4. yüzyıldan sonraki tarihini yarıstan tarihsel kronikler de ortaya çıktı. Özel nota işaretleri olan ilahiler gene bu dönemde görülmeye başladı. Bu arada çeviri çalışmaları da hızlandı; özellikle Yunanca, Ermenice ve Arapça edebiyatlardan Gürcüceye çeviriler yapıldı. Aziz Francesco'nun yaşamından alınan konular İtalyan sanat tarihi için ne kadar önemliyse Davit Gareca'nın yaşamından alınan konular da Gürcü sanat tarihinde o kadar önemlidir. Davit Gareca, Aziz Francesco'dan aşağı yukarı üç yüz yıl kadar önce bir yaşam biçimi olarak sabrı benimsemiş, doğa ve insana karşı sınırsız bir sevgi duymuştur.
Gürcü kültürü ülke dışında da büyük bir saygı ve hayranlık uyandırmıştır. Filistin, Mısır, Suriye gibi bölgelerin kutsal olarak bilinen bazı yerlerinde Gürcü kültürü simgeleyen sayısız yapılar inşa edilmiştir. Antakya yakınlarında üç Gürcü kilisesi ve manastırı çıkarılmıştır. Mısır'da Teda yeraltı mezarlığında 5. yüzyıldan kalma bir Gürcü manastırı vardır. Filistin'de Cudea çölündeki bir Gürcü manastırında 5. yüzyıldan kalma Gürcüce yazıtlar bulunmuştur. Gürcistan dışında Gürcü kültürünü simgeleyen bu kadar yazıt o dönem Gürcistan'ın iktisadi olanaklarını ve yüksek kültür düzeyini göstermektedir. Gürcülerin 5-6. yüzyıllarda Filistin'in en büyük manastırında kendi dillerinde ayin yapmaları dikkat çekicidir. Gürcülerin bu ayrıcalığa daha sonraki yüzyıllarda da sahip olmaları anlamlıdır. Gürcüler 15. yüzyılda Kudüs'e bayraklarıyla girme hakkına sahiptiler.
Gürcü kültürü bu dönemde oldukça yüksek bir düzeye ulaşmıştı. Batı Gürcistan'da Poti yakınlarında daha 4. yüzyılda bir akademi bulunuyordu. Ünü büyük bir yaygınlık kazanmış olan bu akademiye Bizans'tan bile öğrenci gelmekteydi. Gürcistan'da kilise ve manastırlar da kültür ocaklarıydı. Gürcü felsefi düşüncesinin ünlü yapıtı Balavariani de bu dönemin ürünüdür. Buda üzerine bir Doğu destanına dayanan yapıt daha sonra Hintlilere Hristiyanlığı anlatan bir Hristiyan destanına dönüşmüştür. Bu dinsel yapıt derin felsefi düşüncesi ve yalın üslubuyla bütün Avrupa'da ve Doğu dünyasında büyük ün yapmıştır. Bu destanın Gürcüce versiyonu da bütün Hristiyan dünyasında yayılmıştır. Ünlü Gürcü yazar Ekvtime Atoneli Balavariani'yi 11. yüzyılda Yunancaya çevirmiş ve yapıt gene 11. yüzyılda bu versiyonundan Latinceye aktarılmıştır.
Bu dönem Gürcü mimarlık yapıtlarının büyük bölümü günümüze kadar gelmiştir. Bunlar özellikle Bolnisi, Urbnisi gibi dinsel yapılardır. Gürcüstan'da köklerini Gürcü halk mimarlığından alan haç tipi özgün mimarlık da bu dönemde gelişmiştir. Gürcü kültürünün belirgin özellikleri de bu dönemde ortaya çıkmaya başlamış, Gürcüce edebiyat, kilise ve devlet dili olmuştur.
Ülkenin birleşmesi: Davit Kuropalati
Arap ve Bizanslı istilacılara karşı savaşan Gürcistan'ın birliğini sağlayacak olan koşullar iyice belirginleşti. Yerel gruplar arasındaki çatışmalar çözümlendikten sonra 980'lerde Batı ve Doğu Gürcistan'ın büyük bölümünde birlik sağlandı. Bu hareketin başında Tao-Klarceti kralı Davit Kuropalati bulunuyordu. Davit Kuropalati'nin bu büyük ulusal davasını destekleyen ilerici Gürcü feodallerinin oluşturduğu grubun başında ise, Kartli prensi İoane Merujisdze vardı. Gürcü kralı Gurgen'in oğlu, ana tarafından Abhazya Krallığı tahtının varisi ve Bagrationi krallık ailesinden III. Bagrat 975'te birleşik Gürcistan Krallığı'nın kral ilan edildi. Adı "Sakartvelo" (Gürcistan) olan devlet o zaman kuruldu.
Selçuklu istilası
Birliğini yeni oluşturan Gürcistan 1060'lardan başlayarak güç koşullara göğüs germek zorunda kaldı. Bu dönemde Yakındoğu ülkeleri göçebe Selçuklu boylarının saldırı odağı haline geldi. Bizans İmparatorluğu'nu 1071'de Malazgirt Meydan Muharebesi'nde büyük bir bozguna uğratan Selçuklular Gürcistan'ın komşusu Ermenistan'ı istila ettiler. Gürcistan kendisinden sayıca üstün ve güçlü bir düşmana karşı yalnız kaldı. Selçuklular Gürcistan'ın büyük bir bölümünü istila ettiler. 1080'lerde Gürcistan sınırları doğuda ancak Lihi Sırağalarına kadar uzanıyordu. Savaşta halkın büyük bölümü kırıldı, kurtulabilenlerse geçit vermez dağlık bölgelere sığındılar. Gürcü topraklarına yerleşen Selçuklular tarım alanlarını, bağları, meyve bahçelerini otlaklara çevirdiler. Bu sırada krala karşı ayaklanmalar çıktı ve kanlı iç savaş başladı.
Kral Kurucu Davit
Selçukluların Gürcistan'a girmesinden bir süre sonra IV. Davit 1089'da 16 yaşında tahta çıktı. Genç kral Davit önce yerel ayaklanmalarla mücadele etti ve Selçuklulara karşı küçük birliklerle saldırılar düzenlemeye başladı. Yeniden örgütlediği ordunun eğitimiyle doğrudan kendisi ilgilendi; orduda disiplini sağladı. Dağlardaki halk yavaş yavaş terkettiği yerlere dönmeye başladı. 11. yüzyılın sonuna doğru Büyük Selçuklu İmparatorluğu zayıflamaya ve parçalanmaya başladı. Aynı dönemde Haçlılar "kutsal toprakları kurtarmak" bahanesiyle doğuya yürüdüler. Bu sırada Gürcistan kralı Selçuklulara ödediği ağır vergiyi kesti. İktidarı merkezileştirmek amacıyla önemli reformlar gerçekleştirdi ve Selçuklulara karşı mücadeleye girişti. Gürcistan'ın Kaheti, Hereti, Tao, Kvemo Kartli gibi yerleri, Selçuklulardan aşama aşama kurtarıldı. Bunun üzerine Selçuklular bütün gücünü toplarak saldırıya geçti.
Didgori Savaşı (1121)
Arap tarihçilere ve Gürcü kroniklerine göre Didgori Dağı'ndaki savaşa 400.000 Selçuklu askeri katılmıştı. Bu büyük ordu İranlılar, Araplar ve Selçuklu Türklerinden oluşuyordu. Gürcistan topraklarına giren Selçuklu ordusu, Tiflis yöresini işgal etti ve Didgori tepelerinde toplandı. Kral IV. Davit'in özenle seçtiği ve hazırladığı ordu 40.000 Gürcü, 15.000 Kıpçak ve 500 Oset oluşuyordu. Ayrıca 200 kadar Batı Avrupalı Haçlı askeri de orduya katılmıştı. İki ordu Tiflis yakınlarında, Didgori yöresinde karşılaştı. Gürcüler 14 Ağustos 1121'de Didgori'de büyük bir zafer elde ettiler. Didgori zaferi Gürcülere Yakındoğu'da büyük bir saygınlık kazandırdı. Haçlılar Gürcistan'ın Hristiyanlığın Doğu'daki kalesi olarak görmeye başladılar. Didgori Savaşı'nda 200 kişilik bir Haçlı birliğinin Gürcülere yardıma geldiği göz önünde bulundurulduğunda Gürcülerin Haçlılarla siyasal ilişkiler içinde olduğu anlaşılır. Rusya'yla da ilişki kuran Gürcüler, Didgori Savaşı'ndan sonra Tiflis Emirliği'ne karşı saldırıya geçtiler. Gürcü ordusu 1122'de Tiflis'i geri aldı ve krallığın başkenti, Kutaisi'den Tiflis'e taşındı. Gürcüler kendi topraklarını kurtardıktan sonra Müslümanlara karşı komşu Hristiyan halklara yardım etmeye başladı. Gürcü ordusu 1123'te Ermenilerin de yardımıyla Ermenilerin eski başkenti Ani'yi Müslümanlardan geri aldı.
Kraliçe Tamar (1184-1213)
Gürcistan, Davit'in ardılları I. Demetre (1125-1156) ve III. Giorgi (1156-1184) dönemlerinde de etkin dış siyasetini sürdürdü. Gürcüler 1162'de Ermenilerin de yardımıyla Ağrı Dağı yakınlarındaki eski Ermeni başkenti Divin'i ele geçirdiler. Kral Giorgi 1178'de kızı Tamar'ı varisi ilan ederek taç giydirdi. 1184'te kralın ölümüne değin baba ve kız birlikte hüküm sürdüler. Tamar ülkeyi tek başına yönetmeye başladığında, Gürcülerin yakın ilişki içinde oldukları Bizans en karışık dönemlerinden birini yaşıyordu. Latinler 1204'te Konstantinopolis'i (İstanbul) işgal etti ve bu tarihte Bizans parçalandı. Bu gelişmeler sırasında Gürcistan bölgedeki siyasal gelişmelerde aktif bir rol oynadı. Tamara'nın komutanları Paflagonya'yı işgal etti ve Trebizond (Trabzon) yöresine Lazlar yerleştirildi. Tamara Komnenoslardan Aleksios ve David'in 1204'te Trabzon İmparatorluğu'nu kurmalarını sağladı ve bu devlet Fatih Sultan Mehmed'in 1461'de Trabzon'u ele geçirmesine değin varlığını sürdürdü. Aynı yıl Gürcü birlikleri Kari (Kars) kalesini ele geçirdi.
Bu dönemde gücünün doruğunda olan Anadolu Selçukluları Gürcistan'a karşı Türkmenlerle ittifak kurarak büyük bir ordu (bazı kaynaklara göre 400.000 kişi) oluşturdular. Anadolu Selçuklu sultanı Kraliçe Tamar'a tehdit dolu bir mesaj göndererek Hristiyanlıktan dönmesini ve kendisine bağlanmasını istedi. Tamar bu haberi alınca hemen asker toplanmasını emretti. İki ordu Kars'da karşılaştı. Gürcü birlikleri 1205'teki Basiani Muharebesi'ni kazandılar ve çok sayıda Anadolu Selçuklu askerini tutsak ettiler. Gürcistan'ın sınırları özellikle Kraliçe Tamar döneminde genişledi. Gürcistan'a komşu ülkeler de Gürcü krallığının birer parçası oldu. Tamara'nın saltanatının sonlarına doğru Gürcistan'ın doğu sınırı, Gürcistan'a bağlı bir devlet olan Şirvan'ın bulunduğu Çalan-Usun Irmağından geçiyordu. Güneydoğu sınırı İspir ve Çaneti'ye dayanıyordu. Kuzey sınırı ise, öte yanında gene Gürcü krallığına bağlı halkların yaşadığı Kafkas Sıradağlarını izliyordu.
Altın Çağ
Tamar dönemi Gürcistan tarihinde "Altın Çağ" olarak nitelenir. Gürcistan bu dönemde siyasal, iktisadi ve kültürel açıdan gelişmesinin doruğuna ulaştı. Merkezi yönetim ticareti bütün gücüyle destekledi. Gürcistan, İran, Suriye, Mısır, Rusya ve birçok ülkeyi ticari ilişkiler kurdu. Ülkede birliğin sağlanması ticaret ve sanatlarının gelişmesi yeni kentlerin kurulması ve büyüyüp gelişmelerini sağladı. O dönemde Tiflis'in nüfusu 100.000'e ulaşmıştı. Gürcü kültürünün ulaştığı yüksek düzey genel gelişmeyle birlikte siyasal ve iktisadi ilerlemeyi de yansıtıyordu. Güçlü bir ulusal bilinçle yazılan Gürcü kültürü komşu halkların kültürleriyle de zenginleşerek gelişti.
Hristiyanlıktan büyük ölçüde etkilenen kültür o dönemde bile soyut dinsel dogmaları değil, gerçekliği ve gerçek insanı duyguları vermeye çalışmıştır. 11-12. yüzyılların Gürcü yazar ve filozofları Eprem Mtsire, Ioane Petritzi, Arsen İkaltoeli bilimsel araştırma ve düşünce özgürlüğü için mücadele ettiler. Kral Davit'in kurduğu, tarihçi Davit'in ikinci Atina olarak adlandırdığı Gelati Akademisi'nde önemli bilimsel ve felsefi çalışmalar yürütüldü. Gürcistan'ın genel kültürel atılımı ve ülkenin siyasal birliği tarih çalışmalarının gelişmesine de çok önemli katkılarda bulundu. Dönemin Gürcü tarihçileri ve etnografları Gürcü ve öteki Kafkas halklarının yakınlıkları, Gürcülerin kökeni, dili ve kültürleri, Gürcistan ile ilgili çok önemli çalışmalar yaptılar. Çok eski tarihlerden başlayarak Gürcistan'ın tarihini yansıtan Kartlis Tshovreba (Gürcüstan Tarihi) o dönemdeki tarih çalışmalarının ulaştığı yüksek düzeyin en belirgin örneğidir. Kilise dışı Gürcü edebiyatı da bu dönemde hızla gelişti. Şavteli ve Çahruhadze'nin şiirleri büyük bir ün kazandı. Bu dönemde Şota Rustaveli romantik epik şiiri Vepkhvistkaosani'yi (Kaplan Postlu Şövalye) Ortaçağ Gürcü düşüncesini doruğa ulaştırdı. Bu dünya insanının duygularını idealize eden ve hümanist düşünceler esinleyen bir yapıt olan Vepkhvistkaosani, Ariosto'nun Orlando furioso'suna önceleyen ve Dante'nin La divina commedia'sından bir yüzyıl önce Doğu Rönesansı'na özgü değerleri açıklayan bir yapıt olarak düşünülebilir. Mimarlık yapıtlarına Gürcistan'ın o dönemde ulaştığı yüksek kültür düzeyinin simgeleridir: Bagrat, Svetitshoveli ve Gelati katedralleri, Vardzia'da kaya konutları, Betania, Kintsvisi ya da Gelati duvar resimleri gelişmiş bir estetiği yansıtan büyük bir sanatın ürünleri olarak dikkat çekerler. Bu dönemde ayrıca çanak ve çömlek işçiliği, süsleme ve kabartma sanatı da (Hahuli, Gelati ikonaları) oldukça gelişmişti.
11-12. yüzyıllarda devlet sistemi Gürcüstan 11-12. yüzyıllarda feodal ilişkilerin geliştiği bir ülkeydi. Ülke bir "monark" tarafından yönetiliyordu. Monark saray bürokrasisini ve yerel yöneticileri denetliyordu. Feodal Gürcü devletinin kuramları 10. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmıştı. Bu dönemde Gürcistan, kralları ve onun saray yönetimi altında görece küçük bir ülkeydi. Ama ülkenin sınırları giderek genişlediği ve ülkeyi yönetmede yeni sorunlar ortaya çıktı. Eski yönetim biçimi yeni gereksinimleri karşılayamaz oldu. Bu değişmeler karşısında yönetsel kuramlar yeniden biçimlenmeye başladı. Kraliyet sarayında "darbazi" denen temsil bölümü vardı. Bu yapı Gürcüstan'da erken feodal dönemlerden beri bulunuyordu. Kral ülkeyi yüksek memurlar, saray görevlileri ve eyalet valisi konumundaki "eristavi"ler aracılığıyla yönetiyordu. Egemen devlet hukukuna göre Gürcistan iki bölüme ayrılmıştı: Kraliyet mülkleri ve eristavi mülkleri. Eristaviler kralın iradesiyle atanırdı. Kraliyet sarayı merkezi devleti yönetirdi. 12. yüzyılda, kurucu Davit döneminde kraliyet sarayının önemi arttı. Bu yüzyılda Gürcü devlet yönetiminde "veziri" denen saray görevlileri ortaya çıktı. Bu terim Gürcüceye Farsçadan girmişti.
Gürcü sarayında eskiden beri "uhutsesi" (yaşlı) denen bir görevli vardı. 12. yüzyılda, devlet yönetiminin çeşitli kurumlarının başında çok sayıda "uhutsesi" bulunuyordu. Sanat işlerinden "mhatvaruhutsesi", şarap üretiminden "meğvinetuhutsesi", hazineden "meçurletuhutsesi", iç işlerden "mandaturtuhutsesi" sorumluydu. Katiplerin amirine "mztignobartuhutsesi", askerlerin amirine "amirspasaleri", iç hizmetlerin amirine "msaburtuhutsesi" denirdi. Merkezi devlet aygıtının rolünün ve öneminin artmasıyla birlikte 12. yüzyılda bazı "uhutsessiler" "veziri" derecesine yükseltildi. Kısa bir süre sonra, kalan "uhutsesliler" de "veziri" derecesinde sayıldılar. Tamara döneminde "aminspasalari", "mandaturtuhutsesi" ve "meçurdetuhutsesi"ne de "veziri" rütbesi verildi. Vezirliğin yerini daha sonra tek makam olarak "atabagi" (atabeg) aldı. Bu kuram Selçuklulardan ödünç alınmıştı. Atabagi kralın danışmanı, onu tahta hazırlayan öğretmeniydi. Tamara, saltanatının son döneminde unvanı İvane Mhargrdzeli'ye verdi. Kraliçenin güvenini ve saygısını kazanmış olan Mhardgrdzeli aynı zamanda "amirspasalari" idi.
Gürcüler 11. yüzyıl boyunca Selçuklularla savaştılar. Bu zorlu ve uzun mücadele döneminde Gürcüstan'ın askeri örgütlenmesi giderek gelişti. Ordu, kraliyet mülkü olan ve eristavilerin yönetimindeki bölgelerden toplanan birliklerden oluşuyordu. Ayrıca saraya bağlı birlikler, bağlı ülkelerden toplanan askerler, kraliyet gönüllüleri bulunuyordu. Gürcistan "eristavi"lerce yönetilen bölgelerden oluşuyordu. Gürcistan'ın yönetsel birimleri genellikle tarihsel ve coğrafi bölgelere dayanıyordu. Her eyalet geniş bir yönetsel birimdi (eristavi-eristavoba). Tamara döneminde birkaç eristavi-eristaroba vardı; Kartli, Kaheti, Hereti, Samtshe, Odişi, Tshumi, Raça-Takveri, Svaneti.
Moğol istilası
1220'lerden başlayarak önce Celaleddin Harezmşah daha sonra Moğollar Gürcistan'a saldırdı. Harezmşahlar hükümdarı Celaleddin 1229'da 140.000 kişiden oluşan bir orduyla Gürcistan'a saldırdı. Kasaba ve köyleri ateşle vererek çok sayıda insana kıyıma uğrattı; Tiflis'i ele geçirdi. Ama Celaleddin'in egemenliği kısa sürdü. Ardından Gürcistan sınırlarında Moğollar belirdi. Moğollar 1335'te Doğu Gürcistan'a girdiğinde ülkenin bir bölümü Kraliçe Rusudan'ın yönetimi (1222-1245) altındaydı. Rusudan IV. Giorgi'nin ölümü üzerine taç giymişti. Moğol ilerlemesi Kartli'nin batı sınırında, Surami Dağlarında kesintiye uğradı. Gürcistan böylece Moğol işgalinden kurtuldu. Kraliçe Rusudan istilacılardan kaçtı ve batıda Kutaisi'ye yerleşti. 1239'da buradan papaya bir elçi göndererek Moğollara karşı Avrupa şövalyelerinin yardım etmesini istedi. Papanın 1240'ta Gürcistan'a yardım amacıyla gönderdiği Dominiken misyonu Tiflis'te çalışmalar yaptı. Dominikenler burada bir Roma Katolik topluluğu kurdular. Ama bu topluluk hiçbir zaman Gürcü Ortodoks Kilisesi'yle kıyaslanabilecek önemli bir topluluğa dönüşmedi.
Moğol dönemi
Moğol istilası ve yüzyıl aşan egemenliği sırasında Gürcistan'ın kültürel ve ekonomik gelişmesi kesintiye uğradı. İstilacıların yıkıcı şiddeti ve sürekli yağmaları sonucunda da ülke harabeye döndü.
Moğol İmparatorluğu fethedilmiş eyaletlerin otoritesini, kendisini temsil eden "yasa uygulayıcıları" (noyanlar) aracılığıyla sağlıyordu. Şirvan ve Ermenistan'ı da içine alan Doğu Gürcüstan'da dört "yasa uygulayıcısı" atanmıştı. Bunların başı Tiflis'te oturuyordu. Tiflis aynı zamanda Gürcistan'ın idari işlerinin yürütüldüğü merkezi idari işler, Kutaisi'ye sığınmış olan Kraliçe Rusudan'ın onayıyla 1245'te Tiflis'e merkezinin Tiflis'e taşınmasını istiyorlardı ama Rusudan bunu reddetti. Bu koşullarda Narin olarak bilinen Davit Narin, annesi Rusudan'ın onayıyla 1245'te Tiflis'te krallığına ilan etti. Krallığı ilan ettikten sonra Batu Han'ın huzuruna çıkması için Moğolistan'a gönderildi. Bu arada IV. Giorgi Laşa'nın oğlu Davit Ulu'ya da taç giydirildi ve o da hanın huzuruna kabul edilmesi için Karakurum'a gitti. İki hükümdar 1246'da ülkelerine döndüler. 1270'te Davit Ulu'nun yerine oğlu II. Demetre (1270-1288) geçti. Kendisini ülkesine adayan Demetre bu yolda yaşamını yitirdi; tarihe "tavdadebuli" (şehit) olarak geçti.
Davit Narin'in oğlu II. Vahtang'ın (1289-1292) kısa süreli hükümdarlarından sonra Demetre'nin ardılı olarak oğlu VII. Davit (1293-1311) ve ikinci oğlu III. Vahtang (1302-1308) tahta çıktılar.
Gürcistan'ın yeniden canlanışı: V. Giorgi dönemi (1314-1346)
Demetre'nin en küçük oğlu V. Giorgi'nin tahta çıkışıyla, Gürcistan ulusal egemenliğini onun güçlü kişiliği ve otoritesi altında yeniden kazanmaya başladı. Feodal prensleri itaati altına alan Giorgi'nin ülkesini restore etmesine dış siyasal koşulların uygunluğu da kolaylık sağladı. Ebu Said Han 1335'te öldü ve imparatorluğu parçalanmaya başladı. V. Giorgi Moğollara üstünlük sağlayarak askerleri ve resmi görevlileri ülkesinden kovdu. Temelinde sıkı disipline dayanan güçlü bir yönetsel ve askeri sistem kurdu. Kurdu. Arran ve Şirvan'ı işgal ederek doğuda Derbent'e ulaştı; Lezgileri vergi ödemeye zorladı. Amcasının ölmesi üzerine Samtshe'yi egemenliği altına aldı. Batı Gürcistan'ın başkenti Kutaisi'yi işgal ettikten sonra Erivan'ı ve Kuzey Kafkasya'yı kendisine bağladı.
Gürcistan, Giorgi'nin başarıları sonucunda uluslararası konumunu yeniden kazandı. Kuzey İtalya devletleriyle ticari ilişkiler, Roma, Bizans ve Mısır gibi ülkelerle diplomatik ilişkiler kuruldu. Gürcistan, Kurucu Davit ve Tamar döneminin parlak koşullarına bir bakmaya yeniden ulaştı.
İkinci Moğol istilası: Timur ve Kral VII. Giorgi
Gürcistan, 14. yüzyılın son çeyreğinde yeni bir Moğol istilasıyla yeniden yıkıma sürüklendi. Cengiz Han'ın soyundan gelen Timur ya da Timurlenk 1380'de İran'ın kuzeyinden Kafkasya'ya girdi. Kral V. Bagrat, Tiflis'te altı ay kuşatma altında direndikten sonra, ülkesini yıkımdan korumak için Moğollara teslim olmak zorunda kaldı. Buna rağmen Timur Gürcülerin direnişini bütünüyle kırmaya karar verdi. Önceden belirlenmiş plana uygun olarak saldırı başlattı ve doğu eyaletlerine korkunç bir şiddet uyguladı. Halk dağlara ve batı eyaletlerine sığınmak zorunda kaldı. Batı Gürcistan'da yalnızca bir baskında yedi yüz dolayında kasaba ve köy tahrip edildi. Kral Bagrat 1393'te öldü ve yerine oğlu VII. Giorgi (1393-1407) geçti. Giorgi Timur'un Bağdat'a hareket etmesinden yararlanarak Tiflis'i geri aldı ve 1400'de burayı merkez edindi. Bunun üzerine Timur, Giorgi'ye ele geçirdiği yerleri boşaltmasını ve kendisine itaat etmesini bildirdi. Giorgi'nin Timur'un buyruklarını reddetmesinin ardından Moğol orduları 1401 ve 1402 yıllarında çok daha kanlı saldırılar düzenlediler. Ama Timur, Gürcülerin direnişini kıramadı ve 1405'te öldü. Onun ölümüyle birlikte Moğol istilası son buldu ve Giorgi ülkesinin yeniden imarına girişti.
I. Aleksandre (1412-1443)
Kral II. Konstantine ve Kral Aleksandre dönemleri Gürcüstan'ın yeniden toparlanma yılları oldu. Ülkede iç barışı yeniden kuran II. Konstantine (1407-1412), Moğolların son kalıntılarını ortadan kaldırdı ve yönetimini yeniden örgütledi. I. Aleksandre ise 1414'te Kutaisi üzerine yürüdü ve Batı Gürcistan'ın tümünü işgal etti. Doğuya döndükten sonra Gence ve Şirvan'ı aldı. V. Giorgi'nin modelini örnek alarak orduyu yeniden örgütledi.
Kültürel konularla yakından ilgilendi; Gürcü kültürünün anıtlarının korunmasına ve antik kalıntıların restore edilmesine özel önem verdi. 1440'ta Karakoyunlu hükümdarı Cihanşah'ın saldırısını geri püskürten I. Aleksandre, yeniden birleştirdiği krallığı 1442'de oğlu IV. Vahtang'a (1443-46) bıraktı. I. Aleksandre, Gürcü tarihinde "Büyük Aleksandre" olarak geçer. Bu büyük kralın ardılları IV. Vahtang ve VII. Giorgi (1446-1446) onun çalışmalarını başarıyla sürdürdüler.
Konstantinopolis (İstanbul) 1453'te Osmanlılarca fethedilince Gürcüstan'ın Batı Avrupa ile bağlantıları koptu. Gürcüstan, İslam kuvvetleri karşısında Hristiyan kültürünü ve bağımsızlığını savunmada yalnız kaldı. Gürcü prensler, ülkenin tehdit altında olduğunu görerek, Moğol istilasının ardından uzlaşmayla sağlanmış olan birliği yeniden kurdular. Bu arada VIII. Giorgi, Papa II. Pius'a bir mektup yazarak bütün Gürcülerin Osmanlılara karşı mücadele etmeye hazır olduğunu, Trabzon İmparatorluğu, Ermenistan Prensliği ve Samtshe Saatabago'nun da desteğiyle 140.000 kişilik bir kuvvetle otuz geminin hazır olduğunu belirtiyordu. Papanın en büyük amacı da İstanbul'u ele geçiren Osmanlılara karşı bir Haçlı seferi düzenlemekti. Papa konuyu görüşmek üzere Hristiyan prensleri Mantova'ya çağırdı, ama beklediği sonucu alamadı. Bu girişimin sonuçsuz kalmasından sonra Osmanlılar 1461'de Trabzon'u alarak Gürcüstan sınırına dayandılar.
Gürcüstan 15. yüzyıl sonundan başlayarak İran ve Osmanlı Devleti tarafından kuşatıldı. Yabancılara karşı mücadele veren Gürcüler, ülkenin bağımsızlığını koruma yolunda ağır kayıplar verdiler. Sürüp giden yabancı egemenliği, sürekli saldırılar ve ağır vergiler ülkeyi gittikçe zayıflattı. Gürcüstan'ın birliği 15. yüzyılın sonuna doğru parçalandı ve Kartli, Kaheti, İmereti krallıklarıyla Samtshe Prensliği ortaya çıktı. Gürcüstan'ın parçalanması Osmanlıların ve İran'ın işini daha da kolaylaştırdı. 16. yüzyıldan başlayarak Gürcüstan'ın güneybatı bölgeleri (Samtshe ve Acara) yavaş yavaş Osmanlı egemenliği altına girdi.
Kartli kralı I. Luarsabi (1534-1558)
Kartli kralı I. Luarsabi döneminde Gürcüstan İran ve Osmanlı Devleti arasında paylaşıldı (Amasya Antlaşması, 1555). Buna göre Doğu Gürcüstan İran'a, Batı Gürcüstan Osmanlı Devleti'ne bırakılıyordu. Ama ne Gürcüler, ne de Osmanlılar ve İranlılar bu anlaşmaya bağlı kaldılar. Gürcüstan'ın paylaşımı Gürcülerle Osmanlılar ve İranlılar arasında bir dizi savaşa yol açtı. Kral Luarsabi hükümdarlığı boyunca Osmanlılara ve İranlılara karşı savaştı ve 1558'de öldü. Kral I. Simon'un hükümdarlığı sırasında, 21 Mart 1590'da Osmanlı Devleti ve İran arasında İstanbul'da yeni bir antlaşma imzalandı. Bu antlaşmaya göre İran bütün Kafkasya'yı Osmanlı Devleti'ne bırakıyordu.
Kral I. Simon (1558-1601) ve Kral II. Luarsabi (1606-1615)
Gürcülerin yorulmak bilmeyen direnme ruhu, Kartli kralı II. Luarsabi ve Kaheti kralı I. Teimuraz'da (1605-1648) fazlasıyla vardı. Bu iki hükümdar dönemlerinde, bir yüzyıla yakın bir süre, 1553'ten 1648'e değin Osmanlılara ve İranlılara karşı mücadele verildi. 1578'de büyük bir Osmanlı ordusu İranlıları yendi ve Gürcüstan'ın içlerine yürüyerek doğu kesimini ele geçirdi (Çıldır Meydan Muharebesi ve Lala Mustafa Paşa Seferi). Bu sırada tutsak bulunan I. Simon Osmanlılara karşı direnişi örgütlemek koşuluyla şah tarafından serbest bırakıldı. Simon Kartli'de egemenlik kurmalarını engellemek amacıyla önce İranlılara, sonra Osmanlılara karşı uzun yıllar halkın direnişini yönetti. Sonunda İran Transkafkasyası üzerinde Osmanlı denetimini tanıdı ve Gürcülerin, Batı Avrupa devletlerinin Osmanlı Devleti'ne karşı büyük bir ittifak oluşturmalarını biçimleme girişimi başarısızlığa uğradı. Buna karşın Kral Simon 1601'de tutsak alınıncaya değin teslim olmadı. İstanbul'a götürülen Simon burada tutsak olarak öldü. Gürcüstan'ın değişik kesimlerinde yabancılara karşı farklı mücadele verildi. Samtshe Saatabago önce son derece güçlü Osmanlı kuvvetlerine karşı koydu. Ama 16. yüzyılın sonlarında Osmanlılar Gürcüstan'ın bu eski kültür merkezini zapt ettiler. Gürcüstan'ın güneybatı kesimlerini, Acara ve Çaneti'yi ele geçirdiler. Kaheti kralı II. Luarsabi şah tarafından oyuna getirilerek İran'a götürüldü. Orada şahın emriyle işkence edildi ve öldürüldü. Kral Teimuraz'ın annesi Ketevan Hristiyanlıktan dönmeyi reddedince 1624'te Şiraz'da öldürüldü.
Şah I. Abbas ve Giorgi Saakadze
Yüzyılın hemen başlarında Osmanlılar Doğu Gürcüstan'ı İran'a bırakmak zorunda kaldı (Kasr-ı Şirin öncesi antlaşmalar). Şah Abbas Gürcüleri gerçek bir kıyıma uğrattı. İki büyük sefer düzenleyen Abbas, 1616'daki seferde Kaheti nüfusunu üçte bire indirdi. 100 bin Gürcüyü İran içlerine sürdü (Fereydan Gürcüleri), Kartli ve Kaheti'yi neredeyse boşalttı. Şah I. Abbas Gürcü devletlerini İran hanlıklarına dönüştürmek, Gürcüstan'a Türkmenleri yerleştirmek istiyordu. Şah Abbas yaklaşık on yıl sonra Doğu Gürcüstan'a ikinci büyük seferini düzenledi. Bu sefere karşı Gürcü halkının direnişini büyük komutan ve devlet adamı Giorgi Saakadze yönetti. 25 Mart 1625'te Martkopi'de ve Temmuz 1625'te Marçada'da Saakadze önderliğinde İranlılara karşı kahramanca savaşan Gürcü halkı Şah Abbas'ı püskürttü. Gürcüstan parçalanmaktan ve İran hanlıklarına dönüşme tehlikesinden kurtuldu.
Kaheti kralı Teimuraz
Şah Abbas ölünce Kral Teimuraz İranlıları ülkeden çıkardı; Kartli ve Kaheti'yi birleştirdi ve Gence'yi ele geçirdi. Kral Teimuraz yaşamı boyunca İranlılara ve Osmanlılara karşı savaştı; tahtını birkaç kez yitirdi ve yeniden elde etti. Uzun mücadeleleri sırasında, dışarıdan yardım almadan düşmanlarına karşı kalıcı bir zafer kazanamayacağını anlayarak Nikola Erbrah'ı elçi olarak Avrupa'ya gönderdi. Erbahi, Ermana adıyla Papa VIII. Urbanus ile Almanya imparatoru, İspanya ve Polonya krallarıyla ilişki kurdu. Teimuraz elçisiyle gönderdiği mektupta papadan, Gürcüstan'a askeri ittifaka gitmesi için İspanya kralı üzerindeki etkisini kullanmasını rica ediyordu. Erbahi sonunda hiçbir başarı elde edemeden Gürcüstan'a döndü. Gerçek bir kahraman ve yurtsever olan Kral Teimuraz 1663'te Astarabad'da sürgünde öldüğünde İslam dinine dönmeyi reddetmişti.
İlk Müslüman krallar: Rostom (1632-1658) ve V. Vahtang (Şah Navaz) (1658-1675)
Osmanlılarla İranlılar bir süre (1553'ten 1648'e) savaşarak geçirirken, yaklaşık aynı dönemde (1553-1648) Gürcülerle İran arasında da çekişme vardı. Gürcüstan İran'a karşı mücadelede tükendi ve yorgun düştü. Doğu Gürcüstan prensleri İslam'ı kabul ederek İran'ın himayesinde siyasal güçlerini korudular. Bagrationi hanedanından Rostom İslam'ı benimsedi ve Kartli kralı olarak taç giydi. Kartli ve Kaheti'yi kendi yönetimi altında birleştirdi ve 18. yüzyılın başlarına kadar sürecek olan İran'la uzlaşma siyasetini başlattı. Rostom döneminden başlayarak yaşam koşulları önemli ölçüde iyileşti. Rostom'un ardılı V. Vahtang, siyasal ve kültürel etkinlik alanını İmereti'ye değin genişletti. Güçlü bir yönetim oluşturarak boşaltılmış bölgelerde yeni yerleşme yerleri kurdurdu ve Mtsheta katedralini restore ettirdi. Ülkede düzeni ve barışı sağladı.
18. yüzyılda Gürcüstan: VI. Vahtang (1703-1724) ve II. Teimuraz (1744-1762)
18. yüzyıl Gürcistan'ın yeni bir birliğe ve güce ulaştığı bir dönem oldu. Doğu Gürcistan'da bu dönemde, tümü de güçlü kişiliğe sahip üç kral hüküm sürdü. Kartli kralları VI. Vahtang ve II. Teimuraz, Kaheti kralı II. Erekle. Batı Gürcüstan'da ise aynı dönemde olağanüstü bir kişi olan I. Solomon iktidarda bulunuyordu.
Kral VI. Vahtang Gürcistan'ı İran'ın egemenliğinden kurtarmak için yeni bir girişimde bulundu. Avrupa'dan yardım sağlamak amacıyla ünlü Gürcü yazar Sulhan-Saba Orbeliani'yi Fransa sarayına gönderdi. Orbeliani Fransa kralı XIV. Louis tarafından iki kez huzura kabul edildi; ama hiçbir başarı sağlayamadan 1716'da ülkesine döndü. Bu arada VI. Vahtang, tutsak olarak tutulduğu İran'dan krallığı şah tarafından tanınarak Gürcistan'a döndü. Vahtang, İran'la savaş halinde olan Çar I. Petro ile ittifaka gitti ve 30 bin askerle çarın kuvvetlerinin İran'a karşı savaşına katıldı. Ama çarın kuvvetleri Bakü'den ileriye gitmedi ve Astrahan'a yöneldi. Vahtang kaderiyle baş başa bırakıldı. Bu sırada beklenmedik biçimde Osmanlılar harekete geçti ve Doğu Gürcistan'ı işgal etti. 1723'te, Doğu Gürcistan tarihinde "Osmanlıoba" olarak bilinen Osmanlı egemenliği başladı.
Teimuraz 1724'te oğlu Erekle ile birlikte Doğu Gürcüistan'ı işgal etmiş olan Osmanlılara karşı yürüdü ve Osmanlıları yenilgiye uğrattı. Bu sırada yeni Şah Nadir yönetiminde yeniden güçlenen İran, Osmanlıları Doğu Gürcistan'dan tamamen çıkarmaları için Teimuraz ve Erekle'ye destek verdi. Nadir Şah Gürcistan'ı kendi denetiminde tutmak ve Müslüman bir devlet kurmak istiyordu. 1735'te, Osmanlıların yerini İranlılar aldı. İran yönetimi 1744'te değişim sundu. Bu tarihte II. Teimuraz kral ve II. Erekle Kaheti kralı olarak taç giydiler.
Nadir Şah 1747'de öldürüldükten ve yerine geçen oğlu Adil Şah II. Teimuraz'la iyi ilişki kurdu. Teimuraz ve Erekle, Afganlara karşı savaşan İranlılara destek verdiler. Öte yandan Gence, Şirvan ve Karabağ hanlarına da yardım eden bu iki kralın yönetimi altında Gürcüstan Kafkasya'daki siyasal gelişmelerde belirleyici rol oynadı.
II. Erekle (1744-1798)
Kartli kralı Teimuraz 1762'de ölünce Kaheti kralı II. Erekle bütün Doğu Gürcüstan'ın kralı oldu. Erekle Samtshe'yi yeniden ele geçirmeye karar verdi. Osmanlılara karşı asker topladı ve 1768'de, Osmanlılarla savaş halinde olan Ruslardan yardım istedi. Rus ve Gürcü kuvvetleri Ahıska paşalığına karşı harekete geçti. II. Erekle komutasındaki Gürcü kuvvetleri 20 Nisan 1770'te Aspindza'da parlak bir zafer kazandılar. Savaş 1774'te Küçük Kaynarca Antlaşması'yla son buldu; Batı Gürcistan'da Osmanlı etkisi sınırlandı ve Rusya Gürcüstan'ın müttefiki durumuna geldi. Rusya ve Gürcüstan arasında 23 Temmuz 1783'te Georgiyevsk Antlaşması imzalandı. Bu dönemde Avrupa'da durum karışıktı ve Gürcüstan için başka bir çözüm yolu yokluğuydu. Rus çariçesi II. Yekaterina (Büyük) ve II. Erekle arasında yapılan bu antlaşmayla Rusya Gürcüstan'ı düşmanlarına karşı koruyacaktı. Gürcüstan'ın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü de güvence altına alınıyordu. Buna karşın Gürcüler İran'ın saldırıları karşısında yalnız kaldılar ve Kaçar hanedanından Ağa Muhammed Han 1795'te Tiflis'i yağmaladı (Krtzanisi Muharebesi. 18 Aralık 1800'de Çar I. Pavel tek yanlı olarak Kaheti'yi ilhak etti. Ardılı Çar I. Aleksandr da 12 Eylül 1801'de bu kararı onayladı. Gürcüstan'ın yönetimini Prens Tsitsianov'a bıraktı ve o da krallık ailesini 1803'te ülkeden sürdü.
18. yüzyılda kültürel gelişme
18. yüzyıl başında başlıca Gürcü aydınları Kral VI. Vahtang'ın çevresinde toplandı. Kral Vahtang da yazar, şair ve çevirmendi. Gürcüstan'ın siyasal ve kültürel gelişmesi sırasında yazılmış olan Kartlis Tskhovreba (Gürcüstan Tarihi) 14. yüzyılda kalmıştı. Vahtang, 14-16. yüzyıllar Gürcüstan tarihini yazması için rahip Egnatashvili'den bilgi toplayan bir komisyon kurmasını istedi. Vahtang yönetimindeki bu komisyon Kartlis Tskhovreba'yı yeniden düzenledi ve yapıtın Gürcüstan'ın 17. yüzyıla kadar gelen tarihini anlatan yeni versiyonunu kaleme aldı. Vahtang bu çalışmada özellikle hukuka özel bir önem verdi. "Beka-Abguga yasaları" ve Kral Giorgi'nin Doğu Gürcüstan dağları üstüne Dzeglis Deha'sı yeniden düzenlendi. Gene Kral Giorgi döneminde krallık görevlilerinin görev ve haklarını, rütbelerini, teriflerini belirleyen "Krallık Sarayı Mevzuatı" da kaleme alındı. VI. Vahtang döneminde Gürcü hukukunun başyapıtlarından biri olan "Vahtang yasaları" adıyla bilinen bir kitap da hazırlandı. Bu yapıt yürürlükte olan yasaları içeren bir kitaptı. Gene Vahtang döneminde yeni bir krallık sarayı mevzuatı olan Dasturlanuli adlı kitap kaleme alındı. Bu yapıt devlet yönetiminde son yüzyılda bazı değişikliklerin yapılması gereği üzerine hazırlandı. Vahtang döneminde ayrıca fizik, coğrafya, felsefe gibi alanlarda bilimsel yapıtlar da yazıldı; bazı bilimsel yapıtlar ve Almanca, Rusça matematik el kitapları büyük bir dikkat ve titizlikle Gürcüceye çevrildi. Uluğ Bey'in (15. yy) astronomi kitabı Zic-i Uluğ Bey de Fransızca, Rusça gibi dillerden, bazı eklemelerle gene bu dönemde Gürcüceye aktarıldı. Gürcüstan'da ilk matbaa da 1709'da Vahtang'ın girişimiyle kuruldu. İlk Gürcüce kitap ise 1629'da Roma'da basılmıştı (Dizionario giorgiano e italiano, Stefano Paolini & Niceforo Irbachi). Vepkhistkanasani'nin ilk basımı 1712'de Vahtang Matbaası'nda gerçekleştirildi.
Feodal Gürcü tarihçilerinin önde gelen adlarından Vahuşti Bagrationi (Kral VI. Vahtang'ın oğlu) çalışmalarını 18. yüzyılda sürdürdü. Başlangıcından 18. yüzyıla kadar gelen kapsamlı bir Gürcü tarihi onun kaleminden çıktı. Vahuşti Rusya ve Avrupa'daki tarih ve coğrafya çalışmalarını özümsemiş biriydi. Düzenlediği Gürcüstan haritaları 1766'da Paris'te hazırlanan Kafkasya haritası ve Rusya'da yayımlanan sayısız haritaya temel oluşturmuştur.
Çarlık Rusya dönemi
Kartli ve Kaheti'nin, sonraki yıllarda Gürcüstan'ın kalan bölgelerinin Ruslarca ilhak edilmesi ve Gürcü devletlerinin ortadan kaldırılmasından sonra Rus yönetimi kuruldu. Gürcü ulusu üzerine çöken bu baskı Gürcüstan'da her sınıf insan tarafından hissedildi. Öte yandan köylülerin köleliğin kaldırılmasıyla ilgili umutları da boşa çıktı. Halkın huzursuzluğu kısa sürede silahlı ayaklanmaya dönüştü, 1804'te Gürcüstan'ın dağlık bölgeleri de ayaklandı (Mtiuleti Ayaklanması). Ayaklanmacılar beş ay boyunca kahramanca mücadele ettiler. 1812-13'te ise Kaheti köylüleri de Çarlık rejimine ve senyörlere karşı ayaklandılar. 19. yüzyılın ilk yarısında Rus ve Gürcü birlikleri Osmanlıların elinde bulunan Poti, Ahalkalaki gibi önemli merkezleri yeniden Gürcüstan'a kattı; ama Kobuleti (Çürüksu) ve Acara 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'na kadar Osmanlıların elinde kaldı. Pirveli Dasi (Birinci Grup) olarak da bilinen Terdgalebi adlı topluluk ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadelesini başlattı. Bu mücadeleyi başlatanlar arasında Rus devrimci demokrat düşüncelerle yetişmiş İlia Çavçavadze, Akaki Tsereteli, Niko Nikoladze gibi aydınlar da vardı. Giorgi Tsereteli'nin önderliğindeki Meore Dasi (İkinci Grup) daha radikal görüşlere sahip olmasına karşın, Noe Jordania ve Karo Çhaidze önderliğinde 1893'te kurulan İllegal Sosyal Demokrat Parti'nin çekirdeğini oluşturan Mesame Dasi (Üçüncü Grup) karşısında etkili olamadı. 1898'den sonra Marksist öğretiyi benimseyen Sosyal Demokrat Parti'nin üyelerinden biri de İoseb Cugaşvili (Stalin) idi. Menşevikler denetimi ele geçirince Stalin Kafkasya'dan ayrıldı. Çarlık rejimini yıkan 1917 Devrimi'nin ilk sonucu Kasım'da Transkafkasya Komiserliği'nin kurulması oldu. Transkafkasya Komiserliği Gürcülerin ağırlıkta olduğu bir kuruluştu. Bu arada Brest-Litovsk Antlaşması uyarınca Kars, Batum ve Ardahan'ın Osmanlı Devleti'ne bırakılmasına Transkafkasya Komiserliği tepki gösterdi.
Bağımsızlığa doğru
1917 Devrimi'nden sonra üç Transkafkasya ulusu (Gürcüler, Ermeniler ve Azeriler) Ozakom olarak bilinen, St. Petersburg'daki bir komitenin yönetimi altına girdi. Bolşeviklerin Ekim Devrimi'yle iktidarı ele geçirmelerinden sonra Menşevikler Rusya'dan ayrılarak bir federasyon kurma yoluna gittiler. Ozakom'un yerine "Seym" denen bir meclis kurdular (Transkafkasya Seymi). Ama iç çekişmeler ve Osmanlı kuvvetlerinin batıdan ilerleyişi federasyonun dağılmasına yol açtı. Bunun üzerine Gürcistan 26 Mayıs 1918'de bağımsızlığını ilan etti.
Bağımsız Gürcistan (1918-1921)
Gürcistan, I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin müttefiki olan Almanya'nın korumasına girdi. 28 Mayıs 1918'de Almanya ile bir antlaşma imzaladı (Poti Antlaşması) ve bu antlaşma uyarınca Brest-Litovsk Antlaşması'yla belirlenen sınırları da tanındı. Almanya ile kurduğu ilişkiler sonucunda güçlenen Gürcistan 4 Haziran 1918'de Osmanlı Devleti ile de bir barış antlaşması imzaladı (Batum Antlaşması). Haziran 1918'de Tiflis'te Noe Jordania başkanlığında Menşevik ağırlıklı bir hükümet kuruldu. Yeni hükümet temel sanayi kuruluşlarının millileştirilmesi, yeni yasaların çıkarılması, Tiflis Üniversitesi'nin kurulması gibi bir dizi yeni girişimde bulundu.
İngiltere Aralık 1918'de Gürcistan Cumhuriyeti'nin ilan edilmesini sempatiyle karşıladığını ve barış konferansında tanıması için kararlı bir tavır sergileyeceğini bir Gürcü heyetine bildirdi. Paris Barış Konferansı'na (1920-21) katılan ve İngiltere, Fransa gibi büyük devletlerin de bulunduğu 22 ülke tarafından hukuken tanınan Gürcistan, 7 Ocak 1920'de Rusya ile de bir antlaşma yaptı (Moskova Antlaşması, 7 Mayıs 1920). Gürcüler Kızıl Ordu'ya karşı savaşan General Denikin komutasındaki Beyaz Ordu'yla işbirliğini reddettiler. Bu da Bolşeviklerin Kafkasya'da etkinliklerini artırmalarını kolaylaştırdı. Stalin ve Orconikidze yönetimindeki Kızıl Ordu Gürcistan'a girerek Menşevik hükümetini devirdi ve 25 Şubat 1921'de Tiflis'te Sovyet yönetimini kurdu.
Sovyet dönemi
Gürcistan'ın 1922'de Transkafkasya Sovyet Federe Sosyalist Cumhuriyeti'ne bağlanması Komünist Partisi içinde bile tepkilere yol açtı (Gürcü Meselesi / Georgian Affair). Bunu önemli bir tasfiye hareketi izledi. 1924'te Sovyet yönetimine karşı patlak veren ayaklanma (Ağustos Ayaklanması / Kakutsa Çolokaşvili önderliğinde) ancak Kızıl Ordu'nun yardımıyla bastırıldı. Bu tarihten sonra Gürcistan'da Sovyet yönetimine karşı zaman zaman ayaklanma olsa da hiçbir zaman bu boyutlarda olmamıştı. Bu arada devrik Menşevik hükümeti 1934'e değin Paris'te bir temsilcilik bulundurdu. 1937'de Transkafkasya Sovyet Federe Sosyalist Cumhuriyeti kaldırıldı ve Gürcistan bir Sovyet cumhuriyeti haline geldi.
Stalin'in despotik yönetimi sırasında Gürcüstan'da bütün ulusal etkinlikler baskı altında tutuldu; köylülerin elindeki topraklar kolektifleştirildi. Stalin, gene bir Gürcü olan yakın arkadaşı Lavrenti Beria'yı önce Gürcistan'ın sonra bütün Transkafkasya'nın parti şefi olarak atadı. Beria Moskova'da görevlendirildikten sonra da, gizli polis şefi olarak Gürcistan'ı denetim altında tutmayı Kremlin'den sürdürdü. Sovyet döneminde Gürcistan iktisadi alanda gelişti. 1927'de Zemo-Avçala hidroelektrik santralı çalışmaya başladı. Daha sonra 1928'de Abaşa ve 1934'te de Rioni hidroelektrik santralı devreye girdi. Aynı dönemde birçok işletme yeni teknik, araç ve gereçle donatıldı ve elliyi aşkın büyük işletme üretime geçti. 1930'larda tarımda kolhozların örgütlenmesi tamamlandı. Sanayi üretiminin payı yüzde 74,9'a ulaştı ve Gürcistan İkinci Beş Yıllık Plan (1933-1937) süresi içinde bir sanayi-tarım cumhuriyetine dönüştü. Bu arada kültür alanında da önemli başarılar elde edildi. Gürcistan'da okuma yazma bilmeyen insan kalmadı. İkinci Beş Yıllık Plan sonunda Gürcistan'da 4.000'i aşkın ilk ve ortaokuldaki yaklaşık 700.000 öğrenci 26.000 öğretmen tarafından eğitiliyordu. 19 yüksekokul ise 20.000 uzman yetiştirmişti. Ulusal ekonomi ve kültür alanında çalışan uzman sayısı 40.000'i aştı. Kentlerde, bölge merkezlerinde ve köylerde tiyatrolar, kulüpler, kütüphaneler, okuma salonları kuruldu. Sayısı 120'yi bulan bilimsel kuruluşta yüzlerce Gürcü bilim adamı, bilimsel araştırmalar gerçekleştirdiler.
1941'de Naziler Sovyetler Birliği'ne saldırınca Gürcü halkı da öteki Sovyet halklarıyla birlikte Nazi Almanyası'na karşı savaştı. Yaklaşık 700.000 insan Gürcistan'dan ayrılarak çeşitli cephelere gitti. Bunların 180.000'den fazlası savaşta yaşamını yitirdi.
Bağımsızlığın yeniden kazanılması
Gürcülerin 19. yüzyılın ikinci yarısında güçlü biçimde ortaya çıkan ve izleyen dönemlerde sürekli bastırılan bağımsızlık mücadeleleri, 1980'lerde Gorbaçov'un köklü ekonomik ve yapısal reformlar öngören perestroika (yeniden yapılanma) ve glasnost (açıklık) politikalarının kabul edilmesinden sonra yeni bir boyut kazandı. Bu gelişmelerle birlikte Gürcistan'ın bağımsızlık sorunu da yeniden gündeme geldi. 1980'lerin sonlarında Gürcistan'da çok sayıda siyasal parti kuruldu. Ülke çapında siyasal gösteriler ve grevler yapıldı. 7 Nisan 1989'da, Tiflis'teki dev gösterileri bastırmak için merkezi Sovyet hükümeti kente birlikler ve zırhlı araçlar gönderdi. Barışçıl gösteriler daha çok siyasal ve ekonomik bağımsızlık talebiyle düzenlenmişti. 9 Nisan Trajedisi'nde, Sovyet birlikleri kalabalığın üzerine yürüyünce 20 kişi öldü ve çok sayıda kişi yaralandı. O sırada politbürodaki tek Gürcü olan dışişleri bakanı Eduard Şevardnadze, daha sonra yaptığı açıklamada "masum insanların öldürülmesinin hiçbir biçimde haklı gösterilemeyeceğini" söyledi. 19 Nisan'da, Sovyet hükümetinin yayın organı İzvestiya gazetesi, yapılan resmi bir inceleme sonucunda bazı insanların kimyasal maddelerle zehirlendiğinin anlaşıldığını yazdı. Bu arada Güney Osetya ve Abhazya'da kanlı çatışmalar yaşandı.
9 Nisan Olayı, Gürcistan Komünist Partisi'nin prestijini kaybetmesine neden oldu; birçok üyesi partiden ayrıldı. Komünist Parti'ye muhalif siyasal partilerse gittikçe güçlendi. 28 Ekim 1990'da, Yüksek Sovyet (parlamento) için ilk kez yapılan çok partili seçimleri milliyetçi ittifak Yuvarlak Masa kazandı. Kasım'da toplanan yeni parlamento, Gürcistan Helsinki Birliği'nin başkanı ve Yuvarlak Masa'nın lideri Zviad Gamsahurdia'yı devlet başkanlığı niteliğindeki parlamento başkanlığına seçti; Gürcistan'ın resmi adını (Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti) Gürcistan Cumhuriyeti olarak değiştirdi. Bir halkoylamasının ardından 9 Nisan 1991'de ülkenin bağımsızlığı ilan edildi. Gamsahurdia 26 Mayıs 1991'de halkın oyuyla yeniden devlet başkanı seçildi. Bu arada Gamsahurdia yanlıları ile onu diktatörlükle suçlayan muhalefet güçleri arasında kanlı çatışmalar çıktı. (Gürcistan İç Savaşı) Gamsahurdia'nın ülkeyi terk etmek zorunda kaldığı Ocak 1992'de Tengiz Sigua başkanlığında geçici bir hükümet kuruldu. Daha önce Yuvarlak Masa içinde yer alan ve Gamsahurdia'nın ilk başbakanlığını yapan Tengiz Sigua, bu görevinden ayrılmış ve muhalefete katılmıştı. Bu arada Sovyetler Birliği 25 Aralık 1991'de dağıldı.
Gürcistan Cumhuriyeti
1991 yılı 26 Mayıs'ındaki ilk devlet başkanlığı seçimlerinde Zviad Gamsahurdia kazandı. Radikal muhalefetin eylemleri sonucunda, 1991 yılının 22 Aralığından itibaren Tiflis'te askerî darbe başladı ve bu durum 1992 yılının 6 Ocağında Devlet Başkanı Gamsahurdia'nın sürgüne gönderilmesiyle sona erdi. İktidarın başına, askeri darbe yoluyla gelen gayrimeşru sözde "Gürcistan Cumhuriyeti Askerî Konsey" geçti. Bu konsey, aynı yılın mart ayında iktidarı yine kendi üyelerinden oluşturulan ve aynı şekilde gayrimeşru olan sözde "Gürcistan Cumhuriyeti Devlet Konseyi|Devlet Konseyine" (Başkan: E. Şevardnadze) devretti.
Ülkede Eduard Şevardnadze rejimi kuruldu; onun 12 yıllık yönetimi insan hakları ve temel özgürlüklerin ağır ve kitlesel ihlalleriyle, Gürcistan'ın toprak bütünlüğünün bozulmasıyla, ülke topraklarındaki Rus işgal askerî üslerinin yasallaştırılmasıyla vb. durumlarla anıldı. İlk devlet başkanı ve destekçilerine karşı ceza davaları açıldı, hapishanelerde onlarca siyasi mahkûm yer aldı.
Gürcistan'da ulusal özgürlük hareketinin 1988 yılında yeni ve güçlü bir dalga yakalaması, ardından da Gürcistan'ın devlet bağımsızlığını ilan etmesi özerk yapıların sert tepkisine yol açtı. Bunun sonucunda sivil silahlı çatışmalar (1989-1993) meydana geldi; Abhazya ve sözde Güney Osetya'da (İç Kartli) ayrılıkçı rejimler şekillendi. 1993 yılının eylül ayında vatanına dönen Zviad Gamsahurdia (Çeçenistan'ın başkentinden Samegrelo'ya uçtu) Abhazya'yı kurtarmayı ve yasal yönetimi yeniden kurmayı denedi. Ancak E. Şevardnadze, Amiral Baltin komutasındaki Rus Karadeniz Filosu askerî gemilerini davet etti ve yardım karşılığında Rusya'da Gürcistan'ı BDT'ye (Bağımsız Devletler Topluluğu) dahil edeceğinin sözünü verdi. Bu durum yasal devlet başkanının ve yönetiminin kaderini belirledi. Samegrelo'nun dağlık ve ormanlık alanlarına sığınan devlet başkanı, 1993 yılının 31 Aralığında belirsiz koşullar altında hayatını kaybetti.
Gamsahurdia'nın uzaklaştırılmasından sonra parlamento dağıldı ve yerine Devlet Konseyi kuruldu. 1992'de bu konseyin başkanlığına, 1972-85 arasında Gürcistan Komünist Partisi birinci sekreteri olarak görev yapmış olan Eduard Şevardnadze getirildi. Şevardnadze'nin Devlet Konseyi başkanı olmasından sonra Gürcistan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı'na (AGİK) ve Birleşmiş Milletler'e kabul edildi. Gürcistan'ın Türkiye ile ilişkileri de giderek gelişti. 30 Temmuz 1992'de iki ülke arasında "dostluk, işbirliği ve iyi komşuluk" anlaşması imzalandı.
Gürcistan'ın iki özerk cumhuriyetinden biri olan Abhazya'nın (öbürü Acara Özerk Cumhuriyeti) 14 Ağustos 1992'de tek taraflı sözde bağımsızlığını ilan etmesi ülkeyi yeni bir savaşa sürükledi. Abhaz ve Kuzey Kafkasyalı milislerle Gürcistan birlikleri arasında Abhazya'da savaş sürerken Ekim 1992'de 234 üyeli parlamento için genel seçimler yapıldı. Bu seçimlerde devlet başkanlığı niteliğindeki parlamento başkanlığı için tek aday olan Şevardnadze oyların yüzde 90'ını alarak bu göreve seçildi.
Kartvelilerin dünya medeniyetine etkileri
Gürcü kültürü için en önemli değer bağcılık ve şarapçılıktır. Şarap yapımına dair şimdiye dek bulunan en eski kalıntılar 8.000 yıllık şarap küplerinin ortaya çıkarıldığı Gürcistan'da bulunmuştur. Asma, Gürcistan'ın ana sembollerinden biridir. Asma, Gürcülerin tasavvurunda kutsal bir bitkidir. İlk Gürcü Üniversitesi'nin kurucusu akademisyen İvane Cavahişvili, Gürcü ulusu için bağcılık ve şarapçılığın öneminin, ülke topraklarının coğrafi ve tarımsal olmak üzere iki ana bölüme ayrılmasından anlaşılabileceğini kaydetti. Bağcılığın mümkün olduğu yere kadar olan topraklar ova, bağ yetiştirmenin imkansız hale geldiği yerlerden itibaren uzanan topraklar ise dağ olarak kabul edilirdi. Bu bağlardan elde edilen gelir Gürcistan ekonomisi için o kadar büyüktü ki tarihte Gürcistan'ı işgal etmiş güçler ülkeyi ekonomik olarak zayıflatmak ve kolayca boyun eğdirmek için sık sık üzüm bağlarını yok etme metoduna başvurdular. Gürcistan'da 500 çeşit üzüm vardı. 2017 yılında Fransa'daki Bordeaux Şarap Müzesi'nin ilk sergisinin "Gürcistan - Bağcılık Beşiği" olması bu yüzden doğaldır. İtalya Bağcılık ve Şarapçılık Akademisi Başkanı Profesör J. Delmaso bu sergilerde Gürcistan'ı dünyada kültürel bağcılığın ve şarapçılığın doğum yeri, asmanın anavatanı, insanın yabani asmayı evcilleştirip şarabı ilk yaptığı yer olarak tanıttı.
Fransız gezgin Jean Chardin, Gürcistan'ı şöyle anlatır: "Gürcistan'ın havası güzel. Hava kuru, kışın çok soğuk, yazın sıcak. Mayıs'tan Kasım'a kadar içmek için iyi bir zamandır. Arazinin sulanması gerekiyor; sulanırsa her türlü tahıl, bitki ve meyve filizlenir. Gürcistan çok bereketli bir ülke... Öyle harika ekmekler yapılıyor ki, başka hiçbir yerde bilinmiyor. Ayrıca meyveleri çok iyi tanınır. Avrupa'da hiçbir yerde daha iyi elma ve armut yetişmez; Asya'nın hiçbir yerinde buradan daha iyi nar yok... Hem büyük hem de küçük mallar bol ve çok çeşitli... Mtkvari'de vergilendirilerek birçok balık yakalanıyor bulunduğu coğrafyada Gürcistan'daki gibi iyi yemek yemenin mümkün olduğu başka benzer bir ülke olmadığı söylenebilir."
Gürcistan'da birçok buğday çeşidi vardı. En eski çiftçilerden olan Gürcüler, tüm dünyada ilgi uyandıran çeşitli türlerde sabanlar (გუთანი, Gutani) ürettiler. Kartveli kabileleri cevher madenciliği ve işlenmesinde de büyük katkılarda bulunmuşturlar. Erken metalurji Şulaveri-Şomu kültürü ile ilişkili olarak MÖ 6. milenyum sırasında Gürcistan'da başlamıştır.
Genetik
Battaglio, Fornarino, al-Zahery ve diğer bilim insanlarının yaptığı insan genetiği üzerine çalışmaların (2009) gösterdiği bilgilere göre Gürcüler herhangi bir ülkede kayıtlara geçen en yüksek oranda Haplogrup G (30.3%) taşımaktadırlar. Gürcü Y-DNA’sı ayrıca Haplogrup J2 (31.8%), Haplogrup R1a (10.6%) ve Haplogrup R1b (9.1%)’ ye mensuptur.
Kültür
Gürcistan kültürü ülkenin uzun tarihi ile beraber gelişmiş, Gürcü dili ve alfabesi üzerine dayanan güçlü bir edebiyat geleneği ve eşsiz bir ulusal kültür barındırmaktadır. Bu özelliği güçlü bir ulusal kimlik sağlayarak tarih boyunca tekrarlanan yabancı işgali ve asimilasyon çabalarına rağmen Gürcü kimliğinin korunmasına yardımcı olmuştur.
Gürcü alfabesi milattan önce 5. yüzyılda bulunmuş ve milattan önce 284'te İberya Kralı I. Parnavaz tarafından geliştirilmiştir. Gürcistan’ın Orta Çağa ait kültürü büyük ölçüde Ortodoks Hristiyanlık, Gürcü Ortodoks ve Apostolik Kilisesi'nden etkilenerek çoğu kez dini bağlılığı yüceltmiş ve destek olmuştur. Bu çalışmalar kiliseler, manastırlar Gürcü azizlerin ikonalarını içeren sanat eserleri ve hagiografileri (Azizlerin hayatları) içine almıştır. Bu eserlerle beraber dinden bağımsız olarak, milli tarih, mitolojiler ve hagiografik eserler de yazılmıştır.
17. yüzyıl ve sonrasını içeren modern dönemde Gürcü kültürü büyük ölçüde Avrupa’dan gelen kültürel yeniliklerden etkilenmiştir. Gürcü dilini baskıda kullanan ilk matbaa İtalya’da 1620 yılında kurulmuş ve Gürcistan’a ilk defa Tiflis’e 1709 yılında getirilmiştir.
Gürcistan tiyatrosu uzun bir geçmişe dayanmaktadır, en eski formu olarak bilinen "Sahioba" milattan önce 3. yüzyıldan milattan sonra 17. yüzyıla kadar var olmuştur. Gürcistan Milli Tiyatrosu 1791 yılında oyun yazarı ve diplomat olan Giorgi Avalişvili (1769-1850) tarafından kurulmuştur. Bu tiyatronun önde gelen aktörleri olarak Aleksi-Meshişvili, Davit Maçabeli, Davit Bagrationi, Dimitri Çolokaşvili ve diğerleri örnek gösterilebilir.
Gürcistan Devlet Müzesi 1845 yılında kurulmuştur. Gürcistan Ulusal Opera Tiyatrosu ise birkaç yıl sonra 1851'de kurulmuştur.
19. yüzyılda Gürcü kültürünü temsil eden en önemli sanatçılar olarak Nikoloz Barataşvili (şair), Aleksandre Orbeliani (yazar), Vahtang Orbeliani (şair), Dimitri Kipiani (yazar), Grigol Orbeliani (şair), İlia Çavçavadze (şair ve yazar), Akaki Tsereteli (şair), Aleksandre Kazbegi (yazar), Rapiel Eristavi (şair), Mamia Gurieli (şair), İakob Gogebaşvili (yazar), Simon Gugunava (şair), Babo Avalişvili-Herheulidze (aktör), Nikoloz Avalişvili (aktör), Nikoloz Aleksi-Meshişvili (aktör), Romanoz Gvelesiani (ressam), Grigol Maisuradze (ressam), Aleksandre Beridze (ressam), İvane Maçabeli (çevirmen), Okropir Bagrationi (çevirmen), Sardion Aleksi-Meshişvili (çevirmen), Harlampi Savaneli (opera şarkıcısı), Pilimon Koridze (opera şarkıcısı), Lado Agniaşvili (yerel şarkıcı), Alioz Mizandari (besteci) ve benzerleri örnek gösterilebilir.
Gürcistan'da ilk sinema Tiflis'te 16 Kasım 1896'da kurulmuştur. Gürcistan'ın ilk sinema belgeseli “Akaki Tsereteli’nin Raça-Leçhumi’ye Yolculuğu“ Vasil Amaşukeli (1886-1977) tarafından 1912'de çekilmiş, ilk uzun metrajlı filmi olan "Kristine" ise 1916'da Aleksandre Tsutsunava (1881-1955) tarafından çekilmiştir. Tiflis Devlet Sanat Akademisi 1917 yılında kurulmuştur.
20. yüzyılda Gürcü kültürü, Sovyetler Birliği'nin yönetiminde büyük baskılara maruz kalmıştır. Rusikifasyon olarak adlandırılan Ruslaştırma siyasetine birçok Gürcü şiddetle karşı koymuştur. Gürcistan'ın 1991'de bağımsızlığını ilan etmesinden bu yana kültürde yeni bir diriliş oluşmuş ancak buna rağmen ülkenin ekonomik ve politik sorunlarından dolayı bu gelişmeler Sovyet sonrası dönemde yavaşlamıştır.
Dil
Gürcülerin konuştuğu dil Gürcüce, günümüzde Gürcistan'ın standart dilidir. Gürcü alfabesi olarak bilinen ayrı bir yazı sistemiyle yazılır. Bu alfabede 33 fonem vardır. Gürcüce, temel olarak Doğu Gürcüce'si üzerinde gelişmiş, süreç içinde edebiyat ve devlet dili olmuştur. Bu standart dile dayanan Gürcü edebiyatı, yaklaşık 1.500 yıllık bir geleneğe sahiptir.
Gürcistan, tarihi boyunca farklı feodal siyasi yapıların varlığını sürdürdüğü bir ülkeydi. Birkaç yüzyılın birleşik bir devlet yapısı olmasına karşın, bu zaman dilimini dışında ülke topraklarında birden fazla krallık ve prenslik bulunuyordu. Ayrı siyasi yapıların da korunduğu bu bölgelere bağlı olarak Gürcüce'nin farklı diyalektleri konuşuluyordu. Günümüzde bu diyalektlere konuşma dilinde rastlanır, ancak bu diyalektler ayrı bir yazı dili olarak kullanılmamıştır.
Gürcücenin lehçeleri arasında İmereti, Raça-Leçhumi, Guria, Acara, İmerhev (Türkiye'de), Kartli, Kaheti, İngilo (Azerbaycan'da), Tuş, Hevsur, Moheve, Pşavi, Fereydan lehçesi (İran'da Fereydunşehr ve Fereydan), Mtiuleti, Mesheti ve Cavaheti lehçeleri bulunmaktadır.
Alfabe

Gürcü alfabesi, dünyadaki en eski orijinal alfabelerden biridir. Modern Gürcücede 5 ünlü ve 28 ünsüz olmak üzere 33 harf vardır. Her fonem, karşılık gelen yazı birimine sahiptir. Diğer birçok dilden farklı olarak eski Gürcü alfabesinde büyük harfler kullanılmasına rağmen Gürcü alfabesinde büyük küçük harf ayrımı yoktur. Daha sonraları bu harfler metni süslemek amacıyla sadece paragraf başlarında kullanıldı. Gürcü alfabesinin tasarlanış tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, 11. yüzyıl Gürcü tarihçisi Leonti Mroveli alfabenin tasarımcısının İber kralı I. Parnavaz (MÖ 302-237 yılları arasında hüküm sürdü) olduğunu kaydetmektedir.
Gürcü alfabesi geliştirme sürecinde çehresini üç kez değiştirmiştir ve bu nedenle Gürcü alfabesinin üç çeşidi bulunmaktadır: Asomtavruli, Nushuri ve Mhedruli. Eski Gürcü alfabesinde 38 harf vardı, 19. yüzyılda artık günlük konuşmada kullanılmayan 5 harf alfabeden çıkarıldı ancak diğer Kartveli dillerinde bu harflere rastlanabilir.
Gürcü alfabesinin 3 farklı formu bulunmaktadır: Asomtavruli, Nushuri ve Mhedruli.
Eski Gürcü Alfabesi olan Asomtavruli, yuvarlağımsı formdadır iki çizgi arasında yazılmakta ve 37 harften oluşmaktadır. Günümüze dek anıtsal alfabe özelliğini ve fonksiyonunu korumasına neden olan eski Gürcü manastırlarında ve fresklerinde bulunan yazılar Asomtavruli ile yazılmıştır. Reel bulgulara sadece milattan sonraki yıllara ait olanlarda ulaşabildik. Zamanımıza kadar korunabilen belgelere göre Gürcü Alfabesinin en eski türü Asomtavrulidir. Onun en eski örneğine 5. yüzyılın 30'lu yıllarıyla tarihlendirilen, Filistin Gürcü Manastırı'ndaki epigrafik yazılarda rastlıyoruz. O tarihten 9. yüzyıla kadar, tüm Gürcü yazılı anıtları, yazıtları ve el yazmaları Asomtavruli (öncül harfler) ile yazılmıştır.
Bir sonraki alfabe olan Nushuri, çizgileri, şekil çeşitleri ve harflerin birbirine bağlanma tekniği açısından farklıdır. Nushuri 38 harften oluşmakta ve dört çizgi arasına yazılmaktadır. Onun en eski örneği Bolnisi Sioni'de bulunan 835 yılına ait yazıttır.
Üçüncü alfabe olan Mhedruli dört çizgi arası sistemiyle yazılan, yuvarlağımsı hatlarda yazıdır ve Nushuri'den farklı olarak 33 harften oluşmaktadır. Bunlardan 5'i sesli 28'i sessiz harftir. Mhedruli Alfabesi başından beri dünyevi (dini olmayan) bir fonksiyona sahipti. Bu alfabeyi genellikle askerler kullanıyordu ve bu nedenle de adına Mhedruli (Askeri) dediler. Nushuri'yi ise Asomtavruli ile beraber kilise kullanmaya devam etti. Mhedruli'nin oluşmasıyla diğer iki alfabe yok olmadığı gibi, üç alfabenin var olması geleneğinin temeli de oluşmuş oldu.
Edebiyat
Gürcü edebiyatı çok eski ve zengin bir geleneğe dayanır. Bu geleneğin temeli 5. yüzyılda, yani günümüzden on beş yüzyıl önce atılmıştır. Doğu Hristiyan dünyasının en eski ve en zengin edebiyatı olan Gürcü edebiyatı, Orta Çağ ve erken Hristiyan edebiyatına ışık tutması bakımından da önem taşır. Bu edebiyatın tek tarihsel edebi dili Gürcücedir. Bugünkü Gürcü edebiyatı dili, Doğu Gürcüce temelinde ortaya çıkmış, 19. yüzyılın ortalarında son biçimini almıştır. Gürcücenin yazımında, geliştirildiği tarihten bu yana, kendine özgü yapısal ve karakteristik özellikleri olan Gürcü alfabesi kullanılmıştır.
Orta Çağ'da, Gürcü edebiyatı özellikle dini metinler ve hagiografik yazılarla ön plana çıkmıştır. Bu dönemde yazılan eserler arasında Kartlis Tshovreba (Gürcistan Tarihi) ve Kutsal Kraliçe Şuşanik'in Şehadeti gibi önemli metinler bulunur. Gürcü Rönesansı dönemiyle birlikte Gürcü edebiyatı, daha da çeşitlenmiş ve gelişmiştir. Bu dönemde şiir, tiyatro ve roman gibi farklı türlerde eserler üretilmiştir. Önemli yazarlardan biri olan Şota Rustaveli'nin Kaplan Postlu Şövalye adlı epik şiiri, Gürcü edebiyatının en ünlü parçalarından biridir.
Gürcü edebiyatı 19. yüzyılda hızlı bir gelişme sürecine girdi. Bu yüzyılın başında, Gürcistan'ın bağımsızlığını yitirişi ve sömürgeciliğe karşı mücadelesi "yeni Gürcü edebiyatı"nda önemli bir yer tutar. Aleksandre Çavçavadze 19. yüzyılın ilk yarısının tanınmış şairiydi. Çavçavadze'nin özgürlük düşüncesinden esinlenen şiirleri, Gürcistan'ın o dönemde içinde bulunduğu durumu yansıtır. Gürcü romantizminin en önemli temsilcilerinden biri olan Grigol Orbeliani'nin yapıtlarının önemli yanını ulusal sorun oluşturur. Bu dönemin en yetenekli şairi olan Nikoloz Barataşvili, "yeni Gürcü edebiyatı"nın da en büyük temsilcisidir.
| Aleksandre Çavçavadze (1786–1846) |
Grigol Orbeliani (1800–1843) |
Nikoloz Barataşvili (1817–1845) |
İlia Çavçavadze (1837–1907) |
Akaki Tsereteli (1840–1915) |
Aleksandre Kazbegi (1848–1893) |
Vaja Pşavela (1861–1915) |
|---|---|---|---|---|---|---|
Din

Ortodoks geleneğine göre, Hristiyanlık Gürcistan'da ilk olarak 1. yüzyılda Havariler Yurtsever Simun ve Andreas tarafından vaaz edildi. 337'de Kartli'nin (İberya) devlet dini oldu. Tarih boyunca, özellikle Hristiyanlık öncesi devirlerde, Gürcü halkı arasında Zerdüştçülük, Gürcü mitolojisi ve Mitraizm gibi diğer dinler de yaygın olmuştur. Kartli Hristiyanlığın kabulünü Kapadokyalı Azize Nino'ya borçludur. Hristiyanlık, 378'de Akilisene Barışı'ndan sonra İberya'da ikinci yerleşik din haline gelen Zerdüştlük dışındaki tüm eski dinlerin yavaş yavaş yerini aldı. Başka yerlerde de geçerli olduğu gibi, Gürcistan'daki Hristiyan kilisesi yazılı bir dilin gelişmesi için çok önemliydi ve ilk yazılı eserlerin çoğu dini metinlerdi. Orta Çağ Gürcü kültürü, Doğu Ortodoksluk ve Gürcü Ortodoks Kilisesi'nden büyük ölçüde etkilenmiştir. Bunlar arasında kiliseler ve manastırlar, ikonalar gibi sanat eserleri ve Gürcü azizlerinin hagiografileri vardı.

Gürcüler günümüzde de büyük çoğunlukla Hristiyanlığın Ortodoks mezhebine mensuptur. 2002 yılı nüfus sayımına göre halkın %82'si Doğu Ortodoksu olmaktadır. Gürcü Ortodoks Kilisesi ülkede önemli bir konuma sahiptir ve halkın %95'i kiliseye ve icraatlarına olumlu yönden bakmaktadır. Buna karşılık halkın sadece %15 ila %20'si düzenli olarak dini kilise etkinliklerine katılmaktadır. Acara Özerk Cumhuriyetinde yaşayan Gürcülerin bir kısmı ile Türkiye ve İran'da yaşayan Gürcülerin tamamına yakını ise İslam'ı benimsemiştir. Aynı zamanda kökenleri Babil Sürgünü'ne uzanan küçük bir Gürcü Yahudi topluluğu da bulunmaktadır. Geleneksel dini inançlara ek olarak, Gürcistan'da toplumun dinsiz kesimleri ve inançlarını aktif olarak uygulamayan bireylerin önemli bir bölümü bulunmaktadır.
Milli kıyafet

Gürcü kültürünün en eski ve önemli başarısını, milli kıyafetin üretimi ve kullanılması temsil eder. Aile çiftliklerinde kıyafetlerin kumaşları geleneksel endüstriyel yöntemlerle yün, pamuk, keten, ipek, kenevir gibi bitkilerden üretiliyordu. Gürcistan'ın dağlık sakinleri karmaşık ve çeşitli halk örgü ve dokuma tekniklerine sahipti. Herodot'a göre, o zamanki dünyada Kolhis'te üretilen keten kumaş, Antik Mısır kumaşları ile birlikte dünyada en iyisi olarak kabul edilirdi.
Gürcistan'da, yüzyıllar içinde farklı farklı kıyafet çeşitleri ortaya çıktı ancak temel tip kıyafet — Gürcü elbisesi ve Gürcü Çoha — korunmuş ve son yüzyıllarda son görünümü almıştır. Gürcü milli kostümünün ana karakteristik unsurları: şeklin sofistike ve incelikli olması, bele oturması, giysinin renklerinin yaşla, yüz, ten ve gözlerin rengiyle uyumu, giyim tarzıdır. Gürcü kadın başlıkları ve başörtüleri de Gürcü elbisesine uyumludur: Çihti-Kopi, Mandili, Leçaki ve Bağdadi çeşitleri gibi.
Gürcü erkek milli kostümünün ana modeli, gümüş barutluklar ve gümüş bir hançerle süslenmiş Çoha-Ahaluhi modelidir.
Genel milli kıyafete ek olarak, Gürcistan'ın bazı bölgelerinde kostümün kendine özgü modelleri geliştirildi bunlar zanaatkarlar, köylüler, vatandaşlar ve tüccarlar, din adamları, gezginler, süvariler, güreşçiler, evli ve bekar kadınlar için olmak üzere farklı statülerden ve mesleklerden insanlar için ve bunların yanı sıra iş, tören, düğün, cenaze, avcılık için olan modellerdir.
Gürcü kostümünün temel tipleri tarihsel olarak ekonomik, sosyal statü ve bölgesel-etnik özelliklere göre oluşturulmuştur.
Gürcü milli kıyafetinin yanı sıra, eski Gürcü etnik kökenine ait kıyafetler de var olmaya devam etti. Bunlar arasında eşsiz, bazen küçücük yerleşim biriminde yayılmış ve sadece oradakilerin kullandığı kıyafetlerin kendine özgü özelliği vardı ki genetik bakımdan eski Gürcü giyiminin başlangıç formları ile ilişkili idi. Buna örnek olarak Hevsureti bölgesinin “talavari” kıyafetinin öğesi olan, kendi orijinal şablonuna, zengin nakış süslere sahip ve haç şekilleri ile sadece Gürcistan'da değil Kafkasya'nın diğer tüm halklarının kıyafetlerinden ayrılan gömleği (perangi) belirtebiliriz.
Batı Gürcistan'da, Gürcü kostümünün kendine özgü türü, Raçalı kıyafeti ve ayrıca başlığı Kabalahi olan Acara-Gurialılar ve Lazların kıyafeti olan Çakura'dır. Yaygın Gürcü giyiminin karakteristik örneği Nabadi idi ve koyun kürkünden yapılmaktaydı. Milli kostümün çeşitliliğine şapkalar da katılıyordu: Tuşuri, Hevsuri, Svan, İmereti ve Megrel şapkaları, Kabalahi, Papanaki; karpuz şapkalardan: Kalmuh şapka, Galibandi, şömine şapkası, düşük Bohohi gibi.
19. yüzyıldan itibaren, giyim için ana malzeme olarak fabrika üretimi kumaşın kullanılması, geleneksel Gürcü giyim biçimlerini etkileyen yerli üretimi ve ev yapımı ürünleri zayıflattı. Avrupa modası Gürcistan'da yayılmaktaydı. Köylüler arasında Rus cübbesi, üst sınıflarda - Avrupa takım elbiseleri ve kostümleri Çoha'nın yerini alıyordu.
Mutfak

Gürcü mutfağı Gürcistan'a özgüdür, ancak aynı zamanda diğer Avrupa mutfaklarından ve komşu Batı Asya mutfaklarından bazı etkiler taşımaktadır. Megrel, Kaheti, İmereti yemekleri gibi her bir tarihi Gürcistan bölgesi kendine özgü farklı yemek kültürlerine sahiptir. Çeşitli et yemeklerine ek olarak Gürcü mutfağı vejetaryen yemeklerinin birçok çeşidini sunar.
Yemek ve içkinin Gürcü kültüründeki önemi en iyi şekilde bir Kafkasya ziyafeti ya da birçok çeşit yemeğin hazırlandığı ve buna eşlik eden büyük miktarda şarabın sunulduğu Supra'da görülebilir, ziyafet saatler boyunca sürebilmektedir. Gürcü ziyafetinde tamada çok önemlidir ve bu geleneksel vazife çok saygı duyulan bir roldür.
Eski Sovyet ülkelerinde özellikle Rusya olmak üzere diğer Sovyet ülkelerine Gürcü göçleri sebebiyle bu ülkelerde Gürcü yemekleri çok popülerdir. Rusya'nın bütün büyük şehirlerinde menülerinde Gürcü yemekleri sunan birçok Gürcü ve Rus restoranları bulunmaktadır.
Coğrafi Boylar ve Akraba Halklar
Gürcüler tarihsel olarak, atalarının geleneksel olarak yaşadığı coğrafi bölgeye göre çeşitli boylara ayrılmıştır.
Bu boylardan herhangi birinin üyesi farklı bir bölgeye taşınsa bile, atalarının bölgelerinin adıyla bilinmeye devam ederler. Örneğin, bir Gurul Tiflis'e (Kartli bölgesinin bir parçası) taşınırsa, aslında Kartli'de yaşamasına rağmen kendisini otomatik olarak Kartlili olarak tanımlamayacaktır. Ancak, önemli miktarda zaman geçerse bu değişebilir. Örneğin, yüzyıllardır İmereti bölgesinde yaşayan ve şimdi İmeretili veya İmeretili-Megreller olarak tanımlanan bazı Megreller var.
Dağlık doğu Gürcü illerinden gelen soyadlar (Kaheti vb.) -uri (ური) veya -uli (ული) son eki ile ayırt edilebilir. Çoğu Svan soyadı tipik olarak -ani (ანი), Megrel soyadları -ia (ია), -ua (უა) veya -ava (ავა) ve Laz soyadları -şi (ში) ile biter.
| İsim | Gürcüce İsmi | Coğrafi Bölge | Lehçe veya Dil |
|---|---|---|---|
| Acaralılar | აჭარელი açareli | Acara | Acara lehçesi |
| Gurullar | გურული guruli | Guria | Guria lehçesi |
| İmeretililer | იმერელი imereli | İmereti | İmereti lehçesi |
| Cavahiler | ჯავახი cavahi | Cavaheti | Cavaheti lehçesi |
| Kahetililer | კახელი kaheli | Kaheti | Kaheti lehçesi |
| Kartlililer | ქართლელი kartleli | Kartli | Kartli lehçesi |
| Hevsuriler | ხევსური hevsuri | Hevsureti | Hevsuri lehçesi |
| Leçhumililer | ლეჩხუმელი leçhumeli | Leçhumi | Leçhumi lehçesi |
| Megreller | მეგრელი megreli | Megrelya | Megrelce |
| Meshiler | მესხი meshi | Mesheti (Samtshe) | Mesheti lehçesi |
| Moheveler | მოხევე moheve | Hevi | Mohevi Lehçesi |
| Pşavililer | ფშაველი pşaveli | Pşavi | Pşavi lehçesi |
| Raçalılar | რაჭველი raçveli | Raça | Raça lehçesi |
| Svanlar | სვანი svani | Svaneti | Svanca |
| Tuşlar (Çagma) | თუში tuşi | Tuşeti | Tuşeti lehçesi |
Modern Gürcistan Dışında
| İsim | Gürcüce İsmi | Coğrafi Bölge | Lehçe veya Dil | Nüfus | Din |
|---|---|---|---|---|---|
| Lazlar | ლაზი lazi | Trabzon, Rize, Artvin (Türkiye) | Lazca | 1 milyon | Din: Müslüman çoğunluk, Ortodoks azınlık |
| Fereydan Gürcüleri | ფერეიდანი pereidani | Fereydan (İran) | Fereydan lehçesi | 100,000 + | Din: Müslüman |
| Çveneburiler | ჩვენებური çveneburi | Karadeniz Bölgesi (Türkiye) | Gürcüce | 91,000–1,000,000 | Din: Müslüman |
| İngiloylar | ინგილო ingilo | Saingilo Hereti Zaqatala (Azerbaycan) | İngiloy lehçesi | 12,000 | Din: Müslüman çoğunluk, Ortodoks azınlık |
| İmerhevliler | შავში şavşi | Şavşat (Türkiye) | İmerhev lehçesi | Din: Müslüman çoğunluk | |
| Klarcetililer | კლარჯი klarci | Şavşat, Artvin, Klarceti (Türkiye)[kaynak belirtilmeli] | İmerhev lehçesi | Din: Müslüman çoğunluk[kaynak belirtilmeli] |
Tarihsel Gürcü Boyları
| İsim | Gürcüce İsmi | Coğrafi Bölge | Lehçe veya Dil |
|---|---|---|---|
| Dvallar | დვალი dvali | Rusya Federasyonu Kuzey Osetya | Dval lehçesi |
Notlar
Kaynakça
- ^ Eastmond, p. 60
- ^ Rapp (2016), location: 8958
- ^ Eastmond, pp. 26-61-62
- ^ Eastmond, p. 28
- ^ "Arşivlenmiş kopya". 8 Ağustos 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Nisan 2020.
- ^ (Rusça) Тома официальной публикации итогов Всероссийской переписи населения 2010 года 25 Mart 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
- ^ ქართულ დიასპორათა განსახლება რუსეთის ფედერაციაში 27 Aralık 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. State Ministry on Diaspora Issues of Georgia
- ^ ქართული დიასპორა ამერიკის შეერთებულ შტატებში 14 Haziran 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. State Ministry on Diaspora Issues of Georgia
- ^ a b c d Rezvani, Babak (Kış 2009). "The Fereydani Georgian Representation". Anthropology of the Middle East. 4 (2): 52-74. doi:10.3167/ame.2009.040205.
- ^ "Ethnologue: Georgian". 27 Eylül 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2013.
- ^ "Ethnic groups in Turkey: Georgians". 6 Ekim 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2013.
- ^ "Ukrainian Census 2001". 6 Temmuz 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2013.
- ^ "2001 Greek census" (PDF). 14 Kasım 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 11 Ağustos 2013.
- ^ საბერძნეთის ქართული დიასპორა 6 Ocak 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. State Ministry on Diaspora Issues of Georgia
- ^ ქართული დიასპორა დიდ ბრიტანეთში 14 Haziran 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. State Ministry on Diaspora Issues of Georgia
- ^ "Azerbaijan Census 2009". 3 Şubat 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2013.
- ^ "Kazakhstan Census 2009". 1 Mayıs 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2013.
- ^ Statistics Canada. "2011 National Household Survey: Data tables". 11 Kasım 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Şubat 2014.
- ^ (Rusça) Белстат. Предварительные итоги переписи населения Беларуси 2009 г. 17 Eylül 2010 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
- ^ (Letonca) Latvijas iedzīvotāju sadalījums pēc nacionālā sastāva un valstiskās piederības 30 Ağustos 2017 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
- ^ "2011 Armenian Census" (PDF). 10 Ekim 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 11 Ağustos 2013.
- ^ "2006 Census Tables: Australia (Georgian)". 6 Ağustos 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2013.
- ^ "საქართველოს მოსახლეობის საყოველთაო აღწერის საბოლოო შედეგები" (PDF). National Statistics Office of Georgia. 28 Nisan 2016. 10 Ekim 2017 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Nisan 2016.
- ^ Rayfield, pp. 18—19
- ^ Suny, p. 21
- ^ Rayfield, p. 39
- ^ Rapp (2016), location: 453
- ^ Suny, p. 32
- ^ Rayfield, p. 71
- ^ Eastmond, p. 39
- ^ W.E.D. Allen, location: 1157
- ^ W.E.D. Allen, location: 337
- ^ W.E.D. Allen, location: 1612
- ^ W.E.D. Allen, location: 344
- ^ Suny, p. 59
- ^ Suny, pp. 64-66
- ^ Suny, pp. 63-65-88
- ^ Rayfield, p. 259
- ^ Suny, pp. 71-72
- ^ Statistics 13 Ağustos 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. 22.04.2015
- ^ Suny, p. 3
- ^ Rapp (2016), location: 656
- ^ a b c d e f Mikaberidze, Alexander (2015). Historical Dictionary of Georgia. 2. Rowman & Littlefield. s. 3. ISBN 978-1442241466.
- ^ David Braund (1994). A History of Colchis and Transcaucasian Iberia, 550 BC-AD 562. Oxford University Press. ss. 17-18. ISBN 978-0198144731.
- ^ Peradze, Gregory. "The Pilgrims' derivation of the name Georgia". Georgica, Autumn, 1937, nos. 4 & 5, 208–209
- ^ Hock, Hans Henrich; Zgusta, Ladislav (1997). Historical, Indo-European, and Lexicographical Studies. Walter de Gruyter. s. 211. ISBN 978-3110128840.
- ^ Boeder, Winfried; Bublitz, Wolfram; von Roncador, Manfred; Vater, Heinz (2002). Philology, typology and language structure. Peter Lang. s. 65. ISBN 978-0820459912. The Russian designation of Georgia (Gruziya) also derives from the Persian gurg.
- ^ Rapp Jr., Stephen H. (2014). The Sasanian World through Georgian Eyes: Caucasia and the Iranian Commonwealth in Late Antique Georgian Literature. Ashgate Publishing. s. 21. ISBN 978-1472425522.
- ^ F. Steingass, A Comprehensive Persian-English Dictionary, Beyrut, 1975, s. 1078, 1083
- ^ "Steingass, Francis Joseph. A Comprehensive Persian-English dictionary, including the Arabic words and phrases to be met with in Persian literature. London: Routledge & K. Paul, 1892". 13 Kasım 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Aralık 2022.
- ^ "Jon Seligman, A Georgian Monastery from the Byzantine Period at Khirbat Umm Leisun, Jerusalem". 7 Aralık 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Mart 2021.
- ^ Lang, p. 66
- ^ Georgia A Sovereign Country of the Caucasus, Roger Rosen, p 18
- ^ Suny, p. 4
- ^ Rayfield, pp. 13-14
- ^ a b c d Toumanoff, p. 80
- ^ Toumanoff, p. 58
- ^ The Complete Works, Jewish Antiquities, Josephus, Book 1, p 57
- ^ Suny, p. 11
- ^ Suny, p. 6
- ^ Lang, p. 58
- ^ Lang, p. 59
- ^ Charles Burney and David Marshal Lang, The Peoples of the Hills: Ancient Ararat and Caucasus, p. 38
- ^ Toumanoff, p. 57
- ^ Toumanoff, pp. 69—84
- ^ R. Suny 1994, s. 13.
- ^ Melikishvili, G. A., Kavkasiis da sakartvelos istoriis narkvevebi (Kafkasya ve Gürcistan Tarihi Araştırmaları), Tiflis, 1955.
- ^ Javakhishvili, Ivane, Kartveli eris istoria (Gürcü Milletinin Tarihi), Cilt 1, Tiflis, 1908.
- ^ Burney, Charles & Lang, David Marshall, The Peoples of the Hills: Ancient Ararat and Caucasus, Weidenfeld and Nicolson, London, 1971.
- ^ Toumanoff, Cyril, Studies in Christian Caucasian History, Georgetown University Press, 1963.
- ^ Xenophon, Anabasis (Onbinlerin Dönüşü), IV. Kitap.
- ^ Luckenbill, Daniel David, Ancient Records of Assyria and Babylonia, University of Chicago Press, 1926.
- ^ Diakonoff, I. M., The Pre-History of the Armenian People, Caravan Books, Delmar, NY, 1984.
- ^ Lordkipanidze, Otar, Archaeology in Georgia: From the Stone Age to the Early Middle Ages, Brill, 1991.
- ^ Braund, David, Georgia in Antiquity: A History of Colchis and Transcaucasian Iberia, 550 BC–AD 562, Oxford University Press, 1994.
- ^ Tsetskhladze, Gocha R., Greek Colonisation of the Black Sea Area, Franz Steiner Verlag, Stuttgart, 1998.
- ^ Herodotus, Histories, Kitap II (Euterpe), 104.
- ^ Strabo, Geographika, XI. Kitap.
- ^ Brosset, Marie-Félicité, Histoire de la Géorgie: depuis l'Antiquité jusqu'au XIXe siècle, Imprimerie de l'Académie Impériale des Sciences, Saint-Pétersbourg, 1849.
- ^ Apollonius Rhodius, Argonautica.
- ^ Rayfield, Donald, Edge of Empires: A History of Georgia, Reaktion Books, 2012.
- ^ Javakhishvili, Ivane, Kartveli eris istoria, Cilt 1, Tiflis, 1908.
- ^ Lordkipanidze, Otar, Phasis: The River and City in Colchis, Franz Steiner Verlag, 2000.
- ^ Tsetskhladze, Gocha R., The Greeks and the Phasis, Greek Colonisation of the Black Sea Area, 1998.
- ^ Braund, David, Georgia in Antiquity, Oxford University Press, 1994, s. 120-135.
- ^ Plutarch, Parallel Lives: Pompey.
- ^ Appian, The Mithridatic Wars.
- ^ Tacitus, Annales, VI. Kitap, 32-35.
- ^ Mtsheta Grekçe Yazıtı (Vespasianus Yazıtı, MS 75), Corpus Inscriptionum Graecarum.
- ^ Cassius Dio, Roman History, LXIX. Kitap, 15.
- ^ Ammianus Marcellinus, Res Gestae, XXIII. Kitap.
- ^ Procopius of Caesarea, De Bellis (Savaşlar) & De Aedificiis (Yapılar).
- ^ Agathias Scholasticus, Histories (Tarihler), II. ve III. Kitaplar.
- ^ Toumanoff, Cyril, Chronology of the Kings of Abasgia, Muséon, 1956.
- ^ Ançabadze, Z. V., Iz istorii srednevekovoi Abkhazii (Ortaçağ Abhazya Tarihinden), Suhumi, 1959.
- ^ Rapp, Stephen H., Studies in Medieval Georgian Historiography, Peeters Publishers, 2003.
- ^ Lang, David Marshall, Lives and Legends of the Georgian Saints, Mowbrays, London, 1956.
- ^ Rufinus of Aquileia, Historia Ecclesiastica, X. Kitap, 11.
- ^ Lang, David Marshall, The Georgians, Thames & Hudson, 1966.
- ^ Juansher Juansheriani, Tskhovreba Vakhtang Gorgaslisata (Vahtang Gorgasali'nin Yaşamı), Kartlis Tskhovreba içinde.
- ^ Dunlop, D. M., The History of the Jewish Khazars, Princeton University Press, 1954.
- ^ Constantine Porphyrogenitus, De Administrando Imperio (İmparatorluğun Yönetimi Üzerine), 45-46. Bölümler.
- ^ Suny, Ronald Grigor, The Making of the Georgian Nation, Indiana University Press, 1994, s. 28-32.
- ^ Toumanoff, Cyril, Ibora and Armenia, Studies in Christian Caucasian History, 1963.
- ^ Djobadze, Wachtang, Early Medieval Georgian Monasteries in Historic Tao, Klarjet'i, and Šavšet'i, Franz Steiner Verlag, Stuttgart, 1992.
- ^ Choroleva, I., The Ancient Inscriptions of Bolnisi Sioni, Tbilisi, 1980.
- ^ Iakob Tsurtaveli, Martlvisi Şuşanikisi (Şuşanik'in Çilesi), 5. yüzyıl metni.
- ^ Giorgi Merçule, Grigol Handtelis Tskhovreba (Grigol Handteli'nin Yaşamı), 951.
- ^ Peradze, Gregory, An Account of the Georgian Monks and Monasteries in Palestine, Georgica, London, 1937.
- ^ Peeters, Paul, La première traduction latine de Barlaam et Joasaph, Analecta Bollandiana, 1931.
- ^ Rapp, Stephen H., Studies in Medieval Georgian Historiography, Peeters, 2003, s. 412-425.
- ^ Sevim, Ali, Genel Çizgileriyle Selçuklu-Ermeni-Gürcü İlişkileri, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2002.
- ^ Piyadeoğlu, Cihan, Sultan Alp Arslan: Fethin Babası, Kronik Kitap, İstanbul, 2017.
- ^ Şengeliya, N., XI-XIII. Yüzyıl Gürcü Tarihçilerine Göre Selçuklular, Tarih İncelemeleri Dergisi, Cilt 22, Sayı 2, 2007, s. 227-240.
- ^ Metreveli, Roin, Davit Aghmashenebeli (Kurucu Davit), Tiflis, 1990.
- ^ Kırzıoğlu, M. Fahrettin, Yukarı Kür ve Çoruk Boylarında Kıpçaklar, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1992.
- ^ Ibn al-Athir, Al-Kamil fi al-Tarikh (Mükemmel Tarih), Cilt X-XI.
- ^ Gautier, Walter the Chancellor, Bella Antiochena (Antakya Savaşları), II. Kitap.
- ^ Matteos, Urfalı, Vekayi-nâme (952-1136), Çev. Hrant D. Andreasyan, TTK Yayınları, Ankara, 1962.
- ^ Fallmerayer, Jakob Philipp, Geschichte des Kaiserthums von Trapezunt (Trabzon İmparatorluğu Tarihi), München, 1827.
- ^ Tellioğlu, İbrahim, Trabzon Rum Devleti'nin Hristiyan Dünyasıyla İlişkileri (1214-1458), Uluslararası Karadeniz Araştırmaları Dergisi, Cilt 5, Sayı 5, 2008, s. 33-53.
- ^ Metreveli, Roin, Tamar Mepe (Kraliçe Tamar), Ganatleba, Tiflis, 1991.
- ^ Büyükçınar, Ayşe Beyza, Gürcü Kaynaklarına Göre Gürcistan Altın Çağ Döneminin Son Hükümdarı: Kraliçe Tamar, Karadeniz Araştırmaları Enstitüsü Dergisi (KAREN), Cilt 3, Sayı 4, 2017, s. 31-46.
- ^ Allen, William Edward David, A History of the Georgian People, Routledge & Kegan Paul, London, 1932 (reprinted 1971).
- ^ Metreveli, Roin, Rustaveli's Epoch, Artanuji, Tbilisi, 2016.
- ^ Rustaveli, Shota, The Man in the Panther's Skin, Çev. Marjory Wardrop, Royal Asiatic Society, London, 1912.
- ^ Alpago-Novello, Adriano et al., Art and Architecture in Medieval Georgia, Electa Editrice, Milano, 1980.
- ^ Lang, David Marshall, The Georgian Monarchy: Its Growth and Development, Middle Eastern Studies, 1967.
- ^ Juvayni, Ala-ad-Din Ata-Malik, Genghis Khan: The History of the World-Conqueror (Tarih-i Cihangüşa), Çev. J. A. Boyle, University of Washington Press, 1997.
- ^ Richard, Jean, La Papauté et les missions d'Orient au Moyen Âge (XIIIe-XVe siècles), École Française de Rome, 1977.
- ^ Subaşı, Ömer, Gürcü Moğol İlişkisi, Kitabevi Yayınları, İstanbul, 2015.
- ^ Howorth, Henry H., History of the Mongols from the 9th to the 19th Century, Part III, Longmans, Green, and Co., London, 1888.
- ^ Lang, David Marshall, Georgia in the Reign of Giorgi the Brilliant (1314–1346), Bulletin of the School of Oriental and African Studies, 1955.
- ^ Yazdi, Sharaf ad-Din Ali, Zafarnama (Zafername / Timur Tarihi).
- ^ Grousset, René, The Empire of the Steppes: A History of Central Asia, Rutgers University Press, 1970.
- ^ Inalcik, Halil, The Ottoman Empire: The Classical Age 1300–1600, Phoenix, 2000.
- ^ Pius II (Aeneas Silvius Piccolomini), Commentarii (Yorumlar / Hatırat).
- ^ Hammer-Purgstall, Joseph von, Geschichte des Osmanischen Reiches (Osmanlı İmparatorluğu Tarihi), Cilt 3.
- ^ Peçevi İbrahim Efendi, Tarih-i Peçevi, Cilt II.
- ^ Flannery, John M., The Mission of the Portuguese Augustinians to Persia and Beyond (1602-1747), Brill, 2013 (Ketevan'ın şehadeti kayıtları).
- ^ Eskandar Beg Munshi, History of Shah 'Abbas the Great (Tarih-e Alam-ara-ye Abbasi), Çev. R. M. Savory, Westview Press, 1978.
- ^ Gvritishvili, David, Giorgi Saakadze da misi tsutsi (Giorgi Saakadze ve Zamanı), Tiflis, 1955.
- ^ Tardy, Lajos, Beyond the Ottoman Empire: 14th–16th Century Hungarian Diplomatic Relations in the Caucasus, Szeged, 1978.
- ^ Lang, David Marshall, The Last Years of the Georgian Monarchy, 1658–1832, Columbia University Press, New York, 1957.
- ^ Orbeliani, Sulhan-Saba, Mogzauroba Evropasi (Avrupa Yolculuğu), 1713-1716 Günlüğü.
- ^ Uzunçarşılı, İsmail Hakkı, Osmanlı Tarihi, IV. Cilt 1. Kısım, TTK Yayınları, Ankara.
- ^ Axworthy, Michael, The Sword of Persia: Nader Shah, from Tribal Warrior to Conquering Tyrant, I.B. Tauris, 2006.
- ^ Gvosdev, Nikolas K., Imperial Policies and Perspectives towards Georgia, 1760–1819, St. Martin's Press, New York, 2000.
- ^ Georgiyevsk Antlaşması Metni (1783), Polnoe Sobranie Zakonov Rossiiskoi Imperii (Rus İmparatorluğu Kanunlar Külliyatı).
- ^ Hambly, Gavin R. G., Agha Muhammad Khan and the Establishment of the Qajar Dynasty, The Cambridge History of Iran, Vol. 7, 1991.
- ^ Berdzenishvili, Nikoloz & Janashia, Simon, Gürcistan Tarihi, Cilt 1-2, Tiflis / Türkçe Çev. Pandora Kitabevi.
- ^ Bagrationi, Vakhushti, Ağtsera sametsosa sakartvelosa (Gürcistan Krallığı'nın Tasviri), 1745.
- ^ Suny, Ronald Grigor, The Making of the Georgian Nation, Indiana University Press, 1994, s. 70-95.
- ^ Baddeley, John F., The Russian Conquest of the Caucasus, Longmans, Green and Co., London, 1908.
- ^ Chavchavadze, Ilia, Tserilebi (Yazılar ve Makaleler), Tiflis.
- ^ Jones, Stephen F., Social Democracy and the Making of Modern Georgia (1892–1921), Routledge, 2005.
- ^ Kazemzadeh, Firuz, The Struggle for Transcaucasia (1917–1921), Philosophical Library, New York, 1951.
- ^ Poti ve Batum Antlaşmaları Metinleri (1918), Gürcistan Cumhuriyeti Devlet Arşivleri.
- ^ Jordania, Noe, My Life (Benim Yaşamım), Paris, 1953.
- ^ Kautsky, Karl, Georgia: A Social-Democratic Peasant Republic, International Bookshops, London, 1921.
- ^ Lenin, V. I., The Question of Nationalities or "Autonomisation", Collected Works, Vol. 36, 1922.
- ^ Lang, David Marshall, A Modern History of Georgia, Weidenfeld and Nicolson, London, 1962.
- ^ Knight, Amy, Beria: Stalin's First Lieutenant, Princeton University Press, 1993.
- ^ Suny, Ronald Grigor, The Making of the Georgian Nation, Indiana University Press, 1994, s. 318-325 (9 Nisan 1989 Tiflis Olayları).
- ^ Beissinger, Mark R., Nationalist Mobilization and the Collapse of the Soviet State, Cambridge University Press, 2002.
- ^ Keys, David (28 Aralık 2003). "Now that's what you call a real vintage: professor unearths 8,000-year-old wine". The Independent. 25 Eylül 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Ağustos 2017.
- ^ "Evidence of ancient wine found in Georgia a vintage quaffed some 6,000 years BC". Euronews. 21 Mayıs 2015. 24 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Mayıs 2015.
- ^ Thomas Stöllner, Irina Gambaschidze (2014) The Gold Mine of Sakdrisi and Earliest Mining and Metallurgy in the Transcausus and the Kura-Valley System 18 Kasım 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
- ^ Battaglia V, Fornarino S, Al-Zahery N, ve diğerleri. (Haziran 2009). "Y-chromosomal evidence of the cultural diffusion of agriculture in southeast Europe". European Journal of Human Genetics. 17 (6): 820-30. doi:10.1038/ejhg.2008.249. PMC 2947100
. PMID 19107149.
- ^ "Kafkas Üniversitesi web sitesi GÜRCÜ DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI sayfası". 22 Temmuz 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Ocak 2021.
- ^ Toumanoff, Cyril, "Iberia between Chosroid and Bagratid Rule", in Studies in Christian Caucasian History, Georgetown, 1963, pp. 374–377. Accessible online at "Archived copy". 8 Şubat 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Haziran 2012.
- ^ Rapp, Stephen H., Jr (2007). "7 – Georgian Christianity". The Blackwell Companion to Eastern Christianity. John Wiley & Sons. s. 138. ISBN 978-1-4443-3361-9. Erişim tarihi: 11 Mayıs 2012.
- ^ "GEORGIA iii. Iranian elements in Georgian art and archeology". 11 Ocak 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Ocak 2015.
- ^ Suny, Ronald Grigor (1994). The Making of the Georgian Nation. ISBN 0253209153. 13 Eylül 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Ocak 2015.
- ^ "2002 census results – p. 132" (PDF). 30 Ağustos 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 7 Ocak 2020.
- ^ a b "Georgia's mighty Orthodox Church". BBC News. 2 Temmuz 2013. 30 Temmuz 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Ocak 2020.
- ^ Caucasus Analytical Digest No.20 25 Mart 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Heinrich Böll Stiftung, 11 October 2010
- ^ Mack, Glenn R.; Surina, Asele (2005). Food Culture in Russia And Central Asia. Greenwood Publishing Group. ISBN 0-313-32773-4. 30 Mayıs 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi.
- ^ a b Extra, Guus; Gorter, Durk (2001). The Other Languages of Europe. Guus Extra & Durk Gorter. ISBN 9781853595097. 22 Ocak 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Mayıs 2014. About 91,000 Muslim Georgians living in Turkey.
- ^ "Türkiye'deki Yaşayan Etnik Gruplar Araştırıldı". Milliyet. 6 Haziran 2008. 16 Ağustos 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi.
- ^ Ramet, Sabrina P. (1989). Religion and Nationalism in Soviet and East European Politics. Durham: Duke University Press. s. 187. ISBN 9780822308911.
- ^ Friedrich, Paul (1994). Encyclopedia of World Cultures: Russia and Eurasia, China (1. publ. bas.). Boston, Massachusetts: G.K. Hall. s. 150. ISBN 9780816118106. A part of the Ingilo population still retains the (Orthodox) Christian faith, but another, larger segment adheres to the Sunni sect of Islam.

