İçeriğe geç
24 Ekim 2026, CumartesiTarihe vefa, kültüre emanet.

Bilgi Merkezi / Rehber

Âli Paşa

Mehmed Emin Âli Paşa (d. 5 Mart 1815 - ö. 7 Eylül 1871), Osmanlı Devleti'nde Tanzimat döneminin Mustafa Reşid Paşa ve Keçecizade Fuat Paşa ile birlikte en ön…

Son gözden geçirme: 22.10.2026

Doğum
5 Mart 1815
Vefat
7 Eylül 1871
Alan
Devlet adamları
Dönem
18.–19. yüzyıl
Kabri / türbesi
İstanbul
İlgili Türk devletleri
Osmanlı Devleti

Hayatı

Âli Paşa
Görsel: Unknown author · Wikimedia Commons · Public domain

Mehmed Emin Âlî Paşa, 5 Mart 1815 tarihinde İstanbul'un Mercanağa semtinde, mütevazı bir evde ve fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası, İstanbul Mısır Çarşısı'nda aktarlık yapan ve aynı zamanda çarşının kapıcıbaşısı olan Ali Rıza Efendi idi. Babasının vefatı ve ailesinin içinde bulunduğu maddi sıkıntılar nedeniyle eğitim hayatına bir süre ara vermek zorunda kaldı. Devlet hizmetine 1830 yılında, henüz on beş yaşındayken Dîvân-ı Hümâyûn kâtibi olarak girdi. Kâtiplik geleneği gereği kendisine verilen 'Âlî' mahlasını, siyasi kariyeri boyunca ve devlet görevlerinde sürekli olarak kullandı. 1832 yılında mühimme kalemine kâtip olarak atanan Âlî Paşa, bu görevi sırasında boş zamanlarını değerlendirerek kendi gayretiyle Fransızca öğrenmeye başladı. 1833 yılında, dışişlerine nitelikli kamu görevlisi yetiştirmek amacıyla kurulan Tercüme Odası'na girdi ve 1836 veya 1837 yıllarında tercüme kalemine kâtip olarak tayin edildi.

1835 yılında Avusturya İmparatoru I. Ferdinand'ın tahta çıkış törenlerine katılmak üzere Viyana'ya gönderilen Osmanlı heyetinde ikinci başkâtip olarak görev yaptı. Viyana'da bir buçuk yıl boyunca Osmanlı elçiliğinde ikinci başkâtip olarak kalan Âlî Paşa, burada diplomasinin inceliklerini öğrenme fırsatı buldu ve Fransızca bilgisini geliştirdi. 1837 yılında aynı rütbe ile St. Petersburg'a gönderilen Âlî Paşa, Kasım 1837'de İstanbul'a dönerek Dîvân-ı Hümâyûn tercümanlığına atandı. 1838 yılında Londra elçisi olarak atanan Mustafa Reşid Paşa ile birlikte Londra'da çalışmaya başladı ve burada elçilik müsteşar vekilliği, ardından müsteşarlık görevlerini üstlendi. Mustafa Reşid Paşa'nın Paris'e elçi olarak atanması üzerine, Londra elçiliğinde maslahatgüzarlık görevini yürüttü. Temmuz 1839'da Sultan Abdülmecid'in tahta çıkmasıyla İstanbul'a dönen Âlî Paşa, Dîvân-ı Hümâyûn tercümanlığı görevine devam etti. 1840 yılında Sadık Rifat Paşa'nın yerine önce vekaleten, ardından Ağustos 1840'ta asaleten Hariciye Nezareti müsteşarlığına getirildi. Aralık 1841 ile Kasım 1844 tarihleri arasında Londra büyükelçisi olarak görevlendirilen Âlî Paşa, bu görevin ardından tekrar İstanbul'a döndü.

1845 yılının sonlarında Meclis-i Vala üyeliğine tayin edilen Âlî Paşa, Paris elçiliğinden dönen Mustafa Reşid Paşa'nın yerine Ekim 1845'te vekaleten Hariciye Nazırlığı yaptı. 15 Aralık 1845 tarihinden itibaren Hariciye Nazırlığı müsteşarlığına atanan Âlî Paşa, Mustafa Reşid Paşa'nın sadrazamlığa getirilmesiyle 28 Eylül 1846'da ilk kez Hariciye Nazırı oldu. Bu görevi sırasında Aralık 1847'de vezirlik rütbesi ve paşa unvanı ile taltif edildi. Mustafa Reşid Paşa'nın sadrazamlıktan azledilmesi üzerine 22 Nisan 1848'de Hariciye Nazırlığı görevine son verildi ve 28 Haziran'da Meclis-i Vala Reisliği'ne atandı. Mustafa Reşid Paşa'nın aynı yıl içinde tekrar sadrazam olmasıyla, Âlî Paşa 15 Temmuz'da ikinci kez Hariciye Nazırı görevini üstlendi. 6 Ağustos 1852'de Mustafa Reşid Paşa'nın azli üzerine ilk kez sadrazamlık makamına getirilen Âlî Paşa, bu dönemde eski hocası ile arası açılmaya başladı. İlk sadrazamlık dönemi kısa sürdü ve 3 Ekim 1852'de bu görevden azledildi. Yeni sadrazam Damat Mehmed Ali Paşa'nın teklifiyle 18 Ocak 1853'te İzmir valisi olarak atandı ve Haziran 1853'te bu görevden istifa etti.

19 Nisan 1854'te Bursa valisi olan Âlî Paşa, 28 Eylül 1854'te Bursa valiliği ile birlikte yeni kurulan Meclis-i Tanzimat Reisliği görevini de üstlendi. Kırım Savaşı'nın başlamasıyla birlikte, 24 Kasım 1854'te üçüncü kez Hariciye Nazırlığına getirildi. 2 Mayıs 1855'te Sadrazam Mustafa Reşid Paşa'nın azledilmesi üzerine ikinci kez sadrazamlık görevine atandı. Savaşın sonunda yapılacak barışın protokolünü belirlemek için Nisan 1855'te toplanan Viyana Konferansı'na Osmanlı Devleti temsilcisi olarak katıldı. Bu süreçte Kırım'da Sivastopol kuşatması devam etmekteydi ve şehir, bir yıllık kuşatmanın ardından 9 Eylül 1855'te müttefik güçlerin eline geçti. Rusya'nın Kırım Savaşı'ndan yenik ayrılması ve Osmanlı Devleti'ni parçalama planının başarısız olması, İngiltere ve Fransa'nın desteğinin bir karşılığı olarak değerlendirildi. Bu destek karşılığında, Viyana Protokolü'nün dördüncü maddesinde yer alan ve Paris Antlaşması'ndan altı hafta önce ilan edilen Islâhat Fermânı gündeme geldi. Paris Antlaşması öncesinde, Osmanlı İmparatorluğu'nun Rusya'nın müdahalelerine karşı korunması ve Avrupa devletleri ailesine katılma şartı olarak İngiltere ve Fransa bazı koşullar ileri sürdü.

Tarihî önemi ve başarıları

Islâhat Fermânı'nın esasları, Âlî Paşa ile İstanbul'daki İngiliz ve Fransız elçileri arasında kararlaştırıldı. Fermanın ilan edilmesi halinde İngiltere ve Fransa, Osmanlı İmparatorluğu'nun iç işlerine karışmayacaklarına dair taahhütte bulundular. Tanzimat Fermanı gibi Sultan Abdülmecid tarafından ısdar edilen Islâhat Fermânı, Kırım Savaşı ateşkesinden on sekiz gün sonra, 18 Şubat 1856'da ilan edildi. Bu ferman, Tanzimat'ın devamı niteliğinde bir değişim olarak kabul edilmekle birlikte, millet sistemini kaldırmayı ve tüm din topluluklarına eşit vatandaşlık hakları tanımayı amaçladı. Âlî Paşa, ırk, dil ve din ayrımı gözetmeksizin bir Osmanlı milleti oluşturmayı hedefledi ve bu amaçla Osmanlıcılık fikrini doruk noktasına taşıdı. Islâhat Fermânı ile gayrimüslimlere devlet kademelerinde memur olma yolu açıldı ve din değiştirme hakkı kabul edildi. İslâm'dan çıkmanın ölüm cezasıyla cezalandırılması usulüne son verilirken, gayrimüslimlere askerî okullara gitme hakkı tanındı. Gayrimüslimlerden alınan cizye vergisi kaldırılarak vergi yükümlülüklerinde eşitlik sağlandı ve mahkemelerde şahitlikleri kabul edilmeye başlandı. Eşit hakların eşit yükümlülükleri de beraberinde getirmesi düşüncesiyle, gayrimüslimlere askerlik yapma zorunluluğu getirildi. Askerlik yapmak istemeyen gayrimüslimlere bedel-i askerî ödeme imkânı sunulurken, Müslüman tebâa da para karşılığında askerlik görevinden muaf olma şansını elde etti. Gayrimüslimlerin yaşadığı yerlerde okul ve kilise gibi kurumları kurmaları, onarmaları ve kiliselerde çan çalmaları serbest bırakılarak klasik dönemdeki sınırlamalar kaldırıldı. Bu düzenlemelerle Osmanlı İmparatorluğu'ndaki tebaaya, o dönem Avrupa ülkelerinde tanınan temel hak ve özgürlüklerin önemli bir kısmı sağlandı.

Kırım Savaşı'nın ardından başlayan barış müzakereleri, 1 Şubat 1856 başında Paris Kongresi adıyla başladı ve bu kongre Viyana Kongreler sistemi'nin bir devamı niteliğindeydi. Kongreye Osmanlı İmparatorluğu'nun yanı sıra Büyük Britanya, Fransa, Sardinya, Avusturya, Prusya ve Rusya temsilcileri katıldı. Osmanlı Devleti'ni Paris Kongresi'nde temsil eden kişi Âlî Paşa idi ve müzakereler 25 Şubat ile 30 Mart tarihleri arasında tek bir müzakere ortamında yapıldı. Âlî Paşa, konferans sırasında devletin gelişiminin önünde büyük bir engel oluşturan kapitülasyonların kaldırılması için girişimlerde bulunmuşsa da bu konuda başarı sağlayamadı. 30 Mart 1856'da Kırım Savaşı'nı sona erdiren Paris Antlaşması imzalandı ve anlaşmanın en önemli maddesiyle Osmanlı Devleti Avrupa devletler topluluğunun bir üyesi oldu. Anlaşma gereğince Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı, Avrupa devletlerinin ortak garantisi altına alındı. 28 Şubat 1856'da ilan edilen Islâhat Fermânı, devletlere tebliğ edildi ve devletler bu fermanı kabul ettiler. Ancak ferman, ilgili devletlere Osmanlı Devleti'nin iç işlerine karışma hakkı vermeyecekti. Anlaşmanın dokuzuncu maddesi gereğince, devletin idaresi altındaki bütün halkın hayat şartlarının iyileştirileceğine dair bir kayıt konuldu. Bu madde, daha sonra Hatt-ı Hümayun'un icrasında Avrupa devletlerinin Osmanlı İmparatorluğu'nun iç işlerine karışmasına bir bahane olarak kullanıldı. Âlî Paşa, etkin bir diplomat olarak Avrupalıların dikkatini çekti ve konferansta Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa devletler topluluğuna katılmasını sağladı. Islâhat Fermânı ve Paris Antlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu'nun toprak bütünlüğünü sağlayabileceğine inanan Âlî Paşa, Avrupa devletlerinin gayrimüslim halkın koruyucusu bahanesiyle müdahalesini önlemeyi amaçladı.

Islâhat Fermânı'nın içeriği ve konferanstaki tutumu nedeniyle Âlî Paşa büyük eleştirilere maruz kaldı. Özellikle Mustafa Reşid Paşa, kendi yetiştirdiği Âlî Paşa'nın hazırladığı Islâhat Fermânı'nı devletin çıkarlarına aykırı bulduğunu belirten bir raporu Sultan Abdülmecid'e sundu. Fermanın tamamen dış baskı sonucu çıkarılan ve devletin haysiyetini kıran bir belge olduğu yönünde eleştiriler yapıldı. Bu tenkitlerin etkisiyle ve Eflak-Boğdan meselesindeki tutumu nedeniyle İngiliz sefirinin de tepkisini çeken Âlî Paşa, Sultan Abdülmecid tarafından 1 Kasım 1856'da sadrazamlıktan azledildi. Sadrazam olarak tekrar göreve getirilen Mustafa Reşid Paşa'nın altında 6 Kasım'dan itibaren dördüncü kez Hariciye Nazırlığı görevini üstlenen Âlî Paşa, 12 Kasım'da bu görevden istifa etti. Meclis-i Ali üyeliğine memur edilen Âlî Paşa, 3 Ağustos 1857'de Mustafa Reşid Paşa'nın azli üzerine yeni sadrazam Giritli Mustafa Naili Paşa döneminde beşinci kez Hariciye Nazırı oldu. Ekim 1857'de Mustafa Reşid Paşa'nın tekrar sadrazam olmasıyla bu görevden ayrılmadı. Mustafa Reşid Paşa'nın 7 Ocak 1858'deki vefatından sonra üçüncü kez sadrazamlığa getirilen Âlî Paşa, Kırım Harbi'nin neden olduğu büyük mali sıkıntılarla karşı karşıya kaldı. Devlet harcamalarında kesinti yapılması gerektiğini savunan Âlî Paşa, sarayın aşırı israfını azaltmaktan başka çare göremedi. Dolmabahçe Sarayı'nın tamamlanmasından sonra Çırağan Sarayı'nın yıkılıp kâgir olarak yeniden yaptırılması planlanıyordu. Sultan Abdülmecid'in Çırağan'da yeni bir saray yaptırma isteği karşısında Âlî Paşa, hazine-i hassa yoluna girdiğinde daha iyisinin yapılabileceğini ancak şu an sıkıntı olduğunu belirtti. Bu sözleri üzerine 18 Ekim 1859'da sadrazamlıktan azledilen Âlî Paşa, 26 Aralık 1859'da tekrar Meclis-i Tanzimat Reisliği'ne atandı. Sadrazam Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa'nın Rumeli seyahatine çıkması üzerine 4 Haziran ile 12 Ekim 1860 tarihleri arasında sedaret kaymakamlığı görevini yürüttü. 14 Ekim'de Hariciye Nazırı Keçecizade Fuat Paşa'nın Şam'a gitmesi sırasında vekaleten geçici olarak Hariciye Nazırlığı yaptı. 14 Temmuz 1864'te Sadrazam Keçecizade Mehmed Emin Fuad Paşa tarafından asaleten altıncı kez Hariciye Nazırı görevine getirildi. Sultan Abdülaziz'in tahta çıkmasından hemen sonra Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa'nın azli üzerine 16 Ağustos 1861'de dördüncü kez sadrazam yapıldı. Dört ay süren bu sadrazamlık döneminin ardından 22 Kasım'da azledilen Âlî Paşa, yeni sadrazam Keçecizade Fuat Paşa'nın şartı üzerine yedinci kez Hariciye Nazırı oldu ve bu görevde altı yıl kaldı.

Eserleri ve mirası

11 Şubat 1867'de Sadrazam Mütercim Mehmed Rüşdi Paşa'nın azledilmesi üzerine Mehmed Emin Âlî Paşa beşinci kez sadrazamlığa getirildi. Bu son sadrazamlık görevi, 1871 yılındaki vefatına kadar devam etti ve diğer dönemlere kıyasla daha olaylı ve sorunlu geçti. Ancak Osmanlı ordusu birlikleri Belgrad ve diğer bazı kalelerde bulunmaya devam etmekteydi ve Osmanlı İmparatorluğu bu kalelere egemendi. Âlî Paşa, Sırbistan'daki kalelerden Osmanlı askerinin çekilmesi kararına imza attı ve bu karar Türk bayrağının kalelerde kalması şartıyla uygulandı. Bu karar nedeniyle basından çok şiddetli tepkiler alan Âlî Paşa, Tanzimatçılar arasında bir yol ayrımına neden oldu. Yeni Osmanlılar adı ile teşkilatlanan grup, Âlî Paşa'ya ve hükümete cephe aldı. 1867'de Girit İsyanı sırasında adaya giden Âlî Paşa, titiz bir diplomasi ve Müslüman-Hristiyan dengesi uzlaşması fikrine dayanan bir reform programını uygulamaya koydu. Giritli Hristiyanlara verdiği haklar nedeniyle de yoğun eleştirilere maruz kaldı. Girit Olayları'nın çözümünde, imparatorluk tebaası arasındaki din farklılığının hayata yansımaması için Fransız medeni kanununun alınmasını önerdi. Âlî Paşa, gayrimüslimlerin memuriyetlere kabulünü daha da kolaylaştırdığı gibi kabinede de gayrimüslim nazırların bulunmasına karar verdi. Onun döneminde başta Hariciye Nezareti olmak üzere devletin birçok biriminde gayrimüslim memurların sayısı büyük bir hızla arttı. Bu politikalar nedeniyle Âlî Paşa birçok kesimin eleştirilerine hedef oldu. Son sadrazamlık döneminin en önemli icraatlarından biri, klasik Osmanlı medrese eğitiminden vazgeçilerek hazırlanan 1869 Maarif-i Umûmiye Nizamnâmesi'dir. Osmanlıcılık projesinin geçerli olabilmesi için Müslüman ve gayrimüslim karma eğitimin en azından ortaokul düzeyinde gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyordu. Devlet idaresini senelerce elinde tutan Âlî Paşa, her zaman sultanın keyfi idaresine karşı koymaya çalıştı ve onun mutlak salahiyetini kısıtlamayı amaçladı. Tanzimat devrinde 1871'e kadar çeşitli mevkilerde Osmanlı idaresini ve dış siyasetini elinde tutan Âlî Paşa, bazen Hariciye Nazırı bazen de Sadrazam olarak devlet idaresinin en üst düzeyinde bulundu. Abdülmecid ve Abdülaziz saltanatlarında beş defa olmak üzere toplam sekiz yıl üç ay sadrazamlık yaptı. Ayrıca Londra Büyükelçiliği, İzmir ve Bursa valiliği, Meclis-i Vala Reisliği, Meclis-i Tanzimat Reisliği ile birlikte toplam sekiz kez Hariciye Nazırlığı görevinde bulundu. 7 Eylül 1871'de vefat eden Âlî Paşa'nın naaşı Süleymaniye Camii haziresine defnedildi. Ölümünden sonra yazı takımlarının Prens Bismarck tarafından satın aldırıldığı bilinmektedir.

Haritada ve ilgili kayıtlar

Benzer / İlgili Türk büyükleri

Aynı alan, dönem, devlet ve bölgeye göre ilgili kayıtlar.

Bu sayfa, Vikipedi'deki «Mehmed Emin Âlî Paşa» maddesinden yararlanılarak yapay zekâ destekli editörlük ile özgün cümlelerle yeniden yazılmıştır; Vikipedi metinleri CC BY-SA 4.0 lisanslıdır. Kesin bilgi için resmî ve akademik kaynaklara başvurun; bir hata görürseniz bize bildirin.

Kaynaklar

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır; resmî ve bağlayıcı metin için kaynaklara bakın. Hukuki, mali veya tıbbi tavsiye değildir.

Bağışlarınız İçin

Hesap sahibi: Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı

T.C. Ziraat Bankası

TR49 0001 0012 6298 0865 4750 01